<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitaplar &#8211; Medyum Papaz Gültekin</title>
	<atom:link href="https://www.medyumpapazgultekin.net/kitaplar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.medyumpapazgultekin.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Apr 2022 00:02:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.medyumpapazgultekin.net/wp-content/uploads/2022/04/cropped-hands-1-32x32.png</url>
	<title>Kitaplar &#8211; Medyum Papaz Gültekin</title>
	<link>https://www.medyumpapazgultekin.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YASA&#8217;NIN TEKRARI 1</title>
		<link>https://www.medyumpapazgultekin.net/2022/04/yasanin-tekrari-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Medyum Papaz Gültekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 09:27:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medyumpapazgultekin.net/?p=1570</guid>

					<description><![CDATA[İsrailliler&#8217;in Horev Dağı&#8217;ndan Ayrılışı 1 Şeria Irmağı&#8217;nın doğu yakasındaki çölde, Suf&#8217;un karşısında Arava&#8217;da, Paran ile Tofel, Lavan, Haserot, Di-Zahav arasında Musa İsrailliler&#8217;e şunları anlattı. 2 Horev&#8217;den Seir Dağı yoluyla Kadeş-Barnea&#8217;ya gitmek on bir gün sürer. 3 Mısır&#8217;dan çıktıktan sonra kırkıncı yılın on birinci ayının birinci günü, Musa RAB&#8217;bin, kendisi aracılığıyla İsrailliler&#8217;e neler buyurduğunu anlattı. 4 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">İsrailliler&#8217;in Horev Dağı&#8217;ndan Ayrılışı</h3>



<p><strong>1</strong> Şeria Irmağı&#8217;nın doğu yakasındaki çölde, Suf&#8217;un karşısında Arava&#8217;da, Paran ile Tofel, Lavan, Haserot, Di-Zahav arasında Musa İsrailliler&#8217;e şunları anlattı. <strong>2</strong> Horev&#8217;den Seir Dağı yoluyla Kadeş-Barnea&#8217;ya gitmek on bir gün sürer. <strong>3</strong> Mısır&#8217;dan çıktıktan sonra kırkıncı yılın on birinci ayının birinci günü, Musa RAB&#8217;bin, kendisi aracılığıyla İsrailliler&#8217;e neler buyurduğunu anlattı. <strong>4</strong> Bu olay Musa Heşbon&#8217;da yaşayan Amorlular&#8217;ın Kralı Sihon&#8217;u, Aştarot&#8217;ta ve Edrei&#8217;de yaşayan Başan Kralı Og&#8217;u bozguna uğrattıktan sonra oldu. <strong>5</strong> Musa Şeria Irmağı&#8217;nın doğu yakasındaki Moav topraklarında bu yasayı şöyle açıklamaya başladı:</p>



<p><strong>6</strong> “Tanrımız RAB Horev&#8217;de bize, ‘Bu dağda yeteri kadar kaldınız’ dedi, <strong>7</strong> ‘Haydi kalkın, Arava&#8217;da, dağlık bölgede, Şefela&#8217;da, Negev&#8217;de ve Akdeniz kıyısında yaşayan bütün komşu halklara, Amorlular&#8217;ın dağlık bölgesine, büyük Fırat Irmağı&#8217;na kadar uzanan Kenanlılar ülkesine ve Lübnan&#8217;a gidin. <strong>8</strong> Bu toprakları size verdim. Gidin, atalarınıza, İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ve soylarına ant içerek söz verdiğim toprakları mülk edinin.’ ”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Musa Önderler Atıyor</h3>



<p><strong>9</strong> “O sırada size, ‘Tek başıma yükünüzü taşıyamam’ dedim, <strong>10</strong> ‘Tanrınız RAB sizi çoğalttı. Bugün göklerdeki yıldızlar kadar çoğaldınız. <strong>11</strong> Atalarınızın Tanrısı RAB sizi bin kat daha çoğaltsın ve söz verdiği gibi kutsasın! <strong>12</strong> Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim? <strong>13</strong> Kendinize her oymaktan bilge, anlayışlı, deneyimli adamlar seçin. Onları size önder atayacağım.’</p>



<p><strong>14</strong> “Siz de bunun iyi olduğunu onayladınız. <strong>15</strong> Böylece oymaklarınızın bilge ve deneyimli kişiler olan ileri gelenlerini size önder atadım. Onlara biner, yüzer, ellişer, onar kişilik toplulukların sorumluluğunu verdim. Oymaklarınız için de yöneticiler görevlendirdim. <strong>16</strong> Ayrıca yargıçlarınıza, ‘Kardeşleriniz arasındaki sorunları dinleyin’ dedim, ‘Bir adamla İsrailli kardeşi ya da bir yabancı arasındaki davalarda adaletle karar verin. <strong>17</strong> Yargılarken kimseyi kayırmayın; küçüğe de, büyüğe de aynı gözle bakın. Hiç kimseden korkmayın. Yargı Tanrı&#8217;ya özgüdür. Çözemeyeceğiniz bir sorun olursa bana getirin, ben gerekeni yaparım.’ <strong>18</strong> O sırada yapmanız gereken her şeyi size buyurmuştum.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Halk Casuslar Gönderiyor</h3>



<p><strong>19</strong> “Sonra Tanrımız RAB&#8217;bin bize buyurduğu gibi Horev&#8217;den ayrıldık, Amorlular&#8217;ın dağlık bölgesine giden yoldan geçerek gördüğünüz o geniş ve korkunç çölü aşıp Kadeş-Barnea&#8217;ya vardık. <strong>20</strong> Size, ‘Tanrımız RAB&#8217;bin bize vereceği Amorlular&#8217;ın dağlık bölgesine vardınız’ dedim, <strong>21</strong> ‘İşte, Tanrınız RAB size ülkeyi verdi. Haydi, atalarınızın Tanrısı RAB&#8217;bin size söylediği gibi, gidip orayı mülk edinin. Korkmayın, yılmayın.’</p>



<p><strong>22</strong> “O zaman hepiniz bana gelip, ‘Ülkeyi araştırmak için önümüzden adamlar gönderelim’ dediniz, ‘Hangi yoldan gideceğiz, hangi kentlere uğrayacağız? Bilgi versinler.’</p>



<p><strong>23</strong> “Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim. <strong>24</strong> Bunlar dağlık bölgeye çıkarak Eşkol Vadisi&#8217;ne varıp ülkeyi araştırdılar. <strong>25</strong> Dönüşte orada yetişen meyvelerden getirdiler ve, ‘Tanrımız RAB&#8217;bin bize vereceği ülke verimlidir’ diye haber verdiler.</p>



<p><strong>26</strong> “Ne var ki, siz oraya gitmek istemediniz. Tanrınız RAB&#8217;bin buyruğuna karşı geldiniz. <strong>27</strong> Çadırlarınızda söylenerek, ‘RAB bizden nefret ediyor’ dediniz, ‘Bizi Amorlular&#8217;ın eline verip yok etmek için Mısır&#8217;dan çıkardı. <strong>28</strong> Oraya niye gidelim? Kardeşlerimiz yöre halkının bizden daha güçlü, daha uzun boylu olduğunu söyleyerek cesaretimizi kırdılar. Kentler büyükmüş, göğe dek yükselen surlarla çevriliymiş. Orada Anaklılar&#8217;ı da görmüşler.’</p>



<p><strong>29</strong> “Oysa ben size, ‘Onlardan korkmayın, yılmayın’ dedim, <strong>30-31</strong> ‘Önünüzden giden Tanrınız RAB sizin için savaşacak. Gözünüzün önünde Mısır&#8217;da ve çölde sizler için yaptıklarının aynısını yapacak. Tanrınız RAB&#8217;bin buraya varıncaya dek, çocuğunu taşıyan bir adam gibi sizi nasıl yol boyunca taşıdığını gördünüz.’ <strong>32</strong> Bütün bunlara karşın Tanrınız RAB&#8217;be güvenmediniz. <strong>33</strong> O RAB ki, çadırlarınızı kurmanız için size yer aramak, gideceğiniz yolu göstermek için geceleyin ateşte, gündüzün bulutta önünüzsıra gitti.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rab İsrail&#8217;i Cezalandırıyor</h3>



<p><strong>34</strong> “RAB yakınmalarınızı duyunca öfkelendi ve şöyle ant içti: <strong>35-36</strong> ‘Atalarınıza ant içerek söz verdiğim o verimli ülkeyi, bu kötü kuşaktan Yefunne oğlu Kalev dışında hiç kimse görmeyecek. Yalnız o görecek, ayak bastığı toprakları ona ve soyuna vereceğim. Çünkü o bütün yüreğiyle RAB&#8217;bin yolunda yürüdü.’</p>



<p><strong>37</strong> “Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‘Sen de o ülkeye girmeyeceksin’ dedi, <strong>38</strong> ‘Ama yardımcın Nun oğlu Yeşu oraya girecek. Onu yüreklendir. İsrailliler&#8217;in ülkeyi mülk edinmesini o sağlayacak. <strong>39</strong> Tutsak olacak dediğiniz küçükleriniz, bugün iyiyle kötüyü ayırt edemeyen çocuklarınız oraya girecekler. Ülkeyi onlara vereceğim, orayı onlar mülk edinecekler. <strong>40</strong> Ama siz geri dönün, Kamış Denizi yolundan çöle gidin.’ ”</p>



<h3 class="wp-block-heading">İsrail Horma&#8217;da Yenilgiye Uğruyor</h3>



<p><strong>41</strong> “Bunun üzerine bana, ‘RAB&#8217;be karşı günah işledik’ dediniz, ‘Tanrımız RAB&#8217;bin buyruğu uyarınca gidip savaşacağız.’ Sonra dağlık bölgede savaşmanın kolay olacağını düşünerek her biriniz silahınızı kuşandınız.</p>



<p><strong>42</strong> “Ama RAB bana şöyle dedi: ‘Söyle onlara, savaşa gitmesinler. Çünkü sizinle olmayacağım. Düşmanlarınızın önünde yenilgiye uğrayacaksınız.’</p>



<p><strong>43</strong> “Sizi uyardım, ama dinlemediniz. RAB&#8217;bin buyruğuna karşı geldiniz. Kendinize güvenerek dağlık bölgeye çıktınız. <strong>44</strong> Dağlık bölgede yaşayan Amorlular size karşı çıktılar. Arılar gibi sizi kovaladılar. Seir&#8217;den Horma Kenti&#8217;ne dek sizi bozguna uğrattılar. <strong>45</strong> Geri döndünüz ve RAB&#8217;bin önünde ağladınız. Ama RAB ne ağlayışınızı duydu, ne de size kulak astı. <strong>46</strong> Uzun süre Kadeş&#8217;te kaldınız.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 2</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İsrailliler&#8217;in Çölde Geçirdiği Yıllar</h3>



<p><strong>1</strong> “Sonunda geri dönüp RAB&#8217;bin bana buyurduğu gibi Kamış Denizi yolundan çöle gittik. Uzun süre Seir dağlık bölgesinde dolanıp durduk.</p>



<p><strong>2-3</strong> “RAB bana, ‘Bu dağlık bölgenin çevresinde yeterince dolaştınız’ dedi, ‘Şimdi kuzeye gidin.’ <strong>4</strong> Sonra halka şu buyrukları vermemi söyledi: ‘Seir&#8217;de yaşayan kardeşlerinizin, Esavoğulları&#8217;nın ülkesinden geçeceksiniz. Sizden korkacaklar. Çok dikkatli davranın. <strong>5</strong> Onları savaşa kışkırtmayın. Size onların ülkesinden hiçbir toprak parçası, ayağınızı basacak bir yer bile vermeyeceğim. Çünkü Seir dağlık bölgesini mülk olarak Esav&#8217;a verdim. <strong>6</strong> Yiyeceklerinizi, içeceklerinizi onlardan para karşılığında alacaksınız.’</p>



<p><strong>7</strong> “Tanrınız RAB el attığınız her işte sizi kutsadı. Bu geniş çölde dolanıp durduğunuz sürece sizi korudu. Tanrınız RAB geçirdiğiniz bu kırk yıl boyunca sizlerleydi ve hiçbir eksiğiniz olmadı.</p>



<p><strong>8</strong> “Böylece Seir&#8217;de yaşayan kardeşlerimizin, Esavoğulları&#8217;nın yanından geçtik. Eylat ve Esyon-Gever&#8217;den Arava&#8217;ya giden yoldan saparak yolculuğumuzu Moav Çölü yolundan sürdürdük.</p>



<p><strong>9</strong> “RAB bana, ‘Moavlılar&#8217;a düşman gözüyle bakma, onları savaşa kışkırtma’ dedi, ‘Onların ülkesinden hiçbir toprak parçasını sana mülk olarak vermeyeceğim. Çünkü Ar Kenti&#8217;ni Lut soyuna verdim.’ ”</p>



<p><strong>10</strong> –Daha önce orada Anaklılar kadar uzun boylu, güçlü ve kalabalık olan Emliler yaşıyordu. <strong>11</strong> Emliler Anaklılar gibi Refalılar&#8217;dan sayılırdı. Ama Moavlılar onlara Emliler adını takmıştı. <strong>12</strong> Daha önce Seir&#8217;de Horlular yaşardı. Esavoğulları orayı onların elinden aldı. İsrailliler&#8217;in RAB&#8217;bin mülk edinmek için kendilerine verdiği ülkede yaptıkları gibi, Esavoğulları da Horlular&#8217;ı yok edip yerlerine yerleştiler.–</p>



<p><strong>13</strong> “RAB, ‘Haydi kalkın, Zeret Vadisi&#8217;nden geçin’ dedi. Biz de Zeret Vadisi&#8217;nden geçtik. <strong>14</strong> Kadeş-Barnea&#8217;dan yola çıkıp Zeret Vadisi&#8217;nden geçinceye dek otuz sekiz yıl yol aldık. RAB&#8217;bin içtiği ant uyarınca, İsrail halkından o kuşağın bütün savaşçıları yok olmuştu. <strong>15</strong> RAB, ordugahtaki bütün savaşçıları ortadan kaldırıncaya dek onları cezalandırmıştı.</p>



<p><strong>16</strong> “Topluluktaki bütün savaşçılar öldükten sonra, <strong>17</strong> RAB bana şöyle dedi: <strong>18</strong> ‘Bugün Moav topraklarından ve Ar Kenti&#8217;nden geçeceksin. <strong>19</strong> Ammonlular&#8217;a yaklaştığında onlara düşman gözüyle bakma, onları savaşa kışkırtma. Çünkü mülk edinmen için Ammonlular&#8217;ın ülkesinden sana hiçbir toprak parçası vermeyeceğim. O ülkeyi mülk olarak Lut soyuna verdim.’ ”</p>



<p><strong>20</strong> –Bu bölge Refalılar ülkesi diye bilinir. Refalılar önceden orada yaşıyordu. Ammonlular onlara Zamzumlular adını takmıştı. <strong>21</strong> Zamzumlular Anaklılar kadar uzun boylu, güçlü ve kalabalıktılar. Ama RAB onları Ammonlular&#8217;ın önünde yok etti. Ammonlular Zamzumlular&#8217;ın topraklarını alıp yerlerine yerleştiler. <strong>22</strong> RAB Seir&#8217;de yaşayan Esavoğulları için de aynısını yapmış, Horlular&#8217;ı onların önünde yok etmişti. Esavoğulları Horlular&#8217;ın topraklarını almış, yerlerine yerleşmişlerdi. Bugün de orada yaşıyorlar. <strong>23</strong> Gazze&#8217;ye kadar uzanan köylerde yaşayan Avvalılar&#8217;ı da Kaftor&#8217;dan gelen Kaftorlular yok edip yerlerine yerleştiler.–</p>



<p><strong>24</strong> “ ‘Haydi kalkın! Arnon Vadisi&#8217;nden geçin! İşte Heşbon Kralı Amorlu Sihon&#8217;u ve ülkesini elinize teslim ettim. Ona saldırın ve ülkesini mülk edinmeye başlayın. <strong>25</strong> Bugünden başlayarak göğün altındaki uluslara korkunuzu, dehşetinizi salacağım. Haberinizi duyunca korkuyla titreyecekler.’ ”</p>



<h3 class="wp-block-heading">İsrailliler Heşbon Kralı Sihon&#8217;u Bozguna Uğratıyor</h3>



<p><strong>26</strong> “Bundan sonra Kedemot Çölü&#8217;nden Heşbon Kralı Sihon&#8217;a barış önerileriyle ulaklar gönderdim. Öneriler şöyleydi: <strong>27</strong> ‘İzin ver, ülkenden geçelim. Dosdoğru ana yoldan, sağa sola sapmadan geçeceğiz. <strong>28-29</strong> Yiyeceğimizi, içeceğimizi para karşılığında bize vereceksin. Yeter ki ülkenden geçelim. Seir&#8217;de yaşayan Esavoğulları ile Ar Kenti&#8217;nde yaşayan Moavlılar sınırlarından geçmemize izin verdiler. Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip Tanrımız RAB&#8217;bin bize vereceği ülkeye gitmemize sen de izin ver.’ <strong>30</strong> Ne var ki, Heşbon Kralı Sihon ülkesinden geçmemize izin vermek istemedi. Tanrınız RAB, şimdi olduğu gibi, Sihon&#8217;u elinize teslim etmek için yüreğini duygusuzlaştırıp onu inatçı yaptı.</p>



<p><strong>31</strong> “RAB bana, ‘İşte Sihon&#8217;u ve ülkesini senin eline teslim etmeye başladım. Haydi, ülkeyi ele geçir ve mülk edinmeye başla’ dedi. <strong>32</strong> Sihon bizimle savaşmak için Yahesa&#8217;da bütün halkıyla karşımıza çıktı. <strong>33</strong> Tanrımız RAB onu elimize teslim etti. Onu, oğullarını ve bütün halkını yok ettik. <strong>34</strong> Bütün kentlerini ele geçirdik, hepsini yok ettik. Kadın, erkek, çocuk, kimseyi sağ bırakmadık. <strong>35</strong> Hayvanlara ve ele geçirdiğimiz kentlerdeki mallara ise el koyduk. <strong>36</strong> Arnon Vadisi kıyısında Aroer&#8217;den ve vadideki kentten Gilat&#8217;a dek, ele geçirmediğimiz hiçbir kent kalmadı. Tanrımız RAB hepsini elimize teslim etti. <strong>37</strong> Ama Tanrımız RAB&#8217;bin buyruğu uyarınca, Ammonlular&#8217;ın ülkesine –Yabbuk Irmağı kıyılarına, dağlık bölgedeki kentlere– yaklaşmadınız.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 3</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İsrailliler Başan Kralı Og&#8217;u Bozguna Uğratıyor</h3>



<p><strong>1</strong> “Bundan sonra dönüp Başan&#8217;a doğru ilerledik. Başan Kralı Og&#8217;la ordusu bizimle savaşmak için Edrei&#8217;de karşımıza çıktı. <strong>2</strong> RAB bana, ‘Ondan korkma!’ dedi, ‘Çünkü onu da ordusuyla ülkesini de senin eline teslim ettim. Amorlular&#8217;ın Heşbon&#8217;da yaşayan Kralı Sihon&#8217;a yaptığının aynısını ona da yapacaksın.’</p>



<p><strong>3</strong> “Böylece Tanrımız RAB, Başan Kralı Og&#8217;u ve halkını da elimize teslim etti. Hiçbirini sağ bırakmadan hepsini yok ettik. <strong>4</strong> Bütün kentlerini ele geçirdik. Ele geçirmediğimiz tek kent kalmadı. Hepsi altmış kentti: Başan&#8217;da Og&#8217;un ülkesi olan bütün Argov bölgesi. <strong>5</strong> Bütün bu kentler yüksek surlarla, kapılarla, sürgülerle sağlamlaştırılmıştı. Bunlardan başka surla çevrilmemiş birçok köy de vardı. <strong>6</strong> Heşbon Kralı Sihon&#8217;a yaptığımız gibi hepsini yok ettik. Her kenti, kadın, erkek ve çocuklarla birlikte, tümüyle yok ettik. <strong>7</strong> Hayvanlara ve kentlerdeki mallara ise el koyduk.</p>



<p><strong>8</strong> “Arnon Vadisi&#8217;nden Hermon Dağı&#8217;na kadar Şeria Irmağı&#8217;nın doğu yakasındaki toprakları iki Amorlu kralın elinden aldık. <strong>9</strong> –Saydalılar Hermon&#8217;a Siryon, Amorlular&#8217;sa Senir derler.– <strong>10</strong> Ovadaki bütün kentleri, bütün Gilat&#8217;ı, Og&#8217;un ülkesine ait kentler olan Salka ve Edrei&#8217;ye uzanan bütün Başan&#8217;ı ele geçirdik.” <strong>11</strong> –Refalılar&#8217;dan yalnız Başan Kralı Og sağ kalmıştı. Og&#8217;un Ammonlular&#8217;ın Rabba Kenti&#8217;ndeki yatağı demirdendi. O gün kullanılan arşın ölçüsüne göre uzunluğu dokuz , eni dört arşındı .–</p>



<h3 class="wp-block-heading">Şeria Irmağı&#8217;nın Doğusuna Yerleşen Oymaklar</h3>



<p><strong>12</strong> “O sırada ele geçirdiğimiz topraklardan Arnon Vadisi yakınındaki Aroer Kenti&#8217;nin kuzeyini, Gilat dağlık bölgesinin yarısıyla oradaki kentleri Ruben ve Gad oymaklarına verdim. <strong>13</strong> Gilat&#8217;ın geri kalan bölümünü ve Og&#8217;un ülkesi Başan&#8217;ı Manaşşe oymağının yarısına verdim. Başan&#8217;daki Argov bölgesi Refalılar ülkesi diye bilinirdi. <strong>14</strong> Manaşşe soyundan Yair, Geşur ile Maaka sınırına dek uzanan bütün Argov bölgesini aldı. Başan denilen bölgeye kendi adını verdi. Orası bugün de Havvot-Yair diye anılıyor. <strong>15</strong> Makir&#8217;e Gilat&#8217;ı verdim. <strong>16</strong> Gilat&#8217;la Arnon Vadisi arasında kalan toprakları Ruben ve Gad oymaklarına verdim. Vadinin ortası onların sınırıydı; Ammonlular&#8217;la sınırları ise Yabbuk Irmağı&#8217;ydı. <strong>17</strong> Arava&#8217;da da sınır Şeria Irmağı&#8217;ydı; Kinneret&#8217;ten Arava –Lut– Gölü&#8217;ne, doğuda Pisga yamaçlarının aşağısına kadar uzanıyordu.</p>



<p><strong>18</strong> “O zaman size şöyle buyruk verdim: ‘Tanrınız RAB mülk edinmek için bu ülkeyi size verdi. Bütün savaşçılarınız silahlı olarak İsrailli kardeşlerinizin önüsıra gitsin. <strong>19-20</strong> Ancak RAB sizi rahata erdirdiği gibi onları da rahata erdirene ve onlar Tanrınız RAB&#8217;bin Şeria Irmağı&#8217;nın karşı yakasında kendilerine vereceği toprakları ele geçirene kadar, kadınlarınız, çocuklarınız ve hayvanlarınız –biliyorum, birçok hayvanınız var– size verdiğim kentlerde kalsın. Ondan sonra, her biriniz size verdiğim toprağa dönebilir.’ ”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rab Musa&#8217;nın Kenan Ülkesine Girmesini Yasaklıyor</h3>



<p><strong>21</strong> “O zaman Yeşu&#8217;ya, ‘Tanrın RAB&#8217;bin bu iki krala neler yaptığını gözlerinle gördün’ dedim, ‘RAB gideceğin bütün ülkelere aynısını yapacak. <strong>22</strong> Onlardan korkmayın! Tanrınız RAB sizin için savaşacak.’</p>



<p><strong>23</strong> “Sonra RAB&#8217;be yalvardım: <strong>24</strong> ‘Ey Egemen RAB, büyüklüğünü ve güçlü elini bana göstermeye başladın. Gökte ve yerde senin yaptığın yüce işleri yapabilecek başka bir tanrı yok! <strong>25</strong> İzin ver de Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip karşı yakadaki o verimli ülkeyi, o güzel dağlık bölgeyi ve Lübnan&#8217;ı göreyim.’</p>



<p><strong>26</strong> “Ama RAB sizin yüzünüzden bana öfkelendi, yalvarışıma kulak asmadı. Bana, ‘Yeter artık!’ dedi, ‘Bir daha bu konudan söz etme bana. <strong>27</strong> Pisga Dağı&#8217;na çık. Batıya, kuzeye, güneye, doğuya bak. Gözlerinle gör. Çünkü Şeria Irmağı&#8217;ndan geçmeyeceksin. <strong>28</strong> Yeşu&#8217;ya görev ver. Onu güçlendir ve yüreklendir. Çünkü bu halk Şeria Irmağı&#8217;ndan onun önderliğinde geçecek. Göreceğin toprakları halka o miras olarak verecek.’ <strong>29</strong> Böylece Beytpeor&#8217;un karşısındaki vadide kaldık.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 4</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İsrailliler&#8217;den Söz Dinlemeleri İsteniyor</h3>



<p><strong>1</strong> “Şimdi, ey İsrail, size öğrettiğim kurallara, ilkelere kulak verin. Yaşamak, ülkeye girmek ve atalarınızın Tanrısı RAB&#8217;bin size vereceği toprakları mülk edinmek için bunlara uyun. <strong>2</strong> Size verdiğim buyruklara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın. Ama size bildirdiğim Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarına uyun.</p>



<p><strong>3</strong> “RAB&#8217;bin Baal-Peor&#8217;da neler yaptığını kendi gözlerinizle gördünüz. Tanrınız RAB, Baal-Peor&#8217;a tapan herkesi aranızdan yok etti. <strong>4</strong> RAB&#8217;be bağlı kalan sizler ise hâlâ yaşamaktasınız.</p>



<p><strong>5</strong> “İşte, Tanrım RAB&#8217;bin buyruğu uyarınca size kurallar, ilkeler verdim. Öyle ki, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede bunlara uyasınız. <strong>6</strong> Onlara sımsıkı bağlanın. Çünkü ne denli bilge ve anlayışlı olduğunuzu uluslara bunlar gösterecek. Bu kuralları duyunca, uluslar, ‘Bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halk!’ diyecek. <strong>7</strong> Tanrımız RAB her çağırdığımızda bize yakın olur. Tanrısı kendisine böylesine yakın olan başka bir büyük ulus var mı? <strong>8</strong> Bugün size verdiğim bu yasa gibi adil kuralları, ilkeleri olan başka bir büyük ulus var mı?</p>



<p><strong>9</strong> “Ancak gördüklerinizi unutmamaya, yaşamınız boyunca aklınızdan çıkarmamaya dikkat edin ve uyanık olun. Bunları çocuklarınıza, torunlarınıza anlatın. <strong>10</strong> Horev&#8217;de Tanrınız RAB&#8217;bin önünde durduğunuz günü anımsayın. RAB bana şöyle dedi: ‘Sözlerimi dinlemesi için halkı topla. Öyle ki, yaşamları boyunca benden korkmayı öğrensinler, çocuklarına da öğretsinler.’</p>



<p><strong>11</strong> “Yaklaşıp dağın eteğinde durdunuz. Dağ göklere dek yükselen alevle tutuşmuştu. Kara bulutlar ve koyu bir karanlık vardı. <strong>12</strong> RAB size ateşin içinden seslendi. Siz konuşulanı duydunuz, ama konuşanı görmediniz. Yalnız bir ses duydunuz. <strong>13</strong> RAB uymanızı buyurduğu antlaşmayı, yani On Buyruk&#8217;u size açıkladı. Onları iki taş levha üstüne yazdı. <strong>14</strong> Mülk edinmek için gideceğiniz ülkede uymanız gereken kuralları, ilkeleri size öğretmemi buyurdu.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Putatapanlara Karşı Uyarı</h3>



<p><strong>15</strong> “RAB Horev&#8217;de ateşin içinden size seslendiği gün hiçbir suret görmediniz. Bu nedenle kendinize çok dikkat edin. <strong>16-18</strong> Öyle ki, kendiniz için erkek ya da kadın, yerde yaşayan hayvan ya da gökte uçan kuş, küçük kara hayvanı ya da aşağıda suda yaşayan balık suretinde, heykel biçiminde put yaparak yoldan sapmayasınız. <strong>19</strong> Gözlerinizi göklere kaldırıp güneşi, ayı, yıldızları –gök cisimlerini– görünce sakın aldanmayın; eğilip onlara tapmayın. Tanrınız RAB bunları göğün altındaki halklara pay olarak vermiştir. <strong>20</strong> Size gelince, RAB, bugün olduğu gibi kendi halkı olmanız için, sizi alıp demir eritme ocağından, Mısır&#8217;dan çıkardı.</p>



<p><strong>21</strong> “RAB sizin yüzünüzden bana öfkelendi. Şeria Irmağı&#8217;nın karşı yakasına geçmemem ve Tanrınız RAB&#8217;bin size mülk olarak vereceği o verimli ülkeye girmemem için ant içti. <strong>22</strong> Ben bu toprakta öleceğim. Şeria Irmağı&#8217;ndan geçmeyeceğim. Ama siz karşıya geçecek ve o verimli ülkeyi mülk edineceksiniz. <strong>23</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin sizinle yaptığı antlaşmayı unutmamaya, kendinize Tanrınız RAB&#8217;bin yasakladığı herhangi bir şeyin suretinde put yapmamaya dikkat edin. <strong>24</strong> Çünkü Tanrınız RAB yakıp yok eden bir ateştir; kıskanç bir Tanrı&#8217;dır.</p>



<p><strong>25</strong> “Ülkede uzun zaman oturduktan, çocuk ve torun sahibi olduktan sonra yoldan sapar, kendinize herhangi bir şeyin suretinde put yapar, Tanrınız RAB&#8217;bin gözünde kötü olanı yaparak onu öfkelendirirseniz, <strong>26</strong> bugün size karşı yeri göğü tanık gösteririm ki, mülk edinmek için Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip gideceğiniz ülkede kesinlikle ve çabucak öleceksiniz. Orada uzun süre yaşamayacak, büsbütün yok olacaksınız. <strong>27</strong> RAB sizi başka halkların arasına dağıtacak. RAB&#8217;bin sizi süreceği ulusların arasında sayıca az olacaksınız. <strong>28</strong> Orada görmeyen, duymayan, yemeyen, koku almayan, insan eliyle yapılmış, ağaçtan, taştan tanrılara tapacaksınız. <strong>29</strong> Ama Tanrınız RAB&#8217;bi arayacaksınız. Bütün yüreğinizle, bütün canınızla ararsanız, O&#8217;nu bulacaksınız. <strong>30</strong> Sıkıntıya düştüğünüzde ve bütün bu olaylar başınıza geldiğinde, sonunda Tanrınız RAB&#8217;be dönecek, O&#8217;nun sözüne kulak vereceksiniz. <strong>31</strong> Çünkü Tanrınız RAB acıyan bir Tanrı&#8217;dır. Sizi bırakmaz, yok etmez ve atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı unutmaz.</p>



<p><strong>32</strong> “Siz doğmadan önceki geçmiş günleri, Tanrı&#8217;nın yeryüzünde insanı yarattığı günden bu yana geçen zamanı soruşturun. Göklerin bir ucundan öbür ucuna sorun. Bu kadar önemli bir olay hiç oldu mu, ya da buna benzer bir olay duyuldu mu? <strong>33</strong> Ateşin içinden seslenen Tanrı&#8217;nın sesini sizin gibi duyup da sağ kalan başka bir ulus var mı? <strong>34</strong> Hiçbir tanrı Tanrınız RAB&#8217;bin Mısır&#8217;da gözlerinizin önünde sizin için yaptığı gibi denemelerle, belirtilerle, şaşılası işlerle, savaşla, güçlü ve kudretli elle, büyük ve ürkütücü olaylarla gidip başka bir ulustan kendine bir ulus almaya kalkıştı mı?</p>



<p><strong>35</strong> “Bu olaylar RAB&#8217;bin Tanrı olduğunu ve O&#8217;ndan başkası olmadığını bilesiniz diye size gösterildi. <strong>36</strong> O sizi yola getirmek için gökten size sesini duyurdu. Yeryüzünde size büyük ateşini gösterdi. Ateşin içinden size sözlerini duyurdu. <strong>37</strong> Atalarınızı sevdiği ve onların soyunu seçtiği için sizi büyük gücüyle Mısır&#8217;dan kendisi çıkardı. <strong>38</strong> Amacı sizden daha büyük, daha güçlü ulusları önünüzden kovmak, onların ülkelerine girmenizi sağlamak, bugün olduğu gibi mülk edinmeniz için ülkelerini size vermekti.</p>



<p><strong>39</strong> “Bunun için, bugün RAB&#8217;bin yukarıda göklerde, aşağıda yeryüzünde Tanrı olduğunu, O&#8217;ndan başkası olmadığını bilin ve bunu aklınızdan çıkarmayın. <strong>40</strong> Size ve sizden sonra gelen çocuklarınıza iyilik sağlaması ve Tanrınız RAB&#8217;bin sonsuza dek size vereceği bu topraklarda uzun yıllar yaşamanız için bugün size bildirdiğim RAB&#8217;bin kurallarına, buyruklarına uyun.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sığınak Kentler</h3>



<p><strong>41</strong> Bundan sonra Musa Şeria Irmağı&#8217;nın doğusunda üç kent ayırdı. <strong>42</strong> Öyle ki, önceden kin beslemediği bir komşusunu istemeyerek öldüren biri bu kentlerden birine kaçıp canını kurtarabilsin. <strong>43</strong> Bu kentler şunlardı: Rubenliler için ovadaki kırsal bölgede Beser, Gadlılar için Gilat&#8217;taki Ramot, Manaşşeliler için Başan&#8217;daki Golan.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yasaya Giriş</h3>



<p><strong>44</strong> Musa&#8217;nın İsrailliler&#8217;e anlattığı yasa budur. <strong>45</strong> Mısır&#8217;dan çıktıktan sonra Musa&#8217;nın İsrailliler&#8217;e bildirdiği yasalar, kurallar, ilkeler bunlardır. <strong>46</strong> Musa bunları Şeria Irmağı&#8217;nın doğu yakasında, Beytpeor karşısındaki vadide bildirdi. Burası daha önce Heşbon&#8217;da oturan Amorlular&#8217;ın Kralı Sihon&#8217;a ait topraklardı. Musa ile İsrailliler Mısır&#8217;dan çıktıklarında Sihon&#8217;u bozguna uğratmışlardı. <strong>47</strong> Onun ve Başan Kralı Og&#8217;un ülkesini, yani Şeria Irmağı&#8217;nın doğusunda yaşayan iki Amorlu kralın ülkesini ele geçirmişlerdi. <strong>48</strong> Bu topraklar, Arnon Vadisi kıyısındaki Aroer Kenti&#8217;nden Sion, yani Hermon Dağı&#8217;na kadar uzanıyor, <strong>49</strong> Pisga Dağı&#8217;nın eteğindeki Arava Gölü&#8217;ne dek uzanan, Şeria Irmağı&#8217;nın doğu yakasındaki bütün Arava&#8217;yı kapsıyordu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 5</h2>



<h3 class="wp-block-heading">On Buyruk</h3>



<p><strong>1</strong> Musa bütün İsrailliler&#8217;i bir araya toplayarak şöyle dedi: “Ey İsrail, bugün size bildireceğim kurallara, ilkelere kulak verin! Onları öğrenin ve onlara uymaya dikkat edin! <strong>2</strong> Tanrımız RAB Horev Dağı&#8217;nda bizimle bir antlaşma yaptı. <strong>3</strong> RAB bu antlaşmayı atalarımızla değil, bizimle, bugün burada sağ kalan hepimizle yaptı. <strong>4</strong> RAB dağda ateşin içinden sizinle yüz yüze konuştu. <strong>5</strong> O zaman RAB&#8217;bin sözünü size bildirmek için RAB ile sizin aranızda durdum. Çünkü siz ateşten korkup dağa çıkmadınız. RAB şöyle seslendi:</p>



<p><strong>6</strong> “ ‘Seni Mısır&#8217;dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim.</p>



<p><strong>7</strong> “ ‘Benden başka tanrın olmayacak.</p>



<p><strong>8</strong> “ ‘Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. <strong>9</strong> Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı&#8217;yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. <strong>10</strong> Ama beni seven, buyruklarıma uyan binlerce kuşağa sevgi gösteririm.</p>



<p><strong>11</strong> “ ‘Tanrın RAB&#8217;bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü RAB, adını boş yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır.</p>



<p><strong>12</strong> “ ‘Tanrın RAB&#8217;bin buyruğu uyarınca Şabat Günü&#8217;nü* tut ve kutsal say. <strong>13</strong> Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın. <strong>14</strong> Ama yedinci gün bana, Tanrın RAB&#8217;be Şabat Günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, öküzün, eşeğin ya da herhangi bir hayvanın, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Öyle ki, senin gibi erkek ve kadın kölelerin de dinlensinler. <strong>15</strong> Mısır&#8217;da köle olduğunu ve Tanrın RAB&#8217;bin seni oradan güçlü ve kudretli eliyle çıkardığını anımsayacaksın. Tanrın RAB bu yüzden Şabat Günü&#8217;nü tutmanı buyurdu.</p>



<p><strong>16</strong> “ ‘Tanrın RAB&#8217;bin buyruğu uyarınca annene babana saygı göster. Öyle ki, ömrün uzun olsun ve Tanrın RAB&#8217;bin sana vereceği ülkede üzerine iyilik gelsin.</p>



<p><strong>17</strong> “ ‘Adam öldürmeyeceksin.</p>



<p><strong>18</strong> “ ‘Zina etmeyeceksin.</p>



<p><strong>19</strong> “ ‘Çalmayacaksın.</p>



<p><strong>20</strong> “ ‘Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.</p>



<p><strong>21</strong> “ ‘Komşunun karısına kötü gözle bakmayacaksın. Komşunun evine, tarlasına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.’</p>



<p><strong>22</strong> “RAB bu sözleri dağda ateşin, bulutun, koyu karanlığın içinden bütün topluluğunuza yüksek sesle söyledi. Başka bir şey eklemedi. Sonra bunları iki taş levha üstüne yazıp bana verdi.</p>



<p><strong>23</strong> “Dağ alev alev yanarken karanlığın içinden sesi duyduğunuzda bütün oymak başlarınız ve ileri gelenlerinizle bana yaklaştınız. <strong>24</strong> ‘Tanrımız RAB bize yüceliğini ve büyüklüğünü gösterdi’ dediniz, ‘Ateşin içinden sesini duyduk. Bugün Tanrı&#8217;nın insanla konuştuğunu ve insanın ölmediğini gördük. <strong>25</strong> Neden şimdi ölelim? Bu büyük ateş bizi yakıp yok edecek. Tanrımız RAB&#8217;bin sesini bir daha duyarsak öleceğiz. <strong>26</strong> Ateşin içinden seslenen, yaşayan Tanrı&#8217;nın sesini bizim gibi duyup da sağ kalan var mı? <strong>27</strong> Sen git, Tanrımız RAB&#8217;bin söyleyeceklerini dinle. Sonra Tanrımız RAB&#8217;bin bütün söylediklerini bize anlat. Biz de kulak verip uyacağız.’</p>



<p><strong>28</strong> “RAB benimle yaptığınız konuşmayı duyunca, şöyle dedi: ‘Bu halkın sana neler söylediğini duydum. Bütün söyledikleri doğrudur. <strong>29</strong> Keşke benden korksalardı ve bütün buyruklarıma uymak için her zaman yürekten istekli olsalardı! O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.</p>



<p><strong>30</strong> “ ‘Git, çadırlarına dönmelerini söyle. <strong>31</strong> Ama sen burada yanımda dur. Sana bütün buyrukları, kuralları, ilkeleri vereceğim. Bunları halka sen öğreteceksin. Öyle ki, mülk edinmek için kendilerine vereceğim ülkede hepsine uysunlar.’</p>



<p><strong>32</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size buyurduklarına uymaya özen gösterin. Onlardan sağa sola sapmayın. <strong>33</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin size buyurduğu yollarda yürüyün. Öyle ki, mülk edineceğiniz ülkede sağ kalasınız, başarılı ve uzun ömürlü olasınız.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 6</h2>



<h3 class="wp-block-heading">En Büyük Buyruk</h3>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size öğretmek için bana verdiği buyruklar, kurallar, ilkeler bunlardır. Mülk edinmek için gideceğiniz ülkede onlara uyun. <strong>2</strong> Yaşamınız boyunca siz, çocuklarınız ve torunlarınız, size verdiğim bütün kurallara, buyruklara uyarak Tanrınız RAB&#8217;den korkun ki, ömrünüz uzun olsun. <strong>3</strong> Kulak ver, ey İsrail! Söz dinleyin ki, üzerinize iyilik gelsin, atalarınızın Tanrısı RAB&#8217;bin size verdiği söz uyarınca süt ve bal akan ülkede bol bol çoğalasınız.</p>



<p><strong>4</strong> “Dinle, ey İsrail! Tanrımız RAB tek RAB&#8217;dir . <strong>5</strong> Tanrınız RAB&#8217;bi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz. <strong>6</strong> Bugün size verdiğim bu buyrukları aklınızda tutun. <strong>7</strong> Onları çocuklarınıza belletin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin. <strong>8</strong> Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın. <strong>9</strong> Evlerinizin kapı sövelerine, kentlerinizin kapılarına yazın.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Söz Dinlemezliğe Karşı Uyarı</h3>



<p><strong>10-11</strong> “Tanrınız RAB atalarınıza, İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a içtiği ant uyarınca, sizi vereceği ülkeye –inşa etmediğiniz büyük ve güzel kentleri, biriktirmediğiniz iyi eşyalarla dolu evleri, siz emek vermeden kazılmış sarnıçları, dikmediğiniz bağları, zeytinlikleri olan ülkeye– götürecek. Orada yiyip doyacaksınız. <strong>12</strong> O zaman dikkat edin! Sizi Mısır&#8217;dan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran RAB&#8217;bi unutmayın.</p>



<p><strong>13</strong> “Tanrınız RAB&#8217;den korkacaksınız; O&#8217;na kulluk edecek ve O&#8217;nun adıyla ant içeceksiniz. <strong>14</strong> Başka ilahların, çevrenizdeki ulusların taptığı hiçbir ilahın ardınca gitmeyeceksiniz. <strong>15</strong> Çünkü aranızda olan Tanrınız RAB kıskanç bir Tanrı&#8217;dır. Öfkelenirse sizi yeryüzünden yok eder. <strong>16</strong> Massa&#8217;da olduğu gibi, Tanrınız RAB&#8217;bi denemeyeceksiniz. <strong>17</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarına, size verdiği yasalara, kurallara uymaya dikkat edeceksiniz. <strong>18</strong> RAB&#8217;bin gözünde iyi ve doğru olanı yapacaksınız. Öyle ki, üzerinize iyilik gelsin, RAB&#8217;bin atalarınıza ant içerek söz verdiği verimli ülkeyi mülk edinesiniz. <strong>19</strong> RAB de sözü uyarınca bütün düşmanlarınızı önünüzden kovacak.</p>



<p><strong>20</strong> “Gelecekte çocuklarınız size, ‘Tanrımız RAB&#8217;bin size verdiği yasaların, kuralların, ilkelerin anlamı nedir?’ diye sorunca, <strong>21</strong> onlara şöyle diyeceksiniz: ‘Mısır&#8217;da firavunun köleleriydik. RAB bizi güçlü eliyle oradan çıkardı. <strong>22</strong> Gözlerimizin önünde Mısır&#8217;a, firavuna, ailesine karşı belirtiler, büyük ve korkunç işler yaptı. <strong>23</strong> Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısır&#8217;dan çıkardı. <strong>24</strong> Sürekli üzerimize iyilik gelmesi ve bugün olduğu gibi sağ kalmamız için Tanrımız RAB bütün bu kurallara uymamızı ve kendisinden korkmamızı buyurdu. <strong>25</strong> Tanrımız RAB&#8217;bin önünde, verdiği bu buyruklara uymaya dikkat edersek, bunu bize doğruluk sayacaktır.’ ”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 7</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Tanrı&#8217;nın Öz Halkı</h3>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB mülk edinmek üzere gideceğiniz ülkeye sizi götürdüğünde, önünüzden birçok ulusu –Hititler&#8217;i*, Girgaşlılar&#8217;ı, Amorlular&#8217;ı, Kenanlılar&#8217;ı, Perizliler&#8217;i, Hivliler&#8217;i, Yevuslular&#8217;ı, sizden daha büyük ve daha güçlü yedi ulusu– kovacak. <strong>2</strong> Tanrınız RAB bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Bu uluslarla antlaşma yapmayacaksınız, onlara acımayacaksınız. <strong>3</strong> Kız alıp vermeyeceksiniz. Kızlarınızı oğullarına vermeyeceksiniz; oğullarınıza da onlardan kız almayacaksınız. <strong>4</strong> Çünkü onlar oğullarınızı beni izlemekten saptıracak, başka ilahlara tapmalarına neden olacaklardır. O zaman RAB size öfkelenecek ve sizi çabucak yok edecek. <strong>5</strong> Onlara şöyle yapacaksınız: Sunaklarını yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak, Aşera putlarını devirecek, öbür putlarını yakacaksınız.</p>



<p><strong>6</strong> “Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti. <strong>7</strong> RAB&#8217;bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. <strong>8</strong> RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır&#8217;dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu&#8217;nun elinden sizi kurtardı. <strong>9</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin Tanrı olduğunu bilin. O güvenilir Tanrı&#8217;dır. Kendisini sevenlerin, buyruklarına uyanların bininci kuşağına kadar antlaşmasına bağlı kalır. <strong>10</strong> Kendisinden nefret edenlere ise üzerlerine yıkım göndererek karşılık verir. RAB kendisinden nefret edene karşılık vermekte gecikmeyecek. <strong>11</strong> Onun için, bugün size bildirdiğim buyruklara, kurallara, ilkelere uymaya dikkat edin.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Buyruklara Uyanlara Verilecek Ödül</h3>



<p><strong>12</strong> “Bu ilkeleri dinler, onlara özenle uyarsanız, Tanrınız RAB atalarınıza ant içerek verdiği söz uyarınca sizinle yaptığı antlaşmaya bağlı kalacak. <strong>13</strong> Sizi sevecek, kutsayacak, çoğaltacak. Atalarınıza ant içerek size söz verdiği ülkede rahminizin meyvesini, toprağınızın ürününü –tahılını, yeni şarabını, zeytinyağını– sığırlarınızın buzağılarını, sürülerinizin kuzularını bereketli kılacak. <strong>14</strong> Öbür halklardan daha çok kutsanmış olacaksınız. Erkekleriniz, kadınlarınız, hayvanlarınız arasında döl vermeyen olmayacak. <strong>15</strong> RAB her türlü hastalığı sizden uzaklaştıracak. Mısır&#8217;da gördüğünüz korkunç hastalıklardan hiçbirini size vermeyecek. Bütün bu hastalıkları sizden nefret edenlere verecek. <strong>16</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin elinize teslim edeceği halkların tümünü yok edeceksiniz. Onlara acımayacaksınız. İlahlarına tapmayacaksınız. Çünkü bu sizin için tuzak olacaktır.</p>



<p><strong>17</strong> “ ‘Bu uluslar bizden daha güçlü. Onları nasıl kovabiliriz?’ diye düşünebilirsiniz. <strong>18</strong> Onlardan korkmayacaksınız. Tanrınız RAB&#8217;bin firavuna ve bütün Mısır&#8217;a yaptıklarını her zaman anımsayın. <strong>19</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin sizi Mısır&#8217;dan çıkarmak için yaptığı büyük denemeleri, belirtileri, şaşılası işleri, güçlü ve kudretli elini gözlerinizle gördünüz. Tanrınız RAB şimdi korktuğunuz bütün bu halklara aynısını yapacaktır. <strong>20</strong> Sizden gizlenerek sağ kalmış olanların üzerine, hepsi yok olana dek eşekarısı gönderecek. <strong>21</strong> Onlardan yılmayacaksınız. Aranızda olan Tanrınız RAB ulu ve heybetli bir Tanrı&#8217;dır. <strong>22</strong> Bu ulusları önünüzden azar azar kovacak. Onları birden ortadan kaldıramazsınız. Yoksa çevrenizde yabanıl hayvanlar çoğalır. <strong>23</strong> Tanrınız RAB onları elinize teslim edecek ve hepsi yok oluncaya dek onları şaşkına çevirecek. <strong>24</strong> Krallarını elinize teslim edecek; adlarını göğün altından sileceksiniz. Onları yok edene dek kimse size karşı duramayacak. <strong>25</strong> İlahlarını simgeleyen putları yakacaksınız; üzerlerindeki altına, gümüşe göz dikmeyecek, bunları kendinize ayırmayacaksınız. Öyle ki, tuzağa düşmeyesiniz. Bu putlar Tanrınız RAB&#8217;bin gözünde iğrençtir. <strong>26</strong> Bu iğrenç şeyleri evinize getirmeyeceksiniz, yoksa siz de onlar gibi yok olursunuz. Onlardan çok nefret edecek, tiksineceksiniz; çünkü onlar yok olmaya mahkûmdur.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 8</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Rab&#8217;bi Unutmayın</h3>



<p><strong>1</strong> “Bugün size bildirdiğim buyruklara tam tamına uyun ki, yaşayasınız, çoğalasınız ve gidip RAB&#8217;bin atalarınıza ant içerek söz verdiği ülkeyi mülk edinesiniz. <strong>2</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin sizi kırk yıl boyunca çölde dolaştırdığı uzun yolculuğu anımsayın! Buyruklarına uyup uymayacağınızı, amacınızın ne olduğunu öğrenmek için sizi sıkıntılara sokarak sınadı. <strong>3</strong> Sizi aç bırakarak sıkıntıya soktu. Sonra sizin de atalarınızın da bilmediği man ile sizi doyurdu. İnsanın yalnız ekmekle yaşamadığını, RAB&#8217;bin ağzından çıkan her sözle yaşadığını size öğretmek için yaptı bunu. <strong>4</strong> Kırk yıl ne giysileriniz eskidi, ne de ayaklarınız şişti. <strong>5</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin, çocuğunu eğiten bir baba gibi, sizi nasıl eğittiğini anlayın.</p>



<p><strong>6</strong> “Onun için, Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarına uyun. Yollarında yürüyün, O&#8217;ndan korkun. <strong>7</strong> Tanrınız RAB sizi verimli bir ülkeye götürüyor. Öyle bir ülke ki, ırmakları, pınarları, derelerden tepelerden çıkan su kaynakları vardır; <strong>8</strong> buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır. <strong>9</strong> Sıkıntısız ekmek yiyebileceğiniz, hiçbir şeye gereksinim duymayacağınız bir ülkedir. Öyle bir ülke ki, kayaları demirdir, dağlarından bakır çıkarabilirsiniz.</p>



<p><strong>10</strong> “Yiyip doyunca, size verdiği verimli ülke için Tanrınız RAB&#8217;be övgüler sunun. <strong>11</strong> Tanrınız RAB&#8217;bi unutmamaya dikkat edin. Bugün size bildirdiğim buyruklarını, ilkelerini, kurallarını savsaklamayın. <strong>12</strong> Yiyip doyduğunuzda, güzel evler yapıp yerleştiğinizde, <strong>13</strong> sığırlarınız, davarlarınız çoğaldığında, altınınız, gümüşünüz ve her şeyiniz arttığında, <strong>14</strong> böbürlenmemeye ve sizi Mısır&#8217;dan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RAB&#8217;bi unutmamaya dikkat edin. <strong>15</strong> RAB o büyük ve korkunç çölde, zehirli yılanlarla, akreplerle dolu o kurak, susuz toprakta sizi yürüttü. Size sert kayadan su çıkardı. <strong>16</strong> Atalarınızın bilmediği man ile sizi çölde doyurdu. Sizi sıkıntıya soktu, sınadı. Öyle ki, sonunda üzerinize iyilik gelsin. <strong>17</strong> ‘Bu serveti toplayan kendi yeteneğimiz, güçlü elimizdir’ diye düşünebilirsiniz. <strong>18</strong> Ancak bu serveti toplama yeteneğini size verenin Tanrınız RAB olduğunu anımsayın. Atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı sürdürmek amacıyla bugün de bunu yapıyor.</p>



<p><strong>19</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bi unutur, başka ilahların ardınca giderseniz, onlara tapar, önlerinde yere kapanırsanız, bugün size açıkça belirtirim ki, tamamen yok olacaksınız. <strong>20</strong> Tanrınız RAB önünüzden ulusları yok ettiği gibi, sözüne kulak vermediğiniz için sizi de yok edecek.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 9</h2>



<p><strong>1</strong> “Ey İsrail, kulak ver! Bugün sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edinmek için Şeria Irmağı&#8217;ndan geçeceksiniz. Onların kentleri büyük, surları göğe dek yükseliyor. <strong>2</strong> Bu güçlü, uzun boylu halk Anaklılar&#8217;dır. Onları biliyorsunuz. ‘Kim Anaklılar&#8217;a karşı durabilir?’ deyişini duydunuz. <strong>3</strong> Bilin ki, yakıp yok eden ateş olan Tanrınız RAB önünüzden gidecek. Onları ortadan kaldıracak, size boyun eğmelerini sağlayacak. Onları kovacaksınız, RAB&#8217;bin verdiği söz uyarınca bir çırpıda yok edeceksiniz.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Halkın Söz Dinlemezliği</h3>



<p><strong>4</strong> “Tanrınız RAB bu ulusları önünüzden kovunca, ‘RAB doğruluğumuzdan ötürü bu ülkeyi mülk edinelim diye bizi buraya getirdi’ diye düşünmeyin. Çünkü RAB, bu ulusları yaptıkları kötülükler yüzünden önünüzden kovuyor. <strong>5</strong> Onların topraklarını mülk edinmeye gitmenizin nedeni doğruluğunuz, erdeminiz değildir. Tanrınız RAB bu ulusları kötülükleri yüzünden ve atalarınız İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için önünüzden kovacak. <strong>6</strong> Şunu anlayın ki, Tanrınız RAB&#8217;bin bu verimli toprakları mülk edinesiniz diye size vermesinin nedeni doğruluğunuz değildir. Çünkü siz dikbaşlı bir halksınız.</p>



<p><strong>7</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bi çölde nasıl kızdırdığınızı anımsayın, hiç unutmayın. Mısır&#8217;dan çıktığınız günden buraya varıncaya dek, RAB&#8217;be sürekli karşı geldiniz. <strong>8</strong> Horev Dağı&#8217;nda RAB&#8217;bi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi. <strong>9</strong> Daha önce taş levhaları –RAB&#8217;bin sizinle yaptığı antlaşmanın levhalarını– almak için dağa çıkmıştım; orada kırk gün, kırk gece kaldım. Ne yedim, ne içtim. <strong>10</strong> RAB Tanrı parmağıyla yazmış olduğu iki taş levhayı bana verdi. Bu levhalar, dağda toplandığınız gün RAB&#8217;bin ateşin içinden size bildirdiği bütün buyrukları içermekteydi. <strong>11</strong> Kırk gün, kırk gece sonra RAB bana iki taş levhayı, antlaşma levhalarını verdi.</p>



<p><strong>12</strong> “ ‘Haydi, buradan hemen in’ dedi, ‘Çünkü Mısır&#8217;dan çıkardığın halkın yoldan çıktı. Onlara buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme bir put yaptılar.’ <strong>13</strong> Sonra RAB bana, ‘Bu halkı gördüm’ dedi, ‘İşte dikbaşlı bir halk! <strong>14</strong> Bırak da onları yok edeyim; adlarını da göğün altından sileyim. Seni onlardan daha güçlü, daha büyük bir ulus kılayım.’</p>



<p><strong>15</strong> “Dönüp dağdan aşağıya indim. Dağ alev alev yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi. <strong>16</strong> Tanrınız RAB&#8217;be karşı günah işlediğinizi gördüm. Kendinize buzağıya benzer bir dökme put yapmıştınız. RAB&#8217;bin size buyurduğu yoldan hemen sapmıştınız. <strong>17</strong> Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım. <strong>18</strong> Bir kez daha RAB&#8217;bin huzurunda bir şey yemeden, içmeden kırk gün kırk gece yere kapanıp kaldım. Çünkü günah işlemiştiniz; RAB&#8217;bin gözünde kötü olanı yaparak O&#8217;nu öfkelendirmiştiniz. <strong>19</strong> RAB&#8217;bin kızgın öfkesi karşısında korktum. Öfkesi sizi yok edecek kadar alevlenmişti. Ama RAB yakarışımı yine duydu. <strong>20</strong> RAB Harun&#8217;a da onu yok edecek kadar öfkelenmişti. O sırada Harun için de yakardım. <strong>21</strong> Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer dökme putu alıp yaktım. Parçalayıp ince toz haline getirinceye dek ezdim. Sonra tozu dağdan akan dereye attım.</p>



<p><strong>22</strong> “Tavera&#8217;da, Massa&#8217;da, Kivrot-Hattaava&#8217;da da RAB&#8217;bi öfkelendirdiniz. <strong>23</strong> RAB sizi Kadeş-Barnea&#8217;dan gönderirken, ‘Gidin, size vereceğim ülkeyi mülk edinin’ diye buyurmuştu. Sizse Tanrınız RAB&#8217;bin buyruğuna karşı geldiniz. O&#8217;na güvenmediniz, sözüne kulak vermediniz. <strong>24</strong> Sizi tanıdığım günden bu yana RAB&#8217;be sürekli karşı geldiniz.</p>



<p><strong>25</strong> “RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece O&#8217;nun önünde yere kapanıp kaldım. <strong>26</strong> RAB&#8217;be şöyle yakardım: ‘Ey Egemen RAB, büyük kudretinle kurtarıp güçlü elinle Mısır&#8217;dan çıkardığın halkını, kendi mirasını yok etme. <strong>27</strong> Kulların İbrahim&#8217;i, İshak&#8217;ı, Yakup&#8217;u anımsa. Bu halkın dikbaşlılığını, kötülüğünü, günahını dikkate alma. <strong>28</strong> Yoksa bizi çıkardığın ülkenin halkı, ‘RAB söz verdiği ülkeye götüremediği, onlardan nefret ettiği için çölde yok etmek amacıyla onları Mısır&#8217;dan çıkardı’ diyecek. <strong>29</strong> Oysa onlar, büyük güçle ve kudretli elinle Mısır&#8217;dan çıkardığın kendi halkın ve mirasındır.’ ”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 10</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Musa Buyrukları Yeniden Alıyor</h3>



<p><strong>1</strong> “O zaman RAB bana, ‘Öncekiler gibi iki taş levha kes ve dağa, yanıma çık’ dedi, ‘Ağaçtan bir sandık yap. <strong>2</strong> Parçaladığın önceki levhalara yazılı buyrukları yeni levhalara yazacağım. Sonra onları sandığa koyacaksın.’</p>



<p><strong>3</strong> “Böylece akasya ağacından bir sandık yaptım. Öncekiler gibi iki taş levha kestim. İki levhayı da alıp dağa çıktım. <strong>4</strong> RAB dağda toplandığınız gün ateşin içinden size bildirdiği On Buyruk&#8217;u, daha önce yaptığı gibi, bu levhalara yazdı ve bana verdi. <strong>5</strong> Sonra dönüp dağdan indim. RAB&#8217;bin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.”</p>



<p><strong>6</strong> –İsrailliler Yaakanoğulları&#8217;na ait kuyulardan ayrılıp Mosera&#8217;ya gittiler. Harun orada öldü ve gömüldü. Yerine oğlu Elazar kâhin oldu. <strong>7</strong> İsrailliler oradan Gudgoda&#8217;ya, sonra da akarsular bölgesi olan Yotvata&#8217;ya göç ettiler. <strong>8</strong> O zaman RAB, kendi Antlaşma Sandığı&#8217;nı* taşıması, kendisine hizmet etmek üzere önünde durması ve O&#8217;nun adıyla kutsaması için Levililer oymağını ayırdı. Bugün de aynı görevi yapıyorlar. <strong>9</strong> Bu yüzden Levililer kardeşleri olan öbür oymaklar gibi pay ve mülk almadılar. Tanrınız RAB&#8217;bin onlara verdiği söz uyarınca onların mirası RAB&#8217;dir.–</p>



<p><strong>10</strong> “Daha önce yaptığım gibi dağda kırk gün, kırk gece kaldım. RAB yine yakarışımı duydu ve sizi yok etmek istemedi. <strong>11</strong> Sonra, ‘Kalk, git’ dedi, ‘Onları atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeye götür. Gidip orayı mülk edinsinler.’ ”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rab&#8217;den Korkun</h3>



<p><strong>12</strong> “Şimdi, ey İsrail halkı, Tanrınız RAB sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor: Tanrınız RAB&#8217;den korkun, O&#8217;nun yollarında yürüyün, O&#8217;nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O&#8217;na kulluk edin; <strong>13</strong> üzerinize iyilik gelsin diye bugün size bildirdiğim buyruklarına, kurallarına uyun. <strong>14</strong> Gökler de, göklerin gökleri de, yeryüzü ve içindeki her şey Tanrınız RAB&#8217;bindir. <strong>15</strong> Öyleyken RAB atalarınızı sevdi, onlara bağlandı. Bugün olduğu gibi, onların soyu olan sizleri bütün halkların arasından seçti. <strong>16</strong> Yüreklerinizi RAB&#8217;be adayın , bundan böyle dikbaşlı olmayın. <strong>17</strong> Çünkü Tanrınız RAB, tanrıların Tanrısı, rablerin Rabbi&#8217;dir. O kimseyi kayırmayan, rüşvet almayan, ulu, güçlü, heybetli Tanrı&#8217;dır. <strong>18</strong> Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar. <strong>19</strong> Siz de yabancıları seveceksiniz. Çünkü Mısır&#8217;da siz de yabancıydınız. <strong>20</strong> Tanrınız RAB&#8217;den korkun, O&#8217;na kulluk edin. O&#8217;na bağlı kalın ve O&#8217;nun adıyla ant için. <strong>21</strong> O övgünüzdür. Gözlerinizle gördüğünüz o büyük, heybetli belirtileri sizin için gerçekleştiren Tanrınız&#8217;dır. <strong>22</strong> Mısır&#8217;a giden atalarınız yetmiş kişiydi. Şimdiyse Tanrınız RAB sizi göklerdeki yıldızlar kadar çoğalttı.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 11</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Rab&#8217;bin Büyüklüğü</h3>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bi sevin. Uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun. <strong>2</strong> Unutmayın ki, Tanrınız RAB&#8217;bin tedibini görüp yaşayanlar çocuklarınız değil, sizsiniz: Büyüklüğünü, güçlü elini, kudretini, <strong>3</strong> belirtilerini, Mısır&#8217;da firavuna ve bütün ülkesine yaptıklarını; <strong>4</strong> Mısır ordusuna, atlarına, savaş arabalarına neler yaptığını; Mısırlılar sizi kovalarken onları nasıl Kamış Denizi&#8217;nin* suları altında bıraktığını, onları nasıl yok ettiğini gördünüz. <strong>5</strong> Buraya varıncaya dek RAB&#8217;bin çölde sizin için neler yaptığını; <strong>6</strong> Rubenoğulları&#8217;ndan Eliav&#8217;ın oğulları Datan&#8217;la Aviram&#8217;a neler ettiğini; bütün İsrail&#8217;in gözü önünde yerin nasıl yarıldığını, onları, ailelerini, çadırlarını ve onlara ait her canlıyı nasıl yuttuğunu gören çocuklarınız değil, sizsiniz. <strong>7</strong> RAB&#8217;bin yaptığı bu büyük işlerin tümünü gören sizsiniz.</p>



<p><strong>8</strong> “Bugün size bildirdiğim buyrukların tümüne uyun ki, güçlü olasınız, mülk edinmek üzere Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip ülkeyi ele geçiresiniz. <strong>9</strong> RAB&#8217;bin ant içerek atalarınıza ve soylarına söz verdiği süt ve bal akan ülkede ömrünüz uzun olsun. <strong>10</strong> Mülk edinmek için gideceğiniz ülke, çıkmış olduğunuz Mısır gibi değildir. Orada tohumunuzu eker, sebze bahçesi gibi zorlukla sulardınız. <strong>11</strong> Mülk edinmek üzere gideceğiniz ülkenin ise dağları, dereleri vardır. Toprağı gökten yağan yağmurla sulanır. <strong>12</strong> Orası Tanrınız RAB&#8217;bin kayırdığı bir ülkedir. Tanrınız RAB orayı bütün yıl sürekli gözetir.</p>



<p><strong>13</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bi sevmek, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O&#8217;na kulluk etmek için bugün size bildirdiğim buyruklara iyice kulak verirseniz, <strong>14</strong> RAB ülkenize ilk ve son yağmuru vaktinde yağdıracak. Öyle ki, tahılınızı, yeni şarabınızı, zeytinyağınızı toplayasınız. <strong>15</strong> RAB tarlalarda hayvanlarınız için ot sağlayacak, siz de yiyip doyacaksınız. <strong>16</strong> Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz. <strong>17</strong> Öyle ki, RAB size öfkelenmesin; yağmur yağmasın, toprak ürün vermesin diye gökleri kapamasın; size vereceği verimli ülkede çabucak yok olmayasınız.</p>



<p><strong>18</strong> “Bu sözlerimi aklınızda ve yüreğinizde tutun. Bir belirti olarak ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın. <strong>19</strong> Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin. <strong>20</strong> Evlerinizin kapı sövelerine, kentlerinizin kapılarına yazın. <strong>21</strong> Öyle ki, RAB&#8217;bin atalarınıza vermeye söz verdiği topraklar üzerinde sizin de, çocuklarınızın da ömrü uzun olsun ve yeryüzünün üstünde gökler olduğu sürece orada yaşayasınız.</p>



<p><strong>22</strong> “Uymanız için size bildirdiğim bu buyrukları eksiksiz yerine getirir, Tanrınız RAB&#8217;bi sever, yollarında yürür, O&#8217;na bağlı kalırsanız, <strong>23</strong> RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz. <strong>24</strong> Ayak basacağınız her yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden Lübnan&#8217;a, Fırat Irmağı&#8217;ndan Akdeniz&#8217;e kadar uzanacak. <strong>25</strong> Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, ayak basacağınız her yere dehşetinizi, korkunuzu saçacaktır.</p>



<p><strong>26</strong> “Bakın, bugün önünüze kutsamayı ve laneti koyuyorum: <strong>27</strong> Bugün size bildirdiğim Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarına uyarsanız kutsanacaksınız. <strong>28</strong> Ama Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarını dinlemez, bilmediğiniz başka ilahların ardınca giderek bugün size buyurduğum yoldan saparsanız, lanete uğrayacaksınız. <strong>29</strong> Tanrınız RAB mülk edinmek için gideceğiniz ülkeye sizi götürdüğünde, Gerizim Dağı&#8217;nda kutsama yapacak, Eval Dağı&#8217;nda lanet okuyacaksınız. <strong>30</strong> Bu iki dağ Şeria Irmağı&#8217;nın karşı yakasında, yolun batısında, Arava&#8217;da oturan Kenanlılar ülkesinde, Gilgal karşısında, More meşeliği yanındadır. <strong>31</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkeyi mülk edinmek için Şeria Irmağı&#8217;ndan geçmek üzeresiniz. Orayı ele geçirip yerleştiğinizde, <strong>32</strong> bugün size bildirdiğim bütün kurallara, ilkelere uymaya dikkat edin.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 12</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Tek Tapınma Yeri</h3>



<p><strong>1</strong> “Atalarınızın Tanrısı RAB&#8217;bin mülk edinmek için size verdiği ülkede yaşamınız boyunca uymanız gereken kurallar, ilkeler şunlardır: <strong>2</strong> Topraklarını alacağınız ulusların ilahlarına taptıkları yüksek dağlardaki, tepelerdeki, bol yapraklı her ağacın altındaki yerleri tümüyle yıkacaksınız. <strong>3</strong> Sunaklarını yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak, Aşera putlarını yakacak, öbür putlarını parça parça edeceksiniz. İlahlarının adlarını oradan sileceksiniz.</p>



<p><strong>4</strong> “Siz Tanrınız RAB&#8217;be bu biçimde tapmamalısınız. <strong>5</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için bütün oymaklarınız arasından seçeceği yere, konutuna yönelmeli, oraya gitmelisiniz. <strong>6</strong> Yakmalık sunularınızı, kurbanlarınızı, ondalıklarınızı, bağışlarınızı, dilek adaklarınızı, gönülden verdiğiniz sunuları, sığırlarınızın ve davarlarınızın ilk doğanlarını oraya götüreceksiniz. <strong>7</strong> Orada, sizi kutsayan Tanrınız RAB&#8217;bin huzurunda, siz de aileleriniz de yiyeceksiniz ve el attığınız her işte sevinç bulacaksınız.</p>



<p><strong>8</strong> “Bugün burada yaptığımızı yapmayın; herkes kendi gözünde doğru olanı yapıyor. <strong>9</strong> Çünkü Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği dinlenme yerine, mülke daha ulaşmadınız. <strong>10</strong> Ama Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip Tanrınız RAB&#8217;bin mülk olarak size vereceği ülkeye yerleşeceksiniz. RAB sizi çevrenizdeki bütün düşmanlarınızdan kurtarıp rahata kavuşturacak. Güvenlik içinde yaşayacaksınız. <strong>11</strong> Tanrınız RAB adını yerleştirmek için bir yer seçecek. Size buyurduğum her şeyi oraya götüreceksiniz: Yakmalık sunularınızı, kurbanlarınızı, ondalıklarınızı, bağışlarınızı, RAB&#8217;be adadığınız bütün özel adaklarınızı. <strong>12</strong> Siz, oğullarınız, kızlarınız, erkek ve kadın köleleriniz, kentlerinizde yaşayan Levililer Tanrınız RAB&#8217;bin huzurunda sevineceksiniz. Çünkü Levililer&#8217;in sizin gibi kendilerine ait payları ve mülkleri yoktur. <strong>13</strong> Yakmalık sunularınızı herhangi bir yerde sunmamaya dikkat edin. <strong>14</strong> Yakmalık sunularınızı RAB&#8217;bin oymaklarınızın birinde seçeceği yerde sunacaksınız. Size buyurduğum her şeyi orada yapacaksınız.</p>



<p><strong>15</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin sizi kutsadığı ölçüde, yaşadığınız kentlerde dilediğiniz kadar hayvan kesip etini yiyebilirsiniz. Dinsel açıdan temiz ya da kirli kişi, bu eti ceylan ya da geyik eti yer gibi yiyebilir. <strong>16</strong> Ancak kan yemeyeceksiniz. Kanı su gibi toprağa akıtacaksınız. <strong>17</strong> Tahılınızın, yeni şarabınızın, zeytinyağınızın ondalığını, sığırlarınızın, davarlarınızın ilk doğanlarını, adadıklarınızın tümünü, gönülden verdiğiniz sunuları, bağışlarınızı yaşadığınız kentlerde yememelisiniz. <strong>18</strong> Siz, oğullarınız, kızlarınız, erkek ve kadın köleleriniz, kentlerinizde oturan Levililer bunları Tanrınız RAB&#8217;bin huzurunda, O&#8217;nun seçeceği yerde yiyeceksiniz. Tanrınız RAB&#8217;bin huzurunda el attığınız her işte sevinç bulacaksınız. <strong>19</strong> Ülkede yaşadığınız sürece Levililer&#8217;i yüzüstü bırakmamaya dikkat edin.</p>



<p><strong>20</strong> “Tanrınız RAB size verdiği söz uyarınca sınırınızı genişlettiğinde, et yemeye istek duyup, ‘Et yiyeceğiz’ derseniz, dilediğiniz kadar et yiyebilirsiniz. <strong>21</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yer sizden uzaksa, buyruğum uyarınca RAB&#8217;bin size verdiği sığırlardan, davarlardan kesebilirsiniz. Kentlerinizde dilediğiniz kadar et yiyebilirsiniz. <strong>22</strong> Dinsel açıdan temiz ya da kirli kişi bu eti ceylan ya da geyik eti yer gibi yiyebilir. <strong>23</strong> Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz. <strong>24</strong> Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız. <strong>25</strong> Kan yemeyeceksiniz. Öyle ki, size ve sizden sonra gelen çocuklarınıza iyilik gelsin. Böylece RAB&#8217;bin gözünde doğru olanı yapmış olursunuz.</p>



<p><strong>26</strong> “Kutsal sunularınızı, dilek adaklarınızı alıp RAB&#8217;bin seçeceği yere gideceksiniz. <strong>27</strong> Yakmalık sunularınızı, eti ve kanı Tanrınız RAB&#8217;bin sunağında sunacaksınız. Kurbanınızın kanı Tanrınız RAB&#8217;bin sunağına akacak. Ama eti yiyebilirsiniz. <strong>28</strong> Size bildirdiğim bütün bu buyruklara iyice uyun ki, size ve sizden sonra gelen çocuklarınıza sürekli iyilik gelsin. Böylece Tanrınız RAB&#8217;bin gözünde iyi ve doğru olanı yapmış olacaksınız.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Başka İlahlara Tapmayın</h3>



<p><strong>29</strong> “Tanrınız RAB topraklarını alacağınız ulusları önünüzden yok edecek. Topraklarını miras alıp orada yaşadığınızda <strong>30</strong> ve onları yok ettiğinizde, onların tuzaklarına düşmekten sakının. İlahlarına yönelip, ‘Bu uluslar ilahlarına nasıl tapıyorlardı? Biz de aynısını yapalım’ demeyin. <strong>31</strong> Tanrınız RAB&#8217;be bu biçimde tapınmayacaksınız. Onlar ilahlarına RAB&#8217;bin tiksindiği iğrenç şeyler sunuyorlar. Oğullarını, kızlarını bile yakarak ilahlarına kurban ediyorlar.</p>



<p><strong>32</strong> “Size bildirdiğim bütün buyruklara iyice uyun. Bunlara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 13</h2>



<p><strong>1</strong> “Aranızdan bir peygamber ya da düş gören biri çıkarsa, bir belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse, <strong>2</strong> ‘Bilmediğiniz başka ilahlara yönelip tapınalım’ derse, söz ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile, <strong>3</strong> o peygamberi ya da düş göreni dinlememelisiniz. Tanrınız RAB kendisini bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır. <strong>4</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin ardınca yürüyün, O&#8217;ndan korkun. Buyruklarına uyun, O&#8217;nun sözüne kulak verin. O&#8217;na kulluk edin, O&#8217;na bağlı kalın. <strong>5</strong> O peygamber ya da düş gören öldürülecek. O, sizi Mısır&#8217;dan çıkaran, köle olduğunuz ülkeden kurtaran Tanrınız RAB&#8217;be karşı gelmeye kışkırttı. Tanrınız RAB&#8217;bin yürümenizi buyurduğu yoldan sizi saptırmaya çalıştı. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldırmalısınız.</p>



<p><strong>6-7</strong> “Öz kardeşin, oğlun, kızın, sevdiğin karın ya da en yakın dostun seni gizlice ayartmaya çalışır, senin ve atalarının önceden bilmediğiniz, dünyanın bir ucundan öbür ucuna dek uzakta, yakında, çevrenizde yaşayan halkların ilahları için, ‘Haydi gidelim, bu ilahlara tapalım’ derse, <strong>8</strong> ona uymayacak, onu dinlemeyeceksin. Ona acımayacak, sevecenlik göstermeyecek, onu korumayacaksın. <strong>9</strong> Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun. <strong>10</strong> Taşlayarak öldürün onu. Çünkü Mısır&#8217;dan, köle olduğunuz ülkeden sizi çıkaran Tanrınız RAB&#8217;den sizi saptırmaya çalıştı. <strong>11</strong> Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.</p>



<p><strong>12-13</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin yaşamanız için size vereceği kentlerin birinde, içinizden kötü kişiler çıktığını ve, ‘Haydi, bilmediğiniz başka ilahlara tapalım’ diyerek kentlerinde yaşayan halkı saptırdıklarını duyarsanız, <strong>14</strong> araştıracak, inceleyecek, iyice soruşturacaksınız. Duyduklarınız gerçekse ve bu iğrenç olayın aranızda yapıldığı kanıtlanırsa, <strong>15</strong> o kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz. <strong>16</strong> Yağmalanan malların tümünü toplayıp meydanın ortasına yığın. Kenti ve malları Tanrınız RAB&#8217;be tümüyle yakmalık sunu olarak yakın. Kent sonsuza dek yıkıntı halinde bırakılacak. Yeniden onarılmayacak. <strong>17</strong> Yok edilecek mallardan hiçbir şey almayın. Böylece RAB&#8217;bin kızgın öfkesi yatışacak ve RAB atalarınıza içtiği ant uyarınca size acıyacak, sevecenlik gösterecek, sizi çoğaltacaktır. <strong>18</strong> Çünkü Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü dinleyeceksiniz. Böylece bugün size bildirdiğim buyruklara uyup O&#8217;nun gözünde doğru olanı yapmış olacaksınız.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 14</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar</h3>



<p><strong>1</strong> “Siz Tanrınız RAB&#8217;bin çocuklarısınız. Ölülere ağıt yakmak için bedenlerinizi yaralamayacaksınız. İki kaş arasındaki tüyleri almayacaksınız. <strong>2</strong> Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. RAB öz halkı olmanız için yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti.</p>



<p><strong>3</strong> “İğrenç sayılan hiçbir şey yemeyeceksiniz. <strong>4</strong> Şu hayvanların etini yiyebilirsiniz: Sığır, koyun, keçi, <strong>5</strong> geyik, ceylan, karaca, yaban keçisi, gazal, ahu, dağ koyunu. <strong>6</strong> Çatal ve yarık tırnaklı, geviş getiren her hayvanın etini yiyebilirsiniz. <strong>7</strong> Ancak geviş getiren, çatal ve yarık tırnaklı hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve, tavşan, kaya tavşanı. Bunlar geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılırlar. <strong>8</strong> Domuz çatal tırnaklıdır, ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır. Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız.</p>



<p><strong>9</strong> “Suda yaşayan hayvanlardan şunların etini yiyebilirsiniz: Pullu ve yüzgeçli canlıların etini yiyebilirsiniz. <strong>10</strong> Ama pulsuz ve yüzgeçsiz canlıların hiçbirini yemeyeceksiniz. Bunlar sizin için kirli sayılır.</p>



<p><strong>11</strong> “Temiz sayılan bütün kuşları yiyebilirsiniz. <strong>12</strong> Etini yemeyeceğiniz kuşlar şunlardır: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba, <strong>13</strong> çaylak, doğan türleri, <strong>14</strong> bütün karga türleri, <strong>15</strong> baykuş, puhu, martı, atmaca türleri, <strong>16</strong> kukumav, büyük baykuş, peçeli baykuş, <strong>17</strong> ishakkuşu, akbaba, karabatak, <strong>18</strong> leylek, balıkçıl türleri, ibibik, yarasa. <strong>19</strong> Bütün kanatlı böcekler sizin için kirli sayılır. Hiçbirini yemeyeceksiniz. <strong>20</strong> Ama temiz sayılan kanatlı yaratıkların tümünü yiyebilirsiniz.</p>



<p><strong>21</strong> “Kendiliğinden ölen hiçbir hayvanın etini yemeyeceksiniz. Ölü hayvanı yemesi için kentlerinizde yaşayan bir yabancıya verebilir ya da öteki yabancılara satabilirsiniz. Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız.</p>



<p>“Oğlağı anasının sütünde haşlamayın.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ondalıklara İlişkin Kural</h3>



<p><strong>22</strong> “Her yıl tarlalarınızda yetişen ürünlerin ondalığını bir yana ayıracaksınız. <strong>23</strong> Tahılınızın, yeni şarabınızın, zeytinyağınızın ondalığını, sığırlarınızın ve davarlarınızın ilk doğanlarını, Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yerde O&#8217;nun önünde yiyeceksiniz. Bunu yapın ki, her zaman O&#8217;ndan korkmayı öğrenesiniz. <strong>24</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yer uzaksa, yol Tanrınız RAB&#8217;bin size verimli kıldığı ürünlerin ondalığını oraya taşıyamayacak kadar uzunsa, <strong>25</strong> ondalığınızı gümüşe çevirin. Gümüşü alıp Tanrınız RAB&#8217;bin seçeceği yere gidin. <strong>26</strong> Gümüşü dilediğiniz şekilde kullanın: Sığır, davar, şarap, içki ya da canınızın istediği başka bir şey alın. Siz ve aileniz orada, Tanrınız RAB&#8217;bin önünde yiyecek ve sevineceksiniz.</p>



<p><strong>27</strong> “Kentlerinizde yaşayan Levililer&#8217;i yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur. <strong>28</strong> Her üç yılın sonunda, o yılın ürününün bütün ondalığını getirip kentlerinizde toplayın. <strong>29</strong> Öyle ki, sizin gibi payları ve mülkleri olmayan Levililer, kentlerinizde yaşayan yabancılar, öksüzler, dul kadınlar gelsinler, yiyip doysunlar. Bunu yaparsanız, Tanrınız RAB el attığınız her işte sizi kutsayacaktır.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 15</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Borçların Bağışlanacağı Yıl</h3>



<p><strong>1</strong> “Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız. <strong>2</strong> Borçları bağışlama işini şöyle yapacaksınız: Her alacaklı, komşusunun borcunu bağışlayacak. Borcun ödenmesi için komşusunu ya da kardeşini zorlamayacak. Çünkü RAB&#8217;bin borçları bağışlama yılı duyurulmuştur. <strong>3</strong> Yabancıdan borcunu alabilirsin. Ama İsrailli kardeşinin borcunu bağışlayacaksın.</p>



<p><strong>4-5</strong> “Aranızda yoksul kimse olmayacak. Tanrınız RAB&#8217;bin mülk edinmek için size vereceği ülkede Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü can kulağıyla dinler, bugün size bildirdiğim bütün bu buyruklara özenle uyarsanız, O sizi kesinlikle kutsayacaktır. <strong>6</strong> Tanrınız RAB verdiği söz uyarınca sizi kutsayacak. Siz birçok ulusa ödünç vereceksiniz, ama siz ödünç almayacaksınız. Siz birçok ulusu yöneteceksiniz, ama onlar sizi yönetmeyecek.</p>



<p><strong>7</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkenin herhangi bir kentinde yaşayan kardeşlerinizden biri yoksulsa, yüreğinizi katılaştırmayın, yoksul kardeşinize elisıkı davranmayın. <strong>8</strong> Tersine, eliniz açık olsun; gereksinimlerini karşılayacak kadar ona ödünç verin. <strong>9</strong> ‘Yedinci yıl, borçları bağışlama yılı yakındır’ diyerek yüreğinizde kötü düşünce barındırmaktan sakının. Öyle ki, yoksul kardeşinize karşı elisıkı davranıp ona yardım etmekten kaçınmayasınız. Yoksul kardeşiniz sizden RAB&#8217;be yakınabilir, siz de günah işlemiş olursunuz. <strong>10</strong> Ona bol bol verin, verirken yüreğinizde isteksizlik olmasın. Bundan ötürü Tanrınız RAB bütün işlerinizde ve el attığınız her şeyde sizi kutsayacaktır. <strong>11</strong> Ülkede her zaman yoksullar olacak. Bunun için, ülkenizde yaşayan kardeşlerinize, yoksullara, gereksinimi olanlara eliaçık davranmanızı buyuruyorum.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Kölelere Yapılacak İşlem</h3>



<p><strong>12</strong> “Eğer İbrani kardeşlerinizden bir erkek ya da kadın size satılırsa, altı yıl size kölelik edecek, yedinci yıl onu özgür bırakacaksınız. <strong>13</strong> Onu özgür bırakırken, eli boş göndermeyin. <strong>14</strong> Ona davarlarınızdan, tahılınızdan, şarabınızdan bol bol verin. Tanrınız RAB&#8217;bin sizi kutsadığı oranda ona vereceksiniz. <strong>15</strong> Mısır&#8217;da köle olduğunuzu, Tanrınız RAB&#8217;bin sizi kurtardığını anımsayın. Bu buyruğu bugün size bunun için veriyorum.</p>



<p><strong>16</strong> “Eğer köleniz sizi ve ailenizi seviyorsa, sizden hoşnutsa, ‘Yanınızdan ayrılmak istemiyorum’ derse, <strong>17</strong> bir biz alıp kölenin kulak memesinden sokarak kapıya geçirin; o zaman yaşam boyu köleniz olarak kalacaktır. Kadın kölelerinize de aynı şeyi yapın. <strong>18</strong> Kölenizi özgür bırakınca üzülmemelisiniz. Size hizmet ettiği bu altı yıl boyunca ücretli bir işçiden iki kat fazla iş görmüştür. Tanrınız RAB yaptığınız her işte sizi kutsayacaktır.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">İlk Doğan Hayvanlar</h3>



<p><strong>19</strong> “Sığır ve davarlarınızın içinde ilk doğan her erkek hayvanı Tanrınız RAB&#8217;be ayıracaksınız. Sığırınızın ilk doğan öküzüyle iş yapmayacak, sürünüzün ilk doğan koyununu kırkmayacaksınız. <strong>20</strong> Siz ve aileniz her yıl Tanrınız RAB&#8217;bin önünde, O&#8217;nun seçeceği yerde onları yiyeceksiniz. <strong>21</strong> Bir hayvanın özürü varsa, topal ya da körse, herhangi bir ciddi sakatlığı varsa, onu Tanrınız RAB&#8217;be kurban etmeyin. <strong>22</strong> Bu durumdaki hayvanları kentlerinizde yiyebilirsiniz. Dinsel açıdan temiz ya da kirli kişi bunların etini ceylan ya da geyik eti yer gibi yiyebilir. <strong>23</strong> Ancak kan yemeyeceksiniz. Kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 16</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Fısıh Bayramı</h3>



<p><strong>1</strong> “Aviv ayını tutun ve Tanrınız RAB&#8217;bin Fısıh Bayramı&#8217;nı* kutlayın. Tanrınız RAB Aviv ayında geceleyin sizi Mısır&#8217;dan çıkardı. <strong>2</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yerde davarlardan, sığırlardan Fısıh kurbanlarını keseceksiniz. <strong>3</strong> Kurban etiyle birlikte mayalı ekmek yemeyeceksiniz. Yedi gün mayasız ekmek –sıkıntıda yenilen ekmek– yiyeceksiniz. Siz Mısır&#8217;dan aceleyle çıktınız. Öyle ki, yaşadığınız sürece Mısır&#8217;dan çıktığınız günü anımsayasınız. <strong>4</strong> Yedi gün ülkenizin hiçbir yerinde maya bulunmasın. Akşam kurban edeceğiniz hayvanların etinden ilk günün sabahına bir şey bırakmayacaksınız.</p>



<p><strong>5</strong> “Fısıh kurbanlarını Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği kentlerden birinde kesmeyeceksiniz; <strong>6</strong> ancak Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yerde keseceksiniz. Kurbanı orada akşam gün batınca, Mısır&#8217;dan çıktığınız saatlerde keseceksiniz. <strong>7</strong> Eti Tanrınız RAB&#8217;bin seçeceği yerde pişirip yiyeceksiniz. Sabah dönüp çadırlarınıza gideceksiniz. <strong>8</strong> Altı gün mayasız ekmek yiyeceksiniz. Yedinci gün Tanrınız RAB için bir toplantı düzenleyecek ve iş yapmayacaksınız.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Haftalar Bayramı</h3>



<p><strong>9</strong> “Ekin biçme zamanından başlayarak yedi hafta sayacaksınız. <strong>10</strong> Sonra Tanrınız RAB&#8217;bin sizi kutsadığı oranda vereceğiniz gönülden sunularla O&#8217;nun için Haftalar Bayramı&#8217;nı* kutlayacaksınız. <strong>11</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yerde, O&#8217;nun önünde, siz, oğullarınız, kızlarınız, erkek ve kadın köleleriniz, kentlerinizde yaşayan Levililer, aranızdaki yabancılar, öksüzler, dullar hep birlikte sevineceksiniz. <strong>12</strong> Mısır&#8217;da köle olduğunuzu anımsayın ve bu kurallara uymaya dikkat edin.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Çardak Bayramı</h3>



<p><strong>13</strong> “Tahılınızı ve asmanızın ürününü topladıktan sonra yedi gün Çardak Bayramı&#8217;nı* kutlayacaksınız. <strong>14</strong> Siz, oğullarınız, kızlarınız, erkek ve kadın köleleriniz, kentlerinizde yaşayan Levililer, yabancılar, öksüzler, dullar bu bayramda hep birlikte sevineceksiniz. <strong>15</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin seçeceği yerde O&#8217;nun için yedi gün bayramı kutlayacaksınız. Tanrınız RAB ürününüzün tümünü ve el attığınız her işi kutsayacak. Böylece sevinciniz tam olacak.</p>



<p><strong>16</strong> “Bütün erkekleriniz yılda üç kez –Mayasız Ekmek Bayramı&#8217;nda*, Haftalar Bayramı&#8217;nda* ve Çardak Bayramı&#8217;nda– Tanrınız RAB&#8217;bin önünde bulunmak üzere O&#8217;nun seçeceği yere gitmeli. Kimse RAB&#8217;bin önüne eli boş gitmemeli. <strong>17</strong> Her biriniz Tanrınız RAB&#8217;bin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yöneticiler Atamak</h3>



<p><strong>18</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği kentlerde her oymağınız için yargıçlar, yöneticiler atayacaksınız. Onlar halkı gerçek adaletle yargılayacaklar. <strong>19</strong> Yargılarken haksızlık yapmayacak, kimseyi kayırmayacaksınız. Rüşvet almayacaksınız. Çünkü rüşvet bilge kişinin gözlerini kör eder, haklıyı haksız çıkarır. <strong>20</strong> Yaşamak ve Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkeyi miras almak için doğruluğun, yalnız doğruluğun ardınca gidin.</p>



<p><strong>21</strong> “Tanrınız RAB için yapacağınız sunağın yanına ağaçtan bir Aşera putu dikmeyeceksiniz. <strong>22</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin nefret ettiği dikili taş dikmeyeceksiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 17</h2>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB&#8217;be herhangi bir özürü, kusuru olan sığır ya da koyun kurban etmeyeceksiniz. Tanrınız RAB bundan tiksinir.</p>



<p><strong>2</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği kentlerin birinde aranızdan O&#8217;nun antlaşmasını çiğneyip gözünde kötü olanı yapan bir erkek ya da kadın çıkar <strong>3</strong> ve buyruklarıma aykırı olarak gidip başka ilahlara tapar, onların, güneşin, ayın ya da gök cisimlerinin önünde eğilirse <strong>4</strong> ve bu olay size bildirilirse, duyduklarınızı iyice araştırın. Duyduklarınız doğruysa ve bu iğrenç olayın İsrail&#8217;de yapıldığı kanıtlanırsa, <strong>5</strong> bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün. <strong>6</strong> Ölmesi gereken, iki ya da üç kişinin tanıklığıyla öldürülecek; bir kişinin tanıklığıyla öldürülmeyecek. <strong>7</strong> O kişiyi önce tanıklar, sonra bütün halk taşa tutsun. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldırmalısınız.</p>



<p><strong>8</strong> “Eğer kentlerinizde adam öldürme, dava, saldırı konusunda yargılamada sizi aşan sorunlarla karşılaşırsanız, Tanrınız RAB&#8217;bin seçeceği yere gidin. <strong>9</strong> Sorunlarınızı Levili kâhinlere ve o dönemde görevli yargıca götürüp soruşturun. Yargı kararını onlar size bildirecekler. <strong>10</strong> RAB&#8217;bin seçeceği yerden size bildirilen karara uymalı, size verilen öğüdü tutmaya dikkat etmelisiniz. <strong>11</strong> Size öğretilen yasa ve verilen karar uyarınca davranın. Size bildirilenin dışına çıkmayın. <strong>12</strong> Orada, Tanrınız RAB&#8217;bin önünde görev yapan kâhini ya da yargıcı kim dinlemeyip saygısızlık ederse öldürülmeli. İsrail&#8217;den kötülüğü atmalısınız. <strong>13</strong> Bütün halk bunu duyup korkacak, bir daha saygısızlık etmeye kalkışmayacaktır.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Krala İlişkin Kurallar</h3>



<p><strong>14</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkeye girip orayı mülk edinerek yerleştiğinizde ve, ‘Çevremizdeki ulusların tümü gibi biz de başımıza bir kral atayalım’ dediğinizde, <strong>15</strong> atayacağınız kral Tanrınız RAB&#8217;bin seçtiği kişi olmalıdır. Atayacağınız kral kendi kardeşlerinizden biri olmalı. Soydaşlarınızdan olmayan birini, bir yabancıyı kral seçmeyeceksiniz. <strong>16</strong> Kral çok sayıda at edinmemeli, daha çok at satın almak için halkı Mısır&#8217;a göndermemeli. Çünkü RAB size, ‘Bir daha o yoldan dönmeyeceksiniz’ dedi. <strong>17</strong> Atayacağınız kral yüreğinin RAB&#8217;den sapmaması için çok kadın edinmemeli, büyük ölçüde altın, gümüş biriktirmemeli.</p>



<p><strong>18</strong> “Kral tahtına oturunca, Levili kâhinlerin koruması altındaki Kutsal Yasa&#8217;nın bir örneğini kendisi bir kitaba yazacak. <strong>19</strong> Bu yasa örneğini yanında bulunduracak, yaşamı boyunca her gün onu okuyacak. Öyle ki, Tanrısı RAB&#8217;den korkmayı, bu yasanın bütün sözlerine ve kurallarına uymayı öğrensin; <strong>20</strong> kendini kardeşlerinden üstün saymasın, yasanın dışına çıkmasın; kendinin ve soyunun krallığı İsrail&#8217;de uzun yıllar sürsün.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 18</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Levililer&#8217;in ve Kâhinlerin Payı</h3>



<p><strong>1</strong> “Levili kâhinlerin, bütün Levi oymağının öbür İsrailliler gibi payı ve mülkü olmayacak. RAB için yakılan sunularla, RAB&#8217;be düşen payla geçinecekler. <strong>2</strong> Kardeşleri arasında mülkleri olmayacak. RAB&#8217;bin onlara verdiği söz uyarınca, RAB&#8217;bin kendisi onların mirası olacak.</p>



<p><strong>3</strong> “Halktan sığır ya da koyun kurban edenlerin kâhinlere vereceği pay şu olacak: Kol, çene, işkembe. <strong>4</strong> Tahılınızın, yeni şarabınızın, zeytinyağınızın ilk ürününü ve koyunlarınızdan kırktığınız ilk yünü kâhine vereceksiniz. <strong>5</strong> Çünkü Tanrınız RAB, önünde dursunlar, her zaman adıyla hizmet etsinler diye bütün oymaklarınız arasından onu ve oğullarını seçti.</p>



<p><strong>6</strong> “Eğer bir Levili, yaşadığı herhangi bir İsrail kentinden RAB&#8217;bin seçeceği yere kendi isteğiyle gelirse, <strong>7</strong> orada Tanrısı RAB&#8217;bin önünde duran Levili kardeşleri gibi RAB&#8217;bin adıyla hizmet edebilir. <strong>8</strong> Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ulusların İğrenç Töreleri</h3>



<p><strong>9</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkeye girdiğinizde, oradaki ulusların iğrenç törelerini öğrenip uygulamayın. <strong>10-11</strong> Aranızda oğlunu ya da kızını ateşte kurban eden, falcı , büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ölülerin ruhlarına danışan kimse olmasın. <strong>12</strong> Çünkü RAB bunları yapanlardan tiksinir. Tanrınız RAB, bu iğrenç töreleri yüzünden bu ulusları önünüzden kovacaktır. <strong>13</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin önünde yetkin olun.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Peygamber Hakkında</h3>



<p><strong>14</strong> “Ülkelerini alacağınız uluslar büyücülerin, falcıların öğüdüne kulak verirler. Ama Tanrınız RAB buna izin vermiyor. <strong>15</strong> Tanrınız RAB size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyin. <strong>16</strong> Horev&#8217;de toplandığınız gün Tanrınız RAB&#8217;den şunu dilemiştiniz: ‘Bir daha ne Tanrımız RAB&#8217;bin sesini duyalım, ne de o büyük ateşi görelim, yoksa ölürüz.’ <strong>17</strong> RAB bana, ‘Söyledikleri doğrudur’ dedi. <strong>18</strong> ‘Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. <strong>19</strong> Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım. <strong>20</strong> Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.’</p>



<p><strong>21</strong> “ ‘Bir sözün RAB&#8217;den olup olmadığını nasıl bilebiliriz?’ diye düşünebilirsiniz. <strong>22</strong> Eğer bir peygamber RAB&#8217;bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB&#8217;den değildir. Peygamber saygısızca konuşmuştur. Ondan korkmayın.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 19</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Sığınak Kentler</h3>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB ülkelerini size vereceği ulusları yok ettiğinde ve siz bu ülkeleri mülk edinip kentlerine ve evlerine yerleştiğinizde, <strong>2</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin mülk edinmek için size vereceği ülkenin ortasında kendiniz için üç kent ayıracaksınız. <strong>3</strong> Bu kentlere giden yollar yapacak, Tanrınız RAB&#8217;bin mülk olarak size vereceği ülkeyi üç bölgeye ayıracaksınız. Öyle ki, birini öldüren bu kentlerden birine kaçabilsin.</p>



<p><strong>4</strong> “Birini öldürüp de canını kurtarmak için oraya kaçan kişiyle ilgili kural şudur: Biri, önceden kin beslemediği komşusunu istemeyerek öldürürse, <strong>5</strong> örneğin odun kesmek üzere komşusuyla ormana gidip ağacı kesmek için baltayı vurduğunda balta demiri saptan çıkar, komşusuna çarpar, komşusu ölürse, ölüme neden olan kişi bu kentlerden birine kaçıp canını kurtarsın. <strong>6</strong> Yoksa ölenin öcünü almak isteyen, öfkeyle öldürenin peşine düşebilir, yol uzunsa yetişip onu öldürebilir. Oysa öldüren kişi, öldürdüğü kişiye karşı önceden bir kini olmadığından, ölümü hak etmemiştir. <strong>7</strong> Kendinize üç kent ayırın dememin nedeni budur.</p>



<p><strong>8-9</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bi sevmek, her zaman O&#8217;nun yollarında yürümek için bugün size bildirdiğim bütün bu buyruklara uyarsanız, Tanrınız RAB atalarınıza içtiği ant uyarınca sınırınızı genişletir ve onlara söz verdiği bütün ülkeyi size verirse, kendinize üç kent daha ayırın. <strong>10</strong> Öyle ki, Tanrınız RAB&#8217;bin mülk olarak size vereceği ülkede suçsuz kanı dökülmesin ve siz de kan dökmekten suçlu olmayasınız.</p>



<p><strong>11</strong> “Komşusuna kin besleyen biri pusuya yatar, saldırıp onu öldürür, sonra da bu kentlerden birine kaçarsa, <strong>12</strong> kentinin ileri gelenleri peşinden adam gönderip onu kaçtığı kentten geri getirecekler. Öldürülmesi için, ölenin öcünü almak isteyen kişiye teslim edecekler. <strong>13</strong> Ona acımayacaksınız. İsrail&#8217;i suçsuz kanı dökme günahından arındırmalısınız ki, üzerinize iyilik gelsin.</p>



<p><strong>14</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin mülk edinmek için size vereceği ülkede payınıza düşen mirasta komşunuzun önceden belirlenen sınırını değiştirmeyeceksiniz.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tanıklar Hakkında</h3>



<p><strong>15</strong> “Herhangi bir suç ya da günah konusunda birini suçlu çıkarmak için bir tanık yetmez. Her sorun iki ya da üç tanığın tanıklığıyla açıklığa kavuşturulacaktır.</p>



<p><strong>16</strong> “Eğer yalancı bir tanık kötü amaçla birini suçlarsa, <strong>17</strong> aralarında sorun olan iki kişi RAB&#8217;bin önünde kâhinlerin ve o dönemde görevli yargıçların önüne çıkarılmalı. <strong>18</strong> Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa, <strong>19</strong> kardeşine yapmayı tasarladığını kendisine yapacaksınız. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldırmalısınız. <strong>20</strong> Geri kalanlar olup bitenleri duyup korkacaklar; bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar. <strong>21</strong> Acımayacaksınız: Cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 20</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Savaşa Gidince</h3>



<p><strong>1</strong> “Düşmanlarınızla savaşmaya gittiğinizde, atlar, savaş arabaları ve sizden daha kalabalık bir ordu görürseniz onlardan korkmayın. Sizi Mısır&#8217;dan çıkaran Tanrınız RAB sizinledir. <strong>2</strong> Savaşa başlamadan önce kâhin gelip askerlere seslenecek. <strong>3</strong> Onlara şöyle diyecek: ‘Ey İsrailliler, dinleyin! Bugün düşmanlarınızla savaşmaya gidiyorsunuz. Cesaretinizi yitirmeyin, korkmayın. Onlardan yılmayın, ürkmeyin. <strong>4</strong> Çünkü sizi zafere kavuşturmak üzere sizinle birlikte düşmanlarınıza karşı savaşmaya gelen Tanrınız RAB&#8217;dir.’</p>



<p><strong>5</strong> “Görevliler askerlere şöyle diyecekler: ‘Yeni ev yapıp da içinde oturmayan biri var mı? Evine geri dönsün. Yoksa savaşta ölebilir, evine bir başkası yerleşir. <strong>6</strong> Bağ dikip de üzümünü toplamayan var mı? Evine dönsün. Olur ya, savaşta ölür, üzümü bir başkası toplar. <strong>7</strong> Bir kızla nişanlanıp da evlenmeyen var mı? Evine dönsün. Belki savaşta ölür, kızı başka biri alır.’</p>



<p><strong>8</strong> “Görevliler konuşmalarını şöyle sürdürecekler: ‘Aranızda korkan, cesaretini yitiren var mı? Evine dönsün. Öyle ki, kardeşlerinin yürekleri onunki gibi ürpermesin.’ <strong>9</strong> Görevliler askerlere seslenmeyi bitirince, orduya komutanlar atayacaklar.</p>



<p><strong>10</strong> “Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin. <strong>11</strong> Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler. <strong>12</strong> Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın. <strong>13</strong> Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. <strong>14</strong> Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB&#8217;bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz. <strong>15</strong> Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.</p>



<p><strong>16</strong> “Ancak Tanrınız RAB&#8217;bin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız. <strong>17</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin size buyurduğu gibi, onları –Hitit*, Amor, Kenan, Periz, Hiv ve Yevus halklarını– tümüyle yok edeceksiniz. <strong>18</strong> Öyle ki, ilahlarına taparken yaptıkları iğrençliklere uymayı size öğretemesinler, siz de Tanrınız RAB&#8217;be karşı günah işlemeyesiniz.</p>



<p><strong>19</strong> “Bir kentle savaşırken, kenti ele geçirmek için kuşatma uzun sürerse, ağaçlarına balta vurup yok etmeyeceksiniz. Ağaçların ürünlerini yiyebilirsiniz, ama onları kesmeyeceksiniz. Çünkü kırdaki ağaçlar insan değil ki kuşatma altına alasınız. <strong>20</strong> Yalnız ürün vermediğini bildiğiniz ağaçları kesip yok edebilirsiniz. Sizinle savaşan kenti ele geçirene dek kesilen ağaçları kuşatma işinde kullanabilirsiniz.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 21</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Kimin Öldürdüğü Bilinmeyen Ölüler</h3>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin mülk edinmek için size vereceği ülkede, kırda yere düşmüş, kimin öldürdüğü bilinmeyen birini görürseniz, <strong>2</strong> ileri gelenleriniz ve yargıçlarınız gidip ölünün çevredeki kentlere olan uzaklığını ölçsünler. <strong>3</strong> Ölüye en yakın kentin ileri gelenleri işe koşulmamış, boyunduruk takmamış bir düve alacaklar. <strong>4</strong> Düveyi toprağı sürülmemiş, ekilmemiş ve içinde sürekli akan bir dere olan bir vadiye getirecekler. Orada, derede düvenin boynunu kıracaklar. <strong>5</strong> Levili kâhinler de oraya gidecek. Çünkü Tanrınız RAB, onları kendisine hizmet etsinler, O&#8217;nun adıyla kutsasınlar diye seçti. Kavga, saldırı davalarına da onlar bakacak. <strong>6</strong> Ölüye en yakın kentin ileri gelenleri, derede boynu kırılan düvenin üzerinde ellerini yıkayacaklar. <strong>7</strong> Sonra şöyle bir açıklama yapacaklar: ‘Bu kanı ellerimiz dökmedi, kimin yaptığını gözlerimiz de görmedi. <strong>8</strong> Ya RAB, kurtardığın halkın İsrailliler&#8217;i bağışla. Halkını dökülen suçsuz kanından sorumlu tutma.’ Böylece kan dökme günahından bağışlanacaklar. <strong>9</strong> RAB&#8217;bin gözünde doğru olanı yapmakla, suçsuz kanı dökme günahından arınacaksınız.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tutsak Bir Kadınla Evlenmek</h3>



<p><strong>10</strong> “Düşmanlarınızla savaşmaya çıktığınızda ve Tanrınız RAB onları elinize teslim ettiğinde, tutsaklar alır ve <strong>11</strong> aralarında sevdiğiniz güzel bir kadın görürseniz, onu kendinize eş olarak alabilirsiniz. <strong>12</strong> Onu evinize götürün. Başını tıraş etsin, tırnaklarını kessin. <strong>13</strong> Üzerinden tutsaklık giysilerini çıkarsın. Evinizde otursun. Anne babası için bir ay yas tutsun. Sonra kadını alan kişi onunla yatabilir. Erkek ona koca, kadın da ona karı olacak. <strong>14</strong> Kadından hoşnut kalmazsa, onu özgür bıraksın. Kadınla yattığı için onu parayla satmasın, ona köle gibi davranmasın.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">İlk Oğulluk Hakkı</h3>



<p><strong>15</strong> “Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa; <strong>16</strong> adam malını miras olarak oğullarına bölüştürdüğü gün sevdiği kadının oğlunu kayırıp ona ilk oğulluk hakkını veremez. <strong>17</strong> Hoşlanmadığı kadının oğlunu ilk doğan oğul olarak tanıyacak ve ona bütün malından iki pay verecektir. Çünkü bu oğul babasının gücünün ilk ürünüdür. İlk oğulluk hakkı onun olacak.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Söz Dinlemez Oğul</h3>



<p><strong>18</strong> “Eğer bir adamın dikbaşlı, başkaldıran, annesinin ve babasının sözünü dinlemeyen, onların tedibine aldırmayan bir oğlu varsa, <strong>19</strong> annesiyle babası onu tutup kent kapısında görev yapan kent ileri gelenlerine götürecekler. <strong>20</strong> Onlara şöyle diyecekler: ‘Oğlumuz dikbaşlı, başkaldıran bir çocuktur. Sözümüzü dinlemiyor. Savurgan ve içkicidir.’ <strong>21</strong> Bunun üzerine kentin bütün erkekleri onu taşlayarak öldürecekler. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. Bütün İsrailliler bunu duyup korkacaklar.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Çeşitli Yasalar</h3>



<p><strong>22</strong> “Eğer bir adam bir günahtan ötürü ölüm cezasına çarptırılıp öldürülür ve ölüsü ağaca asılırsa, <strong>23</strong> ölüyü gece ağaçta asılı bırakmamalısınız. O gün kesinlikle gömmelisiniz. Asılan kişi Tanrı tarafından lanetlenmiştir. Tanrınız RAB&#8217;bin mülk olarak size vereceği ülkeyi kirletmeyeceksiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 22</h2>



<p><strong>1</strong> “Kardeşinin yolunu yitirmiş sığırını ya da koyununu görünce, onları görmezlikten gelme. Sığırı ya da koyunu kesinlikle kardeşine geri götüreceksin. <strong>2</strong> Kardeşin sana uzaksa ya da hayvanın kime ait olduğunu bilmiyorsan evine götür. Kardeşin sığırını ya da koyununu aramaya çıkıncaya dek hayvan evinde kalsın. Sonra ona geri verirsin. <strong>3</strong> Kardeşinin eşeğini, giysisini ya da yitirdiği başka bir şeyini gördüğünde, aynı biçimde davranacaksın. Görmezlikten gelmeyeceksin.</p>



<p><strong>4</strong> “Kardeşinin eşeğini ya da sığırını yolda düşmüş gördüğünde, görmezlikten gelme. Hayvanı ayağa kaldırması için kesinlikle kardeşine yardım edeceksin.</p>



<p><strong>5</strong> “Kadınlar erkek giysisi, erkekler de kadın giysisi giymesin. Tanrınız RAB bu gibi şeyleri yapanlardan tiksinir.</p>



<p><strong>6</strong> “Yolda rastlantıyla ağaçta ya da yerde bir kuş yuvası görürseniz, ana kuş yavruların ya da yumurtaların üzerinde oturuyorsa, anayı yavrularıyla birlikte almayacaksınız. <strong>7</strong> Yavruları kendiniz için alabilirsiniz, ama anayı kesinlikle özgür bırakacaksınız. Öyle ki, üzerinize iyilik gelsin ve ömrünüz uzun olsun.</p>



<p><strong>8</strong> “Yeni bir ev yaparken, dama korkuluk yapacaksın. Öyle ki, biri damdan düşüp ölürse ailen sorumlu sayılmasın.</p>



<p><strong>9</strong> “Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.</p>



<p><strong>10</strong> “Çift sürmek için eşeği öküzle birlikte koşmayacaksın.</p>



<p><strong>11</strong> “Yünle ketenden dokunmuş karışık kumaştan giysi giymeyeceksin.</p>



<p><strong>12</strong> “Giysinin dört yerine püskül dikeceksin.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Cinsel Paklıkla İlgili Kurallar</h3>



<p><strong>13</strong> “Bir adam bir kadın alır, yattıktan sonra ondan hoşlanmazsa, <strong>14</strong> ona suç yükler, adını kötüler, ‘Bu kadınla evlendim ama onunla yatınca erden olmadığını gördüm’ derse, <strong>15</strong> kadının annesiyle babası kızlarının erden olduğuna ilişkin kanıtı alıp kapıda görevli kent ileri gelenlerine getirecekler. <strong>16-17</strong> Kadının babası ileri gelenlere, ‘Kızımı bu adamla evlendirdim ama o kızımdan hoşlanmıyor’ diyecek, ‘Şimdi kızımı suçluyor, onun erden olmadığını söylüyor. İşte kızımın erden olduğunun kanıtı!’ Sonra anne-baba kızlarının erden olduğunu kanıtlayan yatak çarşafını ileri gelenlerin önüne serip gösterecekler. <strong>18</strong> Kent ileri gelenleri de adamı cezalandıracaklar. <strong>19</strong> Ceza olarak ondan yüz gümüş alıp kadının babasına verecekler. Çünkü adam İsrailli bir erden kızın adını kötülemiştir. Kadın adamın karısı kalacak ve adam yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.</p>



<p><strong>20</strong> “Ancak bu sav doğruysa, kızın erden olduğuna ilişkin bir kanıt bulunamazsa, <strong>21</strong> kızı baba evinin kapısına çıkaracaklar. Kent halkı taşlayarak kızı öldürecek. Babasının evindeyken fuhuş yapmakla İsrail&#8217;de iğrençlik yapmıştır. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.</p>



<p><strong>22</strong> “Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail&#8217;den kötülüğü atacaksınız.</p>



<p><strong>23</strong> “Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa, <strong>24</strong> ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.</p>



<p><strong>25</strong> “Eğer bir adam kırda nişanlı bir kızla karşılaşır, onu yakalayıp tecavüz ederse, yalnız tecavüz eden adam öldürülecek. <strong>26</strong> Kıza hiçbir şey yapmayacaksınız. Çünkü kızın ölümü hak edecek bir günahı yoktur. Bu, komşusuna saldırıp onu öldüren adamın davasına benzer. <strong>27</strong> Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.</p>



<p><strong>28</strong> “Eğer bir adam nişanlı olmayan erden bir kızla karşılaşır, tutup onunla yatarsa ve bu ortaya çıkarsa, <strong>29</strong> kızla yatan adam kızın babasına elli gümüş verecek. Kıza tecavüz ettiği için onu karı olarak alacak ve yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.</p>



<p><strong>30</strong> “Kimse babasının karısını almayacak, babasının evlilik yatağına leke sürmeyecektir.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 23</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Topluluğun Dışında Bırakılanlar</h3>



<p><strong>1</strong> “Erkeklik bezi ezilmiş ya da erkeklik organı kesilmiş kişi RAB&#8217;bin topluluğuna girmeyecek.</p>



<p><strong>2</strong> “Yasa dışı doğan biri RAB&#8217;bin topluluğuna girmeyecek. Soyundan gelenler de onuncu kuşağa dek RAB&#8217;bin topluluğuna girmeyecektir.</p>



<p><strong>3</strong> “Ammonlu ya da Moavlı biri RAB&#8217;bin topluluğuna girmeyecek. Onların soyundan gelenler de onuncu kuşağa dek asla RAB&#8217;bin topluluğuna girmeyecek. <strong>4</strong> Mısır&#8217;dan çıktığınızda yolda sizi ekmek ve suyla karşılamadılar. Aram-Naharayim&#8217;deki Petor Kenti&#8217;nden Beor oğlu Balam&#8217;ı size lanet okuması için ücretle tuttular. <strong>5</strong> Ne var ki Tanrınız RAB Balam&#8217;ı dinlemek istemedi. Sizin için laneti kutsamaya çevirdi. Çünkü Tanrınız RAB sizi seviyor. <strong>6</strong> Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.</p>



<p><strong>7</strong> “Edomlular&#8217;dan iğrenmeyeceksiniz. Onlar kardeşinizdir. Mısırlılar&#8217;dan da iğrenmeyeceksiniz. Çünkü onların ülkesinde yabancı olarak yaşadınız. <strong>8</strong> Onlardan doğan üçüncü kuşak çocuklar RAB&#8217;bin topluluğuna girebilir.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ordugahı Temiz Tutmak</h3>



<p><strong>9</strong> “Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız. <strong>10</strong> Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın. <strong>11</strong> Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.</p>



<p><strong>12</strong> “İhtiyaçlarınızı gidermek için ordugahın dışında bir yeriniz olmalı. <strong>13</strong> Donatımınız arasında yeri kazmak için bir gereç bulunsun. İhtiyacınızı gidereceğiniz zaman bir çukur kazın, sonra da dışkınızı örtün. <strong>14</strong> Tanrınız RAB sizi kurtarmak ve düşmanlarınızı elinize teslim etmek için ordugahın ortasında dolaşır. Ordugahınız kutsal olsun ki, RAB aranızda yakışıksız bir şey görüp sizden ayrılmasın.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Çeşitli Kurallar</h3>



<p><strong>15</strong> “Efendisinden kaçıp size sığınan köleyi efendisine teslim etmeyeceksiniz. <strong>16</strong> Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.</p>



<p><strong>17</strong> “Putperest törenlerinde fuhuş yapan İsrailli bir kadın ya da erkek olmasın. <strong>18</strong> Fuhuş yapan kadın ya da erkeğin kazancını adak olarak Tanrınız RAB&#8217;bin Tapınağı&#8217;na götürmeyeceksiniz. İkisi de Tanrınız RAB&#8217;bin gözünde iğrençtir.</p>



<p><strong>19</strong> “Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız. <strong>20</strong> Yabancıdan faiz alabilirsiniz ama kardeşinizden almayacaksınız. Böyle yapın ki, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede el attığınız her işte Tanrınız RAB sizi kutsasın.</p>



<p><strong>21</strong> “Tanrınız RAB&#8217;be bir dilek adağı adadığınızda yerine getirmeyi savsaklamayın. Tanrınız RAB sizden kesinlikle bunu isteyecektir. Yerine getirmezseniz size günah sayılacaktır. <strong>22</strong> Ama adak adamaktan çekinirsen günah sayılmaz. <strong>23</strong> Ağzınızdan çıkanı yapmaya dikkat edin. Çünkü Tanrınız RAB&#8217;be adağı gönülden adadınız.</p>



<p><strong>24</strong> “Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız. <strong>25</strong> Komşunuzun ekin tarlasına girdiğinizde elinizle başak koparabilirsiniz, ama ekinlere orak salmayacaksınız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 24</h2>



<p><strong>1</strong> “Eğer bir adam evlendiği kadında yakışıksız bir şey bulur, bundan ötürü ondan hoşlanmaz, boşanma belgesi yazıp ona verir ve onu evinden kovarsa, <strong>2</strong> kadın adamın evinden ayrıldıktan sonra başka biriyle evlenirse, <strong>3</strong> ikinci kocası da ondan hoşlanmaz, boşanma belgesi yazıp verir, onu evinden kovarsa ya da ikinci adam ölürse, <strong>4</strong> kadını boşayan ilk kocası onunla yeniden evlenemez. Çünkü kadın kirlenmiştir. Bu RAB&#8217;bin gözünde iğrençtir. Tanrınız RAB&#8217;bin mülk olarak size vereceği ülkeyi günaha sürüklemeyin.</p>



<p><strong>5</strong> “Yeni evli bir adam savaşa gitmeyecek, ona herhangi bir görev verilmeyecek. Bir yıl özgürce evinde kalıp karısını mutlu edecek.</p>



<p><strong>6</strong> “Rehin olarak ne değirmeni, ne de üst taşını alın. Bunu yapmakla adamın yaşamını rehin almış olursunuz.</p>



<p><strong>7</strong> “İsrailli kardeşlerinden birini kaçırıp ona kötü davranan ya da onu satan adam yakalanırsa ölmeli. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.</p>



<p><strong>8</strong> “Deri hastalığı konusunda, Levili kâhinlerin size bütün öğrettiklerini yapmaya çok dikkat edin. Onlara verdiğim buyruklara özenle uyun. <strong>9</strong> Siz Mısır&#8217;dan çıktıktan sonra Tanrınız RAB&#8217;bin yolda Miryam&#8217;a neler yaptığını anımsayın.</p>



<p><strong>10</strong> “Komşuna herhangi bir şey ödünç verdiğinde, vereceği rehini almak için onun evine girmeyeceksin. <strong>11</strong> Dışarıda bekleyeceksin. Ödünç verdiğin kişi rehini kendisi sana getirsin. <strong>12</strong> Eğer yoksul biriyse, onun rehini elinde olduğu sürece yatağa girmeyeceksin. <strong>13</strong> Ondan aldığın giysiyi gün batımında ona kesinlikle geri vereceksin ki, onunla yatabilsin. O da seni kutsayacak. Bu yaptığın, Tanrın RAB&#8217;bin önünde sana doğruluk sayılacak.</p>



<p><strong>14</strong> “Ücretle çalışan, gereksinimi olan, yoksul bir soydaşınızı ya da kentlerinizin birinde yaşayan bir yabancıyı sömürmeyeceksiniz. <strong>15</strong> Ücretini her gün, güneş batmadan ödeyeceksiniz. Yoksul olduğu için güvencesi odur. Yoksa sana karşı RAB&#8217;be haykırır ve sen de günah işlemiş sayılırsın.</p>



<p><strong>16</strong> “Ne babalar çocuklarının günahından ötürü öldürülecek, ne de çocuklar babalarının. Herkes kendi günahı için öldürülecek.</p>



<p><strong>17</strong> “Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız. <strong>18</strong> Mısır&#8217;da köle olduğunuzu, Tanrınız RAB&#8217;bin sizi oradan kurtardığını anımsayın. Bunun için böyle davranmanızı buyuruyorum.</p>



<p><strong>19</strong> “Tarlanızdaki ekini biçtiğinizde, gözden kaçan bir demet olursa, almak için geri dönmeyin. Onu yabancıya, öksüze, dul kadına bırakın. Öyle ki, Tanrınız RAB el attığınız her işte sizi kutsasın. <strong>20</strong> Zeytin ağaçlarınızı dövüp ürününü topladığınızda, dallarda kalanı toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Kalanları yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız. <strong>21</strong> Bağbozumunda artakalan üzümleri toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız. <strong>22</strong> Mısır&#8217;da köle olduğunuzu anımsayın. Bunun için böyle davranmanızı buyuruyorum.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 25</h2>



<p><strong>1</strong> “Kişiler arasında bir sorun çıktığında, taraflar mahkemeye gittiğinde, yargıçlar davaya bakacak; suçsuzu aklayacak, suçluyu cezaya çarptıracaklar. <strong>2</strong> Eğer suçlu kişi kamçılanmayı hak ettiyse, yargıç onu yere yatırtacak ve önünde suçu oranında sayıyla kamçılatacak. <strong>3</strong> Suçluya kırk kırbaçtan fazla vurulmamalı. Kırbaç sayısı kırkı aşarsa, kardeşiniz gözünüzde aşağılanabilir.</p>



<p><strong>4</strong> “Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.</p>



<p><strong>5</strong> “Birlikte oturan kardeşlerden biri oğlu olmadan ölürse, ölenin dulu aile dışından biriyle evlenmemeli. Ölenin kardeşi dul kalan kadına gidecek. Onu kendine karı olarak alacak, ona kayınbiraderlik görevini yapacak. <strong>6</strong> Kadının doğuracağı ilk oğul, ölen kardeşin adını sürdürsün. Öyle ki, ölenin adı İsrail&#8217;den silinmesin. <strong>7</strong> Ama adam kardeşinin dul karısıyla evlenmek istemiyorsa, dul kadın kent kapısında görev yapan ileri gelenlere gidip şöyle diyecek: ‘Kayınbiraderim İsrail&#8217;de kardeşinin adını yaşatmayı kabul etmiyor. Bana kayınbiraderlik görevini yapmak istemiyor.’ <strong>8</strong> Kentin ileri gelenleri adamı çağırıp onunla konuşacaklar. Eğer adam, ‘Onunla evlenmek istemiyorum’ diye üstelerse, <strong>9</strong> kardeşinin dul karısı ileri gelenlerin önünde adamın yanına gidecek, onun ayağındaki çarığı çıkaracak, yüzüne tükürecek ve, ‘Kardeşine soy yetiştirmek istemeyen adama böyle yapılır’ diyecek. <strong>10</strong> Adamın soyu İsrail&#8217;de ‘Çarığı çıkarılanın soyu’ diye bilinecek.</p>



<p><strong>11</strong> “Eğer iki adam kavgaya tutuşur da birinin karısı kocasını dövenin elinden kurtarmak için gelip elini uzatır, öbür adamın erkeklik organını tutarsa, <strong>12</strong> kadının elini keseceksiniz; ona acımayacaksınız.</p>



<p><strong>13</strong> “Torbanızda biri ağır, öbürü hafif iki türlü tartı olmayacak. <strong>14</strong> Evinizde biri büyük, öbürü küçük iki türlü ölçü olmayacak. <strong>15</strong> Tartınız da ölçünüz de eksiksiz ve doğru olacak. Öyle ki, Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkede ömrünüz uzun olsun. <strong>16</strong> Tanrınız RAB bunları yapandan da, haksızlık edenden de tiksinir.</p>



<p><strong>17</strong> “Siz Mısır&#8217;dan çıktıktan sonra Amalekliler&#8217;in yolda size neler yaptığını anımsayın. <strong>18</strong> Siz yorgun ve bitkinken yolda size saldırdılar; geride kalan bütün güçsüzleri öldürdüler. Tanrı&#8217;dan korkmadılar. <strong>19</strong> Tanrınız RAB mülk edinmek için miras olarak size vereceği ülkede sizi çevrenizdeki bütün düşmanlardan kurtarıp rahata kavuşturunca, Amalekliler&#8217;in anısını gökler altından sileceksiniz. Bunu unutmayın!”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 26</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İlk Ürün ve Ondalık</h3>



<p><strong>1</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin miras olarak size vereceği ülkeye girip orayı mülk edinerek yerleştiğinizde, <strong>2</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkenin topraklarından topladığınız bütün ürünlerin ilk yetişenlerini alıp sepete koyacaksınız. Sonra Tanrınız RAB&#8217;bin adını yerleştirmek için seçeceği yere gideceksiniz. <strong>3</strong> O dönemde görevli kâhine gidip, ‘RAB&#8217;bin bize ant içerek atalarımıza söz verdiği ülkeye geldiğimi Tanrın RAB&#8217;be bugün bildiriyorum’ diyeceksiniz. <strong>4</strong> Kâhin sepeti elinizden alıp Tanrınız RAB&#8217;bin sunağının önüne koyacak. <strong>5</strong> Sonra Tanrınız RAB&#8217;bin önünde şu açıklamayı yapacaksınız: ‘Atam göçebe bir Aramlı&#8217;ydı. Sayıca az kişiyle Mısır&#8217;a gidip orada yaşamaya başladı. Orada büyük, güçlü, kalabalık bir ulus oldu. <strong>6</strong> Mısırlılar bize kötü davranarak baskı yaptılar. Bizi ağır işlere zorladılar. <strong>7</strong> Atalarımızın Tanrısı RAB&#8217;be yakardık. RAB yakarışımızı duydu; çektiğimiz sıkıntıyı, emeği, bize yapılan baskıyı gördü. <strong>8</strong> Bunun üzerine güçlü elle, kudretle, büyük ve ürkütücü olaylarla, belirtilerle, şaşılası işlerle bizi Mısır&#8217;dan çıkardı. <strong>9</strong> Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi. <strong>10</strong> Şimdi, ya RAB, bize verdiğin toprağın ürününün ilk yetişenini getiriyorum.’ Sonra sepeti Tanrınız RAB&#8217;bin önüne koyup O&#8217;nun önünde yere kapanacaksınız. <strong>11</strong> Sizler, Levililer ve aranızda yaşayan yabancılar Tanrınız RAB&#8217;bin size ve ailenize verdiği bütün iyi şeyler için sevineceksiniz.</p>



<p><strong>12</strong> “Üçüncü yıl, ondalığı verme yılı, bütün ürününüzün ondalığını bir yana ayırın. Ayırma işini bitirdiğinizde, ondalığı Levililer&#8217;e, yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara vereceksiniz. Öyle ki, onlar da kentlerinizde yiyip doysunlar. <strong>13</strong> Sonra Tanrınız RAB&#8217;be, ‘Bana buyurduğun gibi, RAB&#8217;be ayırdıklarımı evden çıkarıp Levililer&#8217;e, yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara verdim’ diyeceksiniz, ‘Buyruklarından ayrılmadım, hiç birini unutmadım. <strong>14</strong> Ne yas tutarken ayırdıklarımdan yedim, ne dinsel açıdan kirliyken onlara dokundum, ne de ölülere sundum. Tanrım RAB&#8217;bin sözüne kulak verdim. Bana bütün buyurduklarını yaptım. <strong>15</strong> Kutsal konutundan, göklerden aşağıya bak! Halkın İsrail&#8217;i ve atalarımıza içtiğin ant uyarınca bize verdiğin ülkeyi, süt ve bal akan ülkeyi kutsa.’ ”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tanrı&#8217;nın Öz Halkı</h3>



<p><strong>16</strong> “Bugün Tanrınız RAB bu kurallara, ilkelere uymanızı buyuruyor. Onlara bütün yüreğinizle, canınızla uymaya dikkat edin. <strong>17</strong> Bugün RAB&#8217;bin Tanrınız olduğunu, O&#8217;nun yollarında yürüyeceğinizi, kurallarına, buyruklarına, ilkelerine uyacağınızı, O&#8217;nun sözünü dinleyeceğinizi açıkladınız. <strong>18</strong> Bugün RAB, size verdiği söz uyarınca, öz halkı olduğunuzu açıkladı. Bütün buyruklarına uyacaksınız. <strong>19</strong> Tanrınız RAB sizi övgüde, ünde, onurda yarattığı bütün uluslardan üstün kılacağını, verdiği söz uyarınca kendisi için kutsal bir halk olacağınızı açıkladı.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 27</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Eval Dağı&#8217;ndaki Sunak</h3>



<p><strong>1</strong> Musa ile İsrail ileri gelenleri halka şöyle dediler: “Bugün size ilettiğim bütün buyruklara uyun. <strong>2</strong> Şeria Irmağı&#8217;ndan Tanrınız RAB&#8217;bin size vereceği ülkeye geçince, büyük taşlar dikip kireçleyeceksiniz. <strong>3</strong> Atalarınızın Tanrısı RAB&#8217;bin size verdiği söz uyarınca O&#8217;nun size vereceği ülkeye, süt ve bal akan ülkeye girince, bu yasanın bütün sözlerini taşlara yazacaksınız. <strong>4</strong> Şeria Irmağı&#8217;ndan geçince, bugün size buyurduğum gibi, bu taşları Eval Dağı&#8217;na dikip kireçleyeceksiniz. <strong>5</strong> Orada Tanrınız RAB&#8217;be taşlardan bir sunak yapacaksınız. Bu taşlara demir alet uygulamayacaksınız. <strong>6</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin sunağını yontulmamış taşlardan yapacak, üzerinde Tanrınız RAB&#8217;be yakmalık sunular sunacaksınız. <strong>7</strong> Esenlik sunularını orada kesip yiyecek ve Tanrınız RAB&#8217;bin önünde sevineceksiniz. <strong>8</strong> Taşlara bu yasanın bütün sözlerini okunaklı bir biçimde yazacaksınız.”</p>



<p><strong>9</strong> Sonra Musa ile Levili kâhinler bütün İsrailliler&#8217;e, “Ey İsrail, sus ve kulak ver!” diye seslendiler, “Bugün Tanrınız RAB&#8217;bin halkı oldunuz. <strong>10</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin sözüne kulak verin, bugün size ilettiğim buyruklarına, kurallarına uyun.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Eval Dağı&#8217;ndan Lanetler</h3>



<p><strong>11</strong> O gün Musa halka şöyle dedi: <strong>12</strong> “Şeria Irmağı&#8217;ndan geçince, halkı kutsamak için Gerizim Dağı&#8217;nda duracak oymaklar şunlardır: Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Yusuf, Benyamin. <strong>13</strong> Lanetlemek için Eval Dağı&#8217;nda şu oymaklar duracak: Ruben, Gad, Aşer, Zevulun, Dan, Naftali. <strong>14</strong> Levililer bütün İsrail halkına yüksek sesle şöyle diyecekler:</p>



<p><strong>15</strong> “ ‘RAB&#8217;bin tiksindiği el işi oyma ya da dökme put yapana ve onu gizlice dikene lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diye karşılık verecek.</p>



<p><strong>16</strong> “ ‘Annesine, babasına saygısızca davranana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>17</strong> “ ‘Komşusunun sınırını değiştirene lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>18</strong> “ ‘Kör olanı yoldan saptırana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>19</strong> “ ‘Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>20</strong> “ ‘Babasının karısıyla yatana lanet olsun! Çünkü o babasının evlilik yatağına leke sürmüştür.’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>21</strong> “ ‘Herhangi bir hayvanla cinsel ilişki kurana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>22</strong> “ ‘Annesinden ya da babasından olan kızkardeşiyle yatana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>23</strong> “ ‘Kaynanasıyla yatana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>24</strong> “ ‘Komşusunu gizlice öldürene lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>25</strong> “ ‘Suçsuz birini öldürmek için rüşvet alana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.</p>



<p><strong>26</strong> “ ‘Bu yasanın sözlerine uymayan ve onları onaylamayana lanet olsun!’</p>



<p>“Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 28</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Bereketler</h3>



<p><strong>1</strong> “Eğer Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü iyice dinler ve bugün size ilettiğim bütün buyruklarına uyarsanız, Tanrınız RAB sizi yeryüzündeki bütün uluslardan üstün kılacaktır. <strong>2</strong> Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü dinlerseniz, şu bereketler üzerinize gelecek ve sizinle olacak:</p>



<p><strong>3</strong> “Kentte de tarlada da kutsanacaksınız.</p>



<p><strong>4</strong> “Rahminizin meyvesi kutsanacak. Toprağınızın ürünü, hayvanlarınızın dölü –sığırlarınızın buzağıları, sürülerinizin kuzuları– bereketli olacak.</p>



<p><strong>5</strong> “Sepetiniz ve hamur tekneniz bereketli olacak.</p>



<p><strong>6</strong> “İçeri girdiğinizde de dışarı çıktığınızda da kutsanacaksınız.</p>



<p><strong>7</strong> “RAB size saldıran düşmanlarınızı önünüzde bozguna uğratacak. Onlar size bir yoldan saldıracak, ama önünüzden yedi yoldan kaçacaklar.</p>



<p><strong>8</strong> “RAB&#8217;bin buyruğuyla ambarlarınız dolu olacak. El attığınız her işte RAB sizi kutsayacak. Tanrınız RAB size vereceği ülkede sizi kutsayacak.</p>



<p><strong>9</strong> “Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarına uyar, O&#8217;nun yollarında yürürseniz, RAB size içtiği ant uyarınca sizi kendisi için kutsal bir halk olarak koruyacaktır. <strong>10</strong> Yeryüzündeki bütün uluslar RAB&#8217;be ait olduğunuzu görecek, sizden korkacaklar. <strong>11</strong> RAB atalarınıza ant içerek size söz verdiği ülkede bolluk içinde yaşamanızı sağlayacak: Rahminizin meyvesi kutsanacak; hayvanlarınızın yavruları, toprağınızın ürünü verimli olacak. <strong>12</strong> RAB ülkenize yağmuru zamanında yağdırmak ve bütün emeğinizi verimli kılmak için göklerdeki zengin hazinesini açacak. Birçok ulusa ödünç vereceksiniz; siz ödünç almayacaksınız. <strong>13</strong> RAB sizi kuyruk değil baş yapacak. Eğer bugün size ilettiğim Tanrınız RAB&#8217;bin buyruklarını dinler, onlara iyice uyarsanız, altta değil, her zaman üstte olacaksınız. <strong>14</strong> Bugün size ilettiğim buyrukların dışına çıkmayacak, başka ilahların ardınca gitmeyecek, onlara tapmayacaksınız.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Lanetler</h3>



<p><strong>15</strong> “Ama Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü dinlemez, bugün size ilettiğim buyrukların, kuralların hepsine uymazsanız, şu lanetler üzerinize gelecek ve size ulaşacak:</p>



<p><strong>16</strong> “Kentte de tarlada da lanetli olacaksınız.</p>



<p><strong>17</strong> “Sepetiniz ve hamur tekneniz lanetli olacak.</p>



<p><strong>18</strong> “Rahminizin meyvesi, toprağınızın ürünü, sığırlarınızın buzağıları, sürülerinizin kuzuları lanetli olacak.</p>



<p><strong>19</strong> “İçeri girdiğinizde lanetli olacaksınız; dışarı çıktığınızda da lanetli olacaksınız.</p>



<p><strong>20</strong> “RAB&#8217;be sırt çevirmekle yaptığınız kötülükler yüzünden el attığınız her işte O sizi lanete uğratacak, şaşkına çevirecek, paylayacak. Sonunda üzerinize yıkım gelecek ve çabucak yok olacaksınız. <strong>21</strong> RAB, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede sizi yok edinceye dek salgın hastalıkla cezalandıracak. <strong>22</strong> Veremle, sıtmayla, iltihapla, yakıcı sıcaklıkla, kuraklıkla, samyeliyle, küfle cezalandıracak. Siz yok oluncaya dek bunlar sizi kovalayacak. <strong>23</strong> Başınızın üstündeki gök tunç, ayağınızın altındaki yer demir olacak. <strong>24</strong> RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.</p>



<p><strong>25</strong> “RAB sizi düşmanlarınızın önünde bozguna uğratacak. Onlara bir yoldan saldıracak, ama önlerinden yedi yoldan kaçacaksınız. Yeryüzündeki bütün uluslar için dehşet verici bir örnek olacaksınız. <strong>26</strong> Ölüleriniz bütün kuşlara, yabanıl hayvanlara yem olacak; onları korkutup kaçıran kimse olmayacak. <strong>27</strong> RAB sizi iyileşemeyeceğiniz Mısır çıbanıyla, urlarla, kaşıntıyla, uyuzla vuracak. <strong>28</strong> RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak. <strong>29</strong> Öğle vakti körlerin karanlıkta el yordamıyla yürüdüğü gibi yürüyeceksiniz. Yaptığınız her şeyde başarısız olacak, sürekli sıkıştırılacak, yağmalanacaksınız. Sizi kurtaran olmayacak.</p>



<p><strong>30</strong> “Bir kızla nişanlanacaksınız, ama başka biri onunla yatacak. Ev yapacak ama içinde oturmayacaksınız. Bağ dikecek ama üzümünü toplamayacaksınız. <strong>31</strong> Öküzünüz gözünüzün önünde kesilecek ama etini yemeyeceksiniz. Eşeğiniz zorla sizden alınacak, geri getirilmeyecek. Davarlarınız düşmanlarınıza verilecek. Sizi kurtaran olmayacak. <strong>32</strong> Oğullarınız, kızlarınız gözlerinizin önünde başka bir ulusa verilecek. Her gün onları gözlemekten gözlerinizin gücü tükenecek. Elinizden bir şey gelmeyecek. <strong>33</strong> Tanımadığınız bir halk toprağınızın ürününü ve bütün emeğinizi yiyecek. Sürekli sıkıştırılacak, ezileceksiniz. <strong>34</strong> Gözlerinizle gördükleriniz sizi çıldırtacak. <strong>35</strong> RAB dizlerinizi, bacaklarınızı tepeden tırnağa iyileşmeyen ağrılı çıbanlarla vuracak.</p>



<p><strong>36</strong> “RAB sizi ve başınıza atayacağınız kralı sizin de atalarınızın da bilmediği bir ulusa sürecek. Orada ağaçtan, taştan yapılmış başka ilahlara tapacaksınız. <strong>37</strong> RAB&#8217;bin sizi süreceği bütün uluslar başınıza gelenlerden dehşete düşecek; sizi aşağılayacak, sizinle eğlenecekler.</p>



<p><strong>38</strong> “Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek. <strong>39</strong> Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek. <strong>40</strong> Ülkenizin her yerinde zeytinlikleriniz olacak, ama zeytinyağı sürünmeyeceksiniz. Zeytin ağaçlarınız ürününü yere dökecek. <strong>41</strong> Oğullarınız, kızlarınız olacak, ama sizinle kalmayacaklar, sürgüne gönderilecekler. <strong>42</strong> Bütün ağaçlarınızı, toprağınızın ürününü çekirgeler yiyecek.</p>



<p><strong>43</strong> “Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız. <strong>44</strong> O sana ödünç verecek, ama sen ona ödünç vermeyeceksin. O baş, sen kuyruk olacaksın.</p>



<p><strong>45</strong> “Bütün bu lanetler başınıza yağacak. Yok oluncaya dek sizi kovalayacak ve size erişecek. Çünkü Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü dinlemediniz, size verdiği buyrukları, kuralları yerine getirmediniz. <strong>46</strong> Bu lanetler siz ve soyunuz için sonsuza dek bir belirti, şaşılası bir olay olarak kalacak. <strong>47</strong> Madem bolluk zamanında Tanrınız RAB&#8217;be sevinçle, hoşnutlukla kulluk etmediniz, <strong>48</strong> RAB&#8217;bin üzerinize göndereceği düşmanlara kölelik edeceksiniz. Aç, susuz, çıplak kalacaksınız; her şeye gereksinim duyacaksınız. RAB sizi yok edinceye dek boynunuza demir boyunduruk vuracak.</p>



<p><strong>49-50</strong> “RAB uzaktan, dünyanın öbür ucundan bir ulusu –dilini bilmediğiniz bir ulusu, yaşlılara saygı, küçüklere sevgi beslemeyen acımasız bir ulusu– birden çullanan bir kartal gibi başınıza getirecek. <strong>51</strong> Siz yok oluncaya dek hayvanlarınızın yavrularını, toprağınızın ürününü yiyip bitirecekler. Size ne tahıl, ne şarap, ne zeytinyağı, ne sığırlarınızın buzağılarını, ne de sürülerinizin kuzularını bırakacaklar; ta ki, siz ortadan kalkıncaya dek. <strong>52</strong> Güvendiğiniz yüksek, dayanıklı surlar yerle bir oluncaya dek ülkenizdeki bütün kentlerde sizi kuşatacaklar. Tanrınız RAB&#8217;bin size verdiği ülkedeki bütün kentleri kuşatacaklar.</p>



<p><strong>53</strong> “Kuşatma sırasında düşmanınızın vereceği sıkıntıdan rahminizin meyvesini, Tanrınız RAB&#8217;bin size verdiği oğulların, kızların etini yiyeceksiniz. <strong>54</strong> Aranızdaki en yumuşak, en duyarlı adam bile öz kardeşine, sevdiği karısına, sağ kalan çocuklarına acımayacak; <strong>55</strong> yediği çocuklarının etini onların hiçbiriyle paylaşmayacak. Çünkü düşmanın kuşatma sırasında sizi sıkıştırması yüzünden kentlerinizde hiç yiyecek kalmayacak. <strong>56-57</strong> Aranızda en yumuşak, en duyarlı kadın –yumuşaklığından ve duyarlılığından ayağının tabanını yere basmak istemeyen kadın– bile sevdiği kocasından, öz oğlundan, kızından, plasentayı ve doğuracağı çocukları esirgeyecek. Çünkü kuşatma sırasında düşmanın kentlerinizde size vereceği sıkıntıdan, yokluktan onları gizlice yiyecek.</p>



<p><strong>58</strong> “Bu kitapta yazılı yasanın bütün sözlerine uymaz, Tanrınız RAB&#8217;bin yüce ve heybetli adından korkmazsanız, <strong>59</strong> RAB sizi ve soyunuzu korkunç belalarla, büyük ve sürekli belalarla, ağır, iyileşmez hastalıklarla vuracak. <strong>60</strong> Sizi ürküten Mısır&#8217;ın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar. <strong>61</strong> Siz yok oluncaya dek RAB bu Yasa Kitabı&#8217;nda yazılmamış her türlü hastalığı ve belayı da başınıza getirecek. <strong>62</strong> Gökteki yıldızlar kadar çok olan sizler, sayıca az bırakılacaksınız. Çünkü Tanrınız RAB&#8217;bin sözüne kulak vermediniz. <strong>63</strong> Size iyilik yapmak, sizi çoğaltmak RAB&#8217;bi nasıl sevindirdiyse, sizi yıkmak ve yok etmek de öyle sevindirecektir. Mülk edinmek için gideceğiniz ülkeden sökülüp atılacaksınız.</p>



<p><strong>64</strong> “RAB sizi dünyanın bir ucundan öbür ucuna, bütün halklar arasına dağıtacak. Orada sizin de atalarınızın da tanımadığı, ağaçtan ve taştan yapılmış başka ilahlara tapacaksınız. <strong>65</strong> Bu uluslar arasında ne esenliğiniz ne de dinlenecek bir yeriniz olacak. Orada RAB size titreyen yürekler, umutsuzluk ve bakmaktan yorulmuş gözler verecek. <strong>66</strong> Sürekli can kaygısı içinde yaşayacaksınız. Gece gündüz dehşet içinde olacaksınız. Yaşamınızın güvenliği olmayacak. <strong>67</strong> Yüreğinizi kaplayan dehşet ve gözlerinizin gördüğü olaylar yüzünden, sabah, ‘Keşke akşam olsa!’, akşam, ‘Keşke sabah olsa!’ diyeceksiniz. <strong>68</strong> Bir daha görmeyeceksiniz dediğim yoldan RAB sizi gemilerle Mısır&#8217;a geri gönderecek. Orada erkek ve kadın köle olarak kendinizi düşmanlarınıza satmaya kalkışacaksınız; ama satın alan olmayacak.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 29</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Antlaşmanın Yinelenmesi</h3>



<p><strong>1</strong> RAB&#8217;bin İsrailliler&#8217;le Horev Dağı&#8217;nda yaptığı antlaşmaya ek olarak, Moav&#8217;da Musa&#8217;ya onlarla yapmayı buyurduğu antlaşmanın sözleri bunlardır.</p>



<p><strong>2</strong> Musa bütün İsrailliler&#8217;i bir araya toplayarak şöyle dedi: “RAB&#8217;bin Mısır&#8217;da gözlerinizin önünde firavuna, görevlilerine, ülkesine yaptıklarını gördünüz. <strong>3</strong> Büyük denemeleri, belirtileri, o büyük ve şaşılası işleri gözlerinizle gördünüz. <strong>4</strong> Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi. <strong>5</strong> RAB, ‘Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık. <strong>6</strong> Ekmek yemediniz, şarap ya da başka içki içmediniz. Bütün bunları Tanrınız RAB&#8217;bin ben olduğumu anlayasınız diye yaptım’ diyor.</p>



<p><strong>7</strong> “Buraya ulaştığınızda, Heşbon Kralı Sihon ile Başan Kralı Og bizimle savaşa tutuştular. Ama onları bozguna uğrattık. <strong>8</strong> Ülkelerini ele geçirerek mülk olarak Rubenliler&#8217;e, Gadlılar&#8217;a, Manaşşe oymağının yarısına verdik. <strong>9</strong> El attığınız her işte başarılı olmak için bu antlaşmanın sözlerini yerine getirmeye dikkat edin.</p>



<p><strong>10-11</strong> “Bugün hepiniz –önderleriniz, oymak başlarınız, ileri gelenleriniz, görevlileriniz, bütün öbür İsrailli erkekler, çocuklarınız, karılarınız, aranızda yaşayan ve odununuzu kesen, suyunuzu taşıyan yabancılar– Tanrınız RAB&#8217;bin önünde duruyorsunuz. <strong>12</strong> Bugün Tanrınız RAB&#8217;bin ant içerek sizinle yaptığı bu antlaşmayı geçerli kılmak için burada duruyorsunuz. <strong>13</strong> Öyle ki, bugün sizi kendi halkı olarak belirlesin ve size söylediği gibi, atalarınız İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a içtiği ant uyarınca Tanrınız olsun. <strong>14-15</strong> Antla yapılan bu antlaşmayı yalnız sizinle, bugün burada bizimle birlikte Tanrımız RAB&#8217;bin önünde duranlarla değil, yanımızda olmayanlarla da yapıyorum.</p>



<p><strong>16</strong> “Mısır&#8217;da nasıl yaşadığımızı, öteki ulusların ortasından geçerek buraya nasıl geldiğimizi kendiniz de biliyorsunuz. <strong>17</strong> Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz. <strong>18</strong> Dikkat edin, bugün aranızda bu ulusların ilahlarına tapmak için Tanrımız RAB&#8217;den sapan erkek ya da kadın, boy ya da oymak olmasın; aranızda acılık, zehir veren kök olmasın.</p>



<p><strong>19</strong> “Bu andın sözlerini duyup da kimse kendi kendini kutlamasın ve, ‘Kendi isteklerim uyarınca yaşasam da güvenlikte olurum’ diye düşünmesin. Bu herkese yıkım getirir. <strong>20</strong> RAB böyle birini bağışlamak istemez. RAB&#8217;bin öfkesi ve kıskançlığı o kişiye karşı alevlenecek. Bu kitapta yazılı bütün lanetler başına yağacak ve RAB onun adını göğün altından silecektir. <strong>21</strong> Bu Yasa Kitabı&#8217;nda yazılı antlaşmada yer alan bütün lanetler uyarınca, RAB onu felakete uğraması için İsrail&#8217;in bütün oymakları arasından ayıracaktır.</p>



<p><strong>22</strong> “Sizden sonraki kuşak, çocuklarınız ve uzak ülkeden gelen yabancılar ülkenizin uğradığı belaları, RAB&#8217;bin ülkeye gönderdiği hastalıkları görecekler. <strong>23</strong> Bütün ülke yanacak, tuz ve kükürtle örtülecek; tohum ekilmeyecek, filiz sürmeyecek, ot bitmeyecek. Ülke RAB&#8217;bin kızgın öfkesiyle yerle bir ettiği Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim gibi yıkıma uğrayacak. <strong>24</strong> Bütün uluslar, ‘RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?’ diye soracaklar, ‘Bu büyük öfke neden alevlendi?’</p>



<p><strong>25</strong> “Yanıt şöyle olacak: ‘Atalarının Tanrısı RAB kendilerini Mısır&#8217;dan çıkardığında onlarla yaptığı antlaşmayı bıraktılar. <strong>26</strong> Tanımadıkları, RAB&#8217;bin kendilerine pay olarak vermediği başka ilahlara yöneldiler; onlara tapıp önlerinde eğildiler. <strong>27</strong> İşte bu yüzden RAB&#8217;bin öfkesi bu ülkeye karşı alevlendi; bu kitapta yazılı bütün lanetleri oraya yağdırdı. <strong>28</strong> RAB büyük kızgınlıkla, şiddetli öfkeyle onları ülkelerinden söküp attı; bugün olduğu gibi başka ülkeye sürdü.’</p>



<p><strong>29</strong> “Gizlilik Tanrımız RAB&#8217;be özgüdür. Ama bu yasanın bütün sözlerine uymamız için açığa çıkarılanlar sonsuza dek bize ve çocuklarımıza aittir.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 30</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İyileşmenin ve Kutsanmanın Koşulları</h3>



<p><strong>1</strong> “Bütün bu olaylar –önünüze serdiğim kutsama ve lanetler– başınıza geldiğinde, Tanrınız RAB&#8217;bin sizi dağıttığı uluslar arasında bunları anımsayacaksınız. <strong>2</strong> Bugün size ilettiğim buyruklar uyarınca siz ve çocuklarınız Tanrınız RAB&#8217;be döner, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O&#8217;na uyarsanız, <strong>3</strong> Tanrınız RAB size acıyacak, sizi sürgünden geri getirecek. Sizi dağıttığı ulusların arasından yeniden toplayacak. <strong>4</strong> Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Tanrınız RAB sizleri toplayıp geri getirecek. <strong>5</strong> Sizi atalarınızın mülk edindiği ülkeye ulaştıracak. Orayı miras alacaksınız. Tanrınız RAB üzerinize iyilik getirecek ve sizi atalarınızdan daha çok çoğaltacak. <strong>6</strong> Sizin ve çocuklarınızın yüreğini değiştirecek . Öyle ki, O&#8217;nu bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevesiniz ve yaşayasınız. <strong>7</strong> Tanrınız RAB bütün bu lanetleri sizden nefret edenlerin, size baskı yapan düşmanlarınızın üzerine yağdıracak. <strong>8</strong> Siz yine RAB&#8217;bin sözüne kulak verecek, bugün size ilettiğim buyrukların hepsine uyacaksınız. <strong>9</strong> Tanrınız RAB el attığınız her işte sizi başarılı kılacak; çok sayıda çocuğunuz olacak, hayvanlarınızın yavruları, toprağınızın ürünü bol olacak. RAB atalarınızdan nasıl hoşnut kaldıysa, sizden de öyle hoşnut kalacak ve sizi başarılı kılacak. <strong>10</strong> Yeter ki, Tanrınız RAB&#8217;bin sözünü dinleyin, bu Yasa Kitabı&#8217;nda yazılı buyruklarına, kurallarına uyun ve bütün yüreğinizle, bütün canınızla O&#8217;na dönün.</p>



<p><strong>11</strong> “Bugün size ilettiğim bu buyruk ne tutamayacağınız kadar zor, ne de ulaşamayacağınız kadar uzaktır. <strong>12</strong> O göklerde değil ki, ‘Kim bizim için göğe çıkacak? Kim yerine getirmemiz için onu alıp yayacak?’ diyesiniz. <strong>13</strong> Denizin ötesinde değil ki, ‘Kim bizim için denizin ötesine gidecek? Kim yerine getirmemiz için onu alıp yayacak?’ diyesiniz. <strong>14</strong> Tanrı sözü size çok yakındır; uymanız için ağzınızda ve yüreğinizdedir.</p>



<p><strong>15</strong> “İşte bugün önünüze yaşamla iyiliği, ölümle kötülüğü koyuyorum. <strong>16</strong> Bugün size Tanrınız RAB&#8217;bi sevmeyi, yollarında yürümeyi, buyruklarına, kurallarına, ilkelerine uymayı buyuruyorum. Öyle ki, yaşayasınız, çoğalasınız ve mülk edinmek için gideceğiniz ülkede Tanrınız RAB tarafından kutsanasınız.</p>



<p><strong>17</strong> “Eğer yoldan döner, kulak vermezseniz, ayartılır, başka ilahlara eğilip taparsanız, <strong>18</strong> bugün size kesinlikle yok olacağınızı bildiriyorum. Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip mülk edinmek için gideceğiniz ülkede uzun yaşamayacaksınız.</p>



<p><strong>19</strong> “Önünüze yaşamla ölümü, kutsamayla laneti koyduğuma bugün yeri göğü size karşı tanık gösteriyorum. Yaşamı seçin ki, siz de çocuklarınız da yaşayasınız. <strong>20</strong> Tanrınız RAB&#8217;bi sevin, sözüne uyup O&#8217;na bağlanın. RAB yaşamınızdır; kendilerine vereceğine ilişkin atalarınız İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a söz verdiği ülkede uzun yaşamanızı sağlayacaktır.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 31</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yeşu Musa&#8217;nın Yerine Geçecek</h3>



<p><strong>1</strong> Musa İsrailliler&#8217;e şöyle dedi: <strong>2</strong> “Yüz yirmi yaşındayım. Bundan böyle size önderlik edemem. Üstelik RAB bana, ‘Şeria Irmağı&#8217;nın karşı yakasına geçmeyeceksin’ dedi. <strong>3</strong> Tanrınız RAB önünüzden geçecek. Bu ulusları önünüzden yok edecek. Ülkelerini mülk edineceksiniz. RAB&#8217;bin sözü uyarınca Yeşu size önderlik edecek. <strong>4</strong> RAB Amorlular&#8217;ın kralları Sihon&#8217;u ve Og&#8217;u yok edip ülkelerine yaptığının aynısını bu uluslara da yapacak. <strong>5</strong> RAB onları size teslim edecek. Onlara size verdiğim buyruklar uyarınca davranmalısınız. <strong>6</strong> Güçlü ve yürekli olun! Onlardan korkmayın, yılmayın. Çünkü sizinle birlikte giden Tanrınız RAB&#8217;dir. O sizi terk etmeyecek, sizi yüzüstü bırakmayacaktır.”</p>



<p><strong>7</strong> Sonra Musa Yeşu&#8217;yu çağırıp bütün İsrailliler&#8217;in gözü önünde ona şöyle dedi: “Güçlü ve yürekli ol! Çünkü RAB&#8217;bin, atalarına ant içerek söz verdiği ülkeye bu halkla birlikte sen gideceksin. Ülkeyi miras olarak onlara sen vereceksin. <strong>8</strong> RAB&#8217;bin kendisi sana öncülük edecek, seninle birlikte olacak. Seni terk etmeyecek, seni yüzüstü bırakmayacak. Korkma, yılma.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yasanın Okunması</h3>



<p><strong>9</strong> Musa bu yasayı yazıp RAB&#8217;bin Antlaşma Sandığı&#8217;nı* taşıyan Levili kâhinlere ve bütün İsrail ileri gelenlerine verdi. <strong>10</strong> Sonra onlara şöyle buyurdu: “Her yedi yılın sonunda, borçları bağışlama yılında, Çardak Bayramı&#8217;nda*, <strong>11</strong> bütün İsrailliler Tanrınız RAB&#8217;bin önünde bulunmak üzere seçeceği yere geldiğinde, bu yasayı onlara okuyacaksınız. <strong>12</strong> Halkı –erkekleri, kadınları, çocukları ve kentlerinizde yaşayan yabancıları– toplayın. Öyle ki, herkes duyup öğrensin, Tanrınız RAB&#8217;den korksun. Bu yasanın bütün sözlerine uymaya dikkat etsin. <strong>13</strong> Yasayı bilmeyen çocuklar da duysunlar, mülk edinmek için Şeria Irmağı&#8217;ndan geçip gideceğiniz ülkede yaşadığınız sürece Tanrınız RAB&#8217;den korkmayı öğrensinler.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rab&#8217;bin Musa&#8217;ya Son Buyruğu</h3>



<p><strong>14</strong> RAB Musa&#8217;ya, “Ölümüne az kaldı” dedi, “Yeşu&#8217;yu çağır. Ona buyruklarımı bildirmem için Buluşma Çadırı&#8217;nda hazır olun.” Böylece Musa ile Yeşu gidip Buluşma Çadırı&#8217;nda beklediler. <strong>15</strong> Sonra RAB çadırda bulut sütununun içinde göründü; bulut çadırın kapısı üzerinde durdu. <strong>16</strong> RAB Musa&#8217;ya şöyle seslendi: “Yakında ölüp atalarına kavuşacaksın. Bu halk da gideceği ülkenin ilahlarına bağlanıp bana hainlik edecek. Beni bırakacak, kendileriyle yaptığım antlaşmayı bozacaklar. <strong>17</strong> O gün onlara öfkeleneceğim, onları terk edeceğim. Yüzümü onlardan çevireceğim. Başkalarına yem olacaklar, başlarına sayısız kötülükler, sıkıntılar gelecek. O gün, ‘Tanrımız bizimle olmadığı için bu kötülükler başımıza geldi’ diyecekler. <strong>18</strong> Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.</p>



<p><strong>19</strong> “Şimdi kendiniz için şu ezgiyi yazın ve İsrailliler&#8217;e öğretin; onu okusunlar. Öyle ki, bu ezgi İsrailliler&#8217;e karşı benim tanığım olsun. <strong>20</strong> Onları atalarına ant içerek söz verdiğim süt ve bal akan ülkeye getirdiğimde yiyip doyacaklar; semirince başka ilahlara yönelip onlara tapacaklar. Beni tepecek, antlaşmamı bozacaklar. <strong>21</strong> Başlarına sayısız kötülükler, sıkıntılar geldiğinde, bu ezgi onlara karşı tanıklık edecek. Çünkü çocukları bu ezgiyi unutmayacak. Ant içerek söz verdiğim ülkeye onları getirmeden önce neler tasarladıklarını biliyorum.” <strong>22</strong> O gün Musa bu ezgiyi yazıp İsrailliler&#8217;e öğretti.</p>



<p><strong>23</strong> RAB Nun oğlu Yeşu&#8217;ya şu buyruğu verdi: “Güçlü ve yürekli ol! Çünkü İsrailliler&#8217;i, ant içerek söz verdiğim ülkeye sen götüreceksin ve ben seninle birlikte olacağım.”</p>



<p><strong>24</strong> Musa yasanın sözlerini eksiksiz olarak kitaba yazmayı bitirince, <strong>25</strong> RAB&#8217;bin Antlaşma Sandığı&#8217;nı* taşıyan Levililer&#8217;e şu buyruğu verdi: <strong>26</strong> “Bu Yasa Kitabı&#8217;nı alın, Tanrınız RAB&#8217;bin Antlaşma Sandığı&#8217;nın yanına koyun. Orada size karşı bir tanık olarak kalsın. <strong>27</strong> Çünkü sizin başkaldıran, dikbaşlı kişiler olduğunuzu biliyorum. Bugün ben sağken, aranızdayken bile RAB&#8217;be karşı geliyorsunuz; ölümümden sonra daha ne kadar çok başkaldıracaksınız. <strong>28</strong> Oymaklarınızın bütün ileri gelenlerini, görevlilerinizi bana getirin. Bu sözleri onlara duyuracağım. Yeri göğü onlara karşı tanık tutacağım. <strong>29</strong> Ölümümden sonra büsbütün yozlaşacağınızı, size buyurduğum yoldan sapacağınızı biliyorum. Son günlerde kötülüklerle karşılaşacaksınız. Çünkü RAB&#8217;bin gözünde kötü olanı yapacak ve yaptıklarınızla O&#8217;nu öfkelendireceksiniz.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Musa&#8217;nın Ezgisi</h3>



<p><strong>30</strong> Musa şu ezginin sözlerini eksiksiz olarak bütün İsrail topluluğuna okudu:</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 32</h2>



<p><strong>1</strong> “Ey gökler, kulak verin, sesleneyim;</p>



<p>Ey dünya, ağzımdan çıkan sözleri işit!</p>



<p><strong>2</strong> Öğretişim yağmur gibi damlasın;</p>



<p>Sözlerim çiy gibi düşsün,</p>



<p>Çimen üzerine çiseleyen yağmur gibi,</p>



<p>Bitkilere yağan sağanak gibi.</p>



<p><strong>3</strong> RAB&#8217;bin adını duyuracağım.</p>



<p>Ululuğu için Tanrımız&#8217;ı övün!</p>



<p><strong>4</strong> O Kaya&#8217;dır, işleri kusursuzdur,</p>



<p>Bütün yolları doğrudur.</p>



<p>O haksızlık etmeyen güvenilir Tanrı&#8217;dır.</p>



<p>Doğru ve adildir.</p>



<p><strong>5</strong> Bu eğri ve sapık kuşak,</p>



<p>O&#8217;na bağlı kalmadı.</p>



<p>O&#8217;nun çocukları değiller.</p>



<p>Bu onların utancıdır.</p>



<p><strong>6</strong> RAB&#8217;be böyle mi karşılık verilir,</p>



<p>Ey akılsız ve bilgelikten yoksun halk?</p>



<p>Sizi yaratan, size biçim veren,</p>



<p>Babanız, Yaratıcınız O değil mi?</p>



<p><strong>7</strong> “Eski günleri anımsayın;</p>



<p>Çoktan geçmiş çağları düşünün.</p>



<p>Babanıza sorun, size anlatsın,</p>



<p>Yaşlılarınız size açıklasın.</p>



<p><strong>8</strong> Yüceler Yücesi uluslara paylarına düşeni verip</p>



<p>İnsanları böldüğünde,</p>



<p>Ulusların sınırlarını</p>



<p>İsrailoğulları&#8217;nın sayısına göre belirledi.</p>



<p><strong>9</strong> Çünkü RAB&#8217;bin payı kendi halkıdır</p>



<p>Ve Yakup soyu O&#8217;nun payına düşen mirastır.</p>



<p><strong>10</strong> “Onu kurak bir ülkede,</p>



<p>Issız, uluyan bir çölde buldu,</p>



<p>Onu kuşattı, kayırdı,</p>



<p>Gözbebeği gibi korudu.</p>



<p><strong>11</strong> Yuvasında yavrularını uçmaya kışkırtan,</p>



<p>Onların üzerinde kanat çırpan bir kartal gibi,</p>



<p>Kanatlarını gerip onları aldı</p>



<p>Ve kanatları üzerinde taşıdı.</p>



<p><strong>12</strong> Ona yalnız RAB yol gösterdi,</p>



<p>Yanında yabancı ilah yoktu.</p>



<p><strong>13</strong> “Onu yeryüzünün yüksekliklerinde gezdirdi,</p>



<p>Tarlada yetişen ürünlerle doyurdu.</p>



<p>Onu kayadan akan balla,</p>



<p>Çakmaktaşından çıkardığı yağla besledi.</p>



<p><strong>14</strong> İneklerin yağıyla,</p>



<p>Koyunların sütüyle,</p>



<p>Besili kuzularla,</p>



<p>Başan cinsi en iyi koçlarla, tekelerle,</p>



<p>En iyi buğdayla onu besledi.</p>



<p>Halk üzümün kırmızı kanını içti.</p>



<p><strong>15</strong> “Yeşurun semirdi ve sahibini tepti;</p>



<p>Doyunca yağ bağlayıp ağırlaştı,</p>



<p>Kendisini yaratan Tanrı&#8217;ya sırt çevirdi,</p>



<p>Kurtarıcısını, Kaya&#8217;yı küçümsedi.</p>



<p><strong>16</strong> Yabancı ilahlarla Tanrı&#8217;yı kıskandırıp</p>



<p>İğrençlikleriyle O&#8217;nu öfkelendirdiler.</p>



<p><strong>17</strong> Tanrı olmayan cinlere,</p>



<p>Tanımadıkları ilahlara,</p>



<p>Atalarınızın korkmadıkları,</p>



<p>Son zamanlarda ortaya çıkan</p>



<p>Yeni ilahlara kurban kestiler.</p>



<p><strong>18</strong> Seni oluşturan Kaya&#8217;yı savsakladın,</p>



<p>Seni yaratan Tanrı&#8217;yı unuttun.</p>



<p><strong>19</strong> “RAB bunu görünce onları reddetti;</p>



<p>Çünkü oğulları, kızları O&#8217;nu öfkelendirmişlerdi.</p>



<p><strong>20</strong> ‘Yüzümü onlardan çevirecek</p>



<p>Ve sonlarının ne olacağını göreceğim’ dedi,</p>



<p>‘Çünkü onlar sapık bir kuşak</p>



<p>Ve güvenilmez çocuklardır.</p>



<p><strong>21</strong> Tanrı olmayan ilahlarla</p>



<p>Beni kıskandırdılar;</p>



<p>Değersiz putlarıyla beni öfkelendirdiler.</p>



<p>Ben de halk olmayan bir halkla</p>



<p>Onları kıskandıracağım.</p>



<p>Anlayışsız bir ulusla</p>



<p>Onları öfkelendireceğim.</p>



<p><strong>22</strong> Çünkü size karşı öfkem ateş gibi tutuşup</p>



<p>Ölüler diyarının derinliklerine dek yanacak.</p>



<p>Yeryüzünü ve ürününü yutup yok edecek</p>



<p>Ve dağların temellerini tutuşturacak.</p>



<p><strong>23</strong> “ ‘Üzerlerine kötülükler yığacağım,</p>



<p>Oklarımı onlara karşı kullanacağım.</p>



<p><strong>24</strong> Kavurucu kıtlık, tüketici hastalık,</p>



<p>Öldürücü salgın vuracak onları.</p>



<p>Gönderdiğim canavarlar dişleriyle onlara saldıracak,</p>



<p>Toprakta sürünen zehirli yılanlar onları ısıracak.</p>



<p><strong>25</strong> Sokakta kılıç onları çocuksuz bırakacak;</p>



<p>Evlerinde dehşet egemen olacak.</p>



<p>Delikanlısı, genç kızı,</p>



<p>Emzikteki çocuğu, aksaçlısı ölecek.</p>



<p><strong>26</strong> Onları darmadağın etmeyi,</p>



<p>İnsanlar arasından anılarını silmeyi düşündüm.</p>



<p><strong>27</strong> Ama düşmanın alay etmesinden çekindim.</p>



<p>Öyle ki, düşman yanlış anlayıp da,</p>



<p>Bütün bunları yapan RAB değil,</p>



<p>Başarı kazanan biziz, demesin.’</p>



<p><strong>28</strong> “Onlar anlayışsız bir ulustur,</p>



<p>Onlarda sezgi yoktur.</p>



<p><strong>29</strong> Keşke bilge kişiler olsalardı, anlasalardı,</p>



<p>Sonlarının ne olacağını düşünselerdi!</p>



<p><strong>30</strong> Onların Kayası kendilerini satmamış</p>



<p>Ve RAB onları ele vermemiş olsaydı,</p>



<p>Nasıl bir kişi bin kişiyi kovar,</p>



<p>İki kişi on bin kişiyi kaçırtırdı?</p>



<p><strong>31</strong> Çünkü bizim Kayamız onların kayasına benzemez,</p>



<p>Düşmanlarımız bu konuda yargıç olabilir.</p>



<p><strong>32</strong> Onların asması Sodom asmasından,</p>



<p>Gomora bağlarındandır.</p>



<p>Üzümleri zehirle dolu,</p>



<p>Salkımları acıdır.</p>



<p><strong>33</strong> Şarapları yılan zehiri,</p>



<p>Kobraların öldürücü zehiridir.</p>



<p><strong>34</strong> “ ‘Bu kötülükleri yazmadım mı?</p>



<p>Hazinelerimde mühürlemedim mi?</p>



<p><strong>35</strong> Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim,</p>



<p>Zamanı gelince ayakları kayacak,</p>



<p>Onların yıkım günü yakındır,</p>



<p>Ceza günü hızla yaklaşıyor.’</p>



<p><strong>36</strong> “RAB kendi halkının hakkını koruyacak,</p>



<p>Onların gücünün tükendiğini,</p>



<p>Ülkede genç yaşlı kimsenin kalmadığını görünce,</p>



<p>Kullarına acıyacaktır.</p>



<p><strong>37</strong> ‘Hani sığındığınız kaya,</p>



<p>Hani ilahlarınız nerede?’ diyecek,</p>



<p><strong>38</strong> ‘Kurbanlarınızın yağını yiyen,</p>



<p>Dökmelik sununuzu içen</p>



<p>İlahlarınız hani nerede?</p>



<p>Kalksınlar da size yardım etsinler!</p>



<p>Size barınak olsunlar!</p>



<p><strong>39</strong> “ ‘Artık anlayın ki, ben, evet ben O&#8217;yum,</p>



<p>Benden başka tanrı yoktur!</p>



<p>Öldüren de, yaşatan da,</p>



<p>Yaralayan da, iyileştiren de benim.</p>



<p>Kimse elimden kurtaramaz.</p>



<p><strong>40</strong> Elimi göğe kaldırır</p>



<p>Ve sonsuzluk boyunca varlığım hakkı için derim ki,</p>



<p><strong>41</strong> Parlayan kılıcımı bileyip</p>



<p>Yargılamak için elime alınca,</p>



<p>Düşmanlarımdan öç alacağım,</p>



<p>Benden nefret edenlere karşılığını vereceğim.</p>



<p><strong>42</strong> Oklarımı kanla sarhoş edeceğim,</p>



<p>Kılıcım vurulanların, tutsakların kanıyla,</p>



<p>Düşman önderlerinin başlarıyla</p>



<p>Ve etle beslenecek.’</p>



<p><strong>43</strong> “Ey uluslar, O&#8217;nun halkını kutlayın,</p>



<p>Çünkü O kullarının kanının öcünü alacak,</p>



<p>Düşmanlarından öç alacak,</p>



<p>Ülkesinin ve halkının günahını bağışlayacak.”</p>



<p><strong>44</strong> Musa, Nun oğlu Hoşea ile birlikte gelip bu ezginin sözlerini halka okudu. <strong>45-46</strong> Musa sözlerini bitirince, İsrailliler&#8217;e şöyle dedi: “Bugün size bildirdiğim bu uyarıcı sözlerin tümünü benimseyin. Bu yasanın bütün sözlerine dikkat etmeleri ve yerine getirmeleri için çocuklarınıza buyruk verin. <strong>47</strong> Bunlar sizin için boş sözler değildir, sizin yaşamınızdır. Şeria Irmağı&#8217;ndan geçerek mülk edineceğiniz ülkede ömrünüz bu sözler sayesinde uzun olacaktır.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Musa&#8217;ya Ölümü Önceden Bildiriliyor</h3>



<p><strong>48</strong> RAB aynı gün Musa&#8217;ya şöyle seslendi: <strong>49</strong> “Haavarim dağlık bölgesine, Eriha karşısında Moav ülkesindeki Nevo Dağı&#8217;na çık. Mülk olarak İsrailliler&#8217;e vereceğim Kenan ülkesine bak. <strong>50</strong> Ağabeyin Harun Hor Dağı&#8217;nda ölüp atalarına kavuştuğu gibi, sen de çıkacağın dağda ölüp atalarına kavuşacaksın. <strong>51</strong> Çünkü ikiniz de Zin Çölü&#8217;nde, Meriva-Kadeş sularında, İsrailliler&#8217;in önünde bana ihanet ettiniz, kutsallığımı önemsemediniz. <strong>52</strong> Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 33</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Musa İsrail Oymaklarını Kutsuyor</h3>



<p><strong>1</strong> Tanrı adamı Musa, ölümünden önce İsrailliler&#8217;i kutsadı. <strong>2</strong> Şöyle dedi:</p>



<p>“RAB Sina Dağı&#8217;ndan geldi,</p>



<p>Halkına Seir&#8217;den doğdu</p>



<p>Ve Paran Dağı&#8217;ndan parladı.</p>



<p>On binlerce kutsalıyla birlikte geldi,</p>



<p>Sağ elinde halkı için alev alev yanan ateş vardı.</p>



<p><strong>3</strong> Ya RAB, halkları gerçekten seversin,</p>



<p>Bütün kutsallar elinin altındadır.</p>



<p>Ayaklarına kapanır,</p>



<p>Sözlerini dinlerler.</p>



<p><strong>4</strong> Yakup&#8217;un topluluğuna miras olarak,</p>



<p>Musa bize yasayı verdi.</p>



<p><strong>5</strong> İsrail&#8217;in oymaklarıyla</p>



<p>Halkın önderleri bir araya geldiğinde</p>



<p>RAB Yeşurun&#8217;un kralı oldu .</p>



<p><strong>6</strong> “Ruben yaşasın, ölmesin,</p>



<p>Halkının sayısı az olmasın.”</p>



<p><strong>7</strong> Musa Yahuda için de şunları söyledi:</p>



<p>“Ya RAB, Yahuda&#8217;nın yakarışını duy</p>



<p>Ve onu kendi halkına getir.</p>



<p>Kendisi için elleriyle savaştı.</p>



<p>Düşmanlarına karşı ona yardımcı ol.”</p>



<p><strong>8</strong> Levi için de şöyle dedi:</p>



<p>“Ya RAB, senin Tummim&#8217;in ve Urim&#8217;in*</p>



<p>Sadık kulun içindir.</p>



<p>Onu Massa&#8217;da denedin,</p>



<p>Meriva sularında onunla tartıştın.</p>



<p><strong>9</strong> O annesi ve babası için,</p>



<p>‘Onları saymıyorum’ dedi.</p>



<p>Kardeşlerini tanımadı,</p>



<p>Çocuklarını bilmedi.</p>



<p>Ama senin sözünü tuttu</p>



<p>Ve antlaşmana bağlı kaldı.</p>



<p><strong>10</strong> İlkelerini Yakup soyuna,</p>



<p>Yasanı İsrail&#8217;e öğretecekler.</p>



<p>Senin önünde buhur,</p>



<p>Sunağında tümüyle yakmalık sunular sunacaklar.</p>



<p><strong>11</strong> Ya RAB, onları el attıkları her işte kutsa,</p>



<p>Yaptıklarından hoşnut ol.</p>



<p>Ona karşı ayaklananların</p>



<p>Ve ondan nefret edenlerin belini kır,</p>



<p>Bir daha ayağa kalkmasınlar!”</p>



<p><strong>12</strong> Benyamin için de şöyle dedi:</p>



<p>“RAB&#8217;bin sevgilisi,</p>



<p>O&#8217;nun yanında güvenlikte yaşasın;</p>



<p>RAB bütün gün onu korur,</p>



<p>O da RAB&#8217;bin kucağında oturur.”</p>



<p><strong>13</strong> Yusuf için de şöyle dedi:</p>



<p>“RAB onun ülkesini</p>



<p>Gökten yağan değerli çiyle</p>



<p>Ve yeraltındaki derin su kaynaklarıyla kutsasın.</p>



<p><strong>14</strong> Ülkesi güneş altında yetişen ürünlerin en iyisiyle,</p>



<p>Her ay yetişen en iyi meyvelerle,</p>



<p><strong>15</strong> Yaşlı dağların en seçkin armağanlarıyla,</p>



<p>Kalıcı tepelerin bolluğuyla,</p>



<p><strong>16</strong> Yerin en değerli ürünü ve doluluğuyla,</p>



<p>Çalıda oturanın lütfuyla bereketli olsun.</p>



<p>Yusuf&#8217;un başı üzerine,</p>



<p>Kardeşlerinden ayrı olanın başı üzerine bereket yağsın.</p>



<p><strong>17</strong> İlk doğan bir boğa kadar</p>



<p>Görkemlidir o;</p>



<p>Boynuzları yaban öküzünün boynuzları gibidir.</p>



<p>Bu boynuzlarla ulusları,</p>



<p>Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları yaralayacak.</p>



<p>İşte böyledir Efrayim&#8217;in on binleri,</p>



<p>İşte bunlardır Manaşşe&#8217;nin binleri.”</p>



<p><strong>18</strong> Zevulun için de şöyle dedi:</p>



<p>“Ey Zevulun, sevinç duy yola çıkışınla,</p>



<p>Ve sen, İssakar, çadırlarında sevin!</p>



<p><strong>19</strong> Ulusları dağa çağıracak,</p>



<p>Orada doğruluk kurbanları kesecekler.</p>



<p>Denizlerin bolluğuyla</p>



<p>Ve kumlarda saklı hazinelerle doyacaklar.”</p>



<p><strong>20</strong> Gad için de şöyle dedi:</p>



<p>“Gad&#8217;ın sınırını genişleten kutsansın;</p>



<p>Gad orada kol ve baş parçalayan</p>



<p>Bir aslan gibi oturuyor.</p>



<p><strong>21</strong> Kendine ilk toprağı seçti;</p>



<p>Önderlik payı ona verilmiştir.</p>



<p>Halkın önderleri bir araya geldiğinde,</p>



<p>RAB&#8217;bin doğru isteğini</p>



<p>Ve İsrail&#8217;e ilişkin ilkelerini,</p>



<p>O yerine getirdi.”</p>



<p><strong>22</strong> Dan için de şöyle dedi:</p>



<p>“Dan Başan&#8217;dan sıçrayan</p>



<p>Aslan yavrusudur.”</p>



<p><strong>23</strong> Naftali için de şöyle dedi:</p>



<p>“Ey sen, RAB&#8217;bin lütfu ve</p>



<p>Kutsamasıyla dolu olan Naftali!</p>



<p>Sen batıyı ve güneyi mülk edineceksin.”</p>



<p><strong>24</strong> Aşer için de şöyle dedi:</p>



<p>“Oğullar arasında en çok kutsanan Aşer olsun,</p>



<p>Kardeşlerinin beğenisini kazanan o olsun.</p>



<p>Ayağını zeytinyağına batırsın.</p>



<p><strong>25</strong> Kapı sürgülerin demir ve tunç olacak</p>



<p>Ve gücün yaşamın boyunca sürecektir.”</p>



<p><strong>26</strong> “Ey Yeşurun, sana yardım için</p>



<p>Göklere ve bulutlara görkemle binen,</p>



<p>Tanrı&#8217;ya benzer biri yok.</p>



<p><strong>27</strong> Sığınağın çağlar boyu var olan Tanrı&#8217;dır,</p>



<p>Seni taşıyan O&#8217;nun yorulmaz kollarıdır.</p>



<p>Düşmanı önünden kovacak</p>



<p>Ve sana, ‘Onu yok et!’ diyecek.</p>



<p><strong>28</strong> Böylece İsrail güvenlik içinde yaşayacak;</p>



<p>Tahıl ve yeni şarap ülkesinde,</p>



<p>Yakup&#8217;un pınarı güvenlikte kalacak.</p>



<p>Gökler oraya çiy damlatacak.</p>



<p><strong>29</strong> Ne mutlu sana, ey İsrail!</p>



<p>Var mı senin gibisi?</p>



<p>Sen RAB&#8217;bin kurtardığı bir halksın.</p>



<p>RAB seni koruyan kalkan</p>



<p>Ve şanlı kılıcındır.</p>



<p>Düşmanların senin önünde küçülecek</p>



<p>Ve sen onları çiğneyeceksin.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YASA&#8217;NIN TEKRARI 34</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Musa&#8217;nın Ölümü</h3>



<p><strong>1</strong> Bundan sonra Musa Moav ovalarından Nevo Dağı&#8217;na giderek Eriha Kenti karşısındaki Pisga Dağı&#8217;na çıktı. RAB ona bütün ülkeyi gösterdi: <strong>2</strong> Dan&#8217;a kadar uzanan Gilat&#8217;ı, bütün Naftali&#8217;yi, Efrayim ve Manaşşe bölgelerini, Akdeniz&#8217;e kadar uzanan bütün Yahuda bölgesini, <strong>3</strong> Negev&#8217;i, hurma kenti Eriha Vadisi&#8217;nin Soar&#8217;a kadar uzanan ovasını. <strong>4</strong> Sonra Musa&#8217;ya şöyle dedi: “İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a, ‘Senin soyuna vereceğim’ diye ant içtiğim ülke budur. Ülkeyi sana gösterdim, ama oraya gitmeyeceksin.”</p>



<p><strong>5</strong> Böylece RAB&#8217;bin sözü uyarınca RAB&#8217;bin kulu Musa orada, Moav ülkesinde öldü. <strong>6</strong> RAB onu Moav ülkesinde, Beytpeor karşısındaki vadide gömdü. Bugün de mezarının nerede olduğunu kimse bilmiyor. <strong>7</strong> Musa öldüğünde yüz yirmi yaşındaydı; ne gözleri zayıflamıştı, ne de gücü tükenmişti. <strong>8</strong> İsrailliler Moav ovalarında Musa için otuz gün yas tuttular.</p>



<p>Sonra Musa için ağlama ve yas tutma günleri sona erdi. <strong>9</strong> Nun oğlu Yeşu bilgelik ruhuyla doluydu. Çünkü Musa ellerini üzerine koymuştu. İsrailliler onu dinliyor ve RAB&#8217;bin Musa&#8217;ya verdiği buyruklar uyarınca davranıyorlardı.</p>



<p><strong>10</strong> O günden bu yana İsrail&#8217;de Musa gibi RAB&#8217;bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı. <strong>11</strong> RAB onu Mısır&#8217;da firavuna, görevlilerine ve bütün ülkesine bir sürü belirtiler, şaşılası işler yapması için göndermişti. <strong>12</strong> Musa İsrailliler&#8217;in gözleri önünde güçlü, büyük ve ürkütücü işler yapmıştı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">İncil Özeti</h3>



<p>İncil Hristiyanlık’ta Yeni Anlaşma olarak geçer. Tevrat, Zebur ve diğer peygamberlik kitapları Eski Anlaşma (Eski Ahit) olarak adlandırılırken İncil, Yeni Anlaşma (Yeni Ahit) olarak adlandırılır.</p>



<p>Anlaşma kavramını biraz daha açmamız gerekecek. Eski ve Yeni olarak nitelendirilen iki anlaşmanın varlığı aslında iki değişik anlaşma şeklinde değil birbirini tamamlayan anlaşmalar olarak anlamlandırılmalıdır.</p>



<p>Tek olan Tanrı’nın bir tek kurtarış planı vardı. Eski Anlaşma’da Tanrı bu plana İsrail halkıyla başlıyor ancak nihayi hedef tüm ulusların kurtuluşuydu. Dolayısıyla Eski Anlaşma’da küçük bir halkla başladığı kurtuluş planı Yeni Anlaşma’da Mesih aracılığıyla tüm dünyaya yayılır.</p>



<p>İsa Mesih’in Çarmıh’ta “Tamamlandı!” dediği O’nun yeryüzünde kısa bir süre için yaptığı hizmeti kapsıyorsa bile aslında sonsuz lütuf sahibi Tanrı’nın çağlar boyunca tasarladığı planın bir sonucudur. İsa Mesih’in Matta 5:17’de söylediği gibi “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmaya geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim”. İşte İsa Mesih’in çarmıhta “Tamamlandı!” diye haykırdığı tam da buydu. Eski ve Yeni Anlaşma İsa Mesih’te vücut buldu ve tamamlandı.</p>



<p>İncil’in ilk dört kitabı İsa Mesih’in yeryüzündeki hayatı ve hizmetiyle ilgili biyografik kitaplardır. Bunlar sırasıyla Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Bu kitaplardan sonra Luka’nın yazmış olduğu Elçilerin İşleri kitabı ilk Hristiyanlar’ın mücadelelerini ve evrensel kilisenin kuruluşunu anlatıyor. Elçilerin İşleri sonrasında Pavlus, Petrus, Yakup ve Yuhanna’nın yazmış olduğu mektuplar gelir. Bu mektuplar ilk kiliselere tavsiye ve öğretiş amacıyla yazılmıştır, ancak hem Tanrı Sözü olması dolayısıyla hem de içerdiği konular ve İsa Mesih’in sevgisi ve lütfunu işleme biçiminden dolayı günümüzde gerek kilisenin gerekse bireysel olarak tüm Hristiyanlar’ın önemli bir kaynağıdır. En son kitap Esinlenme’dir. Esinlenme’de genel olarak apokaliptik bir anlatımla Tanrı esiniyle son günlerin, son yargı gününün bir tasviri yapılır.</p>



<p>Aşağıda Online İncil olarak okuyabilirsiniz. Eğer ücretsiz İncil’e sahip olmak isterseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz.</p>



<p>Kutsal Kitap ile ilgili sorularınız, öğrenmek istedikleriniz varsa bizimle iletişime geçmeniz halinde size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YUNUS 1</title>
		<link>https://www.medyumpapazgultekin.net/2022/04/yunus-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Medyum Papaz Gültekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 09:26:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medyumpapazgultekin.net/?p=1568</guid>

					<description><![CDATA[Yunus Rab&#8217;den Kaçıyor 1-2 RAB bir gün Amittay oğlu Yunus&#8217;a, “Kalk, Ninova&#8217;ya, o büyük kente git ve halkı uyar” diye seslendi, “Çünkü kötülükleri önüme kadar yükseldi.” 3 Ne var ki, Yunus RAB&#8217;bin huzurundan Tarşiş&#8217;e kaçmaya kalkıştı. Yafa&#8217;ya inip Tarşiş&#8217;e giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, RAB&#8217;den uzaklaşmak için Tarşiş&#8217;e doğru yola çıktı. 4 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Yunus Rab&#8217;den Kaçıyor</h3>



<p><strong>1-2</strong> RAB bir gün Amittay oğlu Yunus&#8217;a, “Kalk, Ninova&#8217;ya, o büyük kente git ve halkı uyar” diye seslendi, “Çünkü kötülükleri önüme kadar yükseldi.”</p>



<p><strong>3</strong> Ne var ki, Yunus RAB&#8217;bin huzurundan Tarşiş&#8217;e kaçmaya kalkıştı. Yafa&#8217;ya inip Tarşiş&#8217;e giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, RAB&#8217;den uzaklaşmak için Tarşiş&#8217;e doğru yola çıktı.</p>



<p><strong>4</strong> Yolda RAB şiddetli bir rüzgar gönderdi denize. Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı. <strong>5</strong> Gemiciler korkuya kapıldı, her biri kendi ilahına yalvarmaya başladı. Gemiyi hafifletmek için yükleri denize attılar. Yunus ise teknenin ambarına inmiş, yatıp derin bir uykuya dalmıştı.</p>



<p><strong>6</strong> Gemi kaptanı Yunus&#8217;un yanına gidip, “Hey! Nasıl uyursun sen?” dedi, “Kalk, tanrına yalvar, belki halimizi görür de yok olmayız.”</p>



<p><strong>7</strong> Sonra denizciler birbirlerine, “Gelin, kura çekelim” dediler, “Bakalım, bu bela kimin yüzünden başımıza geldi.” Kura çektiler, kura Yunus&#8217;a düştü.</p>



<p><strong>8</strong> Bunun üzerine Yunus&#8217;a, “Söyle bize!” dediler, “Bu bela kimin yüzünden başımıza geldi? Ne iş yapıyorsun sen, nereden geliyorsun, nerelisin, hangi halka mensupsun?”</p>



<p><strong>9</strong> Yunus, “İbrani&#8217;yim” diye karşılık verdi, “Denizi ve karayı yaratan Göklerin Tanrısı RAB&#8217;be taparım .”</p>



<p><strong>10</strong> Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler. “Neden yaptın bunu?” diye sordular. Yunus&#8217;un RAB&#8217;den uzaklaşmak için kaçtığını biliyorlardı. Daha önce onlara anlatmıştı.</p>



<p><strong>11</strong> Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunus&#8217;a, “Denizin dinmesi için sana ne yapalım?” diye sordular.</p>



<p><strong>12</strong> Yunus, “Beni kaldırıp denize atın” diye yanıtladı, “O zaman sular durulur. Çünkü biliyorum, bu şiddetli fırtınaya benim yüzümden yakalandınız.”</p>



<p><strong>13</strong> Denizciler karaya dönmek için küreklere asıldılar, ama başaramadılar. Çünkü deniz gittikçe kuduruyordu. <strong>14</strong> RAB&#8217;be seslenerek, “Ya RAB, yalvarıyoruz” dediler, “Bu adamın canı yüzünden yok olmayalım. Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma. Çünkü sen kendi istediğini yaptın, ya RAB.” <strong>15</strong> Sonra Yunus&#8217;u kaldırıp denize attılar, kuduran deniz sakinleşti. <strong>16</strong> Bu olaydan ötürü denizciler RAB&#8217;den öyle korktular ki, O&#8217;na kurbanlar sundular, adaklar adadılar.</p>



<p><strong>17</strong> Bu arada RAB Yunus&#8217;u yutacak büyük bir balık sağladı. Yunus üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YUNUS 2</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yunus&#8217;un Duası</h3>



<p><strong>1</strong> Yunus balığın karnından Tanrısı RAB&#8217;be şöyle dua etti:</p>



<p><strong>2</strong> “Ya RAB, sıkıntı içinde sana yakardım,</p>



<p>Yanıtladın beni.</p>



<p>Yardım istedim ölüler diyarının bağrından,</p>



<p>Kulak verdin sesime.</p>



<p><strong>3</strong> Beni engine, denizin ta dibine fırlattın.</p>



<p>Sular sardı çevremi.</p>



<p>Azgın dalgalar geçti üzerimden.</p>



<p><strong>4</strong> ‘Huzurundan kovuldum’ dedim,</p>



<p>‘Yine de göreceğim kutsal tapınağını .’</p>



<p><strong>5</strong> Sular boğacak kadar kuşattı beni,</p>



<p>Çevremi enginler sardı,</p>



<p>Yosunlar dolaştı başıma.</p>



<p><strong>6</strong> Dağların köklerine kadar battım,</p>



<p>Dünya sonsuza dek sürgülendi arkamdan;</p>



<p>Ama, ya RAB, Tanrım,</p>



<p>Canımı sen kurtardın çukurdan.</p>



<p><strong>7</strong> Soluğum tükenince seni andım, ya RAB,</p>



<p>Duam sana, kutsal tapınağına erişti.</p>



<p><strong>8</strong> Değersiz putlara tapanlar,</p>



<p>Vefasızlık etmiş olurlar.</p>



<p><strong>9</strong> Ama şükranla kurban sunacağım sana,</p>



<p>Adağımı yerine getireceğim.</p>



<p>Kurtuluş senden gelir, ya RAB!”</p>



<p><strong>10</strong> RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus&#8217;u karaya kustu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YUNUS 3</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yunus Ninovalılar&#8217;a Sesleniyor</h3>



<p><strong>1</strong> RAB Yunus&#8217;a ikinci kez şöyle seslendi: <strong>2</strong> “Kalk, Ninova&#8217;ya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.”</p>



<p><strong>3</strong> Yunus RAB&#8217;bin sözü uyarınca kalkıp Ninova&#8217;ya gitti. Ninova öyle büyük bir kentti ki, ancak üç günde dolaşılabilirdi. <strong>4</strong> Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, “Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!” diye ilan etti. <strong>5</strong> Ninova halkı Tanrı&#8217;ya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.</p>



<p><strong>6</strong> Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu. <strong>7</strong> Ardından Ninova&#8217;da şu buyruğu yayımladı:</p>



<p>“Kral ve soyluların buyruğudur:</p>



<p>Hiçbir insan ya da hayvan –ister sığır, ister davar olsun– ağzına bir şey koymayacak, otlamayacak, içmeyecek. <strong>8</strong> Bütün insanlar ve hayvanlar çula sarınsın. Herkes var gücüyle Tanrı&#8217;ya yakararak kötü yoldan, zorbalıktan vazgeçsin. <strong>9</strong> Belki o zaman Tanrı fikrini değiştirip bize acır, kızgın öfkesinden döner de yok olmayız.”</p>



<p><strong>10</strong> Tanrı Ninovalılar&#8217;ın yaptıklarını, kötü yoldan döndüklerini görünce, onlara acıdı, yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YUNUS 4</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yunus Tanrı&#8217;nın Acımasını Kınıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Yunus buna çok gücenip öfkelendi. <strong>2</strong> RAB&#8217;be şöyle dua etti: “Ah, ya RAB, ben daha ülkemdeyken böyle olacağını söylemedim mi? Bu yüzden Tarşiş&#8217;e kaçmaya kalkıştım. Biliyordum, sen lütfeden, acıyan, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin, cezalandırmaktan vazgeçen bir Tanrı&#8217;sın. <strong>3</strong> Ya RAB, lütfen şimdi canımı al. Çünkü benim için ölmek yaşamaktan iyidir.”</p>



<p><strong>4</strong> RAB, “Ne hakla öfkeleniyorsun?” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>5</strong> Yunus kentten çıktı, kentin doğusundaki bir yerde durdu. Kendisine bir çardak yaptı, gölgesinde oturup kentin başına neler geleceğini görmek için beklemeye başladı. <strong>6</strong> RAB Tanrı Yunus&#8217;un üzerine gölge salacak, sıkıntısını giderecek bir keneotu sağladı. Yunus buna çok sevindi. <strong>7</strong> Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrı&#8217;nın sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu. <strong>8</strong> Güneş doğunca Tanrı yakıcı bir doğu rüzgarı estirdi. Yunus başına vuran güneşten bayılmak üzereydi. Ölümü dileyerek, “Benim için ölmek yaşamaktan iyidir” dedi.</p>



<p><strong>9</strong> Ama Tanrı, “Keneotu yüzünden öfkelenmeye hakkın var mı?” dedi.</p>



<p>Yunus, “Elbette hakkım var, ölesiye öfkeliyim” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>10</strong> RAB, “Keneotu bir gecede çıktı ve bir gecede yok oldu” dedi, “Sen emek vermediğin, büyütmediğin bir keneotuna acıyorsun da, <strong>11</strong> ben Ninova&#8217;ya, o koca kente acımayayım mı? O kentte sağını solundan ayırt edemeyen yüz yirmi bini aşkın insan, çok sayıda hayvan var.”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">İncil Özeti</h3>



<p>İncil Hristiyanlık’ta Yeni Anlaşma olarak geçer. Tevrat, Zebur ve diğer peygamberlik kitapları Eski Anlaşma (Eski Ahit) olarak adlandırılırken İncil, Yeni Anlaşma (Yeni Ahit) olarak adlandırılır.</p>



<p>Anlaşma kavramını biraz daha açmamız gerekecek. Eski ve Yeni olarak nitelendirilen iki anlaşmanın varlığı aslında iki değişik anlaşma şeklinde değil birbirini tamamlayan anlaşmalar olarak anlamlandırılmalıdır.</p>



<p>Tek olan Tanrı’nın bir tek kurtarış planı vardı. Eski Anlaşma’da Tanrı bu plana İsrail halkıyla başlıyor ancak nihayi hedef tüm ulusların kurtuluşuydu. Dolayısıyla Eski Anlaşma’da küçük bir halkla başladığı kurtuluş planı Yeni Anlaşma’da Mesih aracılığıyla tüm dünyaya yayılır.</p>



<p>İsa Mesih’in Çarmıh’ta “Tamamlandı!” dediği O’nun yeryüzünde kısa bir süre için yaptığı hizmeti kapsıyorsa bile aslında sonsuz lütuf sahibi Tanrı’nın çağlar boyunca tasarladığı planın bir sonucudur. İsa Mesih’in Matta 5:17’de söylediği gibi “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmaya geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim”. İşte İsa Mesih’in çarmıhta “Tamamlandı!” diye haykırdığı tam da buydu. Eski ve Yeni Anlaşma İsa Mesih’te vücut buldu ve tamamlandı.</p>



<p>İncil’in ilk dört kitabı İsa Mesih’in yeryüzündeki hayatı ve hizmetiyle ilgili biyografik kitaplardır. Bunlar sırasıyla Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Bu kitaplardan sonra Luka’nın yazmış olduğu Elçilerin İşleri kitabı ilk Hristiyanlar’ın mücadelelerini ve evrensel kilisenin kuruluşunu anlatıyor. Elçilerin İşleri sonrasında Pavlus, Petrus, Yakup ve Yuhanna’nın yazmış olduğu mektuplar gelir. Bu mektuplar ilk kiliselere tavsiye ve öğretiş amacıyla yazılmıştır, ancak hem Tanrı Sözü olması dolayısıyla hem de içerdiği konular ve İsa Mesih’in sevgisi ve lütfunu işleme biçiminden dolayı günümüzde gerek kilisenin gerekse bireysel olarak tüm Hristiyanlar’ın önemli bir kaynağıdır. En son kitap Esinlenme’dir. Esinlenme’de genel olarak apokaliptik bir anlatımla Tanrı esiniyle son günlerin, son yargı gününün bir tasviri yapılır.</p>



<p>Aşağıda Online İncil olarak okuyabilirsiniz. Eğer ücretsiz İncil’e sahip olmak isterseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz.</p>



<p>Kutsal Kitap ile ilgili sorularınız, öğrenmek istedikleriniz varsa bizimle iletişime geçmeniz halinde size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YARATILIŞ 1 &#8211; İNCİL</title>
		<link>https://www.medyumpapazgultekin.net/2022/04/yaratilis-1-incil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Medyum Papaz Gültekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 09:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medyumpapazgultekin.net/?p=1565</guid>

					<description><![CDATA[YARATILIŞ 1 Dünyanın Yaratılışı 1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. 2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı&#8217;nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu. 3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. 4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. 5 Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 1</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Dünyanın Yaratılışı</h3>



<p><strong>1</strong> Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. <strong>2</strong> Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı&#8217;nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu.</p>



<p><strong>3</strong> Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. <strong>4</strong> Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. <strong>5</strong> Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.</p>



<p><strong>6</strong> Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu. <strong>7</strong> Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. <strong>8</strong> Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.</p>



<p><strong>9</strong> Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu. <strong>10</strong> Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.</p>



<p><strong>11</strong> Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu. <strong>12</strong> Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. <strong>13</strong> Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.</p>



<p><strong>14-15</strong> Tanrı şöyle buyurdu: “Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu. <strong>16</strong> Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. <strong>17-18</strong> Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. <strong>19</strong> Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.</p>



<p><strong>20</strong> Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu. <strong>21</strong> Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. <strong>22</strong> Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı. <strong>23</strong> Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.</p>



<p><strong>24</strong> Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. <strong>25</strong> Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.</p>



<p><strong>26</strong> Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.”</p>



<p><strong>27</strong> Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı&#8217;nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı. <strong>28</strong> Onları kutsayarak, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. <strong>29</strong> İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. <strong>30</strong> Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere –soluk alıp veren bütün hayvanlara– yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu. <strong>31</strong> Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 2</h2>



<p><strong>1</strong> Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı. <strong>2</strong> Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi. <strong>3</strong> Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak belirledi. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, yarattığı bütün işi bitirip dinlendi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Adem ile Havva</h3>



<p><strong>4</strong> Göğün ve yerin yaratılış öyküsü: RAB Tanrı göğü ve yeri yarattığında, <strong>5</strong> yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu. <strong>6</strong> Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu. <strong>7</strong> RAB Tanrı Adem&#8217;i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.</p>



<p><strong>8</strong> RAB Tanrı doğuda, Aden&#8217;de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem&#8217;i oraya koydu. <strong>9</strong> Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı.</p>



<p><strong>10</strong> Aden&#8217;den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu. <strong>11</strong> İlk ırmağın adı Pişon&#8217;dur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. <strong>12</strong> Orada iyi altın, reçine ve oniks bulunur. <strong>13</strong> İkinci ırmağın adı Gihon&#8217;dur, Kûş sınırları boyunca akar. <strong>14</strong> Üçüncü ırmağın adı Dicle&#8217;dir, Asur&#8217;un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat&#8217;tır.</p>



<p><strong>15</strong> RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem&#8217;i oraya koydu. <strong>16</strong> Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, <strong>17</strong> “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.”</p>



<p><strong>18</strong> Sonra, “Adem&#8217;in yalnız kalması iyi değil” dedi, “Ona uygun bir yardımcı yaratacağım.” <strong>19</strong> RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümünü topraktan yaratmıştı. Onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Adem&#8217;e getirdi. Adem her birine ne ad verdiyse, o canlı o adla anıldı. <strong>20</strong> Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökte uçan kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir yardımcı bulunmadı.</p>



<p><strong>21</strong> RAB Tanrı Adem&#8217;e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. <strong>22</strong> Adem&#8217;den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem&#8217;e getirdi.</p>



<p><strong>23</strong> Adem,</p>



<p>“İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik,</p>



<p>Etimden alınmış ettir” dedi,</p>



<p>“Ona ‘Kadın ’ denilecek,</p>



<p>Çünkü o adamdan alındı.”</p>



<p><strong>24</strong> Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak. <strong>25</strong> Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 3</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İnsanın Günahı</h3>



<p><strong>1</strong> RAB Tanrı&#8217;nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?” diye sordu.</p>



<p><strong>2</strong> Kadın, “Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıtladı, <strong>3</strong> “Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi.”</p>



<p><strong>4</strong> Yılan, “Kesinlikle ölmezsiniz” dedi, <strong>5</strong> “Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.”</p>



<p><strong>6</strong> Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. <strong>7</strong> İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.</p>



<p><strong>8</strong> Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı&#8217;nın sesini duydular. O&#8217;ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler. <strong>9</strong> RAB Tanrı Adem&#8217;e, “Neredesin?” diye seslendi.</p>



<p><strong>10</strong> Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi.</p>



<p><strong>11</strong> RAB Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu, “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?”</p>



<p><strong>12</strong> Adem, “Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>13</strong> RAB Tanrı kadına, “Nedir bu yaptığın?” diye sordu.</p>



<p>Kadın, “Yılan beni aldattı, o yüzden yedim” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>14</strong> Bunun üzerine RAB Tanrı yılana,</p>



<p>“Bu yaptığından ötürü</p>



<p>Bütün evcil ve yabanıl hayvanların</p>



<p>En lanetlisi sen olacaksın” dedi,</p>



<p>“Karnının üzerinde sürünecek,</p>



<p>Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.</p>



<p><strong>15</strong> Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu</p>



<p>Birbirinize düşman edeceğim.</p>



<p>Onun soyu senin başını ezecek,</p>



<p>Sen onun topuğuna saldıracaksın.”</p>



<p><strong>16</strong> RAB Tanrı kadına,</p>



<p>“Çocuk doğururken sana</p>



<p>Çok acı çektireceğim” dedi,</p>



<p>“Ağrı çekerek doğum yapacaksın.</p>



<p>Kocana istek duyacaksın,</p>



<p>Seni o yönetecek.”</p>



<p><strong>17</strong> RAB Tanrı Adem&#8217;e,</p>



<p>“Karının sözünü dinlediğin ve sana,</p>



<p>Meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için</p>



<p>Toprak senin yüzünden lanetlendi” dedi,</p>



<p>“Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın.</p>



<p><strong>18</strong> Toprak sana diken ve çalı verecek,</p>



<p>Yaban otu yiyeceksin.</p>



<p><strong>19</strong> Toprağa dönünceye dek</p>



<p>Ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın.</p>



<p>Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın</p>



<p>Ve yine toprağa döneceksin.”</p>



<p><strong>20</strong> Adem karısına Havva adını verdi. Çünkü o bütün insanların annesiydi.</p>



<p><strong>21</strong> RAB Tanrı Adem&#8217;le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi. <strong>22</strong> Sonra, “Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu” dedi, “Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.” <strong>23</strong> Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Adem&#8217;i Aden bahçesinden çıkardı. <strong>24</strong> Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 4</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Kayin ile Habil</h3>



<p><strong>1</strong> Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin&#8217;i doğurdu. “ RAB&#8217;bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim” dedi. <strong>2</strong> Daha sonra Kayin&#8217;in kardeşi Habil&#8217;i doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi. <strong>3</strong> Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB&#8217;be sunu getirdi. <strong>4</strong> Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil&#8217;i ve sunusunu kabul etti. <strong>5</strong> Kayin&#8217;le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.</p>



<p><strong>6</strong> RAB Kayin&#8217;e, “Niçin öfkelendin?” diye sordu, “Niçin surat astın? <strong>7</strong> Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın.”</p>



<p><strong>8</strong> Kayin kardeşi Habil&#8217;e, “Haydi, tarlaya gidelim ” dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü.</p>



<p><strong>9</strong> RAB Kayin&#8217;e, “Kardeşin Habil nerede?” diye sordu.</p>



<p>Kayin, “Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>10</strong> RAB, “Ne yaptın?” dedi, “Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor. <strong>11</strong> Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan toprağın laneti altındasın. <strong>12</strong> İşlediğin toprak bundan böyle sana ürün vermeyecek. Yeryüzünde aylak aylak dolaşacaksın.”</p>



<p><strong>13</strong> Kayin, “Cezam kaldıramayacağım kadar ağır” diye karşılık verdi, <strong>14</strong> “Bugün beni bu topraklardan kovdun. Artık huzurundan uzak kalacak, yeryüzünde aylak aylak dolaşacağım. Kim bulsa öldürecek beni.”</p>



<p><strong>15</strong> Bunun üzerine RAB, “Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak” dedi. Kimse bulup öldürmesin diye Kayin&#8217;in üzerine bir nişan koydu. <strong>16</strong> Kayin RAB&#8217;bin huzurundan ayrıldı. Aden bahçesinin doğusunda, Nod topraklarına yerleşti.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Kayin&#8217;in Soyu</h3>



<p><strong>17</strong> Kayin karısıyla yattı. Karısı hamile kaldı ve Hanok&#8217;u doğurdu. Kayin o sırada bir kent kurmaktaydı. Kente oğlu Hanok&#8217;un adını verdi. <strong>18</strong> Hanok&#8217;tan İrat oldu. İrat&#8217;tan Mehuyael, Mehuyael&#8217;den Metuşael, Metuşael&#8217;den Lemek oldu. <strong>19</strong> Lemek iki kadınla evlendi. Birinin adı Âda, öbürünün ise Silla&#8217;ydı. <strong>20</strong> Âda Yaval&#8217;ı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı. <strong>21</strong> Kardeşinin adı Yuval&#8217;dı. Yuval lir ve ney çalanların atasıydı. <strong>22</strong> Silla Tuval-Kayin&#8217;i doğurdu. Tuval-Kayin tunç ve demirden çeşitli kesici aletler yapardı. Tuval-Kayin&#8217;in kızkardeşi Naama&#8217;ydı.</p>



<p><strong>23</strong> Lemek karılarına şöyle dedi:</p>



<p>“Ey Âda ve Silla, beni dinleyin,</p>



<p>Ey Lemek&#8217;in karıları, sözlerime kulak verin.</p>



<p>Beni yaraladığı için</p>



<p>Bir adam öldürdüm,</p>



<p>Beni hırpaladığı için</p>



<p>Bir genci öldürdüm.</p>



<p><strong>24</strong> Kayin&#8217;in yedi kez öcü alınacaksa,</p>



<p>Lemek&#8217;in yetmiş yedi kez öcü alınmalı.”</p>



<p><strong>25</strong> Adem karısıyla yine yattı. Havva bir erkek çocuk doğurdu. “Tanrı Kayin&#8217;in öldürdüğü Habil&#8217;in yerine bana başka bir oğul bağışladı” diyerek çocuğa Şit adını verdi. <strong>26</strong> Şit&#8217;in de bir oğlu oldu, adını Enoş koydu.</p>



<p>O zaman insanlar RAB&#8217;bi adıyla çağırmaya başladı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 5</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Adem&#8217;den Nuh&#8217;a</h3>



<p><strong>1</strong> Adem soyunun öyküsü: Tanrı insanı yarattığında onu kendine benzer kıldı. <strong>2</strong> Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara “İnsan” adını verdi. <strong>3</strong> Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi. <strong>4</strong> Şit&#8217;in doğumundan sonra Adem 800 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>5</strong> Adem toplam 930 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>6</strong> Şit 105 yaşındayken oğlu Enoş doğdu. <strong>7</strong> Enoş&#8217;un doğumundan sonra Şit 807 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>8</strong> Şit toplam 912 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>9</strong> Enoş 90 yaşındayken oğlu Kenan doğdu. <strong>10</strong> Kenan&#8217;ın doğumundan sonra Enoş 815 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>11</strong> Enoş toplam 905 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>12</strong> Kenan 70 yaşındayken oğlu Mahalalel doğdu. <strong>13</strong> Mahalalel&#8217;in doğumundan sonra Kenan 840 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>14</strong> Kenan toplam 910 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>15</strong> Mahalalel 65 yaşındayken oğlu Yeret doğdu. <strong>16</strong> Yeret&#8217;in doğumundan sonra Mahalalel 830 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>17</strong> Mahalalel toplam 895 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>18</strong> Yeret 162 yaşındayken oğlu Hanok doğdu. <strong>19</strong> Hanok&#8217;un doğumundan sonra Yeret 800 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>20</strong> Yeret toplam 962 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>21</strong> Hanok 65 yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu. <strong>22</strong> Metuşelah&#8217;ın doğumundan sonra Hanok 300 yıl Tanrı yolunda yürüdü. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>23</strong> Hanok toplam 365 yıl yaşadı. <strong>24</strong> Tanrı yolunda yürüdü, sonra ortadan kayboldu; çünkü Tanrı onu yanına almıştı.</p>



<p><strong>25</strong> Metuşelah 187 yaşındayken oğlu Lemek doğdu. <strong>26</strong> Lemek&#8217;in doğumundan sonra Metuşelah 782 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>27</strong> Metuşelah toplam 969 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>28</strong> Lemek 182 yaşındayken bir oğlu oldu. <strong>29</strong> “ RAB&#8217;bin lanetlediği bu toprak yüzünden çektiğimiz eziyeti, harcadığımız emeği bu çocuk hafifletip bizi rahatlatacak” diyerek çocuğa Nuh adını verdi. <strong>30</strong> Nuh&#8217;un doğumundan sonra Lemek 595 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. <strong>31</strong> Lemek toplam 777 yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<p><strong>32</strong> Nuh 500 yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham, Yafet adlı oğulları doğdu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 6</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Tufan</h3>



<p><strong>1</strong> Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu. <strong>2</strong> İlahi varlıklar insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler. <strong>3</strong> RAB, “Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür” dedi, “İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.” <strong>4</strong> İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.</p>



<p><strong>5</strong> RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. <strong>6</strong> İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı. <strong>7</strong> “Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım” dedi, “Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.” <strong>8</strong> Ama Nuh RAB&#8217;bin gözünde lütuf buldu.</p>



<p><strong>9</strong> Nuh&#8217;un öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü. <strong>10</strong> Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet. <strong>11</strong> Tanrı&#8217;nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu. <strong>12</strong> Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.</p>



<p><strong>13</strong> Tanrı Nuh&#8217;a, “İnsanlığa son vereceğim” dedi, “Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim. <strong>14</strong> Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. <strong>15</strong> Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz , genişliği elli , yüksekliği otuz arşın olacak. <strong>16</strong> Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap. <strong>17</strong> Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek. <strong>18</strong> Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin. <strong>19</strong> Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. <strong>20</strong> Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler. <strong>21</strong> Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.”</p>



<p><strong>22</strong> Nuh Tanrı&#8217;nın bütün buyruklarını yerine getirdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 7</h2>



<p><strong>1</strong> RAB Nuh&#8217;a, “Bütün ailenle birlikte gemiye bin” dedi, “Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum. <strong>2-3</strong> Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. <strong>4</strong> Çünkü yedi gün sonra yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdıracağım. Yarattığım her canlıyı yeryüzünden silip atacağım.” <strong>5</strong> Nuh RAB&#8217;bin bütün buyruklarını yerine getirdi.</p>



<p><strong>6</strong> Yeryüzünde tufan koptuğunda Nuh altı yüz yaşındaydı. <strong>7</strong> Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler. <strong>8-9</strong> Tanrı&#8217;nın Nuh&#8217;a buyurduğu gibi temiz ve kirli sayılan her tür hayvan, kuş ve sürüngenden erkek ve dişi olmak üzere birer çift Nuh&#8217;a gelip gemiye bindiler. <strong>10</strong> Yedi gün sonra tufan koptu.</p>



<p><strong>11</strong> Nuh altı yüz yaşındayken, o yılın ikinci ayının on yedinci günü enginlerin bütün kaynakları fışkırdı, göklerin kapakları açıldı. <strong>12</strong> Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.</p>



<p><strong>13</strong> Nuh, oğulları Sam, Ham, Yafet, Nuh&#8217;un karısıyla üç gelini tam o gün gemiye bindiler. <strong>14</strong> Onlarla birlikte her tür hayvan –evcil hayvanların, sürüngenlerin, kuşların, uçan yaratıkların her türü– gemiye bindi. <strong>15</strong> Soluk alan her tür canlı çifter çifter Nuh&#8217;un yanına gelip gemiye bindi. <strong>16</strong> Gemiye giren hayvanlar Tanrı&#8217;nın Nuh&#8217;a buyurduğu gibi erkek ve dişiydi. RAB Nuh&#8217;un ardından kapıyı kapadı.</p>



<p><strong>17</strong> Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı. <strong>18</strong> Sular yükseldi, çoğaldıkça çoğaldı; gemi suyun üzerinde yüzmeye başladı. <strong>19</strong> Sular öyle yükseldi ki, yeryüzündeki bütün yüksek dağlar su altında kaldı. <strong>20</strong> Yükselen sular dağları on beş arşın aştı. <strong>21-22</strong> Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler, insanlar, soluk alan bütün canlılar öldü. <strong>23</strong> RAB insanlardan evcil hayvanlara, sürüngenlerden kuşlara dek bütün canlıları yok etti, yeryüzündeki her şey silinip gitti. Yalnız Nuh&#8217;la gemidekiler kaldı. <strong>24</strong> Sular yüz elli gün boyunca yeryüzünü kapladı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 8</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Tufanın Sonu</h3>



<p><strong>1</strong> Sonra Tanrı Nuh&#8217;u ve gemideki evcil ve yabanıl hayvanları anımsadı. Yeryüzünde bir rüzgar estirdi, sular alçalmaya başladı. <strong>2</strong> Enginlerin kaynakları, göklerin kapakları kapandı. Yağmur dindi. <strong>3</strong> Sular yeryüzünden çekilmeye başladı. Yüz elli gün geçtikten sonra sular azaldı. <strong>4</strong> Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu. <strong>5</strong> Sular onuncu aya kadar sürekli azaldı. Onuncu ayın birinde dağların doruğu göründü.</p>



<p><strong>6</strong> Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı. <strong>7</strong> Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar dönmedi, uçup durdu. <strong>8</strong> Bunun üzerine Nuh suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamak için güvercini gönderdi. <strong>9</strong> Güvercin konacak bir yer bulamadı, çünkü her yer suyla kaplıydı. Gemiye, Nuh&#8217;un yanına döndü. Nuh uzanıp güvercini tuttu ve gemiye, yanına aldı. <strong>10</strong> Yedi gün daha bekledi, sonra güvercini yine dışarı saldı. <strong>11</strong> Güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin yaprağıyla akşamleyin geri döndü. O zaman Nuh suların yeryüzünden çekilmiş olduğunu anladı. <strong>12</strong> Yedi gün daha bekledikten sonra güvercini yine gönderdi. Bu kez güvercin geri dönmedi.</p>



<p><strong>13</strong> Nuh altı yüz bir yaşındayken, birinci ayın birinde yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü. <strong>14</strong> İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.</p>



<p><strong>15-16</strong> Tanrı Nuh&#8217;a, “Karın, oğulların ve gelinlerinle birlikte gemiden çık” dedi, <strong>17</strong> “Kendinle birlikte bütün canlıları, kuşları, hayvanları, sürüngenleri de çıkar. Üresinler, verimli olsunlar, yeryüzünde çoğalsınlar.”</p>



<p><strong>18</strong> Nuh karısı, oğulları ve gelinleriyle birlikte gemiden çıktı. <strong>19</strong> Bütün hayvanlar, sürüngenler, kuşlar, yeryüzünde yaşayan her tür canlı da gemiyi terk etti.</p>



<p><strong>20</strong> Nuh RAB&#8217;be bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular sundu. <strong>21</strong> Güzel kokudan hoşnut olan RAB içinden şöyle dedi: “İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim.</p>



<p><strong>22</strong> “Dünya durdukça</p>



<p>Ekin ekmek, biçmek,</p>



<p>Sıcak, soğuk,</p>



<p>Yaz, kış,</p>



<p>Gece, gündüz hep var olacaktır.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 9</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Tanrı Nuh&#8217;la Antlaşma Yapıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Tanrı, Nuh&#8217;u ve oğullarını kutsayarak, “Verimli olun, çoğalıp yeryüzünü doldurun” dedi, <strong>2</strong> “Yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümü sizden korkup ürkecek. Yeryüzündeki bütün canlılar, denizdeki bütün balıklar sizin yönetiminize verilmiştir. <strong>3</strong> Bütün canlılar size yiyecek olacak. Yeşil bitkiler gibi, hepsini size veriyorum.</p>



<p><strong>4</strong> “Yalnız kanlı et yemeyeceksiniz, çünkü kan canı içerir. <strong>5</strong> Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı kesinlikle arayacağım. Her hayvandan hesabını soracağım. Her insandan, kardeşinin canına kıyan herkesten hakkınızı arayacağım.</p>



<p><strong>6</strong> “Kim insan kanı dökerse,</p>



<p>Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir.</p>



<p>Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.</p>



<p><strong>7</strong> Verimli olun, çoğalın.</p>



<p>Yeryüzünde üreyin, artın.”</p>



<p><strong>8</strong> Tanrı Nuh&#8217;a ve oğullarına şöyle dedi: <strong>9-10</strong> “Sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki bütün canlılarla –kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden çıkan bütün hayvanlarla– antlaşmamı sürdürmek istiyorum. <strong>11</strong> Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.”</p>



<p><strong>12</strong> Tanrı şöyle sürdürdü konuşmasını: “Sizinle ve bütün canlılarla kuşaklar boyu sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak: <strong>13</strong> Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak. <strong>14</strong> Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, yayım bulutların arasında ne zaman görünse, <strong>15</strong> sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak. <strong>16</strong> Ne zaman bulutlarda yay görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli antlaşmayı anımsayacağım.”</p>



<p><strong>17</strong> Tanrı Nuh&#8217;a, “Kendimle yeryüzündeki bütün canlılar arasında sürdüreceğim antlaşmanın belirtisi budur” dedi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Nuh&#8217;un Oğulları</h3>



<p><strong>18</strong> Gemiden çıkan Nuh&#8217;un oğulları Sam, Ham ve Yafet idi. Ham Kenan&#8217;ın babasıydı. <strong>19</strong> Nuh&#8217;un üç oğlu bunlardı. Yeryüzüne yayılan bütün insanlar onlardan üredi.</p>



<p><strong>20</strong> Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti. <strong>21</strong> Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı. <strong>22</strong> Kenan&#8217;ın babası olan Ham babasının çıplak olduğunu görünce dışarı çıkıp iki kardeşine anlattı. <strong>23</strong> Sam&#8217;la Yafet bir giysi alıp omuzlarına attılar, geri geri yürüyerek çıplak babalarını örttüler. Babalarını çıplak görmemek için yüzlerini öbür yana çevirdiler. <strong>24</strong> Nuh ayılınca küçük oğlunun ne yaptığını anlayarak, <strong>25</strong> şöyle dedi:</p>



<p>“Kenan&#8217;a lanet olsun,</p>



<p>Köleler kölesi olsun kardeşlerine.</p>



<p><strong>26</strong> Övgüler olsun Sam&#8217;ın Tanrısı RAB&#8217;be,</p>



<p>Kenan Sam&#8217;a kul olsun.</p>



<p><strong>27</strong> Tanrı Yafet&#8217;e bolluk versin,</p>



<p>Sam&#8217;ın çadırlarında yaşasın,</p>



<p>Kenan Yafet&#8217;e kul olsun.”</p>



<p><strong>28</strong> Nuh tufandan sonra üç yüz elli yıl daha yaşadı. <strong>29</strong> Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 10</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Nuh Oğullarının Soyu</h3>



<p><strong>1</strong> Nuh&#8217;un oğulları Sam, Ham ve Yafet&#8217;in öyküsü şudur:</p>



<p>Tufandan sonra bunların birçok oğlu oldu.</p>



<p><strong>2</strong> Yafet&#8217;in oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yâvan, Tuval, Meşek, Tiras. <strong>3</strong> Gomer&#8217;in oğulları: Aşkenaz, Rifat, Togarma. <strong>4</strong> Yâvan&#8217;ın oğulları: Elişa, Tarşiş, Kittim, Rodanim. <strong>5</strong> Kıyılarda yaşayan insanların ataları bunlardır. Ülkelerinde çeşitli dillere, uluslarında çeşitli boylara bölündüler.</p>



<p><strong>6</strong> Ham&#8217;ın oğulları: Kûş, Misrayim, Pût, Kenan. <strong>7</strong> Kûş&#8217;un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka. Raama&#8217;nın oğulları: Şeva, Dedan. <strong>8</strong> Kûş&#8217;un Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı. <strong>9</strong> RAB&#8217;bin önünde yiğit bir avcıydı. “ RAB&#8217;bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı” sözü buradan gelir. <strong>10</strong> İlkin Şinar topraklarında, Babil, Erek, Akat, Kalne kentlerinde krallık yaptı. <strong>11-12</strong> Sonra Asur&#8217;a giderek Ninova, Rehovot-İr, Kalah kentlerini ve Ninova&#8217;yla önemli bir kent olan Kalah arasında Resen&#8217;i kurdu.</p>



<p><strong>13-14</strong> Misrayim Ludlular&#8217;ın, Anamlılar&#8217;ın, Lehavlılar&#8217;ın, Naftuhlular&#8217;ın, Patruslular&#8217;ın, Filistliler&#8217;in ataları olan Kasluhlular&#8217;ın ve Kaftorlular&#8217;ın atasıydı.</p>



<p><strong>15-18</strong> Kenan ilk oğlu olan Sidon&#8217;un babası ve Hititler&#8217;in, Yevuslular&#8217;ın, Amorlular&#8217;ın, Girgaşlılar&#8217;ın, Hivliler&#8217;in, Arklılar&#8217;ın, Sinliler&#8217;in, Arvatlılar&#8217;ın, Semarlılar&#8217;ın, Hamalılar&#8217;ın atasıydı. Kenan boyları daha sonra dağıldı. <strong>19</strong> Kenan sınırı Sayda&#8217;dan Gerar, Gazze, Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim&#8217;e doğru Laşa&#8217;ya kadar uzanıyordu. <strong>20</strong> Ülkelerinde ve uluslarında çeşitli boylara ve dillere bölünen Hamoğulları bunlardı.</p>



<p><strong>21</strong> Yafet&#8217;in ağabeyi olan Sam&#8217;ın da çocukları oldu. Sam bütün Ever soyunun atasıydı.</p>



<p><strong>22</strong> Sam&#8217;ın oğulları: Elam, Asur, Arpakşat, Lud, Aram. <strong>23</strong> Aram&#8217;ın oğulları: Ûs, Hul, Geter, Maş. <strong>24</strong> Arpakşat Şelah&#8217;ın babasıydı . Şelah&#8217;tan Ever oldu. <strong>25</strong> Ever&#8217;in iki oğlu oldu. Birinin adı Pelek&#8217;ti ; çünkü yeryüzündeki insanlar onun yaşadığı dönemde bölündü. Kardeşinin adı Yoktan&#8217;dı. <strong>26-29</strong> Yoktan Almodat&#8217;ın, Şelef&#8217;in, Hasarmavet&#8217;in, Yerah&#8217;ın, Hadoram&#8217;ın, Uzal&#8217;ın, Dikla&#8217;nın, Oval&#8217;ın, Avimael&#8217;in, Şeva&#8217;nın, Ofir&#8217;in, Havila&#8217;nın, Yovav&#8217;ın atasıydı. Bunların hepsi Yoktan&#8217;ın soyundandı.</p>



<p><strong>30</strong> Doğuda, Meşa&#8217;dan Sefar&#8217;a uzanan dağlık bölgede yaşarlardı. <strong>31</strong> Ülkelerinde ve uluslarında çeşitli boylara ve dillere bölünen Samoğulları bunlardı.</p>



<p><strong>32</strong> Tufandan sonra kayda geçen, ulus ulus, boy boy yeryüzüne yayılan bütün bu insanlar Nuh&#8217;un soyundan gelmedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 11</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Babil Kulesi</h3>



<p><strong>1</strong> Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. <strong>2</strong> Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.</p>



<p><strong>3</strong> Birbirlerine, “Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim” dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. <strong>4</strong> Sonra, “Kendimize bir kent kuralım” dediler, “Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.”</p>



<p><strong>5</strong> RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi. <strong>6</strong> “Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar” dedi, <strong>7</strong> “Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.” <strong>8</strong> Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. <strong>9</strong> Bu nedenle kente Babil adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sam&#8217;dan Avram&#8217;a</h3>



<p><strong>10</strong> Sam&#8217;ın soyunun öyküsü: Tufandan iki yıl sonra Sam 100 yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu. <strong>11</strong> Arpakşat&#8217;ın doğumundan sonra Sam 500 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>12</strong> Arpakşat 35 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. <strong>13</strong> Şelah&#8217;ın doğumundan sonra Arpakşat 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu .</p>



<p><strong>14</strong> Şelah 30 yaşındayken oğlu Ever doğdu. <strong>15</strong> Ever&#8217;in doğumundan sonra Şelah 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>16</strong> Ever 34 yaşındayken oğlu Pelek doğdu. <strong>17</strong> Pelek&#8217;in doğumundan sonra Ever 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>18</strong> Pelek 30 yaşındayken oğlu Reu doğdu. <strong>19</strong> Reu&#8217;nun doğumundan sonra Pelek 209 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>20</strong> Reu 32 yaşındayken oğlu Seruk doğdu. <strong>21</strong> Seruk&#8217;un doğumundan sonra Reu 207 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>22</strong> Seruk 30 yaşındayken oğlu Nahor doğdu. <strong>23</strong> Nahor&#8217;un doğumundan sonra Seruk 200 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>24</strong> Nahor 29 yaşındayken oğlu Terah doğdu. <strong>25</strong> Terah&#8217;ın doğumundan sonra Nahor 119 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.</p>



<p><strong>26</strong> Yetmiş yaşından sonra Terah&#8217;ın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.</p>



<p><strong>27</strong> Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran&#8217;ın babasıydı. Haran&#8217;ın Lut adlı bir oğlu oldu. <strong>28</strong> Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler&#8217;in Ur Kenti&#8217;nde öldü. <strong>29</strong> Avram&#8217;la Nahor evlendiler. Avram&#8217;ın karısının adı Saray, Nahor&#8217;unkinin adı Milka&#8217;ydı. Milka Yiska&#8217;nın babası Haran&#8217;ın kızıydı. <strong>30</strong> Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu.</p>



<p><strong>31</strong> Terah, oğlu Avram&#8217;ı, Haran&#8217;ın oğlu olan torunu Lut&#8217;u ve Avram&#8217;ın karısı olan gelini Saray&#8217;ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler&#8217;in Ur Kenti&#8217;nden ayrıldılar. Harran&#8217;a gidip oraya yerleştiler. <strong>32</strong> Terah iki yüz beş yıl yaşadıktan sonra Harran&#8217;da öldü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 12</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Avram&#8217;a Çağrı</h3>



<p><strong>1</strong> RAB Avram&#8217;a, “Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git” dedi,</p>



<p><strong>2</strong> “Seni büyük bir ulus yapacağım,</p>



<p>Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım,</p>



<p>Bereket kaynağı olacaksın.</p>



<p><strong>3</strong> Seni kutsayanları kutsayacak,</p>



<p>Seni lanetleyeni lanetleyeceğim.</p>



<p>Yeryüzündeki bütün halklar</p>



<p>Senin aracılığınla kutsanacak.”</p>



<p><strong>4</strong> Avram RAB&#8217;bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran&#8217;dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yaşındaydı. <strong>5</strong> Karısı Saray&#8217;ı, yeğeni Lut&#8217;u, Harran&#8217;da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar.</p>



<p><strong>6</strong> Avram ülke boyunca Şekem&#8217;deki More meşesine kadar ilerledi. O günlerde orada Kenanlılar yaşıyordu. <strong>7</strong> RAB Avram&#8217;a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram kendisine görünen RAB&#8217;be orada bir sunak yaptı. <strong>8</strong> Oradan Beytel&#8217;in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel&#8217;le doğudaki Ay Kenti&#8217;nin arasına kurdu. Orada RAB&#8217;be bir sunak yapıp RAB&#8217;bi adıyla çağırdı. <strong>9</strong> Sonra kona göçe Negev&#8217;e doğru ilerledi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Avram Mısır&#8217;da</h3>



<p><strong>10</strong> Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır&#8217;a gitti. <strong>11</strong> Mısır&#8217;a yaklaştıklarında karısı Saray&#8217;a, “Güzel bir kadın olduğunu biliyorum” dedi, <strong>12</strong> “Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karısı’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. <strong>13</strong> Lütfen, ‘Onun kızkardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.”</p>



<p><strong>14</strong> Avram Mısır&#8217;a girince, Mısırlılar karısının çok güzel olduğunu farkettiler. <strong>15</strong> Kadını gören firavunun adamları, güzelliğini firavuna övdüler. Kadın saraya alındı. <strong>16</strong> Onun hatırı için firavun Avram&#8217;a iyi davrandı. Avram davar, sığır, erkek ve dişi eşek, erkek ve kadın köle, deve sahibi oldu.</p>



<p><strong>17</strong> RAB Avram&#8217;ın karısı Saray yüzünden firavunla ev halkının başına korkunç felaketler getirdi. <strong>18</strong> Firavun Avram&#8217;ı çağırtarak, “Nedir bana bu yaptığın?” dedi, “Neden Saray&#8217;ın karın olduğunu söylemedin? <strong>19</strong> Niçin ‘Saray kızkardeşimdir’ diyerek onunla evlenmeme izin verdin? Al karını, git!” <strong>20</strong> Firavun Avram için adamlarına buyruk verdi. Böylece Avram&#8217;la karısını sahip olduğu her şeyle birlikte gönderdiler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 13</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Avram&#8217;la Lut&#8217;un Ayrılması</h3>



<p><strong>1</strong> Avram, karısı ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısır&#8217;dan ayrılıp Negev&#8217;e doğru gitti. Lut da onunla birlikteydi. <strong>2</strong> Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı. <strong>3</strong> Negev&#8217;den başlayıp bir yerden öbürüne göçerek Beytel&#8217;e kadar gitti. Beytel&#8217;le Ay Kenti arasında daha önce çadırını kurmuş olduğu yere vardı. <strong>4</strong> Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada RAB&#8217;bi adıyla çağırdı.</p>



<p><strong>5</strong> Avram&#8217;la birlikte göçen Lut&#8217;un da davarları, sığırları, çadırları vardı. <strong>6</strong> Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yaşamalarına elvermedi; yan yana yaşayamadılar. <strong>7</strong> Avram&#8217;ın çobanlarıyla Lut&#8217;un çobanları arasında kavga çıktı. –O günlerde Kenanlılar&#8217;la Perizliler de orada yaşıyorlardı.–</p>



<p><strong>8</strong> Avram Lut&#8217;a, “Biz akrabayız” dedi, “Bu yüzden aramızda da çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın. <strong>9</strong> Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.”</p>



<p><strong>10</strong> Lut çevresine baktı. Şeria Ovası&#8217;nın tümü RAB&#8217;bin bahçesi gibi, Soar&#8217;a doğru giderken Mısır toprakları gibiydi. Her yerde bol su vardı. RAB Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi. <strong>11</strong> Lut kendine Şeria Ovası&#8217;nın tümünü seçerek doğuya doğru göçtü. Birbirlerinden ayrıldılar. <strong>12</strong> Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodom&#8217;a yakın bir yere çadır kurdu. <strong>13</strong> Sodom halkı çok kötüydü. RAB&#8217;be karşı büyük günah işliyordu.</p>



<p><strong>14</strong> Lut Avram&#8217;dan ayrıldıktan sonra, RAB Avram&#8217;a, “Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak” dedi, <strong>15</strong> “Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim. <strong>16</strong> Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek. <strong>17</strong> Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.”</p>



<p><strong>18</strong> Avram çadırını söktü, gidip Hevron&#8217;daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada RAB&#8217;be bir sunak yaptı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 14</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Avram Lut&#8217;u Kurtarıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Bu arada Şinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok, Elam Kralı Kedorlaomer ve Goyim Kralı Tidal <strong>2</strong> Sodom Kralı Bera&#8217;ya, Gomora Kralı Birşa&#8217;ya, Adma Kralı Şinav&#8217;a, Sevoyim Kralı Şemever&#8217;e ve Bala –Soar– Kralı&#8217;na karşı savaş açtı. <strong>3</strong> Bu son beş kral bugün Lut Gölü olan Siddim Vadisi&#8217;nde güçlerini birleştirmişti. <strong>4</strong> Bu krallar on iki yıl Kedorlaomer&#8217;in egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı. <strong>5-6</strong> On dördüncü yıl Kedorlaomer&#8217;le onu destekleyen öbür krallar gelip Aşterot-Karnayim&#8217;de Refalılar&#8217;ı, Ham&#8217;da Zuzlular&#8217;ı, Şave-Kiryatayim&#8217;de Emliler&#8217;i, çöl kenarındaki El-Paran&#8217;a kadar uzanan dağlık Seir bölgesinde Horlular&#8217;ı bozguna uğrattılar. <strong>7</strong> Oradan geri dönüp Eyn-Mişpat&#8217;a –Kadeş&#8217;e– gittiler. Amalekliler&#8217;in bütün topraklarını alarak Haseson-Tamar&#8217;da yaşayan Amorlular&#8217;ı bozguna uğrattılar.</p>



<p><strong>8-9</strong> Bunun üzerine Sodom, Gomora, Adma, Sevoyim, Bala –Soar– kralları yola çıktı. Bu beş kral dört krala –Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Şinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok&#8217;a– karşı Siddim Vadisi&#8217;nde savaş düzenine girdiler. <strong>10</strong> Siddim Vadisi zift çukurlarıyla doluydu. Sodom ve Gomora kralları kaçarken adamlarından bazıları bu çukurlara düştü. Sağ kalanlarsa dağlara kaçtı. <strong>11</strong> Dört kral Sodom ve Gomora&#8217;nın bütün malını ve yiyeceğini alıp gitti. <strong>12</strong> Avram&#8217;ın yeğeni Lut&#8217;la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom&#8217;da yaşıyordu.</p>



<p><strong>13</strong> Oradan kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avram&#8217;a durumu bildirdi. Avram Eşkol&#8217;la Aner&#8217;in kardeşi Amorlu Mamre&#8217;nin meşeliğinde yaşıyordu. Bunların hepsi Avram&#8217;dan yanaydılar. <strong>14</strong> Avram yeğeni Lut&#8217;un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan&#8217;a kadar kovaladı. <strong>15</strong> Adamlarını gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğratarak Şam&#8217;ın kuzeyindeki Hova&#8217;ya kadar kovaladı. <strong>16</strong> Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lut&#8217;la mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Melkisedek Avram&#8217;ı Kutsuyor</h3>



<p><strong>17</strong> Avram Kedorlaomer&#8217;le onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Şave Vadisi&#8217;ne gitti.</p>



<p><strong>18</strong> Yüce Tanrı&#8217;nın kâhini olan Şalem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi.</p>



<p><strong>19</strong> Avram&#8217;ı kutsayarak şöyle dedi:</p>



<p>“Yeri göğü yaratan yüce Tanrı Avram&#8217;ı kutsasın,</p>



<p><strong>20</strong> Düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrı&#8217;ya övgüler olsun.”</p>



<p>Bunun üzerine Avram her şeyin ondalığını Melkisedek&#8217;e verdi.</p>



<p><strong>21</strong> Sodom Kralı Avram&#8217;a, “Adamlarımı bana ver, mallar sana kalsın” dedi.</p>



<p><strong>22-23</strong> Avram Sodom Kralı&#8217;na, “Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB&#8217;bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim” diye karşılık verdi, “Öyle ki, ‘Avram&#8217;ı zengin ettim’ demeyesin. <strong>24</strong> Yalnız, adamlarımın yedikleri bunun dışında. Bir de beni destekleyen Aner, Eşkol ve Mamre paylarına düşeni alsınlar.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 15</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Rab&#8217;bin Avram&#8217;la Yaptığı Antlaşma</h3>



<p><strong>1</strong> Bundan sonra RAB bir görümde Avram&#8217;a, “Korkma, Avram” diye seslendi, “Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.”</p>



<p><strong>2</strong> Avram, “Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?” dedi, “Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezer&#8217;e kalacak. <strong>3</strong> Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.”</p>



<p><strong>4</strong> RAB yine seslendi: “O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.” <strong>5</strong> Sonra Avram&#8217;ı dışarı çıkararak, “Göklere bak” dedi, “Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun o kadar çok olacak.”</p>



<p><strong>6</strong> Avram RAB&#8217;be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.</p>



<p><strong>7</strong> Tanrı Avram&#8217;a, “Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler&#8217;in* Ur Kenti&#8217;nden seni çıkaran RAB benim” dedi.</p>



<p><strong>8</strong> Avram, “Ey Egemen RAB, bu toprakları miras alacağımı nasıl bileceğim?” diye sordu.</p>



<p><strong>9</strong> RAB, “Bana bir düve, bir keçi, bir de koç getir” dedi, “Hepsi üçer yaşında olsun. Bir de kumruyla güvercin yavrusu getir.”</p>



<p><strong>10</strong> Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi. <strong>11</strong> Leşlerin üzerine konan yırtıcı kuşları kovdu.</p>



<p><strong>12</strong> Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü. <strong>13</strong> RAB Avram&#8217;a şöyle dedi: “Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. <strong>14</strong> Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. <strong>15</strong> Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın. İleri yaşta ölüp gömüleceksin. <strong>16</strong> Soyunun dördüncü kuşağı buraya geri dönecek. Çünkü Amorlular&#8217;ın yaptığı kötülükler henüz doruğa varmadı.”</p>



<p><strong>17</strong> Güneş batıp karanlık çökünce, dumanlı bir mangalla alevli bir meşale göründü ve kesilen hayvan parçalarının arasından geçti. <strong>18-21</strong> O gün RAB Avram&#8217;la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: “Mısır Irmağı&#8217;ndan büyük Fırat Irmağı&#8217;na kadar uzanan bu toprakları –Ken, Keniz, Kadmon, Hitit, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını– senin soyuna vereceğim.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 16</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Hacer ile İsmail</h3>



<p><strong>1</strong> Karısı Saray Avram&#8217;a çocuk verememişti. Saray&#8217;ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. <strong>2</strong> Saray Avram&#8217;a, “ RAB çocuk sahibi olmamı engelledi” dedi, “Lütfen, cariyemle yat. Belki bu yoldan bir çocuk sahibi olabilirim.” Avram Saray&#8217;ın sözünü dinledi. <strong>3</strong> Saray Mısırlı cariyesi Hacer&#8217;i kocası Avram&#8217;a karı olarak verdi. Bu olay Avram Kenan&#8217;da on yıl yaşadıktan sonra oldu. <strong>4</strong> Avram Hacer&#8217;le yattı, Hacer hamile kaldı. Hacer hamile olduğunu anlayınca, hanımını küçük görmeye başladı.</p>



<p><strong>5</strong> Saray Avram&#8217;a, “Bu haksızlık senin yüzünden başıma geldi!” dedi, “Cariyemi koynuna soktum. Hamile olduğunu anlayınca beni küçük görmeye başladı. Seninle benim aramda RAB karar versin.”</p>



<p><strong>6</strong> Avram, “Cariyen senin elinde” dedi, “Neyi uygun görürsen yap.” Böylece Saray cariyesine sert davranmaya başladı. Hacer onun yanından kaçtı.</p>



<p><strong>7</strong> RAB&#8217;bin meleği Hacer&#8217;i çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu. <strong>8</strong> Ona, “Saray&#8217;ın cariyesi Hacer, nereden gelip nereye gidiyorsun?” diye sordu.</p>



<p>Hacer, “Hanımım Saray&#8217;dan kaçıyorum” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>9</strong> RAB&#8217;bin meleği, “Hanımına dön ve ona boyun eğ” dedi, <strong>10</strong> “Senin soyunu öyle çoğaltacağım ki, kimse sayamayacak.</p>



<p><strong>11</strong> “İşte hamilesin, bir oğlun olacak,</p>



<p>Adını İsmail koyacaksın.</p>



<p>Çünkü RAB sıkıntı içindeki yakarışını işitti.</p>



<p><strong>12</strong> Oğlun yaban eşeğine benzer bir adam olacak,</p>



<p>O herkese, herkes de ona karşı çıkacak.</p>



<p>Kardeşlerinin hepsiyle çekişme içinde yaşayacak .”</p>



<p><strong>13</strong> Hacer, “Beni gören Tanrı&#8217;yı gerçekten gördüm mü?” diyerek kendisiyle konuşan RAB&#8217;be “El-Roi ” adını verdi. <strong>14</strong> Bu yüzden Kadeş&#8217;le Beret arasındaki o kuyuya Beer-Lahay-Roi adı verildi.</p>



<p><strong>15</strong> Hacer Avram&#8217;a bir erkek çocuk doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu. <strong>16</strong> Hacer İsmail&#8217;i doğurduğunda, Avram seksen altı yaşındaydı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 17</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Sünnet: Antlaşma Simgesi</h3>



<p><strong>1</strong> Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek, “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı&#8217;yım” dedi, “Benim yolumda yürü, kusursuz ol. <strong>2</strong> Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.”</p>



<p><strong>3</strong> Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı, <strong>4</strong> “Seninle yaptığım antlaşma şudur” dedi, “Birçok ulusun babası olacaksın. <strong>5</strong> Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım. <strong>6</strong> Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak. <strong>7</strong> Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım. <strong>8</strong> Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım.”</p>



<p><strong>9</strong> Tanrı İbrahim&#8217;e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, <strong>10</strong> “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. <strong>11</strong> Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. <strong>12</strong> Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. <strong>13</strong> Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. <strong>14</strong> Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.”</p>



<p><strong>15</strong> Tanrı, “Karın Saray&#8217;a gelince, ona artık Saray demeyeceksin” dedi, “Bundan böyle onun adı Sara olacak. <strong>16</strong> Onu kutsayacak, ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak.”</p>



<p><strong>17</strong> İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü. İçinden, “Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?” dedi, “Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?” <strong>18</strong> Sonra Tanrı&#8217;ya, “Keşke İsmail&#8217;i mirasçım kabul etseydin!” dedi.</p>



<p><strong>19</strong> Tanrı, “Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın” dedi, “Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim. <strong>20</strong> İsmail&#8217;e gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım. <strong>21</strong> Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara&#8217;nın doğuracağı oğlun İshak&#8217;la sürdüreceğim.” <strong>22</strong> Tanrı İbrahim&#8217;le konuşmasını bitirince ondan ayrılıp yukarıya çekildi.</p>



<p><strong>23</strong> İbrahim evindeki bütün erkekleri –oğlu İsmail&#8217;i, evinde doğanların, satın aldığı uşakların hepsini– Tanrı&#8217;nın kendisine buyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi. <strong>24</strong> İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı. <strong>25</strong> Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu. <strong>26</strong> İbrahim, oğlu İsmail&#8217;le aynı gün sünnet edildi. <strong>27</strong> İbrahim&#8217;in evindeki bütün erkekler –evinde doğanlar ve yabancılardan satın alınanlar– onunla birlikte sünnet oldu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 18</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Üç Konuk</h3>



<p><strong>1</strong> İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü. <strong>2</strong> İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak, <strong>3</strong> “Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma” dedi, <strong>4</strong> “Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu ağacın altında dinlenin. <strong>5</strong> Madem kulunuza konuk geldiniz, bırakın size yiyecek bir şeyler getireyim. Biraz dinlendikten sonra yolunuza devam edersiniz.”</p>



<p>Adamlar, “Peki, dediğin gibi olsun” dediler.</p>



<p><strong>6</strong> İbrahim hemen çadıra, Sara&#8217;nın yanına gitti. Ona, “Hemen üç sea ince un al, yoğurup pide yap” dedi. <strong>7</strong> Ardından sığırlara koştu. Körpe ve besili bir buzağı seçip uşağına verdi. Uşak buzağıyı hemen hazırladı. <strong>8</strong> İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu.</p>



<p><strong>9</strong> Konuklar, “Karın Sara nerede?” diye sordular.</p>



<p>İbrahim, “Çadırda” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>10</strong> O, “Gelecek yıl bu zamanda kesinlikle yanına döneceğim” dedi, “O zaman karın Sara&#8217;nın bir oğlu olacak.”</p>



<p>Sara onun arkasında, çadırın girişinde durmuş, dinliyordu. <strong>11</strong> İbrahim&#8217;le Sara kocamışlardı, yaşları hayli ileriydi. Sara âdetten kesilmişti. <strong>12</strong> İçin için gülerek, “Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?” diye düşündü, “Üstelik efendim de yaşlı.”</p>



<p><strong>13</strong> RAB İbrahim&#8217;e sordu: “Sara niçin, ‘Bu yaştan sonra gerçekten çocuk sahibi mi olacağım?’ diyerek güldü? <strong>14</strong> RAB için olanaksız bir şey var mı? Belirlenen vakitte, gelecek yıl bu zaman yanına döndüğümde Sara&#8217;nın bir oğlu olacak.”</p>



<p><strong>15</strong> Sara korktu, “Gülmedim” diyerek yalan söyledi.</p>



<p>RAB, “Hayır, güldün” dedi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İbrahim Sodom için Yalvarıyor</h3>



<p><strong>16</strong> Adamlar oradan ayrılırken Sodom&#8217;a doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu. <strong>17</strong> RAB, “Yapacağım şeyi İbrahim&#8217;den mi gizleyeceğim?” dedi, <strong>18</strong> “Kuşkusuz İbrahim&#8217;den büyük ve güçlü bir ulus türeyecek, yeryüzündeki bütün uluslar onun aracılığıyla kutsanacak. <strong>19</strong> Doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye İbrahim&#8217;i seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.”</p>



<p><strong>20</strong> Sonra İbrahim&#8217;e, “Sodom ve Gomora büyük suçlama altında” dedi, “Günahları çok ağır. <strong>21</strong> Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Bunları yapıp yapmadıklarını anlayacağım.”</p>



<p><strong>22</strong> Adamlar oradan ayrılıp Sodom&#8217;a doğru gittiler. Ama İbrahim RAB&#8217;bin huzurunda kaldı . <strong>23</strong> RAB&#8217;be yaklaşarak, “Haksızla birlikte haklıyı da mı yok edeceksin?” diye sordu, <strong>24</strong> “Kentte elli doğru kişi var diyelim. Orayı gerçekten yok edecek misin? İçindeki elli doğru kişinin hatırı için kenti bağışlamayacak mısın? <strong>25</strong> Senden uzak olsun bu. Haklıyı, haksızı aynı kefeye koyarak haksızın yanında haklıyı da öldürmek senden uzak olsun. Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı.”</p>



<p><strong>26</strong> RAB, “Eğer Sodom&#8217;da elli doğru kişi bulursam, onların hatırına bütün kenti bağışlayacağım” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>27</strong> İbrahim, “Ben toz ve külüm, bir hiçim” dedi, “Ama seninle konuşma yürekliliğini göstereceğim. <strong>28</strong> Kırk beş doğru kişi var diyelim, beş kişi için bütün kenti yok mu edeceksin?”</p>



<p>RAB, “Eğer kentte kırk beş doğru kişi bulursam, orayı yok etmeyeceğim” dedi.</p>



<p><strong>29</strong> İbrahim yine sordu: “Ya kırk kişi bulursan?”</p>



<p>RAB, “O kırk kişinin hatırı için hiçbir şey yapmayacağım” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>30</strong> İbrahim, “Ya Rab, öfkelenme ama, otuz kişi var diyelim?” dedi.</p>



<p>RAB, “Otuz kişi bulursam, kente dokunmayacağım” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>31</strong> İbrahim, “Ya Rab, lütfen konuşma yürekliliğimi bağışla” dedi, “Eğer yirmi kişi bulursan?”</p>



<p>RAB, “Yirmi kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>32</strong> İbrahim, “Ya Rab, öfkelenme ama, bir kez daha konuşacağım” dedi, “Eğer on kişi bulursan?”</p>



<p>RAB, “On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>33</strong> RAB İbrahim&#8217;le konuşmasını bitirince oradan ayrıldı, İbrahim de çadırına döndü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 19</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Sodom ve Gomora&#8217;nın Yıkılışı</h3>



<p><strong>1</strong> İki melek akşamleyin Sodom&#8217;a vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu. Onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. Yere kapanarak, <strong>2</strong> “Efendilerim” dedi, “Kulunuzun evine buyurun. Ayaklarınızı yıkayın, geceyi bizde geçirin. Sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz.”</p>



<p>Melekler, “Olmaz” dediler, “Geceyi kent meydanında geçireceğiz.”</p>



<p><strong>3</strong> Ama Lut çok diretti. Sonunda onunla birlikte evine gittiler. Lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. Yediler.</p>



<p><strong>4</strong> Onlar yatmadan, kentin erkekleri –Sodom&#8217;un her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler– evi sardı. <strong>5</strong> Lut&#8217;a seslenerek, “Bu gece sana gelen adamlar nerede?” diye sordular, “Getir onları da yatalım.”</p>



<p><strong>6</strong> Lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı. <strong>7</strong> “Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın” dedi, <strong>8</strong> “Erkek yüzü görmemiş iki kızım var. Size onları getireyim, ne isterseniz yapın. Yeter ki, bu adamlara dokunmayın. Çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler.”</p>



<p><strong>9</strong> Adamlar, “Çekil önümüzden!” diye karşılık verdiler, “Adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! Sana daha beterini yaparız.” Lut&#8217;u ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar. <strong>10</strong> Ama içerdeki adamlar uzanıp Lut&#8217;u evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar. <strong>11</strong> Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.</p>



<p><strong>12</strong> İçerdeki iki adam Lut&#8217;a, “Senin burada başka kimin var?” diye sordular, “Oğullarını, kızlarını, damatlarını, kentte sana ait kim varsa hepsini dışarı çıkar. <strong>13</strong> Çünkü burayı yok edeceğiz. RAB bu halk hakkında birçok kötü suçlama duydu, kenti yok etmek için bizi gönderdi.”</p>



<p><strong>14</strong> Lut dışarı çıktı ve kızlarıyla evlenecek olan adamlara, “Hemen buradan uzaklaşın!” dedi, “Çünkü RAB bu kenti yok etmek üzere.” Ne var ki damat adayları onun şaka yaptığını sandılar.</p>



<p><strong>15</strong> Tan ağarırken melekler Lut&#8217;a, “Karınla iki kızını al, hemen buradan uzaklaş” diye üstelediler, “Yoksa kent cezasını bulurken sen de canından olursun.” <strong>16</strong> Lut ağır davrandı, ama RAB ona acıdı. Adamlar Lut&#8217;la karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar. <strong>17</strong> Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Lut&#8217;a, “Kaç, canını kurtar, arkana bakma” dedi, “Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.”</p>



<p><strong>18</strong> Lut, “Aman, efendim!” diye karşılık verdi, <strong>19</strong> “Ben kulunuzdan hoşnut kaldınız, canımı kurtarmakla bana büyük iyilik yaptınız. Ama dağa kaçamam. Çünkü felaket bana yetişir, ölürüm. <strong>20</strong> İşte, şurada kaçabileceğim yakın bir kent var, küçücük bir kent. İzin verin, oraya kaçıp canımı kurtarayım. Zaten küçücük bir kent.”</p>



<p><strong>21</strong> Adamlardan biri, “Peki, dileğini kabul ediyorum” dedi, “O kenti yıkmayacağım. <strong>22</strong> Çabuk ol, hemen kaç! Çünkü sen oraya varmadan bir şey yapamam.” Bu yüzden o kente Soar adı verildi.</p>



<p><strong>23</strong> Lut Soar&#8217;a vardığında güneş doğmuştu. <strong>24</strong> RAB Sodom ve Gomora&#8217;nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. <strong>25</strong> Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti. <strong>26</strong> Ancak Lut&#8217;un peşisıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi.</p>



<p><strong>27</strong> İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RAB&#8217;bin huzurunda durduğu yere gitti. <strong>28</strong> Sodom ve Gomora&#8217;ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.</p>



<p><strong>29</strong> Tanrı ovadaki kentleri yok ederken İbrahim&#8217;i anımsamış ve Lut&#8217;un yaşadığı kentleri yok ederken Lut&#8217;u bu felaketin dışına çıkarmıştı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Lut ile Kızları</h3>



<p><strong>30</strong> Lut Soar&#8217;da kalmaktan korkuyordu. Bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti, onlarla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı. <strong>31</strong> Büyük kızı küçüğüne, “Babamız yaşlı” dedi, “Dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok. <strong>32</strong> Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.” <strong>33</strong> O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi. <strong>34</strong> Ertesi gün büyük kız küçüğüne, “Dün gece babamla yattım” dedi, “Bu gece de ona şarap içirelim. Soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat.” <strong>35</strong> O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi.</p>



<p><strong>36</strong> Böylece Lut&#8217;un iki kızı da öz babalarından hamile kaldılar. <strong>37</strong> Büyük kız bir erkek çocuk doğurdu, ona Moav adını verdi. Moav bugünkü Moavlılar&#8217;ın atasıdır. <strong>38</strong> Küçük kızın da bir oğlu oldu, adını Ben-Ammi koydu. O da bugünkü Ammonlular&#8217;ın atasıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 20</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İbrahim ile Avimelek</h3>



<p><strong>1</strong> İbrahim Mamre&#8217;den Negev&#8217;e göçerek Kadeş ve Şur kentlerinin arasına yerleşti. Sonra geçici bir süre Gerar&#8217;da kaldı. <strong>2</strong> Karısı Sara için, “Bu kadın kızkardeşimdir” dedi. Bunun üzerine Gerar Kralı Avimelek adam gönderip Sara&#8217;yı getirtti. <strong>3</strong> Ama Tanrı gece düşünde Avimelek&#8217;e görünerek, “Bu kadını aldığın için öleceksin” dedi, “Çünkü o evli bir kadın.”</p>



<p><strong>4</strong> Avimelek henüz Sara&#8217;ya dokunmamıştı. “Ya Rab” dedi, “Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin? <strong>5</strong> İbrahim&#8217;in kendisi bana, ‘Bu kadın kızkardeşimdir’ demedi mi? Kadın da İbrahim için, ‘O kardeşimdir’ dedi. Ben temiz vicdanla, suçsuz ellerimle yaptım bunu.”</p>



<p><strong>6</strong> Tanrı, düşünde ona, “Bunu temiz vicdanla yaptığını biliyorum” diye yanıtladı, “Ben de seni bu yüzden bana karşı günah işlemekten alıkoydum, kadına dokunmana izin vermedim. <strong>7</strong> Şimdi kadını kocasına geri ver. Çünkü o bir peygamberdir. Senin için dua eder, ölmezsin. Ama kadını geri vermezsen, sen de sana ait olan herkes de ölecek, bilesin.”</p>



<p><strong>8</strong> Avimelek sabah erkenden kalktı, bütün adamlarını çağırarak olup biteni anlattı. Adamlar dehşete düştü. <strong>9</strong> Avimelek İbrahim&#8217;i çağırtarak, “Ne yaptın bize?” dedi, “Sana ne haksızlık ettim ki, beni ve krallığımı bu büyük günaha sürükledin? Bana bu yaptığın yapılacak iş değil.” <strong>10</strong> Sonra, “Amacın neydi, niçin yaptın bunu?” diye sordu.</p>



<p><strong>11</strong> İbrahim, “Çünkü burada hiç Tanrı korkusu yok” diye yanıtladı, “Karım yüzünden beni öldürebilirler diye düşündüm. <strong>12</strong> Üstelik, Sara gerçekten kızkardeşimdir. Babamız bir, annemiz ayrıdır. Onunla evlendim. <strong>13</strong> Tanrı beni babamın evinden gurbete gönderdiği zaman karıma, ‘Bana sevgini şöyle göstereceksin: Gideceğimiz her yerde kardeşin olduğumu söyle’ dedim.”</p>



<p><strong>14</strong> Avimelek İbrahim&#8217;e karısı Sara&#8217;yı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi. <strong>15</strong> İbrahim&#8217;e, “İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş” dedi. <strong>16</strong> Sara&#8217;ya da, “Kardeşine bin parça gümüş veriyorum” dedi, “Yanındakilere karşı senin suçsuz olduğunu gösteren bir kanıttır bu. Herkes suçsuz olduğunu bilsin.”</p>



<p><strong>17</strong> İbrahim Tanrı&#8217;ya dua etti ve Tanrı Avimelek&#8217;le karısına, cariyelerine şifa verdi. Çocuk sahibi oldular. <strong>18</strong> Çünkü İbrahim&#8217;in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek&#8217;in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 21</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İshak&#8217;ın Doğumu</h3>



<p><strong>1</strong> RAB verdiği söz uyarınca Sara&#8217;ya iyilik etti ve sözünü yerine getirdi. <strong>2</strong> Sara hamile kaldı; İbrahim&#8217;in yaşlılık döneminde, tam Tanrı&#8217;nın belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu. <strong>3</strong> İbrahim Sara&#8217;nın doğurduğu çocuğa İshak adını verdi. <strong>4</strong> Tanrı&#8217;nın kendisine buyurduğu gibi oğlu İshak&#8217;ı sekiz günlükken sünnet etti. <strong>5</strong> İshak doğduğunda İbrahim yüz yaşındaydı.</p>



<p><strong>6</strong> Sara, “Tanrı yüzümü güldürdü” dedi, “Bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek. <strong>7</strong> Kim İbrahim&#8217;e Sara çocuk emzirecek derdi? Bu yaşında ona bir oğul doğurdum.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Hacer&#8217;le İsmail Uzaklaştırılıyor</h3>



<p><strong>8</strong> Çocuk büyüdü. Sütten kesildiği gün İbrahim büyük bir şölen verdi. <strong>9</strong> Ne var ki Sara, Mısırlı Hacer&#8217;in İbrahim&#8217;den olma oğlu İsmail&#8217;in alay ettiğini görünce, <strong>10</strong> İbrahim&#8217;e, “Bu cariyeyle oğlunu kov” dedi, “Bu cariyenin oğlu, oğlum İshak&#8217;ın mirasına ortak olmasın.” <strong>11</strong> Bu İbrahim&#8217;i çok üzdü, çünkü İsmail de öz oğluydu. <strong>12</strong> Ancak Tanrı İbrahim&#8217;e, “Oğlunla cariyen için üzülme” dedi, “Sara ne derse, onu yap. Çünkü senin soyun İshak&#8217;la sürecektir. <strong>13</strong> Cariyenin oğlundan da bir ulus yaratacağım, çünkü o da senin soyun.”</p>



<p><strong>14</strong> İbrahim sabah erkenden kalktı, biraz yiyecek, bir tulum da su hazırlayıp Hacer&#8217;in omuzuna attı, çocuğunu da verip onu gönderdi. Hacer Beer-Şeva Çölü&#8217;ne gitti, orada bir süre dolaştı. <strong>15</strong> Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı. <strong>16</strong> Yaklaşık bir ok atımı uzaklaşıp, “Oğlumun ölümünü görmeyeyim” diyerek onun karşısına oturup hıçkıra hıçkıra ağladı.</p>



<p><strong>17</strong> Tanrı çocuğun sesini duydu. Tanrı&#8217;nın meleği göklerden Hacer&#8217;e, “Nen var, Hacer?” diye seslendi, “Korkma! Çünkü Tanrı çocuğun sesini duydu. <strong>18</strong> Kalk, oğlunu kaldır, elini tut. Onu büyük bir ulus yapacağım.” <strong>19</strong> Sonra Tanrı Hacer&#8217;in gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.</p>



<p><strong>20</strong> Çocuk büyürken Tanrı onunlaydı. Çocuk çölde yaşadı ve okçu oldu. <strong>21</strong> Paran Çölü&#8217;nde yaşarken annesi ona Mısırlı bir kadın aldı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İbrahim&#8217;le Avimelek Arasındaki Antlaşma</h3>



<p><strong>22</strong> O sırada Avimelek&#8217;le ordusunun komutanı Fikol İbrahim&#8217;e, “Yaptığın her şeyde Tanrı seninle” dediler, <strong>23</strong> “Onun için, Tanrı&#8217;nın önünde bana, oğluma ve soyuma haksız davranmayacağına ant iç. Bana ve konuk olarak yaşadığın bu ülkeye, benim sana yaptığım gibi iyi davran.”</p>



<p><strong>24</strong> İbrahim, “Ant içerim” dedi.</p>



<p><strong>25</strong> İbrahim Avimelek&#8217;e bir kuyuyu zorla ele geçiren adamlarından yakındı. <strong>26</strong> Avimelek, “Bunu kimin yaptığını bilmiyorum” diye yanıtladı, “Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.”</p>



<p><strong>27</strong> Daha sonra İbrahim Avimelek&#8217;e davar ve sığır verdi. Böylece ikisi bir antlaşma yaptılar. <strong>28</strong> İbrahim sürüsünden yedi dişi kuzu ayırdı. <strong>29</strong> Avimelek, “Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?” diye sordu.</p>



<p><strong>30</strong> İbrahim, “Bu yedi dişi kuzuyu benim elimden almalısın” diye yanıtladı, “Kuyuyu benim açtığımın kanıtı olsun.” <strong>31</strong> Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.</p>



<p><strong>32</strong> Beer-Şeva&#8217;da yapılan bu antlaşmadan sonra Avimelek, ordusunun komutanı Fikol&#8217;la birlikte Filist yöresine geri döndü. <strong>33</strong> İbrahim Beer-Şeva&#8217;da bir ılgın ağacı dikti; orada RAB&#8217;bi, ölümsüz Tanrı&#8217;yı adıyla çağırdı. <strong>34</strong> Filist yöresinde konuk olarak uzun süre yaşadı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 22</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İbrahim&#8217;in Denenmesi</h3>



<p><strong>1</strong> Daha sonra Tanrı İbrahim&#8217;i denedi. “İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “Buradayım!” dedi.</p>



<p><strong>2</strong> Tanrı, “İshak&#8217;ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.”</p>



<p><strong>3</strong> İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak&#8217;ı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrı&#8217;nın kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı. <strong>4</strong> Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü. <strong>5</strong> Uşaklarına, “Siz burada, eşeğin yanında kalın” dedi, “Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz.”</p>



<p><strong>6-7</strong> Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak&#8217;a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim&#8217;e, “Baba!” dedi.</p>



<p>İbrahim, “Evet, oğlum!” diye yanıtladı.</p>



<p>İshak, “Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?” diye sordu.</p>



<p><strong>8</strong> İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.</p>



<p><strong>9</strong> Tanrı&#8217;nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak&#8217;ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. <strong>10</strong> Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. <strong>11</strong> Ama RAB&#8217;bin meleği göklerden, “İbrahim, İbrahim!” diye seslendi.</p>



<p>İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>12</strong> Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı&#8217;dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.”</p>



<p><strong>13</strong> İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu. <strong>14</strong> Oraya “Yahve yire ” adını verdi. “ RAB&#8217;bin dağında sağlanacaktır” sözü bu yüzden bugün de söyleniyor.</p>



<p><strong>15</strong> RAB&#8217;bin meleği göklerden İbrahim&#8217;e ikinci kez seslendi: <strong>16</strong> “ RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu esirgemediğin için <strong>17</strong> seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. <strong>18</strong> Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.”</p>



<p><strong>19</strong> Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şeva&#8217;ya gittiler. İbrahim Beer-Şeva&#8217;da kaldı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Nahor&#8217;un Oğulları</h3>



<p><strong>20</strong> Bir süre sonra İbrahim&#8217;e, “Milka, kardeşin Nahor&#8217;a çocuklar doğurdu” diye haber verdiler, <strong>21</strong> “İlk oğlu Ûs, kardeşi Bûz, Kemuel –Aram&#8217;ın babası– <strong>22</strong> Keset, Hazo, Pildaş, Yidlaf, Betuel.” <strong>23</strong> Betuel Rebeka&#8217;nın babası oldu. Bu sekiz çocuğu İbrahim&#8217;in kardeşi Nahor&#8217;a Milka doğurdu. <strong>24</strong> Reuma adındaki cariyesi de Nahor&#8217;a Tevah, Gaham, Tahaş ve Maaka&#8217;yı doğurdu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 23</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Sara&#8217;nın Ölümü</h3>



<p><strong>1</strong> Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı. <strong>2</strong> Kenan ülkesinde, bugün Hevron denilen Kiryat-Arba&#8217;da öldü. İbrahim yas tutmak, ağlamak için Sara&#8217;nın ölüsünün başına gitti.</p>



<p><strong>3</strong> Sonra karısının ölüsünün başından kalkıp Hititler&#8217;e*, <strong>4</strong> “Ben aranızda konuk ve yabancıyım” dedi, “Bana mezar yapabileceğim bir toprak satın. Ölümü kaldırıp gömeyim.”</p>



<p><strong>5-6</strong> Hititler, “Efendim, bizi dinle” diye yanıtladılar, “Sen aramızda önemli bir beysin. Ölünü mezarlarımızın en iyisine göm. Ölünü gömmen için kimse senden mezarını esirgemez.”</p>



<p><strong>7</strong> İbrahim, ülke halkı olan Hititler&#8217;in önünde eğilerek, <strong>8</strong> “Eğer ölümü gömmemi istiyorsanız, benim için Sohar oğlu Efron&#8217;a ricada bulunun” dedi, <strong>9</strong> “Tarlasının dibindeki Makpela Mağarası&#8217;nı bana satsın. Fiyatı neyse huzurunuzda eksiksiz ödeyip orayı mezarlık yapacağım.”</p>



<p><strong>10</strong> Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde, <strong>11</strong> “Hayır, efendim!” diye karşılık verdi, “Beni dinle, mağarayla birlikte tarlayı da sana veriyorum. Halkımın huzurunda onu sana veriyorum. Ölünü göm.”</p>



<p><strong>12</strong> İbrahim ülke halkının önünde eğildi. <strong>13</strong> Herkesin duyacağı biçimde Efron&#8217;a, “Lütfen beni dinle” dedi, “Tarlanın parasını ödeyeyim. Parayı kabul et ki, ölümü oraya gömeyim.”</p>



<p><strong>14-15</strong> Efron, “Efendim, beni dinle” diye karşılık verdi, “Aramızda dört yüz şekel gümüşün sözü mü olur? Ölünü göm.”</p>



<p><strong>16</strong> İbrahim Efron&#8217;un önerisini kabul etti. Efron&#8217;un Hititler&#8217;in önünde sözünü ettiği dört yüz şekel gümüşü tüccarların ağırlık ölçülerine göre tarttı.</p>



<p><strong>17-18</strong> Böylece Efron&#8217;un Mamre yakınında Makpela&#8217;daki tarlası, çevresindeki bütün ağaçlarla ve içindeki mağarayla birlikte, kent kapısında toplanan Hititler&#8217;in huzurunda İbrahim&#8217;in mülkü kabul edildi.</p>



<p><strong>19</strong> İbrahim karısı Sara&#8217;yı Kenan ülkesinde Mamre&#8217;ye –Hevron&#8217;a– yakın Makpela Tarlası&#8217;ndaki mağaraya gömdü. <strong>20</strong> Hititler tarlayı içindeki mağarayla birlikte İbrahim&#8217;in mezarlık yeri olarak onayladılar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 24</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İshak ile Rebeka</h3>



<p><strong>1</strong> İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı. <strong>2</strong> İbrahim, evindeki en yaşlı ve her şeyden sorumlu uşağına, “Elini uyluğumun altına koy ” dedi, <strong>3</strong> “Yerin göğün Tanrısı RAB&#8217;bin adıyla ant içmeni istiyorum. Aralarında yaşadığım Kenanlılar&#8217;dan oğluma kız almayacaksın. <strong>4</strong> Oğlum İshak&#8217;a kız almak için benim ülkeme, akrabalarımın yanına gideceksin.”</p>



<p><strong>5</strong> Uşak, “Ya kız benimle bu ülkeye gelmek istemezse?” diye sordu, “O zaman oğlunu geldiğin ülkeye götüreyim mi?”</p>



<p><strong>6</strong> İbrahim, “Sakın oğlumu oraya götürme!” dedi, <strong>7</strong> “Beni baba ocağından, doğduğum ülkeden getiren, ‘Bu toprakları senin soyuna vereceğim’ diyerek ant içen Göklerin Tanrısı RAB senin önünden meleğini gönderecek. Böylece oradan oğluma bir kız alabileceksin. <strong>8</strong> Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.” <strong>9</strong> Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahim&#8217;in uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.</p>



<p><strong>10</strong> Sonra efendisinden on deve alarak en iyi eşyalarla birlikte yola çıktı; Aram-Naharayim&#8217;e, Nahor&#8217;un yaşadığı kente gitti. <strong>11</strong> Develerini kentin dışındaki kuyunun yanına çöktürdü. Akşamüzeriydi, kadınların su almak için dışarı çıkacakları zamandı.</p>



<p><strong>12</strong> Uşak, “Ya RAB, efendim İbrahim&#8217;in Tanrısı, yalvarırım bugün beni başarılı kıl” diye dua etti, “Efendim İbrahim&#8217;e iyilik et. <strong>13</strong> İşte, pınarın başında bekliyorum. Kentin kızları su almaya geliyorlar. <strong>14</strong> Birine, ‘Lütfen testini indir, biraz su içeyim’ diyeceğim. O da, ‘Sen iç, ben de develerine içireyim’ derse, bileceğim ki o kız kulun İshak için seçtiğin kızdır. Böylece efendime iyilik ettiğini anlayacağım.”</p>



<p><strong>15</strong> O duasını bitirmeden, İbrahim&#8217;in kardeşi Nahor&#8217;la karısı Milka&#8217;nın oğlu Betuel&#8217;in kızı Rebeka, omuzunda su testisiyle dışarı çıktı. <strong>16</strong> Çok güzel bir genç kızdı. Ona erkek eli değmemişti. Pınara gitti, testisini doldurup geri döndü. <strong>17</strong> Uşak onu karşılamaya koştu, “Lütfen testinden biraz su ver, içeyim” dedi.</p>



<p><strong>18</strong> Rebeka, “İç, efendim” diyerek hemen testisini indirdi, içmesi için ona uzattı.</p>



<p><strong>19</strong> Ona su verdikten sonra, “Develerin için de su çekeyim” dedi, “Kanıncaya kadar içsinler.” <strong>20</strong> Çabucak suyu hayvanların teknesine boşalttı, yine su çekmek için kuyuya koştu. Adamın bütün develeri için su çekti. <strong>21</strong> Adam RAB&#8217;bin yolunu açıp açmadığını anlamak için sessizce genç kızı süzüyordu.</p>



<p><strong>22</strong> Develer su içtikten sonra, adam bir beka ağırlığında altın bir burun halkasıyla on şekel ağırlığında iki altın bilezik çıkardı. <strong>23</strong> “Lütfen söyle, kimin kızısın sen?” diye sordu, “Babanın evinde geceyi geçirebileceğimiz bir yer var mı?”</p>



<p><strong>24</strong> Kız, “Milka&#8217;yla Nahor&#8217;un oğlu Betuel&#8217;in kızıyım” diye karşılık verdi, <strong>25</strong> “Bizde saman ve yem bol, geceyi geçirebileceğiniz yer de var.”</p>



<p><strong>26</strong> Adam eğilip RAB&#8217;be tapındı. <strong>27</strong> “Efendim İbrahim&#8217;in Tanrısı RAB&#8217;be övgüler olsun” dedi, “Sevgisini, sadakatini efendimden esirgemedi. Efendimin akrabalarının evine giden yolu bana gösterdi.”</p>



<p><strong>28</strong> Kız annesinin evine koşup olanları anlattı. <strong>29</strong> Rebeka&#8217;nın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu. <strong>30</strong> Kızkardeşinin burnundaki halkayı, kollarındaki bilezikleri görmüştü. Rebeka adamın kendisine söylediklerini de anlatınca, Lavan adamın yanına gitti. Adam pınarın başında, develerinin yanında duruyordu. <strong>31</strong> Lavan, “Eve buyur, ey RAB&#8217;bin kutsadığı adam” dedi, “Niçin dışarıda bekliyorsun? Senin için oda, develerin için yer hazırladım.”</p>



<p><strong>32</strong> Böylece adam eve girdi. Lavan develerin kolanlarını çözdü, onlara saman ve yem verdi. Adamla yanındakilere ayaklarını yıkamaları için su getirdi. <strong>33</strong> Önüne yemek konulunca, adam, “Niçin geldiğimi anlatmadan yemek yemeyeceğim” dedi.</p>



<p>Lavan, “Öyleyse anlat” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>34</strong> Adam, “Ben İbrahim&#8217;in uşağıyım” dedi, <strong>35</strong> “ RAB efendimi alabildiğine kutsadı. Onu zengin etti. Ona davar, sığır, altın, gümüş, erkek ve kadın köleler, develer, eşekler verdi. <strong>36</strong> Karısı Sara ileri yaşta efendime bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi oğluna verdi. <strong>37-38</strong> ‘Ülkelerinde yaşadığım Kenanlılar&#8217;dan oğluma kız almayacaksın. Oğluma kız almak için babamın ailesine, akrabalarımın yanına gideceksin’ diyerek bana ant içirdi.</p>



<p><strong>39</strong> “Efendime, ‘Ya kız benimle gelmezse?’ diye sordum.</p>



<p><strong>40</strong> “Efendim, ‘Yolunda yürüdüğüm RAB meleğini seninle gönderecek, yolunu açacak’ dedi, ‘Akrabalarımdan, babamın ailesinden oğluma bir kız getireceksin. <strong>41</strong> İçtiğin anttan ancak akrabalarımın yanına vardığında sana kızı vermezlerse, evet, ancak o zaman özgür olabilirsin.’</p>



<p><strong>42</strong> “Bugün pınarın başına geldiğimde şöyle dua ettim: ‘Ya RAB, efendim İbrahim&#8217;in Tanrısı, yalvarırım yolumu aç. <strong>43</strong> İşte pınarın başında bekliyorum. Su almaya gelen kızlardan birine, lütfen testinden bana biraz su ver, içeyim, diyeceğim. <strong>44</strong> O da, sen iç, develerin için de su çekeyim derse, anlayacağım ki efendimin oğlu için RAB&#8217;bin seçtiği kız odur.’</p>



<p><strong>45</strong> “Ben içimden dua ederken, Rebeka omuzunda su testisiyle dışarı çıktı. Pınar başına gidip su aldı. Ona, ‘Lütfen, biraz su ver, içeyim’ dedim.</p>



<p><strong>46</strong> “Rebeka hemen testisini omuzundan indirdi, ‘İç efendim’ dedi, ‘Ben de develerine içireyim.’ Ben içtim. Develere de su verdi.</p>



<p><strong>47</strong> “Ona, ‘Kimin kızısın sen?’ diye sordum.</p>



<p>“ ‘Milka&#8217;yla Nahor&#8217;un oğlu Betuel&#8217;in kızıyım’ dedi.</p>



<p>“Bunun üzerine burnuna halka, kollarına bilezik taktım. <strong>48</strong> Eğilip RAB&#8217;be tapındım. Efendimin oğluna kardeşinin torununu almak için bana doğru yolu gösteren efendim İbrahim&#8217;in Tanrısı RAB&#8217;be övgüler sundum. <strong>49</strong> Şimdi efendime sevgi ve sadakat mı göstereceksiniz, yoksa olmaz mı diyeceksiniz, bana bildirin. Öyle ki, ben de ne yapacağıma karar vereyim.”</p>



<p><strong>50</strong> Lavan&#8217;la Betuel, “Bu RAB&#8217;bin işi” diye karşılık verdiler, “Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz. <strong>51</strong> İşte Rebeka burada. Al götür. RAB&#8217;bin buyurduğu gibi efendinin oğluna karı olsun.”</p>



<p><strong>52</strong> İbrahim&#8217;in uşağı bu sözleri duyunca, yere kapanarak RAB&#8217;be tapındı. <strong>53</strong> Rebeka&#8217;ya altın, gümüş takımlar, giysiler, kardeşiyle annesine de değerli eşyalar çıkarıp verdi. <strong>54</strong> Sonra yanındakilerle birlikte yedi, içti. Geceyi orada geçirdiler.</p>



<p>Sabah kalkınca İbrahim&#8217;in uşağı, “Beni yolcu edin, efendime döneyim” dedi.</p>



<p><strong>55</strong> Rebeka&#8217;nın kardeşiyle annesi, “Bırak kız on gün kadar bizimle kalsın, sonra gidersin” diye karşılık verdiler.</p>



<p><strong>56</strong> Adam, “Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin” dedi, “İzin verin, efendime döneyim.”</p>



<p><strong>57</strong> “Kızı çağırıp ona soralım” dediler. <strong>58</strong> Rebeka&#8217;yı çağırıp, “Bu adamla gitmek istiyor musun?” diye sordular.</p>



<p>Rebeka, “İstiyorum” dedi.</p>



<p><strong>59</strong> Böylece Rebeka&#8217;yla dadısını, İbrahim&#8217;in uşağıyla adamlarını uğurlamaya çıktılar. <strong>60</strong> Rebeka&#8217;yı şöyle kutsadılar:</p>



<p>“Ey kızkardeşimiz,</p>



<p>Binlerce, on binlerce kişiye analık et,</p>



<p>Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinsin.”</p>



<p><strong>61</strong> Rebeka&#8217;yla genç hizmetçileri hazırlanıp develere binerek İbrahim&#8217;in uşağını izlediler. Uşak Rebeka&#8217;yı alıp oradan ayrıldı.</p>



<p><strong>62</strong> İshak Beer-Lahay-Roi&#8217;den gelmişti. Çünkü Negev bölgesinde yaşıyordu. <strong>63</strong> Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü. <strong>64</strong> Rebeka İshak&#8217;ı görünce deveden indi, <strong>65</strong> İbrahim&#8217;in uşağına, “Tarladan bizi karşılamaya gelen şu adam kim?” diye sordu.</p>



<p>Uşak, “Efendim” diye karşılık verdi. Rebeka peçesini alıp yüzünü örttü.</p>



<p><strong>66</strong> Uşak bütün yaptıklarını İshak&#8217;a anlattı. <strong>67</strong> İshak Rebeka&#8217;yı annesi Sara&#8217;nın yaşamış olduğu çadıra götürüp onunla evlendi. Böylece Rebeka İshak&#8217;ın karısı oldu. İshak onu sevdi. Annesinin ölümünden sonra onunla avunç buldu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 25</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İbrahim&#8217;in Ölümü</h3>



<p><strong>1</strong> İbrahim bir kadınla daha evlendi. Kadının adı Ketura&#8217;ydı. <strong>2</strong> Ondan Zimran, Yokşan, Medan, Midyan, Yişbak, Şuah adlı çocukları oldu. <strong>3</strong> Yokşan&#8217;dan da Şeva, Dedan oldu. Dedan soyundan Aşurlular, Letuşlular, Leumlular doğdu. <strong>4</strong> Midyan&#8217;ın Efa, Efer, Hanok, Avida, Eldaa adlı oğulları oldu. Bunların hepsi Ketura&#8217;nın soyundandı.</p>



<p><strong>5</strong> İbrahim sahip olduğu her şeyi İshak&#8217;a bıraktı. <strong>6</strong> Cariyelerinin oğullarına da armağanlar verdi. Kendisi sağken bu çocukları oğlu İshak&#8217;tan uzaklaştırıp doğuya gönderdi.</p>



<p><strong>7</strong> İbrahim yüz yetmiş beş yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı. <strong>8</strong> Kocamış, yaşama doymuş, iyice yaşlanmış olarak son soluğunu verdi. Ölüp atalarına kavuştu. <strong>9</strong> Oğulları İshak&#8217;la İsmail onu Hititli Sohar oğlu Efron&#8217;un tarlasında Mamre&#8217;ye yakın Makpela Mağarası&#8217;na gömdüler. <strong>10</strong> İbrahim o tarlayı Hititler&#8217;den satın almıştı. Böylece İbrahim&#8217;le karısı Sara oraya gömüldüler. <strong>11</strong> Tanrı İbrahim&#8217;in ölümünden sonra oğlu İshak&#8217;ı kutsadı. İshak Beer-Lahay-Roi&#8217;de yaşıyordu.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İsmailoğulları</h3>



<p><strong>12</strong> Sara&#8217;nın cariyesi Mısırlı Hacer&#8217;in İbrahim&#8217;e doğurduğu İsmail&#8217;in öyküsü: <strong>13</strong> Doğum sırasına göre İsmail&#8217;in oğullarının adları şunlardır: İlk oğlu Nevayot. Sonra Kedar, Adbeel, Mivsam, <strong>14</strong> Mişma, Duma, Massa, <strong>15</strong> Hadat, Tema, Yetur, Nafiş, Kedema gelir. <strong>16</strong> İsmail&#8217;in oğulları olan bu on iki bey oymakların atalarıydı. Köylerine, obalarına da bu adları verdiler. <strong>17</strong> İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu. <strong>18</strong> İsmailoğulları Aşur&#8217;a doğru giderken Mısır sınırı yakınında, Havila ile Şur arasındaki bölgeye yerleştiler. Kardeşlerinin yaşadığı yerin doğusuna yerleşmişlerdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;la Esav</h3>



<p><strong>19</strong> İbrahim&#8217;in oğlu İshak&#8217;ın öyküsü: <strong>20</strong> İshak Aramlı Lavan&#8217;ın kızkardeşi, Paddan-Aramlı Betuel&#8217;in kızı Rebeka&#8217;yla evlendiğinde kırk yaşındaydı. <strong>21</strong> İshak karısı için RAB&#8217;be yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshak&#8217;ın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı. <strong>22</strong> Çocuklar karnında itişiyordu. Rebeka, “Nedir bu başıma gelen?” diyerek RAB&#8217;be danışmaya gitti. <strong>23</strong> RAB onu şöyle yanıtladı:</p>



<p>“Rahminde iki ulus var,</p>



<p>Senden iki ayrı halk doğacak,</p>



<p>Biri öbüründen güçlü olacak,</p>



<p>Büyüğü küçüğüne hizmet edecek.”</p>



<p><strong>24</strong> Doğum vakti gelince, Rebeka&#8217;nın ikiz oğulları oldu. <strong>25</strong> İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular. <strong>26</strong> Sonra kardeşi doğdu. Eliyle Esav&#8217;ın topuğunu tutuyordu. Bu yüzden İshak ona Yakup adını verdi. Rebeka doğum yaptığında İshak altmış yaşındaydı.</p>



<p><strong>27</strong> Çocuklar büyüdü. Esav kırları seven usta bir avcı oldu. Yakup&#8217;sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı. <strong>28</strong> İshak Esav&#8217;ı daha çok severdi, çünkü onun getirdiği av etlerini yerdi. Rebeka ise Yakup&#8217;u severdi.</p>



<p><strong>29</strong> Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi. <strong>30</strong> Yakup&#8217;a, “Lütfen şu kızıl çorbadan biraz ver de içeyim. Aç ve bitkinim” dedi. Bu nedenle ona Edom adı da verildi.</p>



<p><strong>31</strong> Yakup, “Önce sen ilk oğulluk hakkını bana ver” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>32</strong> Esav, “Baksana, açlıktan ölmek üzereyim” dedi, “İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?”</p>



<p><strong>33</strong> Yakup, “Önce ant iç” dedi. Esav ant içerek ilk oğulluk hakkını Yakup&#8217;a sattı. <strong>34</strong> Yakup Esav&#8217;a ekmekle mercimek çorbası verdi. Esav yiyip içtikten sonra kalkıp gitti.</p>



<p>Böylece Esav ilk oğulluk hakkını küçümsemiş oldu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 26</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İshak ile Avimelek</h3>



<p><strong>1</strong> İbrahim&#8217;in yaşadığı dönemdeki kıtlıktan başka ülkede bir kıtlık daha oldu. İshak Gerar&#8217;a, Filist Kralı Avimelek&#8217;in yanına gitti. <strong>2</strong> RAB İshak&#8217;a görünerek, “Mısır&#8217;a gitme” dedi, “Sana söyleyeceğim ülkeye yerleş. <strong>3</strong> Orada bir süre kal. Ben seninle olacak, seni kutsayacağım: Bütün bu toprakları sana ve soyuna vereceğim. Baban İbrahim&#8217;e ant içerek verdiğim sözü yerine getireceğim. <strong>4</strong> Soyunu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Bu ülkelerin tümünü onlara vereceğim. Yeryüzündeki bütün uluslar senin soyun aracılığıyla kutsanacak. <strong>5</strong> Çünkü İbrahim sözümü dinledi. Uyarılarıma, buyruklarıma, kurallarıma, yasalarıma bağlı kaldı.”</p>



<p><strong>6</strong> Böylece İshak Gerar&#8217;da kaldı. <strong>7</strong> Yöre halkı karısıyla ilgili soru sorunca, “Kızkardeşimdir” diyordu. Çünkü “Karımdır” demekten korkuyordu. Rebeka yüzünden yöre halkı beni öldürebilir diye düşünüyordu. Çünkü Rebeka güzeldi.</p>



<p><strong>8</strong> İshak orada uzun zaman kaldı. Bir gün Filist Kralı Avimelek, pencereden dışarı bakarken, İshak&#8217;ın karısı Rebeka&#8217;yı okşadığını gördü. <strong>9</strong> İshak&#8217;ı çağırtarak, “Bu kadın gerçekte senin karın!” dedi, “Neden kızkardeşin olduğunu söyledin?”</p>



<p>İshak, “Çünkü onun yüzünden canımdan olurum diye düşündüm” dedi.</p>



<p><strong>10</strong> Avimelek, “Nedir bize bu yaptığın?” dedi, “Az kaldı halkımdan biri karınla yatacaktı. Bize suç işletecektin.” <strong>11</strong> Sonra bütün halka, “Kim bu adama ya da karısına dokunursa, kesinlikle öldürülecek” diye buyruk verdi.</p>



<p><strong>12</strong> İshak o ülkede ekin ekti ve o yıl ektiğinin yüz katını biçti. RAB onu kutsamıştı. <strong>13</strong> İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu. <strong>14</strong> Sürülerle davar, sığır ve birçok uşak sahibi oldu. Filistliler onu kıskanmaya başladılar. <strong>15</strong> Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.</p>



<p><strong>16</strong> Avimelek İshak&#8217;a, “Ülkemizden git” dedi, “Çünkü gücün bizim gücümüzü aştı.” <strong>17</strong> İshak oradan ayrıldı. Gerar Vadisi&#8217;nde çadır kurup oraya yerleşti. <strong>18</strong> Babası İbrahim yaşarken kazılmış olan kuyuları yeniden açtırdı. Çünkü Filistliler İbrahim&#8217;in ölümünden sonra o kuyuları kapamışlardı. Kuyulara aynı adları, babasının vermiş olduğu adları verdi.</p>



<p><strong>19</strong> İshak&#8217;ın köleleri vadide kuyu kazarken bir kaynak buldular. <strong>20</strong> Gerar&#8217;ın çobanları, “Su bizim” diyerek İshak&#8217;ın çobanlarıyla kavgaya tutuştular. İshak kendisiyle çekiştikleri için kuyuya Esek adını verdi.</p>



<p><strong>21</strong> İshak&#8217;ın köleleri başka bir kuyu kazdılar. Bu kuyu yüzünden de kavga çıkınca İshak kuyuya Sitna adını verdi. <strong>22</strong> Oradan ayrılıp başka bir yerde kuyu kazdırdı. Bu kuyu yüzünden kavga çıkmadı. Bu nedenle İshak ona Rehovot adını verdi. “ RAB en sonunda bize rahatlık verdi” dedi, “Bu ülkede verimli olacağız.”</p>



<p><strong>23</strong> İshak oradan Beer-Şeva&#8217;ya gitti. <strong>24</strong> O gece RAB kendisine görünerek, “Ben baban İbrahim&#8217;in Tanrısı&#8217;yım, korkma” dedi, “Seninle birlikteyim. Seni kutsayacak, kulum İbrahim&#8217;in hatırı için soyunu çoğaltacağım.” <strong>25</strong> İshak orada bir sunak yaparak RAB&#8217;bi adıyla çağırdı. Çadırını oraya kurdu. Köleleri de orada bir kuyu kazdı.</p>



<p><strong>26</strong> Avimelek, danışmanı Ahuzzat ve ordusunun komutanı Fikol ile birlikte, Gerar&#8217;dan İshak&#8217;ın yanına gitti. <strong>27</strong> İshak onlara, “Niçin yanıma geldiniz?” dedi, “Benden nefret ediyorsunuz. Üstelik beni ülkenizden kovdunuz.”</p>



<p><strong>28-29</strong> “Açıkça gördük ki, RAB seninle” diye yanıtladılar, “Onun için, aramızda ant olsun: Biz nasıl sana dokunmadıksa, hep iyi davranarak seni esenlik içinde gönderdikse, sen de bize kötülük etme. Bu konuda seninle anlaşalım. Sen şimdi RAB&#8217;bin kutsadığı bir adamsın.”</p>



<p><strong>30</strong> İshak onlara bir şölen verdi, yiyip içtiler. <strong>31</strong> Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.</p>



<p><strong>32</strong> Aynı gün İshak&#8217;ın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, “Su bulduk” dediler. <strong>33</strong> İshak kuyuya Şiva adını verdi. Bu yüzden kent bugüne kadar Beer-Şeva diye anılır.</p>



<p><strong>34</strong> Esav kırk yaşında Hititli Beeri&#8217;nin kızı Yudit ve Hititli Elon&#8217;un kızı Basemat&#8217;la evlendi. <strong>35</strong> Bu kadınlar İshak&#8217;la Rebeka&#8217;nın başına dert oldular.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 27</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İshak Yakup&#8217;u Kutsuyor</h3>



<p><strong>1</strong> İshak yaşlanmış, gözleri görmez olmuştu. Büyük oğlu Esav&#8217;ı çağırıp, “Oğlum!” dedi.</p>



<p>Esav, “Efendim!” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>2</strong> İshak, “Artık yaşlandım” dedi, “Ne zaman öleceğimi bilmiyorum. <strong>3</strong> Silahlarını –ok kılıfını, yayını– al, kırlara çıkıp benim için bir hayvan avla. <strong>4</strong> Sevdiğim lezzetli bir yemek yap, bana getir yiyeyim. Ölmeden önce seni kutsayayım.”</p>



<p><strong>5</strong> İshak, oğlu Esav&#8217;la konuşurken Rebeka onları dinliyordu. Esav avlanmak için kıra çıkınca, <strong>6</strong> Rebeka oğlu Yakup&#8217;a şöyle dedi: “Dinle, babanın ağabeyin Esav&#8217;a söylediklerini duydum. <strong>7</strong> Baban ona, ‘Bana bir hayvan avla getir’ dedi, ‘Lezzetli bir yemek yap, yiyeyim. Ölmeden önce seni RAB&#8217;bin huzurunda kutsayayım.’ <strong>8</strong> Bak oğlum, sana söyleyeceklerimi iyi dinle: <strong>9</strong> Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım. <strong>10</strong> Yemesi için onu babana sen götüreceksin. Öyle ki, ölmeden önce seni kutsasın.”</p>



<p><strong>11</strong> Yakup, “Ama kardeşim Esav&#8217;ın bedeni kıllı, benimkiyse kılsız” diye yanıtladı, <strong>12</strong> “Ya babam bana dokunursa? O zaman kendisini aldattığımı anlar. Kutsama yerine üzerime lanet getirmiş olurum.”</p>



<p><strong>13</strong> Annesi, “Sana gelecek lanet bana gelsin, oğlum” dedi, “Sen beni dinle, git oğlakları getir.”</p>



<p><strong>14</strong> Yakup gidip oğlakları annesine getirdi. Annesi babasının sevdiği lezzetli bir yemek yaptı. <strong>15</strong> Büyük oğlu Esav&#8217;ın en güzel giysileri o anda evdeydi. Rebeka onları küçük oğlu Yakup&#8217;a giydirdi. <strong>16</strong> Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı. <strong>17</strong> Yaptığı güzel yemekle ekmeği Yakup&#8217;un eline verdi.</p>



<p><strong>18</strong> Yakup babasının yanına varıp, “Baba!” diye seslendi.</p>



<p>Babası, “Evet, kimsin sen?” dedi.</p>



<p><strong>19</strong> Yakup, “Ben ilk oğlun Esav&#8217;ım” diye karşılık verdi, “Söylediğini yaptım. Lütfen kalk, otur da getirdiğim av etini ye. Öyle ki, beni kutsayabilesin.”</p>



<p><strong>20</strong> İshak, “Nasıl böyle çabucak buldun, oğlum?” dedi.</p>



<p>Yakup, “Tanrın RAB bana yardım etti” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>21</strong> İshak, “Yaklaş, oğlum” dedi, “Sana dokunayım, gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin anlayayım.”</p>



<p><strong>22</strong> Yakup babasına yaklaştı. Babası ona dokunarak, “Ses Yakup&#8217;un sesi, ama eller Esav&#8217;ın elleri” dedi. <strong>23</strong> Onu tanıyamadı. Çünkü Yakup&#8217;un elleri ağabeyi Esav&#8217;ın elleri gibi kıllıydı. İshak onu kutsamak üzereyken, <strong>24</strong> bir daha sordu: “Sen gerçekten oğlum Esav mısın?”</p>



<p>Yakup, “Evet!” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>25</strong> İshak, “Oğlum, av etini getir yiyeyim de seni kutsayayım” dedi. Yakup önce yemeği, sonra şarabı getirdi. İshak yedi, içti. <strong>26</strong> “Yaklaş da beni öp, oğlum” dedi. <strong>27</strong> Yakup yaklaşıp babasını öptü. Babası onun giysilerini kokladı ve kendisini kutsayarak şöyle dedi:</p>



<p>“İşte oğlumun kokusu</p>



<p>Sanki RAB&#8217;bin kutsadığı kırların kokusu.</p>



<p><strong>28</strong> Tanrı sana göklerin çiyinden</p>



<p>Ve yerin verimli topraklarından</p>



<p>Bol buğday ve yeni şarap versin.</p>



<p><strong>29</strong> Halklar sana kulluk etsin,</p>



<p>Uluslar boyun eğsin.</p>



<p>Kardeşlerine egemen ol,</p>



<p>Kardeşlerin sana boyun eğsin.</p>



<p>Sana lanet edenlere lanet olsun,</p>



<p>Seni kutsayanlar kutsansın.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Esav Kutsanma Hakkını Yitiriyor</h3>



<p><strong>30</strong> İshak Yakup&#8217;u kutsadıktan ve Yakup babasının yanından ayrıldıktan hemen sonra kardeşi Esav avdan döndü. <strong>31</strong> Esav da lezzetli bir yemek yaparak babasına götürdü. Ona, “Baba, kalk, getirdiğim av etini ye” dedi, “Öyle ki, beni kutsayabilesin.”</p>



<p><strong>32</strong> Babası, “Sen kimsin?” diye sordu.</p>



<p>Esav, “Ben ilk oğlun Esav&#8217;ım” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>33</strong> İshak&#8217;ı bir titreme sardı. Tir tir titreyerek, “Öyleyse daha önce avlanıp bana yemek getiren kimdi?” diye sordu, “Sen gelmeden önce yemeğimi yiyip onu kutsadım. Artık o kutsanmış oldu.”</p>



<p><strong>34</strong> Esav babasının anlattıklarını duyunca, acı acı haykırdı. “Beni de kutsa, baba, beni de!” dedi.</p>



<p><strong>35</strong> İshak, “Kardeşin gelip beni kandırdı” diye karşılık verdi, “Senin yerine o kutsandı.”</p>



<p><strong>36</strong> Esav, “Ona boşuna mı Yakup diyorlar?” dedi, “İki kezdir beni aldatıyor. Önce ilk oğulluk hakkımı aldı. Şimdi de benim yerime o kutsandı.” Sonra, “Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?” diye sordu.</p>



<p><strong>37</strong> İshak, “Onu sana egemen kıldım” diye yanıtladı, “Bütün kardeşlerini onun hizmetine verdim. Onu buğday ve yeni şarapla besledim. Senin için ne yapabilirim ki, oğlum?”</p>



<p><strong>38</strong> Esav, “Sen yalnız bir kişiyi mi kutsayabilirsin baba?” dedi, “Beni de kutsa, baba, beni de!” Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.</p>



<p><strong>39</strong> Babası şöyle yanıtladı:</p>



<p>“Göklerin çiyinden,</p>



<p>Zengin topraklardan</p>



<p>Uzak yaşayacaksın.</p>



<p><strong>40</strong> Kılıcınla yaşayacak,</p>



<p>Kardeşine hizmet edeceksin.</p>



<p>Ama özgür olmak isteyince,</p>



<p>Onun boyunduruğunu kırıp atacaksın.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Lavan&#8217;ın Yanına Kaçıyor</h3>



<p><strong>41</strong> Babası Yakup&#8217;u kutsadığı için Esav kardeşi Yakup&#8217;a kin bağladı. “Nasıl olsa babamın ölümü yaklaştı” diye düşünüyordu, “O zaman kardeşim Yakup&#8217;u öldürürüm.”</p>



<p><strong>42</strong> Büyük oğlu Esav&#8217;ın ne düşündüğü Rebeka&#8217;ya bildirilince Rebeka küçük oğlu Yakup&#8217;u çağırttı. “Bak, ağabeyin Esav seni öldürmeyi düşünerek kendini avutuyor” dedi, <strong>43</strong> “Beni dinle, oğlum. Hemen Harran&#8217;a, kardeşim Lavan&#8217;ın yanına kaç. <strong>44-45</strong> Ağabeyinin öfkesi dinip sana kızgınlığı geçinceye, ona yaptığını unutuncaya kadar orada kal. Birini gönderir, seni getirtirim. Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?”</p>



<p><strong>46</strong> Sonra İshak&#8217;a, “Bu Hititli kadınlar yüzünden canımdan bezdim” dedi, “Eğer Yakup da bu ülkenin kızlarıyla, Hitit kızlarıyla evlenirse, nasıl yaşarım?”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 28</h2>



<p><strong>1</strong> İshak Yakup&#8217;u çağırdı, onu kutsayarak, “Kenanlı kızlarla evlenme” diye buyurdu, <strong>2</strong> “Hemen Paddan-Aram&#8217;a, annenin babası Betuel&#8217;in evine git. Orada dayın Lavan&#8217;ın kızlarından biriyle evlen. <strong>3</strong> Her Şeye Gücü Yeten Tanrı seni kutsasın, verimli kılsın, soyunu çoğaltsın; soyundan halklar türesin. <strong>4</strong> İbrahim&#8217;i kutsadığı gibi seni ve soyunu da kutsasın. Öyle ki, Tanrı&#8217;nın İbrahim&#8217;e verdiği topraklara –üzerinde yabancı olarak yaşadığın bu topraklara– sahip olasın.” <strong>5</strong> İshak Yakup&#8217;u böyle uğurladı. Yakup Paddan-Aram&#8217;a, kendisinin ve Esav&#8217;ın annesi Rebeka&#8217;nın kardeşi Aramlı Betuel oğlu Lavan&#8217;ın yanına gitmek üzere yola çıktı.</p>



<p><strong>6-7</strong> Esav İshak&#8217;ın Yakup&#8217;u kutsadığını, evlenmek üzere Paddan-Aram&#8217;a gönderdiğini öğrendi. Ayrıca Yakup&#8217;u kutsarken, babasının, “Kenanlı kızlarla evlenme” diye buyurduğunu, Yakup&#8217;un da annesiyle babasını dinleyip Paddan-Aram&#8217;a gittiğini öğrendi. <strong>8</strong> Böylece babasının Kenanlı kızlardan hoşlanmadığını anladı. <strong>9</strong> İsmail&#8217;in yanına gitti. İbrahim oğlu İsmail&#8217;in kızı, Nevayot&#8217;un kızkardeşi Mahalat&#8217;la evlenerek onu karılarının üzerine getirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;un Düşü</h3>



<p><strong>10</strong> Yakup Beer-Şeva&#8217;dan ayrılarak Harran&#8217;a doğru yola çıktı. <strong>11</strong> Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı. <strong>12</strong> Düşte yeryüzüne bir merdiven dikildiğini, başının göklere eriştiğini gördü. Tanrı&#8217;nın melekleri merdivenden çıkıp iniyorlardı. <strong>13</strong> RAB yanıbaşında durup, “Atan İbrahim&#8217;in, İshak&#8217;ın Tanrısı RAB benim” dedi, “Üzerinde yattığın toprakları sana ve soyuna vereceğim. <strong>14</strong> Yeryüzünün tozu kadar sayısız bir soya sahip olacaksın. Doğuya, batıya, kuzeye, güneye doğru yayılacaksınız. Yeryüzündeki bütün halklar sen ve soyun aracılığıyla kutsanacak. <strong>15</strong> Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım.”</p>



<p><strong>16</strong> Yakup uyanınca, “ RAB burada, ama ben farkına varamadım” diye düşündü. <strong>17</strong> Korktu ve, “Ne korkunç bir yer!” dedi, “Bu, Tanrı&#8217;nın evinden başka bir yer olamaz. Burası göklerin kapısı.”</p>



<p><strong>18</strong> Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü. <strong>19</strong> Oraya Beytel adını verdi. Kentin önceki adı Luz&#8217;du.</p>



<p><strong>20</strong> Sonra bir adak adayarak şöyle dedi: “Tanrı benimle olur, gittiğim yolda beni korur, bana yiyecek, giyecek sağlarsa, <strong>21</strong> babamın evine esenlik içinde dönersem, RAB benim Tanrım olacak. <strong>22</strong> Anıt olarak diktiğim bu taş Tanrı&#8217;nın evi olacak. Bana vereceğin her şeyin ondalığını sana vereceğim.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 29</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Paddan-Aram&#8217;a Varıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Yakup yoluna devam ederek doğu halklarının ülkesine vardı. <strong>2</strong> Kırda bir kuyu gördü. Kuyunun yanıbaşında üç davar sürüsü yatıyordu. Sürülere o kuyudan su verilirdi. Kuyunun ağzında büyük bir taş vardı. <strong>3</strong> Bütün sürüler oraya toplanınca, çobanlar kuyunun ağzındaki taşı yuvarlar, davarlarını suvardıktan sonra taşı yine yerine, kuyunun ağzına koyarlardı.</p>



<p><strong>4</strong> Yakup çobanlara, “Kardeşler, nerelisiniz?” diye sordu.</p>



<p>Çobanlar, “Harranlı&#8217;yız” diye yanıtladılar.</p>



<p><strong>5</strong> Yakup, “Nahor&#8217;un torunu Lavan&#8217;ı tanıyor musunuz?” diye sordu.</p>



<p>“Tanıyoruz” dediler.</p>



<p><strong>6</strong> Yakup, “İyi midir?” diye sordu.</p>



<p>“İyidir. İşte kızı Rahel davarlarla birlikte geliyor.”</p>



<p><strong>7</strong> Yakup, “Akşama daha çok var” dedi, “Sürülerin toplanma vakti değil. Davarlarınızı suvarın, götürüp otlatın.”</p>



<p><strong>8</strong> Çobanlar, “Bütün sürüler toplanmadan, kuyunun ağzındaki taşı yuvarlamadan olmaz” dediler, “Ancak o zaman davarları suvarabiliriz.”</p>



<p><strong>9</strong> Yakup onlarla konuşurken Rahel babasının davarlarını getirdi. Rahel çobanlık yapıyordu. <strong>10</strong> Yakup dayısı Lavan&#8217;ın kızı Rahel&#8217;i ve davarları görünce, gidip kuyunun ağzındaki taşı yuvarladı, dayısının davarlarını suvardı. <strong>11</strong> Rahel&#8217;i öperek hıçkıra hıçkıra ağladı. <strong>12</strong> Rahel&#8217;e baba tarafından akraba olduklarını, Rebeka&#8217;nın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.</p>



<p><strong>13</strong> Lavan, yeğeni Yakup&#8217;un geldiğini duyunca, onu karşılamaya koştu. Ona sarılıp öptü, evine getirdi. Yakup bütün olanları Lavan&#8217;a anlattı. <strong>14</strong> Lavan, “Sen benim etim, kemiğimsin” dedi.</p>



<p>Yakup Lavan&#8217;ın yanında bir ay kaldıktan sonra,</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Lea ve Rahel&#8217;le Evleniyor</h3>



<p><strong>15</strong> Lavan, “Akrabamsın diye benim için bedava mı çalışacaksın?” dedi, “Söyle, ne kadar ücret istiyorsun?”</p>



<p><strong>16</strong> Lavan&#8217;ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel&#8217;di. <strong>17</strong> Lea&#8217;nın gözleri alımlıydı , Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı. <strong>18</strong> Yakup Rahel&#8217;e aşıktı. Lavan&#8217;a, “Küçük kızın Rahel için sana yedi yıl hizmet ederim” dedi.</p>



<p><strong>19</strong> Lavan, “Onu sana vermek başkasına vermekten daha iyidir” dedi, “Yanımda kal.” <strong>20</strong> Yakup Rahel için yedi yıl çalıştı. Rahel&#8217;i sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.</p>



<p><strong>21</strong> Lavan&#8217;a, “Zaman doldu, kızını ver, evleneyim” dedi.</p>



<p><strong>22</strong> Lavan bütün yöre halkını toplayıp bir şölen verdi. <strong>23</strong> Gece kızı Lea&#8217;yı Yakup&#8217;a götürdü. Yakup onunla yattı. <strong>24</strong> Lavan cariyesi Zilpa&#8217;yı kızı Lea&#8217;nın hizmetine verdi.</p>



<p><strong>25</strong> Sabah olunca Yakup bir de baktı ki, yanındaki Lea! Lavan&#8217;a, “Nedir bana bu yaptığın?” dedi, “Ben Rahel için yanında çalışmadım mı? Niçin beni aldattın?”</p>



<p><strong>26</strong> Lavan, “Bizim buralarda adettir. Büyük kız dururken küçük kız evlendirilmez” dedi, <strong>27</strong> “Bu bir haftayı tamamla, Rahel&#8217;i de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.”</p>



<p><strong>28</strong> Yakup kabul etti. Lea&#8217;yla bir hafta geçirdi. Sonra Lavan kızı Rahel&#8217;i de ona verdi. <strong>29</strong> Cariyesi Bilha&#8217;yı Rahel&#8217;in hizmetine verdi. <strong>30</strong> Yakup Rahel&#8217;le de yattı. Onu Lea&#8217;dan çok sevdi. Lavan&#8217;a yedi yıl daha hizmet etti.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;un Çocukları</h3>



<p><strong>31</strong> RAB Lea&#8217;nın sevilmediğini görünce, çocuk sahibi olmasını sağladı. Oysa Rahel kısırdı. <strong>32</strong> Lea hamile kalıp bir erkek çocuk doğurdu. Adını Ruben koydu. “Çünkü RAB mutsuzluğumu gördü” dedi, “Kuşkusuz artık kocam beni sever.”</p>



<p><strong>33</strong> Yine hamile kaldı ve bir erkek çocuk daha doğurdu. “ RAB sevilmediğimi duyduğu için bana bu çocuğu verdi” diyerek adını Şimon koydu.</p>



<p><strong>34</strong> Üçüncü kez hamile kalıp bir daha erkek çocuk doğurdu. “Artık kocam bana bağlanacak” dedi, “Çünkü ona üç erkek çocuk doğurdum.” Onun için çocuğa Levi adı verildi.</p>



<p><strong>35</strong> Dördüncü kez hamile kaldı ve bir erkek çocuk daha doğurdu. “Bu kez RAB&#8217;be övgüler sunacağım” dedi. Onun için çocuğa Yahuda adını verdi. Bir süre doğum yapmadı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 30</h2>



<p><strong>1</strong> Rahel Yakup&#8217;a çocuk doğuramayınca, ablasını kıskanmaya başladı. Yakup&#8217;a, “Bana çocuk ver, yoksa öleceğim” dedi.</p>



<p><strong>2</strong> Yakup Rahel&#8217;e öfkelendi. “Çocuk sahibi olmanı Tanrı engelliyor. Ben Tanrı değilim ki!” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>3</strong> Rahel, “İşte cariyem Bilha” dedi, “Onunla yat, benim için çocuk doğursun, ben de aile kurayım.”</p>



<p><strong>4</strong> Rahel cariyesi Bilha&#8217;yı eş olarak kocasına verdi. Yakup onunla yattı. <strong>5</strong> Bilha hamile kalıp Yakup&#8217;a bir erkek çocuk doğurdu. <strong>6</strong> Rahel, “Tanrı beni haklı çıkardı” dedi, “Yakarışımı duyup bana bir oğul verdi.” Bu yüzden çocuğa Dan adını verdi.</p>



<p><strong>7</strong> Rahel&#8217;in cariyesi Bilha yine hamile kaldı ve Yakup&#8217;a ikinci bir oğul doğurdu. <strong>8</strong> Rahel, “Ablama karşı büyük savaşım verdim ve onu yendim” diyerek çocuğa Naftali adını verdi.</p>



<p><strong>9</strong> Lea artık doğum yapamadığını görünce, cariyesi Zilpa&#8217;yı Yakup&#8217;a eş olarak verdi. <strong>10</strong> Zilpa Yakup&#8217;a bir erkek çocuk doğurdu. <strong>11</strong> Lea, “Uğurum!” diyerek çocuğa Gad adını verdi.</p>



<p><strong>12</strong> Lea&#8217;nın cariyesi Zilpa Yakup&#8217;a ikinci bir oğul doğurdu. <strong>13</strong> Lea, “Mutluyum!” dedi, “Kadınlar bana ‘Mutlu’ diyecek.” Ve çocuğa Aşer adını verdi.</p>



<p><strong>14</strong> Ruben hasat mevsimi tarlaya gitti. Orada adamotu bulup annesi Lea&#8217;ya getirdi. Rahel Lea&#8217;ya, “Lütfen oğlunun getirdiği adamotundan bana da ver” dedi.</p>



<p><strong>15</strong> Lea, “Kocamı aldığın yetmez mi? Bir de oğlumun adamotunu mu istiyorsun?” diye karşılık verdi.</p>



<p>Rahel, “Öyle olsun” dedi, “Oğlunun adamotuna karşılık kocam bu gece seninle yatsın.”</p>



<p><strong>16</strong> Akşamleyin Yakup tarladan dönerken Lea onu karşılamaya gitti. Yakup&#8217;a, “Benimle yatacaksın” dedi, “Oğlumun adamotuna karşılık bu gece benimsin.” Yakup o gece onunla yattı.</p>



<p><strong>17</strong> Tanrı Lea&#8217;nın duasını işitti. Lea hamile kalıp Yakup&#8217;a beşinci oğlunu doğurdu. <strong>18</strong> “Cariyemi kocama verdiğim için Tanrı beni ödüllendirdi” diyerek çocuğa İssakar adını verdi.</p>



<p><strong>19</strong> Lea yine hamile kaldı ve Yakup&#8217;a altıncı oğlunu doğurdu. <strong>20</strong> “Tanrı bana iyi bir armağan verdi” dedi, “Artık kocam bana değer verir. Çünkü ona altı erkek çocuk doğurdum.” Ve çocuğa Zevulun adını verdi.</p>



<p><strong>21</strong> Bir süre sonra Lea bir kız doğurdu ve adını Dina koydu.</p>



<p><strong>22</strong> Tanrı Rahel&#8217;i anımsadı, onun duasını işiterek çocuk sahibi olmasını sağladı. <strong>23-24</strong> Rahel hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. “Tanrı utancımı kaldırdı. RAB bana bir oğul daha versin!” diyerek çocuğa Yusuf adını verdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;un Sürüleri Artıyor</h3>



<p><strong>25</strong> Rahel Yusuf&#8217;u doğurduktan sonra Yakup Lavan&#8217;a, “Beni gönder, evime, topraklarıma gideyim” dedi, <strong>26</strong> “Hizmetime karşılık karılarımı, çocuklarımı ver de gideyim. Sana nasıl hizmet ettiğimi biliyorsun.”</p>



<p><strong>27</strong> Lavan, “Eğer benden hoşnutsan, burada kal” dedi, “Çünkü fala bakarak anladım ki, RAB senin sayende beni kutsadı. <strong>28</strong> Alacağın neyse söyle, ödeyeyim.”</p>



<p><strong>29</strong> Yakup, “Sana nasıl hizmet ettiğimi, sürülerine nasıl baktığımı biliyorsun” diye karşılık verdi, <strong>30</strong> “Ben gelmeden önce malın azdı. Sayemde RAB seni kutsadı, malın gitgide arttı. Ya kendi evim için ne zaman çalışacağım?”</p>



<p><strong>31</strong> Lavan, “Sana ne vereyim?” diye sordu.</p>



<p>Yakup, “Bana bir şey verme” diye yanıtladı, “Eğer şu önerimi kabul edersen, yine sürünü güder, hayvanlarına bakarım: <strong>32</strong> Bugün bütün sürülerini yoklayıp noktalı veya benekli koyunları, kara kuzuları, benekli veya noktalı keçileri ayırayım. Ücretim bu olsun. <strong>33</strong> İleride bana verdiklerini denetlemeye geldiğinde, dürüst olup olmadığımı kolayca anlayabilirsin. Noktalı ve benekli olmayan keçilerim, kara olmayan kuzularım varsa, onları çalmışım demektir.”</p>



<p><strong>34</strong> Lavan, “Kabul, söylediğin gibi olsun” dedi. <strong>35</strong> Ama o gün çizgili ve benekli tekeleri, noktalı ve benekli keçileri, beyaz keçilerin hepsini, bütün kara kuzuları ayırıp oğullarına teslim etti. <strong>36</strong> Sonra Yakup&#8217;tan üç günlük yol kadar uzaklaştı. Yakup Lavan&#8217;ın kalan sürüsünü gütmeye devam etti.</p>



<p><strong>37</strong> Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı. <strong>38</strong> Soyduğu çubukları koyunların önüne, su içtikleri yalaklara koydu. Koyunlar su içmeye gelince çiftleşiyorlardı. <strong>39</strong> Çubukların önünde çiftleşince çizgili, noktalı, benekli yavrular doğuruyorlardı. <strong>40</strong> Yakup kuzuları ayırıp sürülerin yüzünü Lavan&#8217;ın çizgili, kara hayvanlarına döndürüyordu. Kendi sürülerini ayrı tutuyor, Lavan&#8217;ınkilerle karıştırmıyordu. <strong>41</strong> Sürüdeki güçlü hayvanlar kızışınca, Yakup çubukları onların gözü önüne, yalaklara koyuyordu ki, çubukların yanında çiftleşsinler. <strong>42</strong> Sürünün zayıf hayvanlarının önüneyse çubuk koymuyordu. Böylece zayıf hayvanları Lavan, güçlüleri Yakup aldı. <strong>43</strong> Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 31</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Lavan&#8217;dan Kaçıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Lavan&#8217;ın oğulları, “Yakup babamızın sahip olduğu her şeyi aldı” dediler, “Bütün varlığını babamıza ait şeylerden kazandı.” Yakup bu sözleri duyunca, <strong>2</strong> Lavan&#8217;ın kendisine karşı tutumunun eskisi gibi olmadığını anladı.</p>



<p><strong>3</strong> RAB Yakup&#8217;a, “Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön” dedi, “Seninle olacağım.”</p>



<p><strong>4</strong> Bunun üzerine Yakup Rahel&#8217;le Lea&#8217;yı sürüsünün bulunduğu kırlara çağırttı. <strong>5</strong> Onlara, “Bakıyorum, babanız bana eskisi gibi davranmıyor” dedi, “Ama babamın Tanrısı benimle birlikte. <strong>6</strong> Var gücümle babanıza hizmet ettiğimi bilirsiniz. <strong>7</strong> Ne yazık ki, babanız beni aldattı, ondan alacağımı on kez değiştirdi. Ama Tanrı bana kötülük etmesine izin vermedi. <strong>8</strong> Babanız, ‘Ücret olarak noktalı hayvanları al’ deyince, bütün sürü noktalı doğurdu. ‘Ücret olarak çizgili olanları al’ deyince de bütün sürü çizgili doğurdu. <strong>9</strong> Tanrı babanızın hayvanlarını aldı, bana verdi.</p>



<p><strong>10</strong> “Sürülerin çiftleştiği mevsimde bir düş gördüm. Çiftleşen tekeler çizgili, noktalı, kırçıldı. <strong>11</strong> Düşümde Tanrı&#8217;nın meleği bana, ‘Yakup!’ diye seslendi. ‘Buyur’ dedim. <strong>12</strong> Bana, ‘Bak, bütün çiftleşen tekeler çizgili, noktalı ve kırçıl’ dedi, ‘Çünkü Lavan&#8217;ın sana yaptıklarının hepsini gördüm. <strong>13</strong> Ben Beytel&#8217;in Tanrısı&#8217;yım. Hani orada bana anıt dikip meshetmiş, adak adamıştın. Kalk, bu ülkeden git, doğduğun ülkeye dön.’ ”</p>



<p><strong>14</strong> Rahel&#8217;le Lea, “Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?” dediler, <strong>15</strong> “Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi. <strong>16</strong> Tanrı&#8217;nın babamızdan aldığı varlığın tümü bize ve çocuklarımıza aittir. Tanrı sana ne dediyse öyle yap.”</p>



<p><strong>17</strong> Böylece Yakup çocuklarını, karılarını develere bindirdi. <strong>18</strong> Bütün hayvanları önüne kattı; topladığı mallarla, Paddan-Aram&#8217;da kazandığı hayvanlarla birlikte Kenan ülkesine, babası İshak&#8217;ın yanına gitmek üzere yola çıktı.</p>



<p><strong>19</strong> Lavan koyunlarını kırkmaya gidince, Rahel babasının putlarını çaldı. <strong>20</strong> Yakup da kaçacağını söylemeyerek Aramlı Lavan&#8217;ı kandırdı. <strong>21</strong> Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağı&#8217;nı geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Lavan Yakup&#8217;un Peşine Düşüyor</h3>



<p><strong>22</strong> Üçüncü gün Yakup&#8217;un kaçtığını Lavan&#8217;a bildirdiler. <strong>23</strong> Lavan yakınlarını yanına alıp Yakup&#8217;un peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti. <strong>24</strong> O gece Tanrı Aramlı Lavan&#8217;ın düşüne girerek ona, “Dikkatli ol!” dedi, “Yakup&#8217;a ne iyi, ne kötü bir şey söyle.”</p>



<p><strong>25</strong> Lavan Yakup&#8217;a yetişti. Yakup çadırını Gilat dağlık bölgesine kurmuştu. Lavan da yakınlarıyla birlikte çadırını aynı yere kurdu. <strong>26</strong> Yakup&#8217;a, “Nedir bu yaptığın?” dedi, “Beni aldattın. Kızlarımı alıp savaş tutsağı gibi götürdün. <strong>27</strong> Neden gizlice kaçtın? Neden beni aldattın? Niçin bana söylemedin? Seni sevinçle, ezgilerle, tefle, lirle yolcu ederdim. <strong>28</strong> Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin. <strong>29</strong> Size kötülük yapacak güçteyim, ama babanın Tanrısı dün gece bana, ‘Dikkatli ol!’ dedi, ‘Yakup&#8217;a ne iyi, ne kötü hiçbir şey söyleme.’ <strong>30</strong> Babanın evini çok özlediğin için bizden ayrıldın. Ama ilahlarımı niçin çaldın?”</p>



<p><strong>31</strong> Yakup, “Korktum” diye karşılık verdi, “Kızlarını zorla elimden alırsın diye düşündüm. <strong>32</strong> İlahlarını kimde bulursan, o öldürülecektir. Yakınlarımızın önünde kendin ara, eşyalarımın arasında sana ait ne bulursan al.” Yakup ilahları Rahel&#8217;in çaldığını bilmiyordu.</p>



<p><strong>33</strong> Lavan Yakup&#8217;un, Lea&#8217;nın ve iki cariyenin çadırına baktıysa da ilahları bulamadı. Lea&#8217;nın çadırından çıkıp Rahel&#8217;in çadırına girdi. <strong>34</strong> Rahel çaldığı putları devesinin semerine koymuş, üzerine oturmuştu. Lavan çadırını didik didik aradıysa da putları bulamadı.</p>



<p><strong>35</strong> Rahel babasına, “Efendim, huzurunda kalkamadığım için kızma, âdet görüyorum da” dedi. Lavan her yeri aradıysa da, putları bulamadı.</p>



<p><strong>36</strong> Yakup kendini tutamadı. Lavan&#8217;a çıkışarak, “Suçum ne?” diye sordu, “Ne günah işledim ki böyle öfkeyle peşime takıldın? <strong>37</strong> Bütün eşyalarımı aradın, kendine ait bir şey buldun mu? Varsa onu buraya, yakınlarımızın önüne koy. Onlar ikimiz hakkında karar versinler. <strong>38</strong> Yirmi yıl yanında kaldım. Koyunların, keçilerin hiç düşük yapmadı. Sürülerinin içinden bir tek koç yemedim. <strong>39</strong> Yabanıl hayvanların parçaladığını sana göstermedim, zararını ben çektim. Gece ya da gündüz çalınan her hayvanın karşılığını benden istedin. <strong>40</strong> Öyle bir durumdaydım ki, gündüz sıcak, gece kırağı yedi bitirdi beni. Gözüme uyku girmedi. <strong>41</strong> Yirmi yıl evinde böyle yaşadım. İki kızın için on dört yıl, sürün için altı yıl sana hizmet ettim. On kez alacağımı değiştirdin. <strong>42</strong> Babamın ve İbrahim&#8217;in Tanrısı, İshak&#8217;ın taptığı Tanrı benden yana olmasaydı, beni eli boş gönderecektin. Tanrı çektiğim zorluğu, verdiğim emeği gördü ve dün gece seni uyardı.”</p>



<p><strong>43</strong> Lavan, “Kadınlar benim kızlarım, çocuklar benim çocuklarım, sürüler benim sürülerim” diye karşılık verdi, “Burada gördüğün her şey bana ait. Kızlarıma ya da doğurdukları çocuklara bugün ne yapabilirim ki? <strong>44</strong> Gel anlaşalım. Aramıza tanık koyalım.”</p>



<p><strong>45</strong> Yakup bir taş alıp onu anıt olarak dikti. <strong>46</strong> Yakınlarına, “Taş toplayın” dedi. Adamlar topladıkları taşları bir yere yığdılar. Orada, yığının yanında yemek yediler. <strong>47</strong> Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta , Yakup ise Galet adını verdi.</p>



<p><strong>48</strong> Lavan, “Bu yığın bugün aramızda tanık olsun” dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi. <strong>49</strong> Mispa diye de anılır. Çünkü Lavan, “Birbirimizden uzak olduğumuz zaman RAB aramızda gözcülük etsin” dedi, <strong>50</strong> “Eğer kızlarıma kötü davranır, başka kadınlarla evlenirsen, yanımızda kimse olmasa bile Tanrı tanık olacaktır.”</p>



<p><strong>51</strong> Sonra, “İşte taş yığını, işte aramıza diktiğim anıt” dedi, <strong>52</strong> “Bu yığın ve anıt birer tanık olsun. Bu yığının ötesine geçip sana kötülük etmeyeceğim. Sen de bu yığını ve anıtı geçip bana kötülük etmeyeceksin. <strong>53</strong> İbrahim&#8217;in, Nahor&#8217;un ve babalarının Tanrısı aramızda yargıç olsun.”</p>



<p>Yakup babası İshak&#8217;ın taptığı Tanrı&#8217;nın adıyla ant içti. <strong>54</strong> Sonra dağda kurban kesip yakınlarını yemeğe çağırdı. Yemeği yiyip geceyi dağda geçirdiler. <strong>55</strong> Lavan sabah erkenden kalktı; torunlarını, kızlarını öpüp kutsadıktan sonra evine gitti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 32</h2>



<p><strong>1</strong> Yakup yoluna devam ederken, Tanrı&#8217;nın melekleriyle karşılaştı. <strong>2</strong> Onları görünce, “Tanrı&#8217;nın ordugahı bu” diyerek oraya Mahanayim adını verdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Esav&#8217;la Karşılaşmaya Hazırlanıyor</h3>



<p><strong>3</strong> Yakup Edom topraklarında, Seir ülkesinde yaşayan ağabeyi Esav&#8217;a önceden haberciler gönderdi. <strong>4</strong> Onlara şu buyruğu verdi: “Efendim Esav&#8217;a şöyle deyin: Kulun Yakup diyor ki, ‘Şimdiye kadar Lavan&#8217;ın yanında konuk olarak kaldım. <strong>5</strong> Öküzlere, eşeklere, davarlara, erkek ve kadın kölelere sahip oldum. Efendimi hoşnut etmek için önceden haber gönderiyorum.’ ”</p>



<p><strong>6</strong> Haberciler geri dönüp Yakup&#8217;a, “Ağabeyin Esav&#8217;ın yanına gittik” dediler, “Dört yüz adamla seni karşılamaya geliyor.” <strong>7</strong> Yakup çok korktu, sıkıldı. Yanındaki adamları, davarları, sığırları, develeri iki gruba ayırdı. <strong>8</strong> “Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur” diye düşündü.</p>



<p><strong>9</strong> Sonra şöyle dua etti: “Ey atam İbrahim&#8217;in, babam İshak&#8217;ın Tanrısı RAB! Bana, ‘Ülkene, akrabalarının yanına dön, seni başarılı kılacağım’ diye söz verdin. <strong>10</strong> Bana gösterdiğin bunca iyiliğe, güvene layık değilim. Şeria Irmağı&#8217;nı geçtiğimde değneğimden başka bir şeyim yoktu. Şimdi iki orduyla döndüm. <strong>11</strong> Yalvarırım, beni ağabeyim Esav&#8217;dan koru. Gelip bana, çocuklarla annelerine saldırmasından korkuyorum. <strong>12</strong> ‘Seni kesinlikle başarılı kılacağım, soyunu denizin kumu gibi sayılamayacak kadar çoğaltacağım’ diye söz vermiştin bana.”</p>



<p><strong>13-15</strong> Yakup geceyi orada geçirdi. Birlikte getirdiği hayvanlardan ağabeyi Esav&#8217;a armağan olarak iki yüz keçi, yirmi teke, iki yüz koyun, yirmi koç, yavrularıyla birlikte otuz dişi deve, kırk inek, on boğa, yirmi dişi, on erkek eşek ayırdı. <strong>16</strong> Bunları ayrı sürüler halinde kölelerine teslim ederek, “Önümden gidin, sürüler arasında boşluk bırakın” dedi. <strong>17</strong> Birinci köleye buyruk verdi: “Ağabeyim Esav&#8217;la karşılaştığında, ‘Sahibin kim, nereye gidiyorsun? Önündeki bu hayvanlar kimin?’ diye sorarsa, <strong>18</strong> ‘Kulun Yakup&#8217;un’ diyeceksin, ‘Efendisi Esav&#8217;a armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.’ ” <strong>19</strong> İkinci ve üçüncü köleye, sürülerin peşinden giden herkese aynı buyruğu verdi: “Esav&#8217;la karşılaştığınızda aynı şeyleri söyleyeceksiniz. <strong>20</strong> ‘Kulun Yakup arkamızdan geliyor’ diyeceksiniz.”</p>



<p>“Önden göndereceğim armağanla onu yatıştırır, sonra kendisini görürüm. Belki beni bağışlar” diye düşünüyordu. <strong>21</strong> Böylece armağanı önden gönderip geceyi konakladığı yerde geçirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Güreş Tutuyor</h3>



<p><strong>22</strong> Yakup o gece kalktı; iki karısını, iki cariyesini, on bir oğlunu yanına alıp Yabbuk Irmağı&#8217;nın sığ yerinden karşıya geçti. <strong>23</strong> Onları geçirdikten sonra sahip olduğu her şeyi de karşıya geçirdi. <strong>24</strong> Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti. <strong>25</strong> Yakup&#8217;u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup&#8217;un uyluk kemiği çıktı. <strong>26</strong> Adam, “Bırak beni, gün ağarıyor” dedi.</p>



<p>Yakup, “Beni kutsamadıkça seni bırakmam” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>27</strong> Adam, “Adın ne?” diye sordu.</p>



<p>“Yakup.”</p>



<p><strong>28</strong> Adam, “Artık sana Yakup değil, İsrail denecek” dedi, “Çünkü Tanrı&#8217;yla, insanlarla güreşip yendin.”</p>



<p><strong>29</strong> Yakup, “Lütfen adını söyler misin?” diye sordu.</p>



<p>Ama adam, “Neden adımı soruyorsun?” dedi. Sonra Yakup&#8217;u kutsadı.</p>



<p><strong>30</strong> Yakup, “Tanrı&#8217;yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı” diyerek oraya Peniel adını verdi.</p>



<p><strong>31</strong> Yakup Peniel&#8217;den ayrılırken güneş doğdu. Uyluğundan ötürü aksıyordu. <strong>32</strong> Bu nedenle İsrailliler bugün bile uyluk kemiğinin üzerindeki siniri yemezler. Çünkü Yakup&#8217;un uyluk kemiğinin başındaki sinire çarpılmıştı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 33</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Esav&#8217;la Karşılaşıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Yakup baktı, Esav dört yüz adamıyla birlikte geliyor. Çocukları Lea&#8217;yla Rahel&#8217;e ve iki cariyeye teslim etti. <strong>2</strong> Cariyelerle çocuklarını öne, Lea&#8217;yla çocuklarını arkaya, Rahel&#8217;le Yusuf&#8217;u da en arkaya dizdi. <strong>3</strong> Kendisi hepsinin önüne geçti. Ağabeyine yaklaşırken yedi kez yere kapandı.</p>



<p><strong>4</strong> Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı. <strong>5</strong> Esav kadınlarla çocuklara baktı. “Kim bu yanındakiler?” diye sordu.</p>



<p>Yakup, “Tanrı&#8217;nın kuluna lütfettiği çocuklar” dedi.</p>



<p><strong>6</strong> Cariyelerle yanlarındaki çocuklar yaklaşıp eğildiler. <strong>7</strong> Ardından Lea çocuklarıyla birlikte yaklaşıp eğildi. En son da Yusuf&#8217;la Rahel yaklaşıp eğildi.</p>



<p><strong>8</strong> Esav, “Karşılaştığım öbür topluluğun anlamı neydi?” diye sordu.</p>



<p>Yakup, “Efendimi hoşnut etmek için” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>9</strong> Esav, “Benim yeterince malım var, kardeşim” dedi, “Senin malın sana kalsın.”</p>



<p><strong>10</strong> Yakup, “Olmaz, eğer sevgini kazandımsa, lütfen armağanımı kabul et” diye karşılık verdi, “Senin yüzünü görmek Tanrı&#8217;nın yüzünü görmek gibi. Çünkü beni kabul ettin. <strong>11</strong> Lütfen sana gönderdiğim armağanı al. Tanrı bana öyle iyilik yaptı ki, her şeyim var.” Armağanı kabul ettirinceye kadar diretti.</p>



<p><strong>12</strong> Esav, “Haydi yolumuza devam edelim” dedi, “Ben önünsıra gideceğim.”</p>



<p><strong>13</strong> Yakup, “Efendim, bilirsin, çocuklar narindir” dedi, “Yanımdaki koyunların, sığırların yavruları var. Hayvanları bir gün daha yürümeye zorlarsak hepsi ölür. <strong>14</strong> Efendim, lütfen sen kulunun önünden git. Ben hayvanlarla çocuklara ayak uydurarak yavaş yavaş geleceğim. Seir&#8217;de efendime yetişirim.”</p>



<p><strong>15</strong> Esav, “Yanımdaki adamlardan birkaçını yanına vereyim” dedi.</p>



<p>Yakup, “Niçin?” diye sordu, “Ben yalnızca seni hoşnut etmek istiyorum.”</p>



<p><strong>16</strong> Esav o gün Seir&#8217;e dönmek üzere yola koyuldu. <strong>17</strong> Yakup&#8217;sa Sukkot&#8217;a gitti. Orada kendine ev, hayvanlarına barınaklar yaptı. Bu yüzden oraya Sukkot adını verdi.</p>



<p><strong>18</strong> Yakup güvenlik içinde Paddan-Aram&#8217;dan Kenan ülkesine, Şekem Kenti&#8217;ne vardı. Kentin yakınında konakladı. <strong>19</strong> Çadırını kurduğu arsayı Şekem&#8217;in babası Hamor&#8217;un oğullarından yüz parça gümüşe aldı. <strong>20</strong> Orada bir sunak kurarak El-Elohe-İsrail adını verdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 34</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Dina ve Şekemliler</h3>



<p><strong>1</strong> Lea&#8217;yla Yakup&#8217;un kızı Dina bir gün yöre kadınlarını ziyarete gitti. <strong>2</strong> O bölgenin beyi Hivli Hamor&#8217;un oğlu Şekem Dina&#8217;yı görünce tutup ırzına geçti. <strong>3</strong> Yakup&#8217;un kızına gönlünü kaptırdı. Dina&#8217;yı sevdi ve ona nazik davrandı. <strong>4</strong> Babası Hamor&#8217;a, “Bu kızı bana eş olarak al” dedi.</p>



<p><strong>5</strong> Yakup kızı Dina&#8217;nın kirletildiğini duyduğunda, oğulları kırda hayvanların başındaydı. Yakup onlar gelinceye kadar konuşmadı.</p>



<p><strong>6</strong> Bu arada Şekem&#8217;in babası Hamor konuşmak için Yakup&#8217;un yanına gitti. <strong>7</strong> Yakup&#8217;un oğulları olayı duyar duymaz kırdan döndüler. Üzüntülü ve çok öfkeliydiler. Çünkü Şekem Yakup&#8217;un kızıyla yatarak İsrail&#8217;in onurunu kırmıştı. Böyle bir şey olmamalıydı.</p>



<p><strong>8</strong> Hamor onlara, “Oğlum Şekem&#8217;in gönlü kızınızda” dedi, “Lütfen onu oğluma eş olarak verin. <strong>9</strong> Bizimle akraba olun. Birbirimize kız verip kız alalım. <strong>10</strong> Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.”</p>



<p><strong>11</strong> Şekem de Dina&#8217;nın babasıyla kardeşlerine, “Bana bu iyiliği yapın, ne isterseniz veririm” dedi, <strong>12</strong> “Ne kadar başlık ve armağan isterseniz isteyin, dilediğiniz her şeyi vereceğim. Yeter ki, kızı bana eş olarak verin.”</p>



<p><strong>13</strong> Kızkardeşleri Dina&#8217;nın ırzına geçildiği için, Yakup&#8217;un oğulları Şekem&#8217;le babası Hamor&#8217;a aldatıcı bir yanıt verdiler. <strong>14</strong> “Olmaz, kızkardeşimizi sünnetsiz bir adama veremeyiz” dediler, “Bizim için utanç olur. <strong>15</strong> Ancak şu koşulla kabul ederiz: Bütün erkekleriniz bizim gibi sünnet olursa, <strong>16</strong> birbirimize kız verip kız alabiliriz. Sizinle birlikte yaşar, bir halk oluruz. <strong>17</strong> Eğer kabul etmez, sünnet olmazsanız, kızımızı alır gideriz.”</p>



<p><strong>18</strong> Bu öneri Hamor&#8217;la oğlu Şekem&#8217;e iyi göründü. <strong>19</strong> Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakup&#8217;un kızına aşıktı.</p>



<p><strong>20</strong> Hamor&#8217;la oğlu Şekem durumu kent halkına bildirmek için kentin kapısına gittiler. <strong>21</strong> “Bu adamlar bize dostluk gösteriyor” dediler, “Ülkemizde yaşasınlar, ticaret yapsınlar. Topraklarımız geniş, onlara da yeter, bize de. Birbirimize kız verip kız alabiliriz. <strong>22</strong> Yalnız, şu koşulla bizimle birleşmeyi, birlikte yaşamayı kabul ediyorlar: Bizim erkeklerin de kendileri gibi sünnet olmasını istiyorlar. <strong>23</strong> Böylece bütün sürüleri, malları, öbür hayvanları da bizim olur, değil mi? Gelin onlarla anlaşalım, bizimle birlikte yaşasınlar.” <strong>24</strong> Kent kapısından geçen herkes Hamor&#8217;la oğlu Şekem&#8217;in söylediklerini kabul etti ve kentteki bütün erkekler sünnet oldu.</p>



<p><strong>25</strong> Üçüncü gün erkekler daha sünnetin acısını çekerken, Yakup&#8217;un oğullarından ikisi –Dina&#8217;nın kardeşleri Şimon&#8217;la Levi– kılıçlarını kuşanıp kuşku uyandırmadan kente girip bütün erkekleri kılıçtan geçirdiler. <strong>26</strong> Hamor&#8217;la oğlu Şekem&#8217;i de öldürdüler. Dina&#8217;yı Şekem&#8217;in evinden alıp gittiler. <strong>27</strong> Sonra Yakup&#8217;un bütün oğulları cesetleri soyup kenti yağmaladılar. Çünkü kızkardeşlerini kirletmişlerdi. <strong>28</strong> Kentteki ve kırdaki davarları, sığırları, eşekleri ele geçirdiler. <strong>29</strong> Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.</p>



<p><strong>30</strong> Yakup, Şimon&#8217;la Levi&#8217;ye, “Bu ülkede yaşayan Kenanlılar&#8217;la Perizliler&#8217;i bana düşman ettiniz, başımı belaya soktunuz” dedi, “Sayıca azız. Eğer birleşir, bana saldırırlarsa, ailemle birlikte yok olurum.”</p>



<p><strong>31</strong> Şimon&#8217;la Levi, “Kızkardeşimize bir fahişe gibi mi davranmalıydı?” diye karşılık verdiler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 35</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Beytel&#8217;e Dönüyor</h3>



<p><strong>1</strong> Tanrı Yakup&#8217;a, “Git, Beytel&#8217;e yerleş” dedi, “Ağabeyin Esav&#8217;dan kaçarken sana görünen Tanrı&#8217;ya orada bir sunak yap.”</p>



<p><strong>2</strong> Yakup ailesine ve yanındakilere, “Yabancı ilahlarınızı atın” dedi, “Kendinizi arındırıp giysilerinizi değiştirin. <strong>3</strong> Beytel&#8217;e gidelim. Sıkıntı çektiğim günlerde yakarışımı duyan, gittiğim her yerde benimle birlikte olan Tanrı&#8217;ya orada bir sunak yapacağım.” <strong>4</strong> Böylece herkes yabancı ilahlarını, kulaklarındaki küpeleri Yakup&#8217;a verdi. Yakup bunları Şekem yakınlarında bir yabanıl fıstık ağacının altına gömdü. <strong>5</strong> Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.</p>



<p><strong>6</strong> Yakup adamlarıyla birlikte Kenan ülkesindeki Luz –Beytel– Kenti&#8217;ne geldi. <strong>7</strong> Bir sunak yaparak oraya El-Beytel adını verdi. Çünkü ağabeyinden kaçarken Tanrı orada kendisine görünmüştü.</p>



<p><strong>8</strong> Rebeka&#8217;nın dadısı Debora ölünce Beytel&#8217;in güneyindeki meşe ağacının altına gömüldü. Bu yüzden ağaca Allon-Bakut adı verildi.</p>



<p><strong>9</strong> Yakup Paddan-Aram&#8217;dan dönünce, Tanrı ona yine görünerek onu kutsadı. <strong>10</strong> “Sana Yakup diyorlar, ama bundan böyle adın Yakup değil, İsrail olacak” diyerek onun adını İsrail koydu. <strong>11</strong> “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı&#8217;yım” dedi, “Verimli ol, çoğal. Senden bir ulus ve uluslar topluluğu doğacak. Kralların atası olacaksın. <strong>12</strong> İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a verdiğim toprakları sana verecek, senden sonra da soyuna bağışlayacağım.” <strong>13</strong> Sonra Tanrı Yakup&#8217;tan ayrılarak onunla konuştuğu yerden yukarı çekildi. <strong>14</strong> Yakup Tanrı&#8217;nın kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü. <strong>15</strong> Oraya, Tanrı&#8217;nın kendisiyle konuştuğu yere Beytel adını verdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rahel&#8217;le İshak&#8217;ın Ölümü</h3>



<p><strong>16</strong> Sonra Beytel&#8217;den göçtüler. Efrat&#8217;a varmadan Rahel doğum yaptı. Doğum yaparken çok sancı çekti. <strong>17</strong> O sancı çekerken, ebesi, “Korkma!” dedi, “Bir oğlun daha oluyor.” <strong>18</strong> Ama Rahel ölmek üzereydi. Can verirken oğlunun adını Ben-Oni koydu. Babası ise çocuğa Benyamin adını verdi.</p>



<p><strong>19</strong> Rahel öldü ve Efrat –Beytlehem– yolunda gömüldü. <strong>20</strong> Yakup Rahel&#8217;in mezarına bir taş dikti. Bu mezar taşı bugüne kadar kaldı.</p>



<p><strong>21</strong> İsrail yine göçtü ve Eder Kulesi&#8217;nin ötesinde konakladı. <strong>22</strong> İsrail o bölgede yaşarken Ruben babasının cariyesi Bilha&#8217;yla yattı. İsrail bunu duyunca çok kızdı .</p>



<p><strong>23</strong> Yakup&#8217;un on iki oğlu vardı.</p>



<p>Lea&#8217;nın oğulları: Ruben –Yakup&#8217;un ilk oğlu– Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun.</p>



<p><strong>24</strong> Rahel&#8217;in oğulları: Yusuf, Benyamin.</p>



<p><strong>25</strong> Rahel&#8217;in cariyesi Bilha&#8217;nın oğulları: Dan, Naftali.</p>



<p><strong>26</strong> Lea&#8217;nın cariyesi Zilpa&#8217;nın oğulları: Gad, Aşer. Yakup&#8217;un Paddan-Aram&#8217;da doğan oğulları bunlardır.</p>



<p><strong>27</strong> Yakup, İshak&#8217;la İbrahim&#8217;in de yabancı olarak kalmış olduğu, bugün Hevron denen Kiryat-Arba yakınlarındaki Mamre&#8217;ye, babası İshak&#8217;ın yanına gitti. <strong>28</strong> İshak yüz seksen yıl yaşadı. <strong>29</strong> Kocamış, yaşama doymuş olarak son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu. Oğulları Esav&#8217;la Yakup onu gömdüler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 36</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Esav&#8217;ın Soyu</h3>



<p><strong>1</strong> Esav&#8217;ın, yani Edom&#8217;un öyküsü: <strong>2</strong> Esav şu Kenanlı kızlarla evlendi: Hititli Elon&#8217;un kızı Âda; Hivli Sivon&#8217;un torunu, Âna&#8217;nın kızı Oholivama; <strong>3</strong> Nevayot&#8217;un kızkardeşi, İsmail&#8217;in kızı Basemat. <strong>4</strong> Âda Esav&#8217;a Elifaz&#8217;ı, Basemat Reuel&#8217;i, <strong>5</strong> Oholivama Yeuş, Yalam ve Korah&#8217;ı doğurdu. Esav&#8217;ın Kenan ülkesinde doğan oğulları bunlardı.</p>



<p><strong>6</strong> Esav karılarını, oğullarını, kızlarını, evindeki bütün adamlarını, hayvanlarının hepsini, Kenan ülkesinde kazandığı malların tümünü alıp kardeşi Yakup&#8217;tan ayrıldı, başka bir ülkeye gitti. <strong>7</strong> Birlikte yaşayamayacak kadar çok malları vardı. Yabancı olarak yaşadıkları bu topraklar davarlarına yetmiyordu. <strong>8</strong> Esav –Edom– Seir dağlık bölgesine yerleşti.</p>



<p><strong>9</strong> Seir dağlık bölgesine yerleşen Edomlular&#8217;ın atası Esav&#8217;ın soyu:</p>



<p><strong>10</strong> Esav&#8217;ın oğullarının adları şunlardır:</p>



<p>Esav&#8217;ın karılarından Âda&#8217;nın oğlu Elifaz, Basemat&#8217;ın oğlu Reuel.</p>



<p><strong>11</strong> Elifaz&#8217;ın oğulları:</p>



<p>Teman, Omar, Sefo, Gatam, Kenaz.</p>



<p><strong>12</strong> Timna Esav&#8217;ın oğlu Elifaz&#8217;ın cariyesiydi. Elifaz&#8217;a Amalek&#8217;i doğurdu. Bunlar Esav&#8217;ın karısı Âda&#8217;nın torunlarıdır.</p>



<p><strong>13</strong> Reuel&#8217;in oğulları:</p>



<p>Nahat, Zerah, Şamma, Mizza.</p>



<p>Bunlar Esav&#8217;ın karısı Basemat&#8217;ın torunlarıdır.</p>



<p><strong>14</strong> Sivon&#8217;un torunu ve Âna&#8217;nın kızı olan Esav&#8217;ın karısı Oholivama&#8217;nın Esav&#8217;a doğurduğu oğullar şunlardır:</p>



<p>Yeuş, Yalam, Korah.</p>



<p><strong>15</strong> Esavoğulları&#8217;nın boy beyleri şunlardır:</p>



<p>Esav&#8217;ın ilk oğlu Elifaz&#8217;ın oğulları:</p>



<p>Teman, Omar, Sefo, Kenaz, <strong>16</strong> Korah, Gatam, Amalek. Bunlar Edom ülkesinde Elifaz&#8217;ın soyundan beylerdi ve Âda&#8217;nın torunlarıydı.</p>



<p><strong>17</strong> Esav oğlu Reuel&#8217;in oğulları şunlardır:</p>



<p>Nahat, Zerah, Şamma, Mizza. Bunlar Edom ülkesinde Reuel&#8217;in soyundan gelen beylerdi ve Esav&#8217;ın karısı Basemat&#8217;ın torunlarıydı.</p>



<p><strong>18</strong> Esav&#8217;ın karısı Oholivama&#8217;nın oğulları şunlardır:</p>



<p>Yeuş, Yalam, Korah. Bunlar Âna&#8217;nın kızı olan Esav&#8217;ın karısı Oholivama&#8217;nın soyundan gelen beylerdi.</p>



<p><strong>19</strong> Bunların hepsi Esav&#8217;ın –Edom&#8217;un– oğullarıdır. Yukardakiler de onların beyleridir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Seir&#8217;in Soyu</h3>



<p><strong>20</strong> Ülkede yaşayan Horlu Seir&#8217;in oğulları şunlardı: Lotan, Şoval, Sivon, Âna, <strong>21</strong> Dişon, Eser, Dişan. Seir&#8217;in Edom&#8217;da beylik eden Horlu oğulları bunlardı.</p>



<p><strong>22</strong> Lotan&#8217;ın oğulları:</p>



<p>Hori, Hemam. Timna Lotan&#8217;ın kızkardeşiydi.</p>



<p><strong>23</strong> Şoval&#8217;ın oğulları:</p>



<p>Alvan, Manahat, Eval, Şefo, Onam.</p>



<p><strong>24</strong> Sivon&#8217;un oğulları:</p>



<p>Aya ve Âna. Babası Sivon&#8217;un eşeklerini güderken çölde sıcak su kaynakları bulan Âna&#8217;dır bu.</p>



<p><strong>25</strong> Âna&#8217;nın çocukları şunlardı:</p>



<p>Dişon ve Âna&#8217;nın kızı Oholivama.</p>



<p><strong>26</strong> Dişon&#8217;un oğulları şunlardı:</p>



<p>Hemdan, Eşban, Yitran, Keran.</p>



<p><strong>27</strong> Eser&#8217;in oğulları şunlardı:</p>



<p>Bilhan, Zaavan, Akan.</p>



<p><strong>28</strong> Dişan&#8217;ın oğulları şunlardı:</p>



<p>Ûs, Aran.</p>



<p><strong>29</strong> Horlu boy beyleri şunlardı:</p>



<p>Lotan, Şoval, Sivon, Âna, <strong>30</strong> Dişon, Eser, Dişan. Seir ülkesindeki Horlu boy beyleri bunlardı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Edom Kralları</h3>



<p><strong>31</strong> İsrailliler&#8217;i yöneten bir kralın olmadığı dönemde, Edom&#8217;u şu krallar yönetti:</p>



<p><strong>32</strong> Beor oğlu Bala Edom Kralı oldu. Kentinin adı Dinhava&#8217;ydı.</p>



<p><strong>33</strong> Bala ölünce, yerine Bosralı Zerah oğlu Yovav geçti.</p>



<p><strong>34</strong> Yovav ölünce, Temanlılar ülkesinden Huşam kral oldu.</p>



<p><strong>35</strong> Huşam ölünce, Midyan&#8217;ı Moav kırlarında bozguna uğratan Bedat oğlu Hadat kral oldu. Kentinin adı Avit&#8217;ti.</p>



<p><strong>36</strong> Hadat ölünce, yerine Masrekalı Samla geçti.</p>



<p><strong>37</strong> Samla ölünce, yerine Rehovot-Hannaharlı Şaul geçti.</p>



<p><strong>38</strong> Şaul ölünce, yerine Akbor oğlu Baal-Hanan geçti. <strong>39</strong> Akbor oğlu Baal-Hanan ölünce, yerine Hadat geçti. Kentinin adı Pau&#8217;ydu. Karısı, Me-Zahav kızı Matret&#8217;in kızı Mehetavel&#8217;di.</p>



<p><strong>40</strong> Boylarına ve bölgelerine göre Esav&#8217;ın soyundan gelen beylerin adları şunlardı: Timna, Alva, Yetet, <strong>41</strong> Oholivama, Ela, Pinon, <strong>42</strong> Kenaz, Teman, Mivsar, <strong>43</strong> Magdiel, İram. Sahip oldukları ülkede yaşadıkları yerlere adlarını veren Edom beyleri bunlardı.</p>



<p>Edomlular&#8217;ın atası Esav&#8217;dı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 37</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf&#8217;un Düşleri</h3>



<p><strong>1</strong> Yakup babasının yabancı olarak kalmış olduğu Kenan ülkesinde yaşadı. <strong>2</strong> Yakup soyunun öyküsü:</p>



<p>Yusuf on yedi yaşında bir gençti. Babasının karıları Bilha ve Zilpa&#8217;dan olan üvey kardeşleriyle birlikte sürü güdüyordu. Kardeşlerinin yaptığı kötülükleri babasına ulaştırırdı.</p>



<p><strong>3</strong> İsrail Yusuf&#8217;u öbür oğullarının hepsinden çok severdi. Çünkü Yusuf onun yaşlılığında doğmuştu. Yusuf&#8217;a uzun, renkli bir giysi yaptırmıştı. <strong>4</strong> Yusuf&#8217;un kardeşleri babalarının onu kendilerinden çok sevdiğini görünce, ondan nefret ettiler. Yusuf&#8217;a tatlı söz söylemez oldular.</p>



<p><strong>5</strong> Yusuf bir düş gördü. Bunu kardeşlerine anlatınca, ondan daha çok nefret ettiler. <strong>6</strong> Yusuf, “Lütfen gördüğüm düşü dinleyin!” dedi, <strong>7</strong> “Tarlada demet bağlıyorduk. Ansızın benim demetim kalkıp dikildi. Sizinkilerse, çevresine toplanıp önünde eğildiler.”</p>



<p><strong>8</strong> Kardeşleri, “Başımıza kral mı olacaksın? Bizi sen mi yöneteceksin?” dediler. Düşlerinden, söylediklerinden ötürü ondan büsbütün nefret ettiler.</p>



<p><strong>9</strong> Yusuf bir düş daha görüp kardeşlerine anlattı. “Dinleyin, bir düş daha gördüm” dedi, “Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler.”</p>



<p><strong>10</strong> Yusuf babasıyla kardeşlerine bu düşü anlatınca, babası onu azarladı: “Ne biçim düş bu?” dedi, “Ben, annen, kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?” <strong>11</strong> Kardeşleri Yusuf&#8217;u kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Kardeşleri Yusuf&#8217;u Satıyor</h3>



<p><strong>12</strong> Bir gün Yusuf&#8217;un kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekem&#8217;e gittiler. <strong>13</strong> İsrail Yusuf&#8217;a, “Kardeşlerin Şekem&#8217;de sürü güdüyorlar” dedi, “Gel seni de onların yanına göndereyim.”</p>



<p>Yusuf, “Hazırım” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>14</strong> Babası, “Git kardeşlerine ve sürüye bak” dedi, “Her şey yolunda mı, değil mi, bana haber getir.” Böylece onu Hevron Vadisi&#8217;nden gönderdi.</p>



<p>Yusuf Şekem&#8217;e vardı. <strong>15</strong> Kırda dolaşırken bir adam onu görüp, “Ne arıyorsun?” diye sordu.</p>



<p><strong>16</strong> Yusuf, “Kardeşlerimi arıyorum” diye yanıtladı, “Buralarda sürü güdüyorlar. Nerede olduklarını biliyor musun?”</p>



<p><strong>17</strong> Adam, “Buradan ayrıldılar” dedi, “ ‘Dotan&#8217;a gidelim’ dediklerini duydum.”</p>



<p>Böylece Yusuf kardeşlerinin peşinden gitti ve Dotan&#8217;da onları buldu.</p>



<p><strong>18</strong> Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular. <strong>19</strong> Birbirlerine, “İşte düş hastası geliyor” dediler, <strong>20</strong> “Hadi onu öldürüp kuyulardan birine atalım. Yabanıl bir hayvan yedi deriz. Bakalım o zaman düşleri ne olacak!”</p>



<p><strong>21</strong> Ruben bunu duyunca Yusuf&#8217;u kurtarmaya çalıştı: “Canına kıymayın” dedi, <strong>22</strong> “Kan dökmeyin. Onu şu ıssız yerdeki kuyuya atın, ama kendisine dokunmayın.” Amacı Yusuf&#8217;u kurtarıp babasına geri götürmekti.</p>



<p><strong>23</strong> Yusuf yanlarına varınca, kardeşleri sırtındaki renkli uzun giysiyi çekip çıkardılar <strong>24</strong> ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.</p>



<p><strong>25</strong> Yemek yemek için oturduklarında, Gilat yönünden bir İsmaili kervanının geldiğini gördüler. Develeri kitre, pelesenk, laden yüklüydü. Mısır&#8217;a gidiyorlardı. <strong>26</strong> Yahuda, kardeşlerine, “Kardeşimizi öldürür, suçumuzu gizlersek ne kazanırız?” dedi, <strong>27</strong> “Gelin onu İsmaililer&#8217;e satalım. Böylece canına dokunmamış oluruz. Çünkü o kardeşimizdir, aynı kanı taşıyoruz.” Kardeşleri kabul etti.</p>



<p><strong>28</strong> Midyanlı tüccarlar oradan geçerken, kardeşleri Yusuf&#8217;u kuyudan çekip çıkardılar, yirmi gümüşe İsmaililer&#8217;e sattılar. İsmaililer Yusuf&#8217;u Mısır&#8217;a götürdüler.</p>



<p><strong>29</strong> Kuyuya geri dönen Ruben Yusuf&#8217;u orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı. <strong>30</strong> Kardeşlerinin yanına gidip, “Çocuk orada yok” dedi, “Ne yapacağım şimdi ben?”</p>



<p><strong>31</strong> Bunun üzerine bir teke keserek Yusuf&#8217;un renkli uzun giysisini kanına buladılar. <strong>32</strong> Giysiyi babalarına götürerek, “Bunu bulduk” dediler, “Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?”</p>



<p><strong>33</strong> Yakup giysiyi tanıdı, “Evet, bu oğlumun giysisi” dedi, “Onu yabanıl bir hayvan yemiş olmalı. Yusuf&#8217;u parçalamış olsa gerek.”</p>



<p><strong>34</strong> Yakup üzüntüden giysilerini yırttı, beline çul sardı, oğlu için uzun süre yas tuttu. <strong>35</strong> Bütün oğulları, kızları onu avutmaya çalıştılarsa da o avunmak istemedi. “Oğlumun yanına, ölüler diyarına yas tutarak gideceğim” diyerek oğlu için ağlamaya devam etti.</p>



<p><strong>36</strong> Bu arada Midyanlılar da Yusuf&#8217;u Mısır&#8217;da firavunun bir görevlisine, muhafız birliği komutanı Potifar&#8217;a sattılar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 38</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yahuda&#8217;yla Tamar</h3>



<p><strong>1</strong> O sıralarda Yahuda kardeşlerinden ayrılarak Adullamlı Hira adında bir adamın yanına gitti. <strong>2</strong> Orada Kenanlı bir kızla karşılaştı. Kızın babasının adı Şua&#8217;ydı. Yahuda kızla evlendi. <strong>3</strong> Kadın hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Yahuda ona Er adını verdi. <strong>4</strong> Kadın yine hamile kaldı, bir erkek çocuk daha doğurdu, adını Onan koydu. <strong>5</strong> Yine bir erkek çocuk doğurdu, adını Şela koydu. Şela doğduğu zaman Yahuda Keziv&#8217;deydi.</p>



<p><strong>6</strong> Yahuda ilk oğlu Er için bir kadın aldı. Kadının adı Tamar&#8217;dı. <strong>7</strong> Yahuda&#8217;nın ilk oğlu Er, RAB&#8217;bin gözünde kötüydü. Bu yüzden RAB onu öldürdü.</p>



<p><strong>8</strong> Yahuda Onan&#8217;a, “Kardeşinin karısıyla evlen” dedi, “Kayınbiraderlik görevini yap. Kardeşinin soyunu sürdür.” <strong>9</strong> Ama Onan doğacak çocukların kendisine ait olmayacağını biliyordu. Bu yüzden ne zaman kardeşinin karısıyla yatsa, kardeşine soy yetiştirmemek için menisini yere boşaltıyordu. <strong>10</strong> Bu yaptığı RAB&#8217;bin gözünde kötüydü. Bu yüzden RAB onu da öldürdü.</p>



<p><strong>11</strong> Bunun üzerine Yahuda, gelini Tamar&#8217;a, “Babanın evine dön” dedi, “Oğlum Şela büyüyünceye kadar orada dul olarak yaşa.” Yahuda, “Şela da kardeşleri gibi ölebilir” diye düşünüyordu. Böylece Tamar babasının evine döndü.</p>



<p><strong>12</strong> Uzun süre sonra Şua&#8217;nın kızı olan Yahuda&#8217;nın karısı öldü. Yahuda yası bittikten sonra arkadaşı Adullamlı Hira&#8217;yla birlikte Timna&#8217;ya, sürüsünü kırkanların yanına gitti.</p>



<p><strong>13</strong> Tamar&#8217;a, “Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timna&#8217;ya gidiyor” diye haber verdiler. <strong>14</strong> Tamar üzerindeki dul giysilerini çıkardı. Peçesini örttü, sarınıp Timna yolu üzerindeki Enayim Kapısı&#8217;nda oturdu. Çünkü Şela büyüdüğü halde onunla evlenmesine izin verilmediğini görmüştü.</p>



<p><strong>15</strong> Yahuda onu görünce fahişe sandı. Çünkü yüzü örtülüydü. <strong>16</strong> Yolun kenarına, ona doğru seğirterek, kendi gelini olduğunu bilmeden, “Hadi gel, seninle yatmak istiyorum” dedi.</p>



<p>Tamar, “Seninle yatarsam, bana ne vereceksin?” diye sordu.</p>



<p><strong>17</strong> Yahuda, “Sürümden sana bir oğlak göndereyim” dedi.</p>



<p>Tamar, “Oğlağı gönderinceye kadar rehin olarak bana bir şey verebilir misin?” dedi.</p>



<p><strong>18</strong> Yahuda, “Ne vereyim?” diye sordu.</p>



<p>Tamar, “Mührünü, kaytanını ve elindeki değneği” diye yanıtladı. Yahuda bunları verip onunla yattı. Tamar hamile kaldı. <strong>19</strong> Gidip peçesini çıkardı, yine dul giysilerini giydi.</p>



<p><strong>20</strong> Bu arada Yahuda rehin bıraktığı eşyaları geri almak için Adullamlı arkadaşıyla kadına bir oğlak gönderdi. Ne var ki arkadaşı kadını bulamadı. <strong>21</strong> O çevrede yaşayanlara, “Enayim&#8217;de, yol kenarında bir fahişe vardı, nerede o?” diye sordu.</p>



<p>“Burada öyle bir kadın yok” diye karşılık verdiler.</p>



<p><strong>22</strong> Bunun üzerine Yahuda&#8217;nın yanına dönerek, “Kadını bulamadım” dedi, “O çevrede yaşayanlar da ‘Burada fahişe yok’ dediler.”</p>



<p><strong>23</strong> Yahuda, “Varsın eşyalar onun olsun” dedi, “Kimseyi kendimize güldürmeyelim. Ben oğlağı gönderdim, ama sen kadını bulamadın.”</p>



<p><strong>24</strong> Yaklaşık üç ay sonra Yahuda&#8217;ya, “Gelinin Tamar zina etmiş, şu anda hamile” diye haber verdiler.</p>



<p>Yahuda, “Onu dışarıya çıkarıp yakın” dedi.</p>



<p><strong>25</strong> Tamar dışarı çıkarılınca, kayınbabasına, “Ben bu eşyaların sahibinden hamile kaldım” diye haber gönderdi, “Lütfen şunlara bak. Bu mühür, kaytan, değnek kime ait?”</p>



<p><strong>26</strong> Yahuda eşyaları tanıdı. “O benden daha doğru bir kişi” dedi, “Çünkü onu oğlum Şela&#8217;ya almadım.” Bir daha onunla yatmadı.</p>



<p><strong>27</strong> Doğum vakti gelince Tamar&#8217;ın rahminde ikiz olduğu anlaşıldı. <strong>28</strong> Doğum yaparken ikizlerden biri elini dışarı çıkardı. Ebe çocuğun elini yakalayıp bileğine kırmızı bir iplik bağladı, “Bu önce doğdu” dedi. <strong>29</strong> Ne var ki, çocuk elini içeri çekti, o sırada da kardeşi doğdu. Ebe, “Kendine böyle mi gedik açtın?” dedi. Bu yüzden çocuğa Peres adı kondu. <strong>30</strong> Sonra bileğine kırmızı iplik bağlı kardeşi doğdu. Ona da Zerah adı verildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 39</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf&#8217;la Potifar&#8217;ın Karısı</h3>



<p><strong>1</strong> İsmaililer Yusuf&#8217;u Mısır&#8217;a götürmüştü. Firavunun görevlisi, muhafız birliği komutanı Mısırlı Potifar onu İsmaililer&#8217;den satın almıştı. <strong>2</strong> RAB Yusuf&#8217;la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Yusuf Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu. <strong>3</strong> Efendisi RAB&#8217;bin Yusuf&#8217;la birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü. <strong>4</strong> Yusuf&#8217;tan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi. <strong>5</strong> Yusuf&#8217;u evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren RAB Yusuf sayesinde Potifar&#8217;ın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı. <strong>6</strong> Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusuf&#8217;a verdi; yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmedi.</p>



<p>Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı. <strong>7</strong> Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, “Benimle yat” dedi. <strong>8</strong> Ama Yusuf reddetti. “Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor” dedi, “Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi. <strong>9</strong> Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı&#8217;ya karşı günah işlerim?” <strong>10</strong> Potifar&#8217;ın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikte olması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi.</p>



<p><strong>11</strong> Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu. <strong>12</strong> Potifar&#8217;ın karısı Yusuf&#8217;un giysisini tutarak, “Benimle yat” dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı.</p>



<p><strong>13</strong> Kadın Yusuf&#8217;un giysisini bırakıp kaçtığını görünce, <strong>14</strong> uşaklarını çağırdı. “Bakın şuna!” dedi, “Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım. <strong>15</strong> Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.”</p>



<p><strong>16</strong> Efendisi eve gelinceye kadar Yusuf&#8217;un giysisini yanında alıkoydu. <strong>17</strong> Ona da aynı şeyleri anlattı: “Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi. <strong>18</strong> Ama ben bağırınca giysisini yanımda bırakıp kaçtı.”</p>



<p><strong>19</strong> Karısının, “Kölen bana böyle yaptı” diyerek anlattıklarını duyunca, Yusuf&#8217;un efendisinin öfkesi tepesine çıktı. <strong>20</strong> Yusuf&#8217;u yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlı olduğu yere attı.</p>



<p>Ama Yusuf zindandayken <strong>21</strong> RAB onunla birlikteydi. Ona iyilik etti. Zindancıbaşı Yusuf&#8217;tan hoşnut kaldı. <strong>22</strong> Bütün tutsakların yönetimini ona verdi. Zindanda olup biten her şeyden Yusuf sorumluydu. <strong>23</strong> Zindancıbaşı Yusuf&#8217;un sorumlu olduğu işlerle hiç ilgilenmezdi. Çünkü RAB Yusuf&#8217;la birlikteydi ve yaptığı her işte onu başarılı kılıyordu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 40</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf Tutsakların Düşünü Yorumluyor</h3>



<p><strong>1</strong> Bir süre sonra Mısır Kralı&#8217;nın sakisiyle fırıncısı efendilerini gücendirdiler. <strong>2</strong> Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi. <strong>3</strong> Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusuf&#8217;un tutsak olduğu zindanda göz altına aldı. <strong>4</strong> Muhafız birliği komutanı Yusuf&#8217;u onların hizmetine atadı. Bir süre zindanda kaldılar.</p>



<p><strong>5</strong> Firavunun sakisiyle fırıncısı tutsak oldukları zindanda aynı gece birer düş gördüler. Düşleri farklı anlamlar taşıyordu. <strong>6</strong> Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü. <strong>7</strong> Efendisinin evinde, kendisiyle birlikte zindanda kalan firavunun görevlilerine, “Niçin suratınız asık bugün?” diye sordu.</p>



<p><strong>8</strong> “Düş gördük ama yorumlayacak kimse yok” dediler.</p>



<p>Yusuf, “Yorum Tanrı&#8217;ya özgü değil mi?” dedi, “Lütfen düşünüzü bana anlatın.”</p>



<p><strong>9</strong> Baş saki düşünü Yusuf&#8217;a anlattı: “Düşümde önümde bir asma gördüm. <strong>10</strong> Üç çubuğu vardı. Tomurcuklar açar açmaz çiçeklendi, salkım salkım üzüm verdi. <strong>11</strong> Firavunun kâsesi elimdeydi. Üzümleri alıp firavunun kâsesine sıktım. Sonra kâseyi ona verdim.”</p>



<p><strong>12</strong> Yusuf, “Bu şu anlama gelir” dedi, “Üç çubuk üç gün demektir. <strong>13</strong> Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkaracak, yine eski görevine döneceksin. Geçmişte olduğu gibi yine ona sakilik yapacaksın. <strong>14</strong> Ama her şey yolunda giderse, lütfen beni anımsa. Bir iyilik yap, firavuna benden söz et. Çıkar beni bu zindandan. <strong>15</strong> Çünkü ben İbrani ülkesinden zorla kaçırıldım. Burada da zindana atılacak bir şey yapmadım.”</p>



<p><strong>16</strong> Fırıncıbaşı bu iyi yorumu duyunca, Yusuf&#8217;a, “Ben de bir düş gördüm” dedi, “Başımın üstünde üç sepet beyaz ekmek vardı. <strong>17</strong> En üstteki sepette firavun için pişirilmiş çeşitli pastalar vardı. Kuşlar başımın üstündeki sepetten pastaları yiyorlardı.”</p>



<p><strong>18</strong> Yusuf, “Bu şu anlama gelir” dedi, “Üç sepet üç gün demektir. <strong>19</strong> Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.”</p>



<p><strong>20</strong> Üç gün sonra, firavun doğum gününde bütün görevlilerine bir şölen verdi. Görevlilerinin önünde baş sakisiyle fırıncıbaşını zindandan çıkardı. <strong>21-22</strong> Yusuf&#8217;un yaptığı yoruma uygun olarak baş sakisini eski görevine atadı. Baş saki firavuna şarap sunmaya başladı. Ama firavun fırıncıbaşını astırdı. <strong>23</strong> Gelgelelim, baş saki Yusuf&#8217;u anımsamadı, unuttu gitti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 41</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf Firavunun Düşünü Yorumluyor</h3>



<p><strong>1</strong> Tam iki yıl sonra firavun bir düş gördü: Nil Irmağı&#8217;nın kıyısında duruyordu. <strong>2</strong> Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar. <strong>3</strong> Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular. <strong>4</strong> Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı.</p>



<p><strong>5</strong> Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü: Bir sapta yedi güzel ve dolgun başak bitti. <strong>6</strong> Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti. <strong>7</strong> Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular. Firavun uyandı, düş gördüğünü anladı.</p>



<p><strong>8</strong> Sabah uyandığında kaygılıydı. Bütün Mısırlı büyücüleri, bilgeleri çağırttı. Onlara gördüğü düşleri anlattı. Ama hiçbiri firavunun düşlerini yorumlayamadı.</p>



<p><strong>9</strong> Bu arada baş saki firavuna, “Bugün suçumu itiraf etmeliyim” dedi, <strong>10</strong> “Kullarına –bana ve fırıncıbaşına– öfkelenince bizi zindana, muhafız birliği komutanının evine kapattın. <strong>11</strong> Bir gece ikimiz de düş gördük. Düşlerimiz farklı anlamlar taşıyordu. <strong>12</strong> Orada bizimle birlikte muhafız birliği komutanının kölesi İbrani bir genç vardı. Gördüğümüz düşleri ona anlattık. Bize bir bir yorumladı. <strong>13</strong> Her şey onun yorumladığı gibi çıktı: Ben görevime döndüm, fırıncıbaşıysa asıldı.”</p>



<p><strong>14</strong> Firavun Yusuf&#8217;u çağırttı. Hemen onu zindandan çıkardılar. Yusuf tıraş olup giysilerini değiştirdikten sonra firavunun huzuruna çıktı.</p>



<p><strong>15</strong> Firavun Yusuf&#8217;a, “Bir düş gördüm” dedi, “Ama kimse yorumlayamadı. Duyduğun her düşü yorumlayabildiğini işittim.”</p>



<p><strong>16</strong> Yusuf, “Ben yorumlayamam” dedi, “Firavuna en uygun yorumu Tanrı yapacaktır.”</p>



<p><strong>17</strong> Firavun Yusuf&#8217;a anlatmaya başladı: “Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum. <strong>18</strong> Irmaktan semiz ve güzel yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar. <strong>19</strong> Sonra arık, çirkin, cılız yedi inek daha çıktı. Mısır&#8217;da onlar kadar çirkin inek görmedim. <strong>20</strong> Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi. <strong>21</strong> Ancak kötü görünüşleri değişmedi. Sanki bir şey yememiş gibi görünüyorlardı. Sonra uyandım.</p>



<p><strong>22</strong> “Bir de düşümde bir sapta dolgun ve güzel yedi başak bittiğini gördüm. <strong>23</strong> Sonra solgun, cılız, doğu rüzgarının kavurduğu yedi başak daha bitti. <strong>24</strong> Cılız başaklar yedi güzel başağı yuttular. Büyücülere bunu anlattım. Ama hiçbiri yorumlayamadı.”</p>



<p><strong>25</strong> Yusuf, “Efendim, iki düş de aynı anlamı taşıyor” dedi, “Tanrı ne yapacağını sana bildirmiş. <strong>26</strong> Yedi güzel inek yedi yıl demektir. Yedi güzel başak da yedi yıldır. Aynı anlama geliyor. <strong>27</strong> Daha sonra çıkan yedi cılız, çirkin inek ve doğu rüzgarının kavurduğu yedi solgun başaksa yedi yıl kıtlık olacağı anlamına gelir.</p>



<p><strong>28</strong> “Söylediğim gibi, Tanrı ne yapacağını sana göstermiş. <strong>29</strong> Mısır&#8217;da yedi yıl bolluk olacak. <strong>30</strong> Sonra yedi yıl öyle bir kıtlık olacak ki, bolluk yılları hiç anımsanmayacak. Çünkü kıtlık ülkeyi kasıp kavuracak. <strong>31</strong> Ardından gelen kıtlık bolluğu unutturacak, çünkü çok şiddetli olacak. <strong>32</strong> Bu konuda iki kez düş görmenin anlamı, Tanrı&#8217;nın kesin kararını verdiğini ve en kısa zamanda uygulayacağını gösteriyor.</p>



<p><strong>33</strong> “Şimdi firavunun akıllı, bilgili bir adam bulup onu Mısır&#8217;ın başına getirmesi gerekir. <strong>34</strong> Ülke çapında adamlar görevlendirmeli, bunlar yedi bolluk yılı boyunca ürünlerin beşte birini toplamalı. <strong>35</strong> Gelecek verimli yılların bütün yiyeceğini toplasınlar, firavunun yönetimi altında kentlerde depolayıp korusunlar. <strong>36</strong> Bu yiyecek, gelecek yedi kıtlık yılı boyunca Mısır&#8217;da ihtiyat olarak kullanılacak, ülke kıtlıktan kırılmayacak.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf Mısır&#8217;ın Yöneticisi Oluyor</h3>



<p><strong>37</strong> Bu öneri firavunla görevlilerine iyi göründü. <strong>38</strong> Firavun görevlilerine, “Bu adam gibi Tanrı Ruhu&#8217;na sahip birini bulabilir miyiz?” diye sordu.</p>



<p><strong>39</strong> Sonra Yusuf&#8217;a, “Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur” dedi, <strong>40</strong> “Sarayımın yönetimini sana vereceğim. Bütün halkım buyruklarına uyacak. Tahttan başka senden üstünlüğüm olmayacak. <strong>41</strong> Seni bütün Mısır&#8217;a yönetici atıyorum.” <strong>42</strong> Sonra mührünü parmağından çıkarıp Yusuf&#8217;un parmağına taktı. Ona ince ketenden giysi giydirdi. Boynuna altın zincir taktı. <strong>43</strong> Onu kendi yardımcısının arabasına bindirdi. Yusuf&#8217;un önünde, “Yol açın!” diye bağırdılar. Böylece firavun ona bütün Mısır&#8217;ın yönetimini verdi.</p>



<p><strong>44</strong> Firavun Yusuf&#8217;a, “Firavun benim” dedi, “Ama Mısır&#8217;da senden izinsiz kimse elini ayağını oynatmayacak.” <strong>45</strong> Yusuf&#8217;un adını Safenat-Paneah koydu. On Kenti&#8217;nin kâhini Potifera&#8217;nın kızı Asenat&#8217;ı da ona karı olarak verdi. Yusuf ülkeyi boydan boya dolaştı.</p>



<p><strong>46</strong> Yusuf firavunun hizmetine girdiğinde otuz yaşındaydı. Firavunun huzurundan ayrıldıktan sonra bütün Mısır&#8217;ı dolaştı. <strong>47</strong> Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi. <strong>48</strong> Yusuf Mısır&#8217;da yedi yıl içinde yetişen bütün ürünleri toplayıp kentlerde depoladı. Her kente o kentin çevresindeki tarlalarda yetişen ürünleri koydu. <strong>49</strong> Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.</p>



<p><strong>50</strong> Kıtlık yılları başlamadan, On Kenti&#8217;nin kâhini Potifera&#8217;nın kızı Asenat Yusuf&#8217;a iki erkek çocuk doğurdu. <strong>51</strong> Yusuf ilk oğlunun adını Manaşşe koydu. “Tanrı bana bütün acılarımı ve babamın ailesini unutturdu” dedi. <strong>52</strong> “Tanrı sıkıntı çektiğim ülkede beni verimli kıldı” diyerek ikinci oğlunun adını Efrayim koydu.</p>



<p><strong>53</strong> Mısır&#8217;da yedi bolluk yılı sona erdi. <strong>54</strong> Yusuf&#8217;un söylemiş olduğu gibi yedi kıtlık yılı başgösterdi. Bütün ülkelerde kıtlık vardı, ama Mısır&#8217;ın her yanında yiyecek bulunuyordu. <strong>55</strong> Mısırlılar aç kalınca, yiyecek için firavuna yakardılar. Firavun, “Yusuf&#8217;a gidin” dedi, “O size ne derse öyle yapın.” <strong>56</strong> Kıtlık bütün ülkeyi sarınca, Yusuf depoları açıp Mısırlılar&#8217;a buğday satmaya başladı. Çünkü kıtlık Mısır&#8217;ı boydan boya kavuruyordu. <strong>57</strong> Bütün ülkelerden insanlar da buğday satın almak için Mısır&#8217;a, Yusuf&#8217;a geliyordu. Çünkü kıtlık bütün dünyayı sarmıştı ve şiddetliydi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 42</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf&#8217;un Kardeşleri Mısır&#8217;a Gidiyor</h3>



<p><strong>1</strong> Yakup Mısır&#8217;da buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, “Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?” dedi, <strong>2</strong> “Mısır&#8217;da buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.”</p>



<p><strong>3</strong> Böylece Yusuf&#8217;un on kardeşi buğday almak için Mısır&#8217;a gittiler. <strong>4</strong> Ancak Yakup Yusuf&#8217;un kardeşi Benyamin&#8217;i onlarla birlikte göndermedi, çünkü oğlunun başına bir şey gelmesinden korkuyordu. <strong>5</strong> Buğday satın almaya gelenler arasında İsrail&#8217;in oğulları da vardı. Çünkü Kenan ülkesinde de kıtlık hüküm sürüyordu.</p>



<p><strong>6</strong> Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar. <strong>7</strong> Yusuf kardeşlerini görünce tanıdı. Ama onlara yabancı gibi davranarak sert konuştu: “Nereden geliyorsunuz?”</p>



<p>“Kenan ülkesinden” diye yanıtladılar, “Yiyecek satın almaya geldik.”</p>



<p><strong>8</strong> Yusuf kardeşlerini tanıdıysa da kardeşleri onu tanımadılar. <strong>9</strong> Yusuf onlarla ilgili düşlerini anımsayarak, “Siz casussunuz” dedi, “Ülkenin zayıf noktalarını öğrenmeye geldiniz.”</p>



<p><strong>10</strong> “Aman, efendim” diye karşılık verdiler, “Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik. <strong>11</strong> Hepimiz aynı babanın çocuklarıyız. Biz kulların dürüst insanlarız, casus değiliz.”</p>



<p><strong>12</strong> Yusuf, “Hayır!” dedi, “Siz ülkenin zayıf noktalarını öğrenmeye geldiniz.”</p>



<p><strong>13</strong> Kardeşleri, “Biz kulların on iki kardeşiz” dediler, “Hepimiz Kenan ülkesinde yaşayan aynı babanın çocuklarıyız. En küçüğümüz babamızın yanında kaldı, biri de kayboldu.”</p>



<p><strong>14</strong> Yusuf, “Söylediğim gibi” dedi, “Casussunuz siz. <strong>15</strong> Sizi sınayacağım. Firavunun başına ant içerim. Küçük kardeşiniz de gelmedikçe, buradan ayrılamazsınız. <strong>16</strong> Aranızdan birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Geri kalanlarınız göz altına alınacak. Anlattıklarınız doğru mu, değil mi, sizi sınayacağız. Değilse, firavunun başına ant içerim ki casussunuz.” <strong>17</strong> Üç gün onları göz altında tuttu.</p>



<p><strong>18</strong> Üçüncü gün, “Bir koşulla canınızı bağışlarım” dedi, “Ben Tanrı&#8217;dan korkarım. <strong>19</strong> Dürüst olduğunuzu kanıtlamak için, içinizden biri göz altında tutulduğunuz evde kalsın, ötekiler gidip aç kalan ailenize buğday götürsün. <strong>20</strong> Sonra küçük kardeşinizi bana getirin. Böylece anlattıklarınızın doğru olup olmadığı ortaya çıkar, ölümden kurtulursunuz.”</p>



<p>Kabul ettiler. <strong>21</strong> Birbirlerine, “Besbelli kardeşimize yaptığımızın cezasını çekiyoruz” dediler, “Bize yalvardığında nasıl sıkıntı çektiğini gördük, ama dinlemedik. Bu sıkıntı onun için başımıza geldi.”</p>



<p><strong>22</strong> Ruben, “Çocuğa zarar vermeyin diye sizi uyarmadım mı?” dedi, “Ama dinlemediniz. İşte şimdi kanının hesabı soruluyor.” <strong>23</strong> Yusuf&#8217;un konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.</p>



<p><strong>24</strong> Yusuf kardeşlerinden ayrılıp ağlamaya başladı. Sonra dönüp onlarla konuştu. Aralarından Şimon&#8217;u alarak ötekilerin gözleri önünde bağladı. <strong>25</strong> Sonra torbalarına buğday doldurulmasını, paralarının torbalarına geri konulmasını, yol için kendilerine azık verilmesini buyurdu. Bunlar yapıldıktan sonra <strong>26</strong> buğdayları eşeklerine yükleyip oradan ayrıldılar.</p>



<p><strong>27</strong> Konakladıkları yerde içlerinden biri eşeğine yem vermek için torbasını açınca parasını gördü. Para torbanın ağzına konmuştu. <strong>28</strong> Kardeşlerine, “Paramı geri vermişler” diye seslendi, “İşte torbamda!” Yürekleri yerinden oynadı. Titreyerek birbirlerine, “Tanrı&#8217;nın bize bu yaptığı nedir?” dediler.</p>



<p><strong>29</strong> Kenan ülkesine, babaları Yakup&#8217;un yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar: <strong>30</strong> “Mısır&#8217;ın yöneticisi bizimle sert konuştu. Bize casusmuşuz gibi davrandı. <strong>31</strong> Ona, ‘Biz dürüst insanlarız’ dedik, ‘Casus değiliz. <strong>32</strong> Hepimiz aynı babanın çocuklarıyız. On iki kardeşiz; biri kayboldu, en küçüğü de Kenan ülkesinde, babamızın yanında.’</p>



<p><strong>33</strong> “Ülkenin yöneticisi, ‘Dürüst olduğunuzu şöyle anlayabilirim’ dedi, ‘Kardeşlerinizden birini yanımda bırakın, buğdayı alıp aç kalan ailelerinize götürün. <strong>34</strong> Küçük kardeşinizi de bana getirin. O zaman casus olmadığınızı, dürüst insanlar olduğunuzu anlar, kardeşinizi size geri veririm. Ülkede ticaret yapabilirsiniz.’ ”</p>



<p><strong>35</strong> Torbalarını boşaltınca, hepsi para kesesini torbasında buldu. Para keselerini görünce hem kendileri hem babaları korkuya kapıldı. <strong>36</strong> Yakup, “Beni çocuklarımdan yoksun bırakıyorsunuz” dedi, “Yusuf yok, Şimon yok. Şimdi de Benyamin&#8217;i götürmek istiyorsunuz. Sıkıntıyı çeken hep benim.”</p>



<p><strong>37</strong> Ruben babasına, “Benyamin&#8217;i geri getirmezsem, iki oğlumu öldür” dedi, “Onu bana teslim et, ben sana geri getireceğim.”</p>



<p><strong>38</strong> Ama Yakup, “Oğlumu sizinle göndermeyeceğim” dedi, “Çünkü kardeşi öldü, yalnız o kaldı. Yolda ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 43</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Mısır&#8217;a İkinci Yolculuk</h3>



<p><strong>1</strong> Kenan ülkesinde kıtlık şiddetlenmişti. <strong>2</strong> Mısır&#8217;dan getirilen buğday tükenince Yakup, oğullarına, “Yine gidin, bize biraz yiyecek alın” dedi.</p>



<p><strong>3</strong> Yahuda, “Adam bizi sıkı sıkı uyardı” diye karşılık verdi, “ ‘Kardeşiniz sizinle birlikte gelmezse, yüzümü göremezsiniz’ dedi. <strong>4</strong> Kardeşimizi bizimle gönderirsen, gider sana yiyecek alırız. <strong>5</strong> Göndermezsen gitmeyiz. Çünkü o adam, ‘Kardeşinizi birlikte getirmezseniz, yüzümü göremezsiniz’ dedi.”</p>



<p><strong>6</strong> İsrail, “Niçin adama bir kardeşiniz daha olduğunu söyleyerek bana bu kötülüğü yaptınız?” dedi.</p>



<p><strong>7</strong> Şöyle yanıtladılar: “Adam, ‘Babanız hâlâ yaşıyor mu? Başka kardeşiniz var mı?’ diye sordu. Bizimle ve akrabalarımızla ilgili öyle sorular sordu ki, yanıt vermek zorunda kaldık. Kardeşinizi getirin diyeceğini nereden bilebilirdik?”</p>



<p><strong>8</strong> Yahuda, babası İsrail&#8217;e, “Çocuğu benimle gönder, gidelim” dedi, “Sen de biz de yavrularımız da ölmez, yaşarız. <strong>9</strong> Ona ben kefil oluyorum. Beni sorumlu say. Eğer onu geri getirmez, önüne çıkarmazsam, ömrümce sana karşı suçlu sayılayım. <strong>10</strong> Çünkü gecikmeseydik, şimdiye dek iki kez gidip gelmiş olurduk.”</p>



<p><strong>11</strong> Bunun üzerine İsrail, “Öyleyse gidin” dedi, “Yalnız, torbalarınıza bu ülkenin en iyi ürünlerinden biraz pelesenk, biraz bal, kitre, laden, fıstık, badem koyun, Mısır&#8217;ın yöneticisine armağan olarak götürün. <strong>12</strong> Yanınıza iki kat para alın. Torbalarınızın ağzına konan parayı geri götürün. Belki bir yanlışlık olmuştur. <strong>13</strong> Kardeşinizi alıp gidin, o adamın yanına dönün. <strong>14</strong> Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, adamın yüreğine size karşı merhamet koysun da, adam öbür kardeşinizle Benyamin&#8217;i size geri versin. Bana gelince, çocuklarımdan yoksun kalacaksam kalayım.”</p>



<p><strong>15</strong> Böylece kardeşler yanlarına armağanlar, iki kat para ve Benyamin&#8217;i alarak hemen Mısır&#8217;a gidip Yusuf&#8217;un huzuruna çıktılar. <strong>16</strong> Yusuf Benyamin&#8217;i yanlarında görünce, kâhyasına, “Bu adamları eve götür” dedi, “Bir hayvan kesip hazırla. Çünkü öğlen benimle birlikte yemek yiyecekler.”</p>



<p><strong>17</strong> Kâhya Yusuf&#8217;un buyurduğu gibi onları Yusuf&#8217;un evine götürdü. <strong>18</strong> Ne var ki kardeşleri Yusuf&#8217;un evine götürüldükleri için korktular. “İlk gelişimizde torbalarımıza konan para yüzünden götürülüyoruz galiba!” dediler, “Bize saldırıp egemen olmak, bizi köle edip eşeklerimizi almak istiyor.”</p>



<p><strong>19</strong> Yusuf&#8217;un kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular: <strong>20</strong> “Aman, efendim!” dediler, “Buraya ilk kez yiyecek satın almaya gelmiştik. <strong>21</strong> Konakladığımız yerde torbalarımızı açınca, bir de baktık ki, paramız eksiksiz olarak torbalarımızın ağzına konmuş. Onu size geri getirdik. <strong>22</strong> Ayrıca yeniden yiyecek almak için yanımıza başka para da aldık. Paraları torbalarımıza kimin koyduğunu bilmiyoruz.”</p>



<p><strong>23</strong> Kâhya, “Merak etmeyin” dedi, “Korkmanıza gerek yok. Parayı Tanrınız, babanızın Tanrısı torbalarınıza koydurmuş. Ben paranızı aldım.” Sonra Şimon&#8217;u onlara getirdi.</p>



<p><strong>24</strong> Kâhya onları Yusuf&#8217;un evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi. <strong>25</strong> Kardeşler öğlene, Yusuf&#8217;un geleceği saate kadar armağanlarını hazırladılar. Çünkü orada yemek yiyeceklerini duymuşlardı.</p>



<p><strong>26</strong> Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar. <strong>27</strong> Yusuf hatırlarını sorduktan sonra, “Bana sözünü ettiğiniz yaşlı babanız iyi mi?” dedi, “Hâlâ yaşıyor mu?”</p>



<p><strong>28</strong> Kardeşleri, “Babamız kulun iyi” diye yanıtladılar, “Hâlâ yaşıyor.” Sonra saygıyla eğilip yere kapandılar.</p>



<p><strong>29</strong> Yusuf göz gezdirirken kendisiyle aynı anneden olan kardeşi Benyamin&#8217;i gördü. “Bana sözünü ettiğiniz küçük kardeşiniz bu mu?” dedi, “Tanrı sana lütfetsin, oğlum.” <strong>30</strong> Sonra hemen oradan ayrıldı, çünkü kardeşini görünce yüreği sızlamıştı. Ağlayacak bir yer aradı. Odasına girip orada ağladı.</p>



<p><strong>31</strong> Yüzünü yıkadıktan sonra dışarı çıktı. Kendisini toparlayarak, “Yemeği getirin” dedi.</p>



<p><strong>32</strong> Yusuf&#8217;a ayrı, kardeşlerine ayrı, Yusuf&#8217;la yemek yiyen Mısırlılar&#8217;a ayrı hizmet edildi. Çünkü Mısırlılar İbraniler&#8217;le birlikte yemek yemez, bunu iğrenç sayarlardı. <strong>33</strong> Kardeşleri Yusuf&#8217;un önünde büyükten küçüğe doğru yaş sırasına göre oturdular. Şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar. <strong>34</strong> Yusuf&#8217;un masasından onlara yemek dağıtıldı. Benyamin&#8217;in payı ötekilerden beş kat fazlaydı. İçtiler, birlikte hoş vakit geçirdiler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 44</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Kaybolan Kâse</h3>



<p><strong>1</strong> Yusuf kâhyasına, “Bu adamların torbalarına taşıyabilecekleri kadar yiyecek doldur” diye buyurdu, “Her birinin parasını torbasının ağzına koy. <strong>2</strong> En küçüğünün torbasına benim gümüş kâsemi ve buğdayının parasını koy.” Kâhya Yusuf&#8217;un buyruğunu yerine getirdi.</p>



<p><strong>3</strong> Sabah erkenden adamlar eşekleriyle yolcu edildi. <strong>4</strong> Onlar kentten pek uzaklaşmamıştı ki Yusuf kâhyasına, “Hemen o adamların peşine düş” dedi, “Onlara yetişince, ‘Niçin iyiliğe karşı kötülük yaptınız?’ de, <strong>5</strong> ‘Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.’ ” <strong>6</strong> Kâhya onlara yetişip bu sözleri yineledi.</p>



<p><strong>7</strong> Adamlar, “Efendim, neden böyle konuşuyorsun?” dediler, “Bizden uzak olsun, biz kulların böyle şey yapmayız. <strong>8</strong> Torbalarımızın ağzında bulduğumuz paraları Kenan ülkesinden sana geri getirdik. Nasıl efendinin evinden altın ya da gümüş çalarız? <strong>9</strong> Kullarından birinde çıkarsa öldürülsün, geri kalanlar efendimin kölesi olsun.”</p>



<p><strong>10</strong> Kâhya, “Peki, dediğiniz gibi olsun” dedi, “Kimde çıkarsa kölem olacak, geri kalanlar suçsuz sayılacak.” <strong>11</strong> Hemen torbalarını indirip açtılar. <strong>12</strong> Kâhya büyükten küçüğe doğru hepsinin torbasını aradı. Kâse Benyamin&#8217;in torbasında çıktı. <strong>13</strong> Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.</p>



<p><strong>14</strong> Yahuda&#8217;yla kardeşleri Yusuf&#8217;un evine geldiğinde, Yusuf daha evdeydi. Önünde yere kapandılar. <strong>15</strong> Yusuf, “Nedir bu yaptığınız?” dedi, “Benim gibi birinin fala bakabileceği aklınıza gelmedi mi?”</p>



<p><strong>16</strong> Yahuda, “Ne diyelim, efendim?” diye karşılık verdi, “Nasıl anlatalım? Kendimizi nasıl temize çıkaralım? Tanrı suçumuzu ortaya çıkardı. Hepimiz köleniz artık, efendim; hem biz hem de kendisinde kâse bulunan kardeşimiz.”</p>



<p><strong>17</strong> Yusuf, “Benden uzak olsun!” dedi, “Yalnız kendisinde kâse bulunan kölem olacak. Siz esenlikle babanızın yanına dönün.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yahuda Benyamin için Yalvarıyor</h3>



<p><strong>18</strong> Yahuda yaklaşıp, “Efendim, lütfen izin ver konuşayım” dedi, “Kuluna öfkelenme. Sen firavunla aynı yetkiye sahipsin. <strong>19</strong> Efendim, biz kullarına sormuştun: ‘Babanız ya da başka kardeşiniz var mı?’ diye. <strong>20</strong> Biz de, ‘Yaşlı bir babamız ve onun yaşlılığında doğan küçük bir kardeşimiz var’ demiştik, ‘O çocuğun kardeşi öldü, kendisi annesinin tek oğlu. Babamız onu çok sever.’</p>



<p><strong>21</strong> “Sen de biz kullarına, ‘O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim’ demiştin. <strong>22</strong> Biz de, ‘Çocuk babasından ayrılamaz, ayrılırsa babası ölür’ diye karşılık vermiştik. <strong>23</strong> Sen de biz kullarına, ‘Eğer küçük kardeşiniz sizinle gelmezse, yüzümü bir daha göremezsiniz’ demiştin.</p>



<p><strong>24</strong> “Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık. <strong>25</strong> Babamız, ‘Yine gidin, bize biraz yiyecek alın’ dedi. <strong>26</strong> Ama biz, ‘Gidemeyiz’ dedik, ‘Ancak küçük kardeşimiz bizimle gelirse gideriz. Küçük kardeşimiz bizimle olmazsa o adamın yüzünü göremeyiz.’</p>



<p><strong>27</strong> “Babam, biz kullarına, ‘Biliyorsunuz, karım bana iki erkek çocuk doğurdu’ dedi, <strong>28</strong> ‘Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu. <strong>29</strong> Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.’</p>



<p><strong>30-31</strong> “Efendim, şimdi babam kulunun yanına döndüğümde çocuk yanımızda olmazsa, babam onu görmeyince ölür. Çünkü onu yaşama bağlayan bu çocuktur. Biz kulların da acı içinde babamızın ak saçlı başını ölüler diyarına indiririz. <strong>32</strong> Ben kulun bu çocuğa kefil oldum. Babama, ‘Onu sana geri getirmezsem, ömrümce kendimi sana karşı suçlu sayarım’ dedim.</p>



<p><strong>33</strong> “Lütfen şimdi çocuğun yerine beni kölen kabul et. Çocuk kardeşleriyle birlikte geri dönsün. <strong>34</strong> O yanımda olmadan babamın yanına nasıl dönerim? Babamın başına gelecek kötülüğe dayanamam.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 45</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf Kardeşlerine Kim Olduğunu Açıklıyor</h3>



<p><strong>1</strong> Yusuf adamlarının önünde kendini tutamayıp, “Herkesi çıkarın buradan!” diye bağırdı. Kendini kardeşlerine tanıttığında yanında kimse olmasın istiyordu. <strong>2</strong> O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.</p>



<p><strong>3</strong> Yusuf kardeşlerine, “Ben Yusuf&#8217;um!” dedi, “Babam yaşıyor mu?” Kardeşleri donup kaldı, yanıt veremediler.</p>



<p><strong>4</strong> Yusuf, “Lütfen bana yaklaşın” dedi. Onlar yaklaşınca Yusuf şöyle devam etti: “Mısır&#8217;a sattığınız kardeşiniz Yusuf benim. <strong>5</strong> Beni buraya sattığınız için üzülmeyin. Kendinizi suçlamayın. Tanrı insanlığı korumak için beni önden gönderdi. <strong>6</strong> Çünkü iki yıldır ülkede kıtlık var, beş yıl daha sürecek. Kimse çift süremeyecek, ekin biçemeyecek. <strong>7</strong> Tanrı yeryüzünde soyunuzu korumak ve harika biçimde canınızı kurtarmak için beni önünüzden gönderdi. <strong>8</strong> Beni buraya gönderen siz değilsiniz, Tanrı&#8217;dır. Beni firavunun başdanışmanı, sarayının efendisi, bütün Mısır ülkesinin yöneticisi yaptı. <strong>9</strong> Hemen babamın yanına gidin, ona oğlun Yusuf şöyle diyor deyin: ‘Tanrı beni Mısır ülkesine yönetici yaptı. Durma, yanıma gel. <strong>10</strong> Goşen bölgesine yerleşirsin; çocukların, torunların, davarların, sığırların ve sahip olduğun her şeyle birlikte yakınımda olursun. <strong>11</strong> Orada sana bakarım, çünkü kıtlık beş yıl daha sürecek. Yoksa sen de ailen ve sana bağlı olan herkes de perişan olursunuz.’</p>



<p><strong>12</strong> “Hepiniz gözlerinizle görüyorsunuz, kardeşim Benyamin, sen de görüyorsun konuşanın gerçekten ben olduğumu. <strong>13</strong> Mısır&#8217;da ne denli güçlü olduğumu ve bütün gördüklerinizi babama anlatın. Babamı hemen buraya getirin.”</p>



<p><strong>14</strong> Sonra kardeşi Benyamin&#8217;in boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı. <strong>15</strong> Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.</p>



<p><strong>16</strong> Yusuf&#8217;un kardeşlerinin geldiği haberi firavunun sarayına ulaşınca, firavunla görevlileri hoşnut oldu. <strong>17</strong> Firavun Yusuf&#8217;a şöyle dedi: “Kardeşlerine de ki, ‘Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin. <strong>18</strong> Babanızı ve ailelerinizi buraya getirin. Size Mısır&#8217;ın en iyi topraklarını vereceğim. Ülkenin kaymağını yiyeceksiniz.’ <strong>19</strong> Onlara ayrıca şöyle demeni de buyuruyorum: ‘Çocuklarınızla karılarınız için Mısır&#8217;dan arabalar alın, babanızla birlikte buraya gelin. <strong>20</strong> Gözünüz arkada kalmasın, çünkü Mısır&#8217;da en iyi ne varsa sizin olacak.’ ”</p>



<p><strong>21</strong> İsrail&#8217;in oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi. <strong>22</strong> Hepsine birer kat yedek giysi, Benyamin&#8217;e ise üç yüz parça gümüşle beş kat yedek giysi verdi. <strong>23</strong> Böylece babasına Mısır&#8217;da en iyi ne varsa hepsiyle yüklü on eşek, yolculuk için buğday, ekmek ve azık yüklü on dişi eşek gönderdi. <strong>24</strong> Kardeşlerini yolcu ederken onlara, “Yolda kavga etmeyin” dedi.</p>



<p><strong>25</strong> Yusuf&#8217;un kardeşleri Mısır&#8217;dan ayrılıp Kenan ülkesine, babaları Yakup&#8217;un yanına döndüler. <strong>26</strong> Ona, “Yusuf yaşıyor!” dediler, “Üstelik Mısır&#8217;ın yöneticisi olmuş.” Babaları donup kaldı, onlara inanmadı. <strong>27</strong> Yusuf&#8217;un kendilerine bütün söylediklerini anlattılar. Kendisini Mısır&#8217;a götürmek için Yusuf&#8217;un gönderdiği arabaları görünce, Yakup&#8217;un keyfi yerine geldi. <strong>28</strong> “Tamam!” dedi, “Oğlum Yusuf yaşıyor. Ölmeden önce gidip onu göreceğim.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 46</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Mısır&#8217;a Gidiyor</h3>



<p><strong>1</strong> İsrail sahip olduğu her şeyle birlikte yola çıktı. Beer-Şeva&#8217;ya varınca, orada babası İshak&#8217;ın Tanrısı&#8217;na kurbanlar kesti. <strong>2</strong> O gece Tanrı bir görümde İsrail&#8217;e, “Yakup, Yakup!” diye seslendi.</p>



<p>Yakup, “Buradayım” diye yanıtladı.</p>



<p><strong>3</strong> Tanrı, “Ben Tanrı&#8217;yım, babanın Tanrısı” dedi, “Mısır&#8217;a gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım. <strong>4</strong> Seninle birlikte Mısır&#8217;a gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusuf&#8217;un elleri kapayacak.”</p>



<p><strong>5</strong> Yakup Beer-Şeva&#8217;dan ayrıldı. Oğulları Yakup&#8217;u –İsrail&#8217;i– götürmek üzere firavunun gönderdiği arabalara onu, kendi çocuklarıyla karılarını bindirdiler. <strong>6-7</strong> Yakup, bütün ailesini –oğullarını, kızlarını, torunlarını– hayvanlarını ve Kenan ülkesinde kazandığı malları yanına alarak Mısır&#8217;a gitti.</p>



<p><strong>8</strong> İsrail&#8217;in Mısır&#8217;a giden oğullarının –Yakup&#8217;la oğullarının– adları şunlardır:</p>



<p>Yakup&#8217;un ilk oğlu Ruben.</p>



<p><strong>9</strong> Ruben&#8217;in oğulları:</p>



<p>Hanok, Pallu, Hesron, Karmi.</p>



<p><strong>10</strong> Şimon&#8217;un oğulları:</p>



<p>Yemuel, Yamin, Ohat, Yakin, Sohar ve Kenanlı bir kadının oğlu Şaul.</p>



<p><strong>11</strong> Levi&#8217;nin oğulları:</p>



<p>Gerşon, Kehat, Merari.</p>



<p><strong>12</strong> Yahuda&#8217;nın oğulları:</p>



<p>Er, Onan, Şela, Peres, Zerah.</p>



<p>Ancak Er&#8217;le Onan Kenan ülkesinde ölmüştü.</p>



<p>Peres&#8217;in oğulları:</p>



<p>Hesron, Hamul.</p>



<p><strong>13</strong> İssakar&#8217;ın oğulları:</p>



<p>Tola, Puvva, Yov, Şimron.</p>



<p><strong>14</strong> Zevulun&#8217;un oğulları:</p>



<p>Seret, Elon, Yahleel.</p>



<p><strong>15</strong> Bunlar Lea&#8217;nın Yakup&#8217;a doğurduğu oğullardır. Lea onları ve kızı Dina&#8217;yı Paddan-Aram&#8217;da doğurmuştu. Yakup&#8217;un bu oğullarıyla kızları toplam otuz üç kişiydi.</p>



<p><strong>16</strong> Gad&#8217;ın oğulları:</p>



<p>Sifyon, Hagi, Şuni, Esbon, Eri, Arodi, Areli.</p>



<p><strong>17</strong> Aşer&#8217;in çocukları:</p>



<p>Yimna, Yişva, Yişvi, Beria; kızkardeşleri Serah.</p>



<p>Beria&#8217;nın oğulları:</p>



<p>Hever, Malkiel.</p>



<p><strong>18</strong> Bunlar Lavan&#8217;ın kızı Lea&#8217;ya verdiği Zilpa&#8217;nın Yakup&#8217;a doğurduğu çocuklardır. Toplam on altı kişiydiler.</p>



<p><strong>19</strong> Yakup&#8217;un karısı Rahel&#8217;in oğulları:</p>



<p>Yusuf, Benyamin. <strong>20</strong> Yusuf&#8217;un Mısır&#8217;da On Kenti kâhini Potifera&#8217;nın kızı Asenat&#8217;tan Manaşşe ve Efrayim adında iki oğlu oldu.</p>



<p><strong>21</strong> Benyamin&#8217;in oğulları:</p>



<p>Bala, Beker, Aşbel, Gera, Naaman, Ehi, Roş, Muppim, Huppim, Ard.</p>



<p><strong>22</strong> Bunlar Rahel&#8217;in Yakup&#8217;a doğurduğu çocuklardır. Toplam on dört kişiydiler.</p>



<p><strong>23</strong> Dan&#8217;ın oğlu:</p>



<p>Huşim.</p>



<p><strong>24</strong> Naftali&#8217;nin oğulları:</p>



<p>Yahseel, Guni, Yeser, Şillem.</p>



<p><strong>25</strong> Bunlar Lavan&#8217;ın, kızı Rahel&#8217;e verdiği Bilha&#8217;nın Yakup&#8217;a doğurduğu çocuklardır. Toplam yedi kişiydiler.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakupoğulları Goşen&#8217;e Yerleşiyor</h3>



<p><strong>26</strong> Oğullarının karıları dışında Yakup&#8217;un soyundan gelen ve onunla birlikte Mısır&#8217;a gidenler toplam altmış altı kişiydi. Bunların hepsi Yakup&#8217;tan olmuştu. <strong>27</strong> Yusuf&#8217;un Mısır&#8217;da doğan iki oğluyla birlikte Mısır&#8217;a göçen Yakup ailesi toplam yetmiş kişiydi.</p>



<p><strong>28</strong> Yakup Goşen yolunu göstermesi için Yahuda&#8217;yı önden Yusuf&#8217;a gönderdi. Onlar Goşen&#8217;e varınca, <strong>29</strong> Yusuf arabasını hazırlayıp babası İsrail&#8217;i karşılamak üzere Goşen&#8217;e gitti. Babasını görür görmez boynuna sarılıp uzun uzun ağladı.</p>



<p><strong>30</strong> İsrail Yusuf&#8217;a, “Yüzünü gördüm ya, artık ölsem de gam yemem” dedi, “Yaşıyorsun!”</p>



<p><strong>31</strong> Yusuf kardeşleriyle babasının ev halkına şöyle dedi: “Gidip firavuna haber vereyim, ‘Kenan ülkesinde yaşayan kardeşlerimle babamın ev halkı yanıma geldi’ diyeyim. <strong>32</strong> Çoban olduğunuzu, hayvancılık yaptığınızı, bu yüzden davarlarınızla sığırlarınızı ve her şeyinizi birlikte getirdiğinizi anlatayım. <strong>33</strong> Firavun sizi çağırıp da, ‘Ne iş yaparsınız?’ diye sorarsa, <strong>34</strong> ‘Atalarımız gibi biz de çocukluktan beri hayvancılık yapıyoruz’ dersiniz. Öyle deyin ki, sizi Goşen bölgesine yerleştirsin. Çünkü Mısırlılar çobanlardan iğrenir.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 47</h2>



<p><strong>1</strong> Yusuf gidip firavuna, “Babamla kardeşlerim davarları, sığırları ve bütün eşyalarıyla Kenan ülkesinden geldiler” diye haber verdi, “Şu anda Goşen bölgesindeler.” <strong>2</strong> Sonra kardeşlerinden beşini seçerek firavunun huzuruna çıkardı.</p>



<p><strong>3</strong> Firavun Yusuf&#8217;un kardeşlerine, “Ne iş yapıyorsunuz?” diye sordu.</p>



<p>“Biz kulların atalarımız gibi çobanız” diye yanıtladılar, <strong>4</strong> “Bu ülkeye geçici bir süre için geldik. Çünkü Kenan ülkesinde şiddetli kıtlık var. Davarlarımız için otlak bulamıyoruz. İzin ver, Goşen bölgesine yerleşelim.”</p>



<p><strong>5</strong> Firavun Yusuf&#8217;a, “Babanla kardeşlerin yanına geldiler” dedi, <strong>6</strong> “Mısır ülkesi senin sayılır. Onları ülkenin en iyi yerine yerleştir. Goşen bölgesine yerleşsinler. Sence aralarında becerikli olanlar varsa, davarlarıma bakmakla görevlendir.”</p>



<p><strong>7</strong> Yusuf babası Yakup&#8217;u getirip firavunun huzuruna çıkardı. Yakup firavunu kutsadı. <strong>8</strong> Firavun, Yakup&#8217;a, “Kaç yaşındasın?” diye sordu.</p>



<p><strong>9</strong> Yakup, “Gurbet yıllarım yüz otuz yılı buldu” diye yanıtladı, “Ama yıllar çabuk ve zorlu geçti. Atalarımın gurbet yılları kadar uzun sürmedi.” <strong>10</strong> Sonra firavunu kutsayıp huzurundan ayrıldı.</p>



<p><strong>11</strong> Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır&#8217;a yerleştirdi; firavunun buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi. <strong>12</strong> Ayrıca babasıyla kardeşlerine ve babasının ev halkına, sahip oldukları çocukların sayısına göre yiyecek sağladı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Kıtlık Şiddetleniyor</h3>



<p><strong>13</strong> Kıtlık öyle şiddetlendi ki, hiçbir ülkede yiyecek bulunmaz oldu. Mısır ve Kenan ülkeleri kıtlıktan kırılıyordu. <strong>14</strong> Yusuf sattığı buğdaya karşılık Mısır ve Kenan&#8217;daki bütün paraları toplayıp firavunun sarayına götürdü. <strong>15</strong> Mısır ve Kenan&#8217;da para tükenince Mısırlılar Yusuf&#8217;a giderek, “Bize yiyecek ver” dediler, “Gözünün önünde ölelim mi? Paramız bitti.”</p>



<p><strong>16</strong> Yusuf, “Paranız bittiyse, davarlarınızı getirin” dedi, “Onlara karşılık size yiyecek vereyim.” <strong>17</strong> Böylece davarlarını Yusuf&#8217;a getirdiler. Yusuf atlara, davar ve sığır sürülerine, eşeklere karşılık onlara yiyecek verdi. Bir yıl boyunca hayvanlarına karşılık onlara yiyecek sağladı.</p>



<p><strong>18</strong> O yıl geçince, ikinci yıl yine geldiler. Yusuf&#8217;a, “Efendim, gerçeği senden saklayacak değiliz” dediler, “Paramız tükendi, davarlarımızı da sana verdik. Canımızdan ve toprağımızdan başka verecek bir şeyimiz kalmadı. <strong>19</strong> Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte firavunun kölesi olalım. Bize tohum ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.”</p>



<p><strong>20</strong> Böylece Yusuf Mısır&#8217;daki bütün toprakları firavun için satın aldı. Mısırlılar&#8217;ın hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. Toprakların tümü firavunun oldu. <strong>21</strong> Yusuf Mısır&#8217;ın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi . <strong>22</strong> Yalnız kâhinlerin toprağını satın almadı. Çünkü onlar firavundan aylık alıyor, firavunun bağladığı aylıkla geçiniyorlardı. Bu yüzden topraklarını satmadılar.</p>



<p><strong>23</strong> Yusuf halka, “Sizi de toprağınızı da firavun için satın aldım” dedi, “İşte size tohum, toprağı ekin. <strong>24</strong> Ürün devşirdiğinizde, beşte birini firavuna vereceksiniz. Beşte dördünü ise tohumluk olarak kullanacak ve ailelerinizle, çocuklarınızla yiyeceksiniz.”</p>



<p><strong>25</strong> “Canımızı kurtardın” diye karşılık verdiler, “Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.”</p>



<p><strong>26</strong> Yusuf ürünün beşte birinin firavuna verilmesini Mısır&#8217;da toprak yasası yaptı. Bu yasa bugün de yürürlüktedir. Yalnız kâhinlerin toprağı firavuna verilmedi.</p>



<p><strong>27</strong> İsrail Mısır&#8217;da Goşen bölgesine yerleşti. Orada mülk sahibi oldular, çoğalıp arttılar.</p>



<p><strong>28</strong> Yakup Mısır&#8217;da on yedi yıl yaşadı. Ömrü toplam yüz kırk yedi yıl sürdü. <strong>29</strong> Ölümü yaklaşınca, oğlu Yusuf&#8217;u çağırıp, “Eğer benden hoşnut kaldınsa, lütfen elini uyluğumun altına koy” dedi, “Bana sevgi ve sadakat göstereceğine söz ver. Lütfen beni Mısır&#8217;da gömme. <strong>30</strong> Atalarıma kavuştuğum zaman beni Mısır&#8217;dan çıkarıp onların yanına göm.”</p>



<p>Yusuf, “Dediğin gibi yapacağım” diye karşılık verdi.</p>



<p><strong>31</strong> İsrail, “Ant iç” dedi. Yusuf ant içti. İsrail yatağının başı ucunda eğilip RAB&#8217;be tapındı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 48</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup Efrayim&#8217;le Manaşşe&#8217;yi Kutsuyor</h3>



<p><strong>1</strong> Bir süre sonra, “Baban hasta” diye Yusuf&#8217;a haber geldi. Yusuf iki oğlu Manaşşe&#8217;yle Efrayim&#8217;i yanına alıp yola çıktı. <strong>2</strong> Yakup&#8217;a, “Oğlun Yusuf geliyor” diye haber verdiler. İsrail kendini toparlayıp yatağında oturdu.</p>



<p><strong>3</strong> Yusuf&#8217;a, “Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luz&#8217;da bana görünerek beni kutsadı” dedi, <strong>4</strong> “Bana, ‘Seni verimli kılacak, çoğaltacağım’ dedi, ‘Soyundan birçok ulus doğuracağım. Senden sonra bu ülkeyi sonsuza dek mülk olarak senin soyuna vereceğim.’</p>



<p><strong>5</strong> “Ben Mısır&#8217;a gelmeden önce burada doğan iki oğlun benim sayılır. Efrayim&#8217;le Manaşşe benim için Ruben&#8217;le Şimon gibidir. <strong>6</strong> Onlardan sonra doğacak çocuklar senin olsun. Efrayim&#8217;le Manaşşe&#8217;den onlara miras geçecek. <strong>7</strong> Ben Paddan&#8217;dan dönerken Rahel Kenan ülkesinde, Efrat&#8217;a varmadan yolda yanımda öldü. Çok üzüldüm, onu orada Efrat&#8217;a –Beytlehem&#8217;e– giden yolun kenarına gömdüm.”</p>



<p><strong>8</strong> İsrail, Yusuf&#8217;un oğullarını görünce, “Bunlar kim?” diye sordu.</p>



<p><strong>9</strong> Yusuf, “Oğullarım” diye yanıtladı, “Tanrı onları bana Mısır&#8217;da verdi.”</p>



<p>İsrail, “Lütfen onları yanıma getir, kutsayayım” dedi.</p>



<p><strong>10</strong> İsrail&#8217;in gözleri yaşlılıktan zayıflamıştı, göremiyordu. Yusuf oğullarını onun yanına götürdü. Babası onları öpüp kucakladı.</p>



<p><strong>11</strong> Sonra Yusuf&#8217;a, “Senin yüzünü göreceğimi hiç sanmıyordum” dedi, “Ama işte Tanrı bana soyunu bile gösterdi.”</p>



<p><strong>12</strong> Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı. <strong>13</strong> Sonra Efrayim&#8217;i sağına alarak İsrail&#8217;in sol eline, Manaşşe&#8217;yi soluna alarak İsrail&#8217;in sağ eline yaklaştırdı. <strong>14</strong> İsrail ellerini çapraz olarak uzattı, sağ elini küçük olan Efrayim&#8217;in, sol elini Manaşşe&#8217;nin başına koydu. Oysa ilkin Manaşşe doğmuştu.</p>



<p><strong>15</strong> Sonra Yusuf&#8217;u kutsayarak şöyle dedi:</p>



<p>“Atalarım İbrahim&#8217;in, İshak&#8217;ın hizmet ettiği,</p>



<p>Bugüne dek yaşamım boyunca bana çobanlık eden Tanrı,</p>



<p><strong>16</strong> Beni bütün kötülüklerden kurtaran melek bu gençleri kutsasın!</p>



<p>Adım ve atalarım İbrahim&#8217;le İshak&#8217;ın adları bu gençlerle yaşasın!</p>



<p>Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.”</p>



<p><strong>17</strong> Yusuf, babasının sağ elini Efrayim&#8217;in başına koyduğunu görünce, bundan hoşlanmadı. Babasının elini Efrayim&#8217;in başından kaldırıp Manaşşe&#8217;nin başına koymak istedi. <strong>18</strong> “Baba, öyle değil” dedi, “İlkin Manaşşe doğdu. Sağ elini onun başına koy.”</p>



<p><strong>19</strong> Ancak babası bunu istemedi. “Biliyorum oğlum, biliyorum” dedi, “Manaşşe de büyük bir halk olacak. Ama küçük kardeşi daha büyük bir halk olacak, soyundan birçok ulus doğacak.” <strong>20</strong> O gün onları kutsayarak şöyle dedi:</p>



<p>“İsrailliler, ‘Tanrı seni Efrayim ve Manaşşe gibi yapsın’</p>



<p>Diyerek sizin adınızla kutsayacaklar.”</p>



<p>Böylece Yakup Efrayim&#8217;i Manaşşe&#8217;nin önüne geçirdi.</p>



<p><strong>21</strong> İsrail Yusuf&#8217;a, “Ben ölmek üzereyim” dedi, “Tanrı sizinle olacak. Sizi atalarınızın toprağına geri götürecek. <strong>22</strong> Sana kardeşlerinden bir pay fazla veriyorum; onu Amorlular&#8217;dan kılıcımla, yayımla aldım.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 49</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;un Son Sözleri</h3>



<p><strong>1</strong> Yakup oğullarını çağırarak, “Yanıma toplanın” dedi, “Gelecekte size neler olacağını anlatayım.</p>



<p><strong>2</strong> “Yakupoğulları, toplanın ve dinleyin,</p>



<p>Babanız İsrail&#8217;e kulak verin.</p>



<p><strong>3</strong> “Ruben, sen benim ilk oğlum, gücümsün,</p>



<p>Kudretimin ilk ürünüsün,</p>



<p>Saygı ve güç bakımından en üstünsün.</p>



<p><strong>4</strong> Ama su gibi oynaksın,</p>



<p>Üstün olmayacaksın artık.</p>



<p>Çünkü babanın yatağına girip</p>



<p>Onu kirlettin.</p>



<p>Döşeğimi rezil ettin.</p>



<p><strong>5</strong> “Şimon&#8217;la Levi kardeştir,</p>



<p>Kılıçları şiddet kusar.</p>



<p><strong>6</strong> Gizli tasarılarına ortak olmam,</p>



<p>Toplantılarına katılmam.</p>



<p>Çünkü öfkelenince adam öldürdüler,</p>



<p>Canları istedikçe sığırları sakatladılar.</p>



<p><strong>7</strong> Lanet olsun öfkelerine,</p>



<p>Çünkü şiddetlidir.</p>



<p>Lanet olsun gazaplarına,</p>



<p>Çünkü zalimcedir.</p>



<p>Onları Yakup&#8217;ta bölecek</p>



<p>Ve İsrail&#8217;de dağıtacağım.</p>



<p><strong>8</strong> “Yahuda, kardeşlerin seni övecek,</p>



<p>Düşmanlarının ensesinde olacak elin.</p>



<p>Kardeşlerin önünde eğilecek.</p>



<p><strong>9</strong> Yahuda bir aslan yavrusudur.</p>



<p>Oğlum benim! Avından dönüp yere çömelir,</p>



<p>Aslan gibi, dişi bir aslan gibi yatarsın.</p>



<p>Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?</p>



<p><strong>10</strong> Sahibi gelene kadar</p>



<p>Krallık asası Yahuda&#8217;nın elinden çıkmayacak,</p>



<p>Yönetim hep onun soyunda kalacak,</p>



<p>Uluslar onun sözünü dinleyecek.</p>



<p><strong>11</strong> Eşeğini bir asmaya,</p>



<p>Sıpasını seçme bir dala bağlayacak;</p>



<p>Giysilerini şarapta,</p>



<p>Kaftanını üzümün kızıl kanında yıkayacak.</p>



<p><strong>12</strong> Gözleri şaraptan kızıl,</p>



<p>Dişleri sütten beyaz olacak.</p>



<p><strong>13</strong> “Zevulun deniz kıyısında yaşayacak,</p>



<p>Liman olacak gemilere,</p>



<p>Sınırı Sayda&#8217;ya dek uzanacak.</p>



<p><strong>14</strong> “İssakar semerler arasında yatan güçlü eşek gibidir;</p>



<p><strong>15</strong> Ne zaman dinlenecek iyi bir yer,</p>



<p>Hoşuna giden bir ülke görse,</p>



<p>Yüklenmek için sırtını eğer,</p>



<p>Angaryaya katlanır.</p>



<p><strong>16</strong> “Dan kendi halkını yönetecek,</p>



<p>Bir İsrail oymağı gibi.</p>



<p><strong>17</strong> Yol kenarında bir yılan,</p>



<p>Toprak yolda bir engerek olacak;</p>



<p>Atın topuklarını ısırıp</p>



<p>Atlıyı sırtüstü düşüren bir engerek.</p>



<p><strong>18</strong> “Ben senin kurtarışını bekliyorum, ya RAB.</p>



<p><strong>19</strong> “Gad akıncıların saldırısına uğrayacak,</p>



<p>Ama onların topuklarına saldıracak.</p>



<p><strong>20</strong> “Zengin yemekler olacak Aşer&#8217;de,</p>



<p>Krallara yaraşır lezzetli yiyecekler yetiştirecek Aşer.</p>



<p><strong>21</strong> “Naftali salıverilmiş geyiğe benzer,</p>



<p>Sevimli yavrular doğurur.</p>



<p><strong>22</strong> “Yusuf meyveli bir dal gibidir,</p>



<p>Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi,</p>



<p>Filizleri duvarların üzerinden aşar.</p>



<p><strong>23</strong> Okçular acımadan saldırdı ona.</p>



<p>Düşmanca savurdular oklarını üzerine.</p>



<p><strong>24</strong> Ama onun yayı sağlam,</p>



<p>Kolları esnek çıktı;</p>



<p>Yakup&#8217;un güçlü Tanrısı,</p>



<p>İsrail&#8217;in Kayası, Çobanı olan Tanrı sayesinde.</p>



<p><strong>25</strong> Sana yardım eden babanın Tanrısı&#8217;dır,</p>



<p>Her Şeye Gücü Yeten Tanrı&#8217;dır seni kutsayan.</p>



<p>Yukarıdaki göklerin</p>



<p>Ve aşağıdaki denizlerin bereketiyle,</p>



<p>Memelerin, rahimlerin bereketiyle O&#8217;dur seni kutsayan.</p>



<p><strong>26</strong> Babanın kutsamaları ebedi dağların nimetlerinden,</p>



<p>Ebedi tepelerin bolluğundan daha yücedir;</p>



<p>Yusuf&#8217;un başı üzerinde,</p>



<p>Kardeşleri arasında önder olanın üstünde olacak.</p>



<p><strong>27</strong> “Benyamin aç kurda benzer;</p>



<p>Sabah avını yer,</p>



<p>Akşam ganimeti paylaşır.”</p>



<p><strong>28</strong> İsrail&#8217;in on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;un Ölümü</h3>



<p><strong>29-30</strong> Sonra Yakup oğullarına şu buyrukları verdi: “Ben ölmek, halkıma kavuşmak üzereyim. Beni Kenan ülkesinde atalarımın yanına, Mamre yakınlarında Hititli Efron&#8217;un tarlasındaki mağaraya, Makpela Tarlası&#8217;ndaki mağaraya gömün. İbrahim o mağarayı mezar yapmak üzere Hititli Efron&#8217;dan tarlasıyla birlikte satın almıştı. <strong>31</strong> İbrahim&#8217;le karısı Sara, İshak&#8217;la karısı Rebeka oraya gömüldüler. Lea&#8217;yı da ben oraya gömdüm. <strong>32</strong> Tarla ile içindeki mağara Hititler&#8217;den satın alındı.”</p>



<p><strong>33</strong> Yakup oğullarına verdiği buyrukları bitirince, ayaklarını yatağın içine çekti, son soluğunu vererek halkına kavuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">YARATILIŞ 50</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yakup&#8217;un Gömülüşü</h3>



<p><strong>1</strong> Yusuf kendini babasının üzerine attı, ağlayarak onu öptü. <strong>2</strong> Babasının cesedini mumyalamaları için özel hekimlerine buyruk verdi. Hekimler İsrail&#8217;i mumyaladılar. <strong>3</strong> Bu iş kırk gün sürdü. Mumyalama için bu süre gerekliydi. Mısırlılar İsrail için yetmiş gün yas tuttu.</p>



<p><strong>4</strong> Yas günleri geçince, Yusuf firavunun ev halkına, “Eğer benden hoşnut kaldınızsa, lütfen firavunla konuşun” dedi, <strong>5</strong> “Babam bana ant içirdi: ‘Ölmek üzereyim. Beni Kenan ülkesinde kendim için kazdırdığım mezara gömeceksin’ dedi. Şimdi lütfen firavuna bildirin, izin versin gideyim, babamı gömüp geleyim.”</p>



<p><strong>6</strong> Firavun, “Git, babanı göm, andını yerine getir” dedi.</p>



<p><strong>7</strong> Böylece Yusuf babasını gömmeye gitti. Firavunun bütün görevlileri, sarayın ve Mısır&#8217;ın ileri gelenleri ona eşlik etti. <strong>8</strong> Yusuf&#8217;un bütün ailesi, kardeşleri, babasının ev halkı da onunla birlikteydi. Yalnız çocukları, davarlarla sığırları Goşen&#8217;de bıraktılar. <strong>9</strong> Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.</p>



<p><strong>10</strong> Şeria Irmağı&#8217;nın doğusunda Atat Harmanı&#8217;na varınca, yüksek sesle, acı acı ağıt yaktılar. Yusuf babası için yedi gün yas tuttu. <strong>11</strong> O bölgede yaşayan Kenanlılar, Atat Harmanı&#8217;ndaki yası görünce, “Mısırlılar ne kadar hüzünlü yas tutuyor!” dediler. Bu yüzden, Şeria Irmağı&#8217;nın doğusundaki bu yere Avel-Misrayim adı verildi.</p>



<p><strong>12</strong> Yakup&#8217;un oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler. <strong>13</strong> Onu Kenan ülkesine götürüp Mamre yakınlarında Makpela Tarlası&#8217;ndaki mağaraya gömdüler. O mağarayı mezar yapmak üzere tarlayla birlikte Hititli Efron&#8217;dan İbrahim satın almıştı. <strong>14</strong> Yusuf babasını gömdükten sonra, kendisi, kardeşleri ve onunla birlikte babasını gömmeye gelenlerin hepsi Mısır&#8217;a döndüler.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf Kardeşlerine Güven Veriyor</h3>



<p><strong>15</strong> Babalarının ölümünden sonra Yusuf&#8217;un kardeşleri, “Belki Yusuf bize kin besliyordur” dediler, “Ya ona yaptığımız kötülüğe karşılık bizden öç almaya kalkarsa?” <strong>16-17</strong> Böylece Yusuf&#8217;a haber gönderdiler: “Babamız ölmeden önce Yusuf&#8217;a şöyle deyin diye buyurmuştu: ‘Kardeşlerin sana kötülük yaptılar, lütfen onların suçunu, günahını bağışla.’ Ne olur şimdi günahımızı bağışla. Biz babanın Tanrısı&#8217;nın kullarıyız.” Yusuf bu haberi alınca ağladı.</p>



<p><strong>18</strong> Bunun üzerine kardeşleri gidip onun önünde yere kapanarak, “Senin köleniz” dediler.</p>



<p><strong>19</strong> Yusuf, “Korkmayın” dedi, “Ben Tanrı mıyım? <strong>20</strong> Siz bana kötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını korumak için o kötülüğü iyiliğe çevirdi. <strong>21</strong> Korkmanıza gerek yok, size de çocuklarınıza da bakacağım.” Yüreklerine dokunacak güzel sözlerle onlara güven verdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Yusuf&#8217;un Ölümü</h3>



<p><strong>22</strong> Yusuf&#8217;la babasının ev halkı Mısır&#8217;a yerleştiler. Yusuf yüz on yıl yaşadı. <strong>23</strong> Efrayim&#8217;in üç göbek çocuklarını gördü. Manaşşe&#8217;nin oğlu Makir&#8217;in çocukları onun elinde doğdu.</p>



<p><strong>24</strong> Yusuf yakınlarına, “Ben ölmek üzereyim” dedi, “Ama Tanrı kesinlikle size yardım edecek; sizi İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ant içerek söz verdiği topraklara götürecek.” <strong>25</strong> Sonra onlara ant içirerek, “Tanrı kesinlikle size yardım edecek” dedi, “O zaman kemiklerimi buradan götürürsünüz.”</p>



<p><strong>26</strong> Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır&#8217;da bir tabuta koydular.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">İncil Özeti</h3>



<p>İncil Hristiyanlık’ta Yeni Anlaşma olarak geçer. Tevrat, Zebur ve diğer peygamberlik kitapları Eski Anlaşma (Eski Ahit) olarak adlandırılırken İncil, Yeni Anlaşma (Yeni Ahit) olarak adlandırılır.</p>



<p>Anlaşma kavramını biraz daha açmamız gerekecek. Eski ve Yeni olarak nitelendirilen iki anlaşmanın varlığı aslında iki değişik anlaşma şeklinde değil birbirini tamamlayan anlaşmalar olarak anlamlandırılmalıdır.</p>



<p>Tek olan Tanrı’nın bir tek kurtarış planı vardı. Eski Anlaşma’da Tanrı bu plana İsrail halkıyla başlıyor ancak nihayi hedef tüm ulusların kurtuluşuydu. Dolayısıyla Eski Anlaşma’da küçük bir halkla başladığı kurtuluş planı Yeni Anlaşma’da Mesih aracılığıyla tüm dünyaya yayılır.</p>



<p>İsa Mesih’in Çarmıh’ta “Tamamlandı!” dediği O’nun yeryüzünde kısa bir süre için yaptığı hizmeti kapsıyorsa bile aslında sonsuz lütuf sahibi Tanrı’nın çağlar boyunca tasarladığı planın bir sonucudur. İsa Mesih’in Matta 5:17’de söylediği gibi “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmaya geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim”. İşte İsa Mesih’in çarmıhta “Tamamlandı!” diye haykırdığı tam da buydu. Eski ve Yeni Anlaşma İsa Mesih’te vücut buldu ve tamamlandı.</p>



<p>İncil’in ilk dört kitabı İsa Mesih’in yeryüzündeki hayatı ve hizmetiyle ilgili biyografik kitaplardır. Bunlar sırasıyla Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Bu kitaplardan sonra Luka’nın yazmış olduğu Elçilerin İşleri kitabı ilk Hristiyanlar’ın mücadelelerini ve evrensel kilisenin kuruluşunu anlatıyor. Elçilerin İşleri sonrasında Pavlus, Petrus, Yakup ve Yuhanna’nın yazmış olduğu mektuplar gelir. Bu mektuplar ilk kiliselere tavsiye ve öğretiş amacıyla yazılmıştır, ancak hem Tanrı Sözü olması dolayısıyla hem de içerdiği konular ve İsa Mesih’in sevgisi ve lütfunu işleme biçiminden dolayı günümüzde gerek kilisenin gerekse bireysel olarak tüm Hristiyanlar’ın önemli bir kaynağıdır. En son kitap Esinlenme’dir. Esinlenme’de genel olarak apokaliptik bir anlatımla Tanrı esiniyle son günlerin, son yargı gününün bir tasviri yapılır.</p>



<p>Aşağıda Online İncil olarak okuyabilirsiniz. Eğer ücretsiz İncil’e sahip olmak isterseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz.</p>



<p>Kutsal Kitap ile ilgili sorularınız, öğrenmek istedikleriniz varsa bizimle iletişime geçmeniz halinde size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEFANYA 1</title>
		<link>https://www.medyumpapazgultekin.net/2022/04/sefanya-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Medyum Papaz Gültekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 09:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medyumpapazgultekin.net/?p=1563</guid>

					<description><![CDATA[1 RAB, Yahuda Kralı Amon oğlu Yoşiya zamanında Hizkiya oğlu Amarya oğlu Gedalya oğlu Kuşi oğlu Sefanya&#8217;ya şöyle seslendi: Felakete Karşı Uyarı 2 “Yeryüzünden her şeyi silip süpüreceğim. 3 İnsanları, hayvanları, Gökteki kuşları, Denizdeki balıkları, Kötüleri ve onların günah tuzaklarını silip süpüreceğim. Yok edeceğim insanı yeryüzünden.” İşte böyle diyor RAB. 4-6 “Elimi Yahuda ve Yeruşalim&#8217;de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>1</strong> RAB, Yahuda Kralı Amon oğlu Yoşiya zamanında Hizkiya oğlu Amarya oğlu Gedalya oğlu Kuşi oğlu Sefanya&#8217;ya şöyle seslendi:</p>



<h3 class="wp-block-heading">Felakete Karşı Uyarı</h3>



<p><strong>2</strong> “Yeryüzünden her şeyi silip süpüreceğim.</p>



<p><strong>3</strong> İnsanları, hayvanları,</p>



<p>Gökteki kuşları,</p>



<p>Denizdeki balıkları,</p>



<p>Kötüleri ve onların günah tuzaklarını silip süpüreceğim.</p>



<p>Yok edeceğim insanı yeryüzünden.”</p>



<p>İşte böyle diyor RAB.</p>



<p><strong>4-6</strong> “Elimi Yahuda ve Yeruşalim&#8217;de yaşayanlara karşı uzatacağım.</p>



<p>Baal&#8217;dan* kalan izleri,</p>



<p>Putperest din adamlarıyla kâhinlerin adını,</p>



<p>Damlardan gök cisimlerine tapınanları,</p>



<p>Hem benim adıma, hem de Molek putu adına ant içip tapınanları,</p>



<p>Yolumdan dönenleri,</p>



<p>Bana yönelmeyenleri,</p>



<p>Kılavuzluğumu istemeyenleri buradan yok edeceğim.”</p>



<p><strong>7</strong> Susun Egemen RAB&#8217;bin önünde,</p>



<p>Çünkü O&#8217;nun günü yaklaştı.</p>



<p>RAB bir kurban hazırladı,</p>



<p>Konuklarını çağırdı.</p>



<p><strong>8</strong> “O kurban günü” diyor RAB,</p>



<p>“Önderleri, kral oğullarını,</p>



<p>Yabancıların geleneklerine uyanları</p>



<p>Cezalandıracağım.</p>



<p><strong>9</strong> İlahların tapınaklarını zorbalık ve hileyle dolduran putperestleri</p>



<p>O gün cezalandıracağım.</p>



<p><strong>10</strong> Diyorum ki, o gün kentin Balık Kapısı&#8217;ndan çığlıklar,</p>



<p>İkinci Mahalle&#8217;den feryatlar</p>



<p>Ve tepelerden büyük çatırtılar yükselecek.”</p>



<p>İşte böyle diyor RAB.</p>



<p><strong>11</strong> “Kentin aşağı mahallesinde oturanlar, feryat edin.</p>



<p>Bütün tüccarlarınız yok olacak,</p>



<p>Gümüş ticareti yapanların hepsi mahvolacak.</p>



<p><strong>12</strong> O gün kandille arayacağım Yeruşalim&#8217;in her yanını,</p>



<p>İçlerinden, ‘RAB bir şey yapmaz,</p>



<p>Ne iyilik eder ne kötülük’</p>



<p>Diyen o rahatına düşkün aymazları cezalandıracağım.</p>



<p><strong>13</strong> Servetleri yağmalanacak.</p>



<p>Viraneye dönecek evleri.</p>



<p>Yaptıkları evlerde oturamayacak,</p>



<p>Diktikleri bağların şarabını içemeyecekler.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rab&#8217;bin Büyük Günü</h3>



<p><strong>14</strong> RAB&#8217;bin büyük günü yaklaştı,</p>



<p>Yaklaştı ve çabucak geliyor.</p>



<p>Dinleyin, RAB&#8217;bin gününde</p>



<p>En yiğit asker bile acı acı feryat edecek.</p>



<p><strong>15</strong> Öfke günü o gün!</p>



<p>Acı ve sıkıntı,</p>



<p>Yıkım ve felaket,</p>



<p>Zifiri karanlık bir gün olacak,</p>



<p>Bulutlu, koyu karanlık bir gün.</p>



<p><strong>16</strong> Surlu kentlere, köşelerdeki yüksek kulelere karşı</p>



<p>Savaş borularının çalındığı,</p>



<p>Savaş naralarının atıldığı gündür.</p>



<p><strong>17</strong> RAB diyor ki, “İnsanları öyle bir felakete uğratacağım ki,</p>



<p>Körler gibi, nereye gittiklerini göremeyecekler.</p>



<p>Çünkü bana karşı günah işlediler.</p>



<p>Su gibi akacak kanları,</p>



<p>Bedenleri yerde çürüyecek.”</p>



<p><strong>18</strong> RAB&#8217;bin öfke gününde,</p>



<p>Altınları da gümüşleri de</p>



<p>Onları kurtaramayacak.</p>



<p>RAB&#8217;bin kıskançlık ateşi bütün ülkeyi yakıp yok edecek.</p>



<p>RAB ülkede yaşayanların hepsini korkunç bir sona uğratacak.</p>



<h2 class="wp-block-heading">SEFANYA 2</h2>



<p><strong>1-2</strong> Ey utanmaz ulus, toparlan!</p>



<p>Hakkında ferman çıkmadan,</p>



<p>Gün saman ufağı gibi geçip gitmeden,</p>



<p>RAB&#8217;bin kızgın öfkesi üzerine dökülmeden,</p>



<p>RAB&#8217;bin öfke günü gelmeden toparlan.</p>



<p><strong>3</strong> Ey RAB&#8217;bin ilkelerini yerine getirenler,</p>



<p>Ülkedeki bütün alçakgönüllüler, RAB&#8217;be yönelin.</p>



<p>Doğruluğu ve alçakgönüllülüğü amaç edinin.</p>



<p>Belki RAB&#8217;bin öfke gününde kurtulabilirsiniz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Rab Ulusları Cezalandırıyor</h3>



<p><strong>4</strong> Gazze bomboş kalacak,</p>



<p>Viraneye dönecek Aşkelon,</p>



<p>Boşaltılacak Aşdot öğle vakti,</p>



<p>Ekron temelden yıkılacak.</p>



<p><strong>5</strong> Deniz kıyısında yaşayan</p>



<p>Keret ulusunun vay haline!</p>



<p>Ey Filist ülkesi Kenan,</p>



<p>RAB&#8217;bin yargısı sana karşıdır.</p>



<p>Hepinizi yok edecek RAB,</p>



<p>Ülkede yaşayan kimse kalmayacak.</p>



<p><strong>6</strong> Deniz kıyısındaki ülkeniz,</p>



<p>Çoban barınaklarıyla sürü ağıllarının bulunduğu otlaklara dönecek;</p>



<p><strong>7</strong> Yahuda oymağından sağ kalanların eline geçecek.</p>



<p>Orada otlatacaklar sürülerini,</p>



<p>Aşkelon&#8217;un evlerinde geceleyecekler.</p>



<p>Çünkü Tanrıları RAB onları kayıracak.</p>



<p>Eski gönençlerine kavuşturacak onları.</p>



<p><strong>8-9</strong> İsrail&#8217;in Tanrısı Her Şeye Egemen RAB şöyle diyor:</p>



<p>“Moavlılar&#8217;ın halkımı nasıl aşağıladığını,</p>



<p>Ammon halkının onlara nasıl hakaret ettiğini,</p>



<p>Onları nasıl alaya aldığını,</p>



<p>Topraklarını nasıl tehdit ettiğini duydum.</p>



<p>Varlığım hakkı için,</p>



<p>Moav kesinlikle Sodom gibi,</p>



<p>Ammon da Gomora gibi olacak.</p>



<p>Otlarla, tuz çukurlarıyla dolacak,</p>



<p>Sonsuza dek virane kalacak.</p>



<p>Mallarını halkımdan geride kalanlar yağmalayacak.</p>



<p>Topraklarını ulusumdan sağ kalanlar miras alacak.”</p>



<p><strong>10</strong> Gururlanmalarının,</p>



<p>Her Şeye Egemen RAB&#8217;bin halkını aşağılayıp</p>



<p>Alay etmelerinin karşılığı bu olacak.</p>



<p><strong>11</strong> Dehşete düşürecek RAB onları,</p>



<p>Yeryüzünün bütün ilahlarını yok edecek.</p>



<p>Kıyılardaki bütün uluslar,</p>



<p>Bulundukları yerde O&#8217;na tapınacaklar.</p>



<p><strong>12</strong> “Ey Kûşlular,</p>



<p>Siz de benim kılıcımla öleceksiniz” diyor RAB.</p>



<p><strong>13</strong> RAB elini kuzeye doğru uzatıp</p>



<p>Asur&#8217;u yok edecek.</p>



<p>Ninova&#8217;yı viraneye,</p>



<p>Çöl gibi kurak bir alana çevirecek.</p>



<p><strong>14</strong> Orası sürülerin, her türlü hayvanın yattığı yer olacak.</p>



<p>Sütun başlıklarında ishakkuşları, kır baykuşları barınacak.</p>



<p>Sesleri pencerelerde yankılanacak,</p>



<p>Yıkıntılar dolduracak eşiklerin önünü,</p>



<p>Sedir kirişler ortaya çıkacak.</p>



<p><strong>15</strong> İşte budur güvenlikte olduğunu sanan,</p>



<p>“Bir ben varım, benden başkası yok” diyen eğlence düşkünü kent.</p>



<p>Nasıl da viraneye döndü,</p>



<p>Yabanıl hayvanlara barınak oldu!</p>



<p>Yanından her geçen gördüğü dehşetten irkiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">SEFANYA 3</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Yeruşalim&#8217;in Geleceği</h3>



<p><strong>1</strong> Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!</p>



<p><strong>2</strong> Söz dinlemedi, ders almadı, RAB&#8217;be güvenmedi,</p>



<p>Tanrısı&#8217;na sığınmadı.</p>



<p><strong>3</strong> Yöneticileri kükreyen aslanlar,</p>



<p>Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi,</p>



<p>Sabaha bir şey bırakmazlar.</p>



<p><strong>4</strong> Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir.</p>



<p>Kâhinleri kutsal olanı kirletip,</p>



<p>Yasayı çarpıtırlar.</p>



<p><strong>5</strong> Ama adil RAB hâlâ o kentte;</p>



<p>O haksızlık etmez,</p>



<p>Aksatmadan dağıtır adaletini her yeni günün sabahında.</p>



<p>Ne var ki, bu yetmiyor haksızları utandırmaya.</p>



<p><strong>6</strong> RAB diyor ki, “Ulusları yok ettim,</p>



<p>Kalelerini yıktım, sokaklarını harap ettim.</p>



<p>O sokaklardan geçen kimse yok artık.</p>



<p>Kentleri viraneye döndü,</p>



<p>Eser kalmadı insandan.</p>



<p><strong>7</strong> Halkım benden korkar,</p>



<p>Ders alır bundan dedim.</p>



<p>O zaman konutlarına dokunmaz,</p>



<p>Onları tasarladığım cezaya çarptırmazdım.</p>



<p>Ama her türlü kötülüğü yapmaya istekli görünüyorlar.”</p>



<p><strong>8</strong> Bu yüzden, “Bekleyin de görün” diyor RAB,</p>



<p>“Ulusları yargılayacağım günü bekleyin.</p>



<p>Ulusları toplamaya,</p>



<p>Krallıkları bir araya getirmeye,</p>



<p>Gazabımı, kızgın öfkemi</p>



<p>Üzerlerine dökmeye karar verdim.</p>



<p>Çünkü kıskançlığımın ateşi bütün dünyayı yiyip bitirecek.</p>



<p><strong>9</strong> O zaman, hep birlikte beni adımla çağırmaları,</p>



<p>Omuz omuza bana hizmet etmeleri için,</p>



<p>Halkların dudaklarını pak kılacağım.</p>



<p><strong>10</strong> Dağılmış olan, bana tapan halkım,</p>



<p>Kûş ırmaklarının ötesinden</p>



<p>Bana sunular getirecek.</p>



<p><strong>11</strong> Halkım bana yaptığı bunca kötülük yüzünden utandırılmayacak o gün.</p>



<p>Çünkü gururlu, küstah olanları uzaklaştıracağım aralarından.</p>



<p>Kutsal dağımda bir daha böbürlenmeyecekler.</p>



<p><strong>12</strong> Orada sadece benim adıma sığınan uysal ve alçakgönüllüleri bırakacağım.</p>



<p><strong>13</strong> İsrailliler&#8217;den geride kalanlar haksızlık etmeyecek,</p>



<p>Yalan söylemeyecek,</p>



<p>Kimseyi aldatmayacak,</p>



<p>Tok karna yatacaklar ve onları korkutan olmayacak.”</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sevinç Ezgisi</h3>



<p><strong>14</strong> Ey Siyon kızı, ezgiler söyle!</p>



<p>Ey İsrail, haykır!</p>



<p>Yürekten sevin, sevinçle coş,</p>



<p>Ey Yeruşalim kızı!</p>



<p><strong>15</strong> RAB senin cezanı kaldırdı,</p>



<p>Kovdu düşmanlarını.</p>



<p>İsrail&#8217;in Kralı RAB seninle.</p>



<p>Korkma artık kötülükten.</p>



<p><strong>16</strong> O gün Yeruşalim&#8217;e denecek ki,</p>



<p>“Korkma, ey Siyon, gevşemesin ellerin.</p>



<p><strong>17</strong> Tanrın RAB, o güçlü Kurtarıcı seninle.</p>



<p>Alabildiğine sevinecek senin için,</p>



<p>Sevgisiyle seni yenileyecek , ezgilerle coşacak.”</p>



<p><strong>18-20</strong> RAB, “Bayramlar için çektiğiniz özlemleri sona erdireceğim” diyor,</p>



<p>“Bunlar sizin için ağırlık ve utançtır.</p>



<p>Sizi ezenlerin tümünü cezalandıracağım o gün.</p>



<p>Düşkünleri kurtaracak, sürgünleri toplayacağım.</p>



<p>Utanç içinde kaldıkları bütün ülkelerde</p>



<p>Onları yüceltip onurlandıracağım.</p>



<p>O zaman sizi toplayıp yurdunuza geri getireceğim.</p>



<p>Göreceksiniz, sizi yeniden bayındır kılacak,</p>



<p>Dünyanın bütün halkları arasında yüceltip onurlandıracağım.”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">İncil Özeti</h3>



<p>İncil Hristiyanlık’ta Yeni Anlaşma olarak geçer. Tevrat, Zebur ve diğer peygamberlik kitapları Eski Anlaşma (Eski Ahit) olarak adlandırılırken İncil, Yeni Anlaşma (Yeni Ahit) olarak adlandırılır.</p>



<p>Anlaşma kavramını biraz daha açmamız gerekecek. Eski ve Yeni olarak nitelendirilen iki anlaşmanın varlığı aslında iki değişik anlaşma şeklinde değil birbirini tamamlayan anlaşmalar olarak anlamlandırılmalıdır.</p>



<p>Tek olan Tanrı’nın bir tek kurtarış planı vardı. Eski Anlaşma’da Tanrı bu plana İsrail halkıyla başlıyor ancak nihayi hedef tüm ulusların kurtuluşuydu. Dolayısıyla Eski Anlaşma’da küçük bir halkla başladığı kurtuluş planı Yeni Anlaşma’da Mesih aracılığıyla tüm dünyaya yayılır.</p>



<p>İsa Mesih’in Çarmıh’ta “Tamamlandı!” dediği O’nun yeryüzünde kısa bir süre için yaptığı hizmeti kapsıyorsa bile aslında sonsuz lütuf sahibi Tanrı’nın çağlar boyunca tasarladığı planın bir sonucudur. İsa Mesih’in Matta 5:17’de söylediği gibi “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmaya geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim”. İşte İsa Mesih’in çarmıhta “Tamamlandı!” diye haykırdığı tam da buydu. Eski ve Yeni Anlaşma İsa Mesih’te vücut buldu ve tamamlandı.</p>



<p>İncil’in ilk dört kitabı İsa Mesih’in yeryüzündeki hayatı ve hizmetiyle ilgili biyografik kitaplardır. Bunlar sırasıyla Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Bu kitaplardan sonra Luka’nın yazmış olduğu Elçilerin İşleri kitabı ilk Hristiyanlar’ın mücadelelerini ve evrensel kilisenin kuruluşunu anlatıyor. Elçilerin İşleri sonrasında Pavlus, Petrus, Yakup ve Yuhanna’nın yazmış olduğu mektuplar gelir. Bu mektuplar ilk kiliselere tavsiye ve öğretiş amacıyla yazılmıştır, ancak hem Tanrı Sözü olması dolayısıyla hem de içerdiği konular ve İsa Mesih’in sevgisi ve lütfunu işleme biçiminden dolayı günümüzde gerek kilisenin gerekse bireysel olarak tüm Hristiyanlar’ın önemli bir kaynağıdır. En son kitap Esinlenme’dir. Esinlenme’de genel olarak apokaliptik bir anlatımla Tanrı esiniyle son günlerin, son yargı gününün bir tasviri yapılır.</p>



<p>Aşağıda Online İncil olarak okuyabilirsiniz. Eğer ücretsiz İncil’e sahip olmak isterseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz.</p>



<p>Kutsal Kitap ile ilgili sorularınız, öğrenmek istedikleriniz varsa bizimle iletişime geçmeniz halinde size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HABAKKUK 1</title>
		<link>https://www.medyumpapazgultekin.net/2022/04/habakkuk-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Medyum Papaz Gültekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 09:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medyumpapazgultekin.net/?p=1555</guid>

					<description><![CDATA[1 Peygamber Habakkuk&#8217;a bir görümde verilen bildiridir. Habakkuk&#8217;un Rab&#8217;be Yakınması 2 Ya RAB, ne zamana dek seni yardıma çağıracağım, Beni duymuyor musun? “Zorbalık var” diye haykırıyorum sana, Ama kurtarmıyorsun! 3 Bunca kötülüğü bana neden gösteriyorsun, Nasıl hoş görürsün bunca haksızlığı? Nereye baksam şiddet ve zorbalık var. Kavgaların, çekişmelerin sonu gelmiyor. 4 Bu yüzden yasa işlemez [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p id="block-187aad32-c139-477f-8fb0-4772472b1d1d"><strong>1</strong> Peygamber Habakkuk&#8217;a bir görümde verilen bildiridir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="block-7787dbbc-b29e-4144-bb3a-97edef16cd68">Habakkuk&#8217;un Rab&#8217;be Yakınması</h3>



<p id="block-9352914a-4b53-4143-a2c4-61e141d530b6"><strong>2</strong> Ya RAB, ne zamana dek seni yardıma çağıracağım,</p>



<p id="block-d2edb007-78b5-4bb5-bec4-9f3221e7a1a3">Beni duymuyor musun?</p>



<p id="block-be7fedfc-4810-4ec2-b769-a70c68d3ae06">“Zorbalık var” diye haykırıyorum sana,</p>



<p id="block-59ec478a-d9be-46f0-8374-f821ac13cfdc">Ama kurtarmıyorsun!</p>



<p id="block-c0b7b16e-0b1d-4507-8330-e11f2b2f76fe"><strong>3</strong> Bunca kötülüğü bana neden gösteriyorsun,</p>



<p id="block-d11d6cca-b4b8-44b8-965a-230b4696de24">Nasıl hoş görürsün bunca haksızlığı?</p>



<p id="block-d10a4f6f-09fe-4627-9722-631b159fd146">Nereye baksam şiddet ve zorbalık var.</p>



<p id="block-f24ad463-5bb4-4c42-9101-263e7f6e3e96">Kavgaların, çekişmelerin sonu gelmiyor.</p>



<p id="block-e3529e42-40ee-438c-b4ed-ac6e3cc195f4"><strong>4</strong> Bu yüzden yasa işlemez oldu,</p>



<p id="block-dcab3576-11b7-4562-8a6d-da3f5d134b9f">Bir türlü yerini bulmuyor hak.</p>



<p id="block-d80a99ae-4de6-47b1-a0db-c6a72811bfac">Kötüler doğruları kıskaca almış</p>



<p id="block-7e44ea5b-11a3-4223-85eb-762e1ada2dc5">Ve böylece adalet saptırılıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="block-7dda40ed-22f7-46d5-bb1c-df2c21b78852">Rab&#8217;bin Yanıtı</h3>



<p id="block-36e13101-9f40-48a8-88c5-f8bda23f37f9"><strong>5</strong> “Bakın öbür uluslara,</p>



<p id="block-a8a8eb0e-0fb9-4933-ac65-f50f37af336d">Gördüklerinize büsbütün şaşacaksınız.</p>



<p id="block-a7bfeab7-b5f5-4033-9b0f-b85c23dd9d1e">Sizin gününüzde öyle işler yapacağım ki,</p>



<p id="block-f535c631-c710-4ea1-9a24-b548baa83af7">Anlatsalar inanmayacaksınız.</p>



<p id="block-8e469b37-81aa-4f50-81ac-fe3c7b27abb3"><strong>6</strong> Başkalarına ait toprakları ele geçirmek için</p>



<p id="block-fa93f43b-4336-45e2-a731-bf58eaaa943c">Dünyanın dört yanına yürüyen o acımasız ve saldırgan ulusu,</p>



<p id="block-45ad73e6-0869-4786-8954-a9312d363396">Kildaniler&#8217;i* güçlendireceğim.</p>



<p id="block-804c9bae-0c3a-4e33-8704-cb48519feed7"><strong>7</strong> Dehşetli ve korkunçturlar,</p>



<p id="block-a2f1306d-cc14-4da4-a98d-9e3f1e3dc000">Gururlu ve başlarına buyrukturlar.</p>



<p id="block-aa98a40e-ce7e-45fa-8648-73fd3a18c100"><strong>8</strong> Parstan çeviktir atları,</p>



<p id="block-053e9c63-4570-4c0c-a162-d0c30a1f45fe">Aç kurttan daha azgın.</p>



<p id="block-9727a587-ae32-4207-8496-44e78a8e896b">Atlıları yeri deşerek geliyor uzaklardan,</p>



<p id="block-1fbb65fc-b579-416d-a2e7-4abcdc428224">Avına saldıran kartal gibi uçuyorlar,</p>



<p id="block-d9adaa27-883f-4c90-a51b-3e16bf104e77"><strong>9</strong> Yağmalamak için geliyor hepsi.</p>



<p id="block-e55b0fdf-4d86-44ed-ac23-45258e866ddc">Orduları çöl rüzgarı gibi ilerliyor</p>



<p id="block-c8672d68-185a-44db-bd2c-d25608552c2b">Ve kum gibi tutsak topluyorlar.</p>



<p id="block-9b1ad925-70e2-4187-823a-bfeb6ccdebe4"><strong>10</strong> Küçümsüyorlar kralları,</p>



<p id="block-b3e5aac8-80ac-42c7-be9c-e447a58398a4">Yöneticilerle alay ediyorlar.</p>



<p id="block-e561f4c1-5ddc-43da-be26-62068ebf922c">Dudak büküyorlar bütün surlu kentlere,</p>



<p id="block-f29a9e49-eba7-4c24-b0d5-a961d66dbedb">Önlerine toprak yığıp onları ele geçiriyorlar.</p>



<p id="block-f529fad9-86cb-4218-a1ae-df1b69d9c039"><strong>11</strong> Rüzgar gibi geçip gidiyorlar.</p>



<p id="block-a8d86bfd-9b70-4949-9ddf-6c5694c83998">Bu suçlu adamların ilahları kendi güçleridir.”</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="block-acc1111a-97bd-49fe-9997-151386adbe52">Habakkuk Rab&#8217;be Yine Yakınıyor</h3>



<p id="block-015fe97c-4ada-4a0e-8819-cf1c4ffc7396"><strong>12</strong> Ya RAB, kutsal Tanrım,</p>



<p id="block-309ef0af-6870-4b3b-bcac-b4d39b7fb96d">Öncesizlikten beri var olan sen değil misin?</p>



<p id="block-8a4d495e-cc84-4d46-abc1-28c8aef446d0">Sen ölmeyeceksin .</p>



<p id="block-e74497d3-d772-4142-bfce-8c19a45ad68c">Ya RAB, bizi yargılamak için Kildaniler&#8217;i* mi seçtin?</p>



<p id="block-920c0eac-170d-4a38-b987-a708faabb560">Ey sığınağımız , onlara mı verdin cezalandırma yetkisini?</p>



<p id="block-ef609e76-2401-4048-94f9-c9c69d950a1b"><strong>13</strong> Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin.</p>



<p id="block-731cf4e9-b9e2-4dfe-bc5c-609457a738c0">Haksızlığı hoş göremezsin.</p>



<p id="block-f87259a6-d8ba-4498-bb29-f42de65985a0">Öyleyse nasıl hoş görürsün</p>



<p id="block-266e2516-2b81-4874-bd68-ab51e715354c">Bu hain adamları?</p>



<p id="block-eacb9c4a-8adc-4af8-9e0a-1f9757cf02a4">Doğrular kötülere yem olurken</p>



<p id="block-56e144c8-38ea-4030-b0aa-af90f966a734">Neden susuyorsun?</p>



<p id="block-67f6e36b-e67a-4107-96da-241b62cd8623"><strong>14</strong> İnsanları denizdeki balıklara,</p>



<p id="block-15c28c8c-bdf2-4a9e-8842-ddd316a0edee">Yöneticiden yoksun sürüngenlere çevirdin.</p>



<p id="block-5d8e04ee-7891-44c6-bbf2-e8acc8083ed0"><strong>15</strong> Kildaniler onları oltayla, ağla,</p>



<p id="block-794d667d-1096-4ffa-a2be-19d43f01c14d">Serpme ağla tutar gibi tutuyor</p>



<p id="block-68de152f-0cbc-41a6-b3e0-2163bd554933">Ve sevinç çığlıkları atıyorlar.</p>



<p id="block-61ef7afd-01bf-4ecb-a5d1-6a4c4c3e829d"><strong>16</strong> Kurban kesiyorlar ağlarına bu yüzden.</p>



<p id="block-abc31da9-1963-4ad6-8927-0a9dadb7ef80">Kendilerine lezzetli ve bol yiyecek sağlayan ağları için buhur yakıyorlar.</p>



<p id="block-804c9fc7-4fd5-4f06-bb06-4c8a7d9dd3bb"><strong>17</strong> Ağlarını durmadan boşaltmaya,</p>



<p id="block-01bf25ee-202f-4e3b-8307-c65bc341ffe3">Ulusları acımasızca öldürmeye devam edecekler mi?</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="block-6e8e950f-3348-478d-9a41-f306e02a51bf">HABAKKUK 2</h2>



<p id="block-ee130b69-bb8f-4df3-8afb-8587714ca9bc"><strong>1</strong> Nöbet yerinde, gözcü kulesinde durayım,</p>



<p id="block-6c136e40-ce3b-4b9d-b4bb-d20420b4d7b6">Bakayım RAB bana ne diyecek,</p>



<p id="block-1606b434-0a15-46fa-b2c2-d5f104f17932">Yakınmalarıma ne yanıt verecek göreyim.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="block-a2640557-30a8-4a15-bdac-9a1155eee77b">Rab&#8217;bin Yanıtı</h3>



<p id="block-2484e687-5396-4a4e-b24b-efcca012e148"><strong>2</strong> Şöyle yanıtladı RAB:</p>



<p id="block-d8e53465-2605-48aa-93a1-332f2cdab1b9">“Göreceklerini taş levhalara oyarak yaz.</p>



<p id="block-6937e008-ac69-466f-89f8-a89b2235fce0">Öyle ki, herkes bir çırpıda okusun.</p>



<p id="block-b8df9b3c-b5ce-429d-a246-f088e7dad30e"><strong>3</strong> Bu olayların zamanı gelmedi henüz.</p>



<p id="block-4a2e903f-b7b4-431c-a8ca-d1a146e25b25">Sonun belirtileridir bunlar ve yalan değildir.</p>



<p id="block-392b2b07-dfe3-4417-9273-169981d0fa94">Gecikiyormuş gibi görünse de bekle olacakları,</p>



<p id="block-6870bd9a-ee5c-40bd-ad1e-d97a8f286e36">Kesinlikle olacak, gecikmeyecek.</p>



<p id="block-ddf753a0-4295-47bd-a3dd-688b7c2423be"><strong>4</strong> Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir.</p>



<p id="block-01dcb4ac-183d-4c06-ab87-80751fb05f2a">Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.</p>



<p id="block-ebf12ddb-8c30-437c-b7cf-931a3e1d345e"><strong>5</strong> Servet aldatıcıdır.</p>



<p id="block-4f55275a-7cbd-45f5-93ba-803b67b76f15">Küstahlar kalıcı değildir;</p>



<p id="block-d10bd632-50cd-4449-a649-b30bef1c2736">Açgözlüdürler ölüler diyarı gibi</p>



<p id="block-7d66d459-a242-4ff7-906a-085bfd33164f">Ve ölüm gibi hiç doymazlar.</p>



<p id="block-bc092cff-bd75-4189-88c5-b7a1c1e58409">Ülkeleri ele geçirip halkları tutsak alırlar.</p>



<p id="block-5e2a59d9-0a74-4a1f-98cd-d5aa58aeaf2c"><strong>6</strong> Tutsak alınanlar onları küçümseyip alay etmeyecekler mi?</p>



<p id="block-5770da7a-5998-49a6-a03a-e673775f1268">‘Kendisine ait olmayanı ele geçirenin,</p>



<p id="block-fb3dd707-58c9-492c-afa6-aead44d8263d">Haraç alarak zenginleşenin vay haline!</p>



<p id="block-4a1fbf02-90eb-4769-babf-2deb694ed02a">Daha ne kadar sürecek bu?’ demeyecekler mi?</p>



<p id="block-08c62c0b-6f95-483b-90f9-f52536bba24b"><strong>7</strong> Haraca kestikleriniz ansızın ayaklanmayacak mı?</p>



<p id="block-c0e81107-29e2-4538-8989-f93aed48501e">Uyanıp yakanıza yapışmayacaklar mı?</p>



<p id="block-8b87e288-1240-4961-826c-076f32ff19d0">İşte o zaman onlar için çapul malı gibi olacaksınız.</p>



<p id="block-55bc145d-7c93-4495-ac55-021d0f6f1abc"><strong>8</strong> Birçok ulusu soyduğunuz,</p>



<p id="block-5f9e50d3-cf7b-4c60-8749-62b0089b69cb">Kan döktüğünüz,</p>



<p id="block-faf3dd54-b7c9-493a-a346-c34d2aaf40eb">Ülkelere, kentlere ve oralarda yaşayan herkese zorbalık ettiğiniz için,</p>



<p id="block-0f28e9eb-f478-4f1a-bcd9-7a3970050187">Halklardan sağ kalanlar da sizi soyacaklar.</p>



<p id="block-91decbb5-f1f9-4126-ae97-89aa2c295805"><strong>9</strong> Evini haksız kazançla dolduranın,</p>



<p id="block-6b751b24-b977-4e14-a019-4ee9bd25d4eb">Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!</p>



<p id="block-b8f74cd0-d63c-4cee-ad6a-86bf10c57461"><strong>10</strong> Birçok halkı kıyıma uğratmakla</p>



<p id="block-168d4881-a776-4270-8f3c-f2b559a0132a">Kendi soyunuzu utanca boğdunuz,</p>



<p id="block-b4503a3e-1135-45d1-ac95-658979c39e08">Kendi yıkımınızı hazırladınız.</p>



<p id="block-0bd4c127-4469-41f3-b0e9-c221904d53a7"><strong>11</strong> Duvar taşları bile haykıracak bunu</p>



<p id="block-e26a3b81-b36f-4619-8885-b8e69f87aec5">Ve yankılanacak ahşap kirişler.</p>



<p id="block-fde3bb43-4cf9-49b4-97bd-ec9f79823f5c"><strong>12</strong> Kan dökerek kentler kuranın,</p>



<p id="block-ef05980d-dc0f-4c47-9ec8-263b881db664">Zorbalıkla beldeler yapanın vay haline!</p>



<p id="block-6c241017-3aff-4164-9001-2114f61f3075"><strong>13</strong> Halkların bütün emeklerinin yanması,</p>



<p id="block-6da341da-0b50-4bd6-b97f-e3f2375ddda5">Ulusların bütün çabalarının boşa gitmesi</p>



<p id="block-9be5b1c9-f2aa-4a3b-b316-2e48533eafb0">Her Şeye Egemen RAB&#8217;bin işi değil mi?</p>



<p id="block-1389039e-89ff-404c-83fe-843fcd61317c"><strong>14</strong> Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa,</p>



<p id="block-5876089d-6258-40b5-8b25-c387013e6239">Dünya da RAB&#8217;bin yüceliğinin bilgisiyle dolacak.</p>



<p id="block-c22cec2a-8605-4067-848a-22afe42a3918"><strong>15</strong> Çıplak bedenlerini seyretmek için</p>



<p id="block-90b553a2-44fe-4a69-9112-56b170c4a4b1">Komşularına içki içirip sarhoş eden,</p>



<p id="block-38da3e13-989c-49db-943f-9e62b51c390b">İçkiye zehir bile katan sizlerin vay haline!</p>



<p id="block-2fbdcca7-0de8-4fd1-ac5b-1d37d9077a64"><strong>16</strong> Onur yerine utanca boğulacaksınız.</p>



<p id="block-da98e24c-f29e-4dab-b04e-d0c6960ecfd0">Şimdi sıra sizde, için de çıplaklığınız görünsün.</p>



<p id="block-eb3bc25a-cba4-4628-aa82-d0bcb092d581">RAB size sağ elindeki ceza dolu kâseden içirecek.</p>



<p id="block-ed4e3167-eefd-4650-b174-638b1e9c8154">Onurunuz kırılacak, rezil olacaksınız.</p>



<p id="block-9708a205-c18f-4310-aa02-9df9c05ae5f5"><strong>17</strong> Lübnan&#8217;a ettiğiniz zorbalık kendi başınıza gelecek.</p>



<p id="block-ae05fb05-d4f5-45b8-943c-e13b412bb43a">Telef ettiğiniz hayvanlar sizi dehşete düşürecek.</p>



<p id="block-8adafa91-6a50-4ba3-94fc-36b4af905c53">Çünkü insan kanı döktünüz,</p>



<p id="block-0dbe8d97-f2ad-4573-9b7c-6d7957684dca">Ülkelere, kentlere ve oralarda yaşayan herkese zorbalık ettiniz.</p>



<p id="block-2c7e1e5e-9050-4905-b6ef-3244adc64554"><strong>18</strong> İnsanın biçim verdiği oyma ya da dökme putun ne yararı var ki aldatmaktan başka?</p>



<p id="block-9f40600a-107a-475f-8a6b-22b5f4b2dc9d">Putu yapan, yaptığına güvenir,</p>



<p id="block-d3fee620-362a-4e8e-a495-d19fc4caef43">Ama yaptığı ne ki, dilsiz puttan başka.</p>



<p id="block-26eb8678-c972-45c9-835f-d45ad7cbdd04"><strong>19</strong> Tahta puta, ‘Canlan!’ diyenin,</p>



<p id="block-a04f54b5-5d04-4805-b51d-1ae9d5016dcb">Dilsiz taşa, ‘Uyan’ diyenin</p>



<p id="block-43fbd4cc-7c96-40ff-a4ad-1ba26db91f24">Vay haline!</p>



<p id="block-4afd1472-c71f-4973-8ca6-9a556b0c3780">Put yol gösterebilir mi?</p>



<p id="block-517242a2-cb96-45d0-a5e9-4382ccc64f58">Altınla, gümüşle kaplanmış,</p>



<p id="block-04d57808-6d57-4995-b294-114c096ace19">Ama içinde yaşam soluğu yok.</p>



<p id="block-cc933ac4-2bd4-4771-b9b7-d8145386e2d3"><strong>20</strong> Oysa RAB kutsal tapınağındadır.</p>



<p id="block-6927bebb-3697-4172-b292-451e4390e0b5">Sussun bütün dünya O&#8217;nun önünde.”</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="block-23ddaa05-2c70-40b2-baba-e5879e3433be">HABAKKUK 3</h2>



<h3 class="wp-block-heading" id="block-cc23de06-ce87-4605-ba1b-3d98de572fc9">Habakkuk&#8217;un Duası</h3>



<p id="block-9137201b-cb0f-4e2e-89d2-dcba36bc08e2"><strong>1</strong> Peygamber Habakkuk&#8217;un Duası &#8211; Şigyonot Makamında</p>



<p id="block-9600bd3c-7ffb-4e7c-96f2-e9f1f9dc0d0d"><strong>2</strong> Ya RAB, ününü duydum ve yaptıklarının karşısında ürperdim.</p>



<p id="block-5a3ea8d5-3fe2-47a4-bed6-f947cebb5565">Günümüzde de aynı şeyleri yap, ya RAB,</p>



<p id="block-657072cc-5308-4103-af8d-302c2cb81402">Şimdi herkes bilsin neler yapabildiğini.</p>



<p id="block-05127895-54e4-4ccb-b6d0-1e3758f77be4">Öfkeliyken merhametini anımsa!</p>



<p id="block-44721bf8-1771-402f-940f-ef1852160d44"><strong>3</strong> Tanrı Teman&#8217;dan,</p>



<p id="block-2de69c2d-546e-4e7b-baf5-a7bd9a0cebe8">Kutsal Tanrı Paran Dağı&#8217;ndan geldi.</p>



<p id="block-0f067acc-52a0-43dd-9f6e-cecfaf3ba25c">Görkemi kapladı gökleri,</p>



<p id="block-543681fb-a4b6-4020-9280-19e742c98256">O&#8217;na sunulan övgüler dünyayı doldurdu.</p>



<p id="block-2abf4ebd-b8f7-45b3-b5db-806f805488ed"><strong>4</strong> Güneş gibi parıldıyor,</p>



<p id="block-ab464eb6-20ad-4372-b831-edc36f9fb26a">Elleri ışık saçıyor.</p>



<p id="block-4a46d5e1-60c3-4ddd-8625-7e646511a427">Gücünün gizi ellerinde.</p>



<p id="block-a1bea21c-23f6-4076-bb81-f0964963ab24"><strong>5</strong> Yayılıyor salgın hastalıklar önüsıra,</p>



<p id="block-bdc1e531-aa6f-4033-a5f8-9a298351377b">Ardısıra da ölümcül hastalıklar.</p>



<p id="block-9f2c956d-1058-416b-a1fc-573bcd8383ef"><strong>6</strong> Duruşuyla dünyayı sarstı,</p>



<p id="block-79e8b29b-70f1-4f8b-bc2c-68e6beea5729">Titretti ulusları bakışıyla,</p>



<p id="block-05bafab4-ad67-424f-affd-3398826d9024">Yaşlı dağlar darmadağın oldu,</p>



<p id="block-25029395-d7fc-404f-a19f-3ea788433ac7">Dünya kurulalı beri var olan tepeler O&#8217;na baş eğdi.</p>



<p id="block-966dcf02-15ce-4e5f-94ba-fe41c6e8fb9c">Tanrı&#8217;nın yolları değişmezdir.</p>



<p id="block-a885faac-4e97-43b9-a51b-df55904dcd81"><strong>7</strong> Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm,</p>



<p id="block-286f69e4-87da-4fc5-bd70-288e126cfb37">Midyan konutları korkudan titriyordu.</p>



<p id="block-1b343957-af6f-4a6a-8588-09b0cea3b5f6"><strong>8</strong> Ya RAB, nehirlere mi öfkelendin?</p>



<p id="block-a760b73e-f959-4b56-acf2-cd6ba2516ff2">Gazabın ırmaklara mı?</p>



<p id="block-6786a3ab-988c-4e5e-b86a-de29c34f5c99">Yoksa denize mi kızdın da,</p>



<p id="block-954cc86e-c3a5-48fb-93f9-d575871ac003">Atlarına, yenilmez savaş arabalarına bindin?</p>



<p id="block-621f4917-bd2d-477e-a0ae-2d741ba9f1f8"><strong>9</strong> Gerdin yayını,</p>



<p id="block-73d8d003-6c25-4e0a-ace7-c506547ab729">Okların içtiğin antlardır.</p>



<p id="block-f38e50f2-7a25-45eb-b8ff-f40115e87ed1">Yeryüzünü akarsularla yardın.</p>



<p id="block-436676d2-3e6e-4455-af20-caa3af4f7813"><strong>10</strong> Sarsıldı dağlar seni görünce,</p>



<p id="block-6d9c56a7-31b6-4d4f-b3b7-3d9498b093bc">Seller her yanı süpürüp geçti.</p>



<p id="block-e1c58e47-0486-4717-9ca7-d52370aa5e6d">Engin denizler gürledi, dalgalar yükseldi.</p>



<p id="block-8758a23b-4ecb-47b7-8656-a778b0873df5"><strong>11</strong> Uçuşan oklarının pırıltısından,</p>



<p id="block-749c74cb-2014-4148-84e7-5c057e4dbd41">Parlayan mızrağının ışıltısından,</p>



<p id="block-e220ede0-3213-4d3d-96a2-20cba240856c">Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.</p>



<p id="block-86c1bc50-f58b-49b1-99d7-f53a5b5797d5"><strong>12</strong> Gazap içinde ilerledin yeryüzünde,</p>



<p id="block-b28571e2-d2db-4123-b487-571e171de069">Ulusları öfkeyle çiğneyip ezdin.</p>



<p id="block-e23fa7ba-c1ce-4a4b-b510-c0842a40d384"><strong>13</strong> Kendi halkını, seçtiğin ulusu kurtarmaya geldin.</p>



<p id="block-c89cab0a-6577-4f5b-9948-7bd880336486">Kötü soyun başını ezdin,</p>



<p id="block-1cf80ed3-3cdb-478a-a606-1323e9f7698f">Soydun onu tepeden tırnağa.</p>



<p id="block-a6a3f583-0564-4a28-a0d6-ec6cebf07de8"><strong>14</strong> Başını kendi mızrağıyla deldin.</p>



<p id="block-74cdd1eb-e5e4-4ae8-8833-73dcc5f5e4aa">Askerleri fırtına gibi gelmişti bizi dağıtmaya,</p>



<p id="block-f3d6eae7-b665-4e28-9e61-5cce021f5015">Saklanan düşkünleri yok etmiş gibi seviniyorlardı.</p>



<p id="block-0b6556a0-555b-4451-a95c-5842b7a3e6e9"><strong>15</strong> Sense atlarınla çiğneyip geçtin büyük denizleri,</p>



<p id="block-ee85a231-a893-4b2f-94dc-d0ab3facfe49">Sularını köpürterek&#8230;</p>



<p id="block-9c8fb04c-f8a1-4630-ac80-75058acedb0f"><strong>16</strong> Sesini duyunca yüreğim hopladı,</p>



<p id="block-47710d63-f943-48d1-99dd-18c88e00eb77">Seğirdi dudaklarım,</p>



<p id="block-e63c5362-a92b-48a6-abcd-7b4b3aa75a3d">Kemiklerim eridi sanki,</p>



<p id="block-f6b9ab5e-89e6-4ab5-8dbb-1a98c3cfcc3f">Çözüldü dizlerimin bağı.</p>



<p id="block-fb301212-afa7-4c80-be5d-40886e63e378">Ama bize saldıran halkın felakete uğrayacağı günü</p>



<p id="block-fad5d1ec-2bc7-463f-a307-c8d9d5db4ef5">Sabırla bekleyeceğim.</p>



<p id="block-74f15700-0e2a-4052-ad78-80a2d233f68c"><strong>17</strong> Tomurcuklanmasa incir ağaçları,</p>



<p id="block-8123fd6a-81f1-409d-8103-a0372ded364c">Asmalar üzüm vermese,</p>



<p id="block-00c70647-5f02-480f-9dc5-ade598a2f0a2">Boşa gitse de zeytine verilen emek,</p>



<p id="block-6e5449d7-fc11-4256-850f-e78520ce3a77">Tarlalar ürün vermese de,</p>



<p id="block-22afca38-e09d-4df1-ad9a-6e046ec0bc8f">Boşalsa da davar ağılları,</p>



<p id="block-8ea768bb-9824-446f-81a7-c9dcd1384969">Sığır kalmasa da ahırlarda,</p>



<p id="block-bee89cd1-1ea4-4a4f-93ba-7dac7b439b2f"><strong>18</strong> Ben yine RAB sayesinde sevineceğim,</p>



<p id="block-d3f31071-4a6a-49e5-965b-fd49281eec6a">Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.</p>



<p id="block-57445c8d-4ddd-455b-b499-297344ce1c91"><strong>19</strong> Egemen RAB gücümdür benim.</p>



<p id="block-35fb5adb-6491-49df-8edf-081fcac6ac35">Ayaklarıma geyik ayağının çevikliğini verir.</p>



<p id="block-b92d941e-84f4-4953-873d-e26d06118014">Aşırtır beni yükseklerden.</p>



<p id="block-eabfc99d-81be-41e5-8a96-36e2f5c9c6fa">Müzik şefi için: Telli sazlar eşliğinde söylenecek.</p>



<hr class="wp-block-separator" id="block-fddc0eac-f3cb-4562-a0f7-86ed733ee8a7"/>



<h3 class="wp-block-heading" id="block-33421016-9a7d-4b8a-8d8c-f3f4660a6de5">İncil Özeti</h3>



<p id="block-f2478d7e-6c18-4862-b8c9-0825cff7eba2">İncil Hristiyanlık’ta Yeni Anlaşma olarak geçer. Tevrat, Zebur ve diğer peygamberlik kitapları Eski Anlaşma (Eski Ahit) olarak adlandırılırken İncil, Yeni Anlaşma (Yeni Ahit) olarak adlandırılır.</p>



<p id="block-621a9407-0583-4326-b2af-1ebd7b40bf15">Anlaşma kavramını biraz daha açmamız gerekecek. Eski ve Yeni olarak nitelendirilen iki anlaşmanın varlığı aslında iki değişik anlaşma şeklinde değil birbirini tamamlayan anlaşmalar olarak anlamlandırılmalıdır.</p>



<p id="block-51d0c5c1-4819-4223-bf8e-fc3dea8273c3">Tek olan Tanrı’nın bir tek kurtarış planı vardı. Eski Anlaşma’da Tanrı bu plana İsrail halkıyla başlıyor ancak nihayi hedef tüm ulusların kurtuluşuydu. Dolayısıyla Eski Anlaşma’da küçük bir halkla başladığı kurtuluş planı Yeni Anlaşma’da Mesih aracılığıyla tüm dünyaya yayılır.</p>



<p id="block-47e8a48e-4103-4580-96b5-b7301af4cd50">İsa Mesih’in Çarmıh’ta “Tamamlandı!” dediği O’nun yeryüzünde kısa bir süre için yaptığı hizmeti kapsıyorsa bile aslında sonsuz lütuf sahibi Tanrı’nın çağlar boyunca tasarladığı planın bir sonucudur. İsa Mesih’in Matta 5:17’de söylediği gibi “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmaya geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim”. İşte İsa Mesih’in çarmıhta “Tamamlandı!” diye haykırdığı tam da buydu. Eski ve Yeni Anlaşma İsa Mesih’te vücut buldu ve tamamlandı.</p>



<p id="block-31dcb5ca-befe-4057-be1b-b730c5dcd4c1">İncil’in ilk dört kitabı İsa Mesih’in yeryüzündeki hayatı ve hizmetiyle ilgili biyografik kitaplardır. Bunlar sırasıyla Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Bu kitaplardan sonra Luka’nın yazmış olduğu Elçilerin İşleri kitabı ilk Hristiyanlar’ın mücadelelerini ve evrensel kilisenin kuruluşunu anlatıyor. Elçilerin İşleri sonrasında Pavlus, Petrus, Yakup ve Yuhanna’nın yazmış olduğu mektuplar gelir. Bu mektuplar ilk kiliselere tavsiye ve öğretiş amacıyla yazılmıştır, ancak hem Tanrı Sözü olması dolayısıyla hem de içerdiği konular ve İsa Mesih’in sevgisi ve lütfunu işleme biçiminden dolayı günümüzde gerek kilisenin gerekse bireysel olarak tüm Hristiyanlar’ın önemli bir kaynağıdır. En son kitap Esinlenme’dir. Esinlenme’de genel olarak apokaliptik bir anlatımla Tanrı esiniyle son günlerin, son yargı gününün bir tasviri yapılır.</p>



<p id="block-aace1477-eee4-4c9f-8acc-e9fbc58d4949">Aşağıda Online İncil olarak okuyabilirsiniz. Eğer ücretsiz İncil’e sahip olmak isterseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz.</p>



<p id="block-44a8a071-de11-4774-8c8d-060b568b1ed0">Kutsal Kitap ile ilgili sorularınız, öğrenmek istedikleriniz varsa bizimle iletişime geçmeniz halinde size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
